Atatürk dersi.

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Barış tarafından paylaşıldı.

  1. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    Üç kuruşluk çıkarları için tarihi, bilimi hiçe sayanlar, kendi ceplerine de birşeyler girecekse vatanın toprağını bile satanlar, menfaatle kalkıp para ile yatanlar, sana yer bulamayabilirler paşam; ama sen vatandaşın baş köşesindesin hala; tasalanma....





     
  2. Noyan Yıldız

    Noyan Yıldız Kıdemli Üye

    Kayıt:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    367
    Beğeniler:
    108
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Honda
    O her zaman yüreklerimizde.İzinde değil emrindeyiz Ata'm.

    Ayrıca madem bu video yayınlandı bunu tamamlayıcı nitelikte olacağına inandığım bir yazı da ben yayınlayım istedim.Umarım RTÜK'e falan takılmaz :D

    Son pişmanlığa da ceza indirimi var mı?


    - Pişman mısınız?

    - Yo-oo, değilim.


    - Yaz kızım, etkin pişman, beraatine...

    *

    - Niye geldiniz?

    - Sayın Öcalan söyledi.

    - Yaz kızım, örgüt üyesi olmadığına...

    *

    Sen mesela, hacı emmi!

    “Bunlar dinini bilen çocuklar, vatana millete hayırlı olur” diyordun sakalını sıvazlaya sıvazlaya... Nasıl gidiyor sence vatan millet işleri? Sen değil miydin köyün şehidi için fazladan iki rekat namaz kılan... N’olacak şimdi?

    *

    “Etkin pişmanım” deme bana... O, sana uygulanamıyor maalesef, seninki son pişmanlığa giriyor, kusura bakma.

    *

    Veya sen, Hatçe yenge.

    İftar çadırında, senin paranla sana avanta çorba ısmarlayanlara bi hatim indirmediğin kalmıştı... “Allah devletimize zeval vermesin” diye dualar ediyordun... N’ooldu şimdi o devlet?

    *

    Ya sen, emekli Ahmet bey.

    Kahvede başının etini yedin milletin, eczaneden nasıl bedavaya ilaç aldığını anlata anlata bitiremedin, 20 tane reyin olsa, 20’sini de vereceğini söylüyordun... Nasısın şimdi? Memleketi iki tane aspirine satmış gibi hissediyor musun kendini?

    *

    Ya da sen, laylaylom Arzu.

    “Ay bakamıyorum şekerim, hep cenaze, hep ağlayan insanlar, o perişan çocuklar filan, vallahi yüreğim dayanmıyor, fena oluyorum, kapatıyorum televizyonu, seyretmiyorum artık haberleri” diyordun... Seyrediyor musun şimdi? Aç artık, aç... Ekranlar güzelleşti.

    *

    Sen, liboşik işadamı Tarık.

    Bir taraftan “Ben cebime bakarım azizim” deyip, takunyalıların önünde el pençe divan duruyordun, bir taraftan, utanmadan, Mehmetçik Vakfı’na bağışta bulunuyordun... İster misin, Mehmetçik Vakfı’na yaptığın bağışlar yüzünden başın derde girsin şimdi?

    *

    Sen, üniversiteli Şebnem.

    Sana ders veren hocayı sabahın köründe yatağından kaldırıp, pijamayla tutukladılar, kanser oldu adam kahrından, “neme lazım” dedin, zahmet edip kantindeki protestoya bile katılmaya tırstın, kenardan kenardan araziye uydun... Niye endişeliymişin gibi yapıyorsun ki şimdi?

    *

    Sen, memur Hüseyin.

    Başındaki badem bıyıklı görecek diye, bizim yazıları bile gizli gizli okuyorsun internetten, gammazlanacaksın diye yusuf yusufsun... Zaten o nedenle katılmamıştın Cumhuriyet mitinglerine... Katılsana şimdi PKK mitingine... Sana söyleyeyim, terfi bile edersin belki.

    *

    (NOT: Bu yazıyı, “İki cihanda lekeli” albümünü heyecanla beklediğimiz Sezen Aksu’nun “Masum değiliz hiçbirimiz” şarkısı eşliğinde okursanız, daha şık olur.)

    Yılmaz ÖZDİL'den alıntıdır...