Artık O'nlar Ardınızdan 121 ile geliyorlar

Konu, 'Motosiklet Şürüş Eğitimi ve Dersleri' kısmında Şenol SEL tarafından paylaşıldı.

  1. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
    [​IMG]

    1 Eylül tarihinden itibaren karayollarındaki hız limitleri yeniden düzenlendi. Bu yeni yönetmelik ile getirilen en büyük değişiklik ise "yerleşim yeri dışında" diye tabir edilen şehirlerarası yollara bir de "bölünmüş yollar" diye yeni bir kavramın eklenmesi. Buna göre otomobillerin "bölünmüş" yollardaki hızları 110 (yüzon) kilometreye (yüzde 10 tolerans ile beraber 121 km) çıkartıldı..

    Nedir bu "Bölünmüş Yol".

    Sözlükçesi; Bir yöndeki trafiğe ait taşıt yolunun bir ayırıcı ile belirli bir şekilde diğer taşıt yolundan ayrılması ile meydana gelen karayolu çeşidi. Sözlük böyle diyor ama bana soracak olursanız, "Bölünmüş" yol dediğimiz sağdan soldan her an bir girişin çıkışın olabileceği, tarlalar ile iç içe, şerit genişlikleri normalinden daha dar, bozuk satıhlı, viraj yarıçapları hiçbir şekilde olması gerektiği gibi hesaplanmamış, her an karşınıza bir yayanın, bir hayvanın, 10km ile seyahat eden bir traktör veya römorklu başka bir aracın çıkabileceği, ışıklandırması olmayan, çoğunlukla şerit çizgileri silinmiş, trafik işaretlerinin en alt düzeyde bulunduğu, sıradan, hatta standartları sıradan da aşağıda olan bir "karayolu" çeşidi (eminim her biriniz bu standartlara daha neler eklemişsinizdir bile!..)

    Karayolları Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre; 2002 senesinde sadece 4.326 kilometre olan "bölünmüş yollar" 2010 senesi Ocak ayı itibarıyla; 16.368 kilometreye ulaşmış durumda. Üstelik bunun sadece 4.117 kilometresi "Bitümlü Sıcak Kaplama" tabir edilen (otoyollarda kullanılan) kaliteli asfalt ile kaplanmışken, geriye kalan 12.251 kilometresi herhalde sadece biz de bulunan ve adına "Sathi Kaplama" denilen kalitesiz asfalt yani biz motorcuların baş belası mıcır üstü zift şeklindeki yol zemininden oluşuyor.

    Aslına bakarsanız, 2002'den sonra yapılan çalışmalarda evvelce tek yönlü gidişgeliş olan bir çok şehirler arası ya da kasabalar, köyler arası yollar, sağdan, soldan araziler, tarlalar 510 metre kadar istimlak edilerek düzgün bir zemin yapısı, alt yapı falan oluşturulmadan üzeri "sathi kaplama" dediğimiz, 'mıcır üzeri az zift' ile kaplanarak, bir de ortası kaldırım bordürü dediğimiz 2025 santimlik bırakın olası bir kaza anında bariyer olmayı aksine sizi karşı şeride fırlatmaya çok müsait taşlar döşenerek ikiye ayrılmış yol olarak bizlere sunuldu (son zamanlarda meydana gelen "yolun karşı tarafına geçerek.." diye başlayan kazalardaki artışlar dikkatinizi çekiyor mu?!..)

    Çoğunlukla, ihale yasasından kurtulmak için kısa bölümler halinde ve "yol yapım" işi ile ilgisi bile olmayan müteahhitlere sadece 'yapsınlar!' diye ihale edilen "bölünmüş yollar" büyük ihtimalle bir iki sene içinde ortaya çıkan kaplama hataları, açılan çukurlar, çöken bölgeleri tamir edecek bir anlaşma yapılmadığından zaten tüm niteliğini yitirdi. Arada bir Karayolu işçileri çukurların üzerini yine çakıl ve zift ile örttü. Yağan her birkaç damla yağmurda yine açıldılar.

    Şimdi bu yollarda artık yaşları nedeniyle vergiden bile düşmüş Murat 124'ler, 131'ler, Şahinler, Serçeler, Kartallar, Doğanlar, Doğan görünümlü Şahinler, Renault 9'lar, 11' ler, 12'ler, 21'ler, Station Wagonlar, Toros'lar sizin ardınızdan 121 ile gelecekler.

    Sizden sadece 5 kilometre yavaş bir hızla, asgari hızı olan 85km ile giden 20 sene veya daha yaşlı, istihap haddinin iki misli, üstü açık, kum, çakıl, kaya, tomruk, bağlanmamış konteyner falan taşıyan kamyonlar, daracık şeritlerinde sağdan soldan, tarlalardan, çayırlardan önlerine fırlayabilecek herhangi bir şeyden kaçmak için yapacakları en ufak bir direksiyon hareketi ile tüm iki şeridi bile kaplayabilecekler.

    Bir virajı aldığında, emniyet şeridi olmadığından sağ şeridin ortasında arızalı bir aracı görmüş o yukarıda bahsettiğim ABS'siz, hatta balatasız, kabak tekerlekli, gaz ile çalışan otolar, sol şeritte siz olduğunuza bakmadan birden sizin önünüze atlayacaklardır.

    121 bu yollar için çok fazla..

    "Bitümlü Sıcak Kaplama" denilen asfalt ile yapılmış, geniş ve standartlara uygun 3 adet şeridi bulunan otoyollara bir bakalım; Emniyet cepleri ve şeritleri var. Soldan kesinlikle giriş çıkış yok, sağdan giriş çıkışlar ise akan trafiği hiçbir şekilde tehlikeye atmıyor. Viraj yarıçapları ve eğimleri uluslar arası standartlarda, bilimsel olarak belirlenmiş ve inşa edilmiş. Yol yüzeyi her an bakımdan geçirilen, bakım yapılan bölgelerde kilometrelerce öncesinde şeritlerin trafiğe kapatılıp, uyarı levhaları gözümüzün içine sokulurcasına yerleştirilmiş. Yol çizgileri geceleri dahi pırıl pırıl parlayan, hayvanın, yayanın, çok ağır ve yavaş giden araçların girmesi yasak olan otoyollar.

    Burada araçlara tahsis edilen asgari sürat 120 km iken, yukarıda saydıklarımdan hiçbir tanesinin dahi bulunmadığı üstüne üstlük virajlarında hiçbir eğim ve tedbirin olmadığı "bölünmüş" yollar da ise bundan sadece ve sadece 10 kilometre eksik. 110!.. Yani 121.

    Hem de o kadar aceleye getirilen bir karar neticesinde daha henüz 110 kilometreye uygun yol işaretlemeleri yapılmamış ve yapılması en azından birkaç sene alabilecek "bölünmüş" yollardan bahsediyorum. Bir de; bu yolları kullanan "sürücülerden". Hani 121 ile giderken saniyede 36.3 metre yani kullandığı aracın neredeyse 10 boyu kadar yol kat ettiğinin bile farkında olmayanlardan.

    O 4.117 kilometre "bitümlü sıcak karışım" ile yapılanlardan değil ki zaten onlar çoğunlukla otoyol çıkış ve bağlantı yolları, büyük şehirlere giriş ve çıkışlarda zaten "bölünmüş yol" olarak planlanmış ve inşa edilmiş olanlardır diğer 12.251 kilometre tutan, "sathi kaplamalı" olanlardan bahsediyorum. Anadolu'ya çıktığınızda, insanlar, bakın iki şehir arası nasıl da kısaldı şu "bölünmüş yollar" ile diye bahsettiklerinden. Her 1520 kilometrede bir yerleşim yeri mutlaka vardır. Artık o araçlar, yerleşim yeri asgari hızı olan 50'ye 121'den düşecekler. Nerdeyse Formula 1 pistlerinin uzun düzlükleri sonrasındaki 7. vitesden 2. Vitese düşülen meşhur virajları gibi..

    Son iki üç haftadır bu tür şehirlerarası "bölünmüş yollarda" araba ile işim gereği bir sürü seyahat yapmak, yol almak durumunda kaldım. İnanın, iyi ve bilinçli bir araba sürücüsü, ayrıca motosiklet sürücülüğünden gelen Gold seviyesinde güvenli sürüş deneyimim olmasına rağmen, altımda sadece 2 yaşında, lastikleri yeni değişmiş, ABS ve bilumum diğer yol tutuş özellikleri olan bir araba vardı. İnanın ben bile bu tür yollarda 121 ile seyretmekten tedirgin oldum.

    [​IMG]

    Bir kere yol yüzeyi sürekli olarak bu sürati tutturmanızı kesinlikle etkiliyor, ayağınız devamlı gazdan kalkıp tekrar basıyor. Virajlara girişlerde, ne kadar geniş olursa olsun ki çoğunlukla ciddi genişlikte virajlar çok az yolun bir eğimi falan olmadığından savruluyorsunuz.

    Şeridinizin tamamını kenarlara yığılmış, yere yapışmış mı, gevşek mi olduğunu anlayamadığınız mıcırlardan dolayı kullanamıyorsunuz. Zaten yolun sağı ve sollu ayrıca giriş ve çıkışlardan dolayı, toprakla bulanmış, yağışlı havalarda ise çamurla. Hele bir de bu tür bir toprak ve çamur ile sola bir virajda, sağdan ilerlerken karşılaştığınız düşünün. Bazı yerlerde 1020 kilometrelik bir mesafede bile en az 1015 kez bu tür bir giriş ve çıkışla rastlaşmak mümkün. İnanın abartmıyorum.

    Yan tarladaki ağaçlar, boş çayırlıktaki çalılıklar yolun sağ şeridinin neredeyse dörtte birini kaplamış yollar hiç de az değil. Dediğim gibi yollar duble, "bölünmüş" hale dönüştürülürken yapılan istimlaklerde devlet hiç ama hiç cömert davranmamış. Her şeyi neredeyse milimetresine kadar cimrice hesap etmiş de köylünün elindeki toprağı almış gibi duruyor. Yanlış anlamayın, ŞileTekeAğva arasındaki dar yollardan bahsetmiyorum. Konumuz halen daha gidişgelişte de 2 şeridi bulunan "bölünmüş" yollar.

    Karşıdan, sol şeritten gelen arabalar o kadar yakın ki, zaman zaman yanlış şeritte miyim, yoksa "bölünmüş" yolda değil miyim diye aklınızdan geçtiği bile oluyor, hele de karanlıkta. Karşı yolun sol şeridinden gelen otobüslerin, kamyonların rüzgârını hissedebiliyorsunuz.

    121 ile giderken saniyede 36 metre yol aldığınızdan epey ilerinizde en sağdan giden traktöre inanılmaz, hatta beklemediğiniz bir sürede yaklaşıyorsunuz ve "bu traktör her an soldaki bir girişe sapmak isteyebilir mi" diye bir de "soldan bir giriş çıkış falan var mıdır" acaba diye tedirginleşiyorsunuz. İleride bir ani durum ile karşılaştığınızda, eğer ki sürücülük tepkileriniz iyi ise, yani standartların üstünde bir sürücü iseniz önünüzde durabilmek için, iyi bir araç ve iyi fren ve iyi lastikleriniz olduğunu farz ediyoruz, 108 metreye ihtiyacınız olduğunu bilmek bile kendi başına sizi tedirgin eden bir olgu. Acaba kaç sürücü bunları biliyordur? Bunun cevabını biliyor olmak ise bambaşka bir korku kaynağı..

    Yerleşim yerlerine yaklaşırken 50'ye düşmek bile bir dert. Evvelce, tabelayı ya da evleri gördünüz mü ayağınızı belli bir süre önce gazdan çektiğinizde, şehrin girişine kadar 50'ye düşüyordunuz ama şimdi ya bir kaç kilometre kala bu hareketi yapacaksınız, ya da bir dönemecin ardında şehrin tabelasını gördüğünüzde asılacaksınız frenlere.

    Şehri geçtikten sonra, neredeyse yürüme hızında gidiyormuş hissi veren 50'nin ardından tekrar 121'e çıkarken, bu sefer 121'in gerçekten ne olduğunu anlamaya başlıyor ve bu sefer daha da tedirgin olmaya başlıyorsunuz.

    Hani evvelce 90 ile gidilen yolda bir tehlike, viraj, bir şeyler olduğunda 70 tabelaları vardı. Halen daha sadece onlar var. Yani 121' den birden 70'e düşmeniz bekleniyor. Ya da 50'ye. Karayolları, yolu oraları 90 ile geçilecek kadar kaliteli yapamadığından, sorumluluk almamak adına sizin süratinizi azaltmanızı istiyor.

    Hani aklıma gelmedi değil. Evvelce bu yolda araçlar 90 yapıyorlardı ve tehlikeli diye Karayolları sizden 50'lere, 70'lere düşmenizi istiyordu ya. Ne oldu da birden bu yollarda, aynı yollarda 90 değil ama 110 (121) yapılabileceğine karar verdiler bir gün, bir gece içerisinde. İşte bunu anlamak mümkün değil.

    Karayolları Müdürü müydü neydi, bu yönetmelik çıktıktan bir iki hafta sonra bir yetkili gazetelere demeç vermiş; "Artık zaman kazanıyoruz", "evvelce 5 saatte gidilen yol artık 4 saatte alınıyor" diye. Gülmem mi, yoksa ağlamam mı gerektiğini gerçekten bilemedim!

    Neyse; bu yollarda sizlerde her gün gidip geldiğinize göre benim yukarıda saydığım veya sayamadığım her olay, etki, tehlike vesaire ile sizler de mutlaka karşılaşmışsınızdır ve bu örnekleri onlarca, yüzlerce yeni tehlike ve olayla çoğaltabiliriz. Ben fazla uzatmayayım..

    Ama bir de gerçek var ki; Biz, Motorcular bu yolları her gün, gündüzgece kullanıyoruz, kullanmak zorundayız. En başından da söylediğim gibi "artık onlar sizi 121 ile takip ediyorlar".

    Amman dikkat!..

    Öyleyse arkamızdan bu yollara kesinlikle uygun olmayan hızlarla gelen araçlara ve sürücülere karşı daha da dikkatli olmak durumundayız.

    Ardınızdan gelebilecek tehlike eskiye göre artık çok daha fazla.

    İyi gözlemde bulunabilmek iyi bir motor sürücüsü olmanın temelidir ve yaşamla ölüm arasındaki çizgiyi belirler.

    Burada 121'lere karşı en etkili silahlarımızdan biri olan "Gözlem"i çok ama çok iyi yapmalıyız. Birçok motorcu gözlemi sadece ileri bakış ve çevresel bakış olarak bilir. Ama gözlem, sadece önde olup bitenler hakkında bilgi sahibi olmak değildir. Aynı zamanda arkanızda olup bitenler hakkında da haberdar olmak demektir. Ve 121'ler arasında bu çok önemli.

    Motosiklet Yol Sanatı kitabının en çok önem verdiği konulardan birisi de "Gözlem". Kitap 10 bölümden oluşuyor ve 1. bölümünden (Daha iyi bir sürücü olmak) sonra en fazla sayfa "Gözlem"e ait.

    121'lere karşı önlemlerimizin neler olacağını tekrar gözden geçirmemiz gerektiğini düşünerek, aşağıdaki paragraflara dikkatinizi çekmek istiyorum. Gözlem: koşullar hakkında olabildiğince fazla bilgi edinebilmek için görüşü, koku alma ve işitme duyularını kullanma anlamına gelir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi gözlem sadece ileri bakmak değildir. Arkayı da kontrol etmek gereklidir.

    Motosiklet Yol Sanatı kitabı şu şekilde açıklıyor: Arkaya bakmak, hem aynaları kontrol ederek hem dönüp bakarak, arkada olup bitenlerin tam anlamıyla farkında olmayı sağlayan bir bileşimdir.

    Sizden daha hızlı ilerleyen bir trafikte (çünkü artık onlar 121 ile geliyorlar) önünüzde olup bitenler kadar arkanızda olup bitenler hakkında da bir fikir sahibi olmanız gerekmektedir. Normal akan trafiğin bir tık üstünde gitseniz daha iyi olur diyeceğim ama kanunlar buna müsaade etmiyor. Bunu iyi düşünmek lazım. Yeni uygulama ile arkadan gelen tehlikelerin artması ile acaba akan trafiğin artık bir tık üstünde gitmeli mi?... Bu konuyu daha sonra tartışılım…

    Planlama (iyi bir planlama için iyi bir gözleme ihtiyaç vardır), amacı; sürüşle ilgili bir konuda olup biteni güvenli ve verimli biçimde değerlendirmek doğru hızda, doğru viteste ve doğru zamanda olmayı sağlamaktır. 121'ler aramızdayken planlarımızı daha da çabuk bir şekilde hazırlamamız gerekiyor. Ayrıca mutlaka yanında bir "B" planı her ihtimale karşı bulunsun.

    Can Kurtaran Bakış: bir manevra yapmadan önce beklenmedik bir şey olup olmadığını görmek için omuz üzerinden kör noktalara son bir kez bakmaktır. Bununla birlikte özellikle şerit değiştirirken "cankurtaran bakışı"nı zamanında ve yerinde kullanmak çok önemlidir. Malum artık aramızda 121' ler var. Ve O'nlar artık daha hızlı…

    Konsantrasyon: bu tip yollarda daha fazla konsantrasyona ihtiyacınız var. Çünkü artık her şey çok daha hızlı hareket ediyor. Bu yüzden beyninizin işlemcisi çok daha hızlı çalışmak zorunda. Olup bitenleri hızlı ve eksiksiz bir şekilde alıp, işleyip, yine hızlı, etkili ve doğru şekilde sürüş planına dâhil etmek zorundasınız. İşte bunun için iyi bir konsantrasyona ihtiyaç var. Konsantrasyon için de yorgun olmamak, dikkatinizi dağıtabilecek ilaçlar kullanmamış olmak, alkol içmemiş olmak gerekli.

    Sollama konusunda çok daha dikkatli olmanız gerekiyor. Özellikle sollama yapmadan önce her şeyin güvenli olduğundan emin olmalısınız. Gerekli ise bir kez daha yolun (önarkasağ ve sol) güvenli olup olmadığına bakın. Arkadaki araçların tehlike yaratıp yaratmadığını değerlendirin. Arkadaki araçların hızlarına, konumlarına ve ilerlemelerine bakarak sizi geçmeye kalkışıp kalkışmayacaklarını, sollamadan önce kestirmeye çalışmalısınız.

    Alınması gereken önlemler çok. Ama burada en önemli faktör sizlersiniz. Siz buna benzer yollarda artık çok daha dikkatli gitmeniz gerektiğini bilmelisiniz. Bir de bunun gece sürüşü var ki ondan bahsetmek sanırım ayrı bir yazı olur. Ama şunu söylemek gerekirse; eğer mümkün ise 121'lilerin arasında gece yolculuğunu tercih etmeyiniz..

    [​IMG]

    Levent VARDAR (Kuşadası),
    Engin BALABAN katkılarıyla
    Ekim 2010