Bilim adamları, sesi ışığa çevirdi..!

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Omer tarafından paylaşıldı.

  1. Omer

    Omer Site Müdavimi

    Kayıt:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.595
    Beğeniler:
    692
    Şehir:
    SAKARYA
    Motosiklet:
    Yamaha
    Arkadaşlar forumumuzun bir ufo forumu olmadığını adım kadar iyi biliyorum ve hepinizden özürdileyerek bunu paylaşıyorum.

    Çok önceden okuduğum ve "1972" de gerçekleştiği öne sürülen bu olayı şuan sabahın 6 sında gazeteden okuyunca dayanamadım ve sizlerle moto kafe'de paylaşmak istedim...!Şunu belirtmeliyimki ufo bir saçmalıkdır diyen arkadaşım sayfayı hemen kapatabilir. :)

    Ancak sağlam kanıtlarada sırt çevirileçek gibi değil..!Lütfen okuyup araştırmadan ön yargı ile yaklaşmayalım..!
    Arkadaşlar ben bu sitedeki yazıların % 90 nını okudum..!

    İlk önce bu haber;

    http://www.milliyet.com.tr/Dunya/So...im adamlari, sesi isiga cevirdi&KategoriID=19

    Bilim adamları, sesi ışığa çevirdi


    Amerikalı bilim adamları, elektrik sinyallerini sese dönüştüren bir prosesi tersine çevirerek ilk kez yüksek frekanslı sesleri ışığa çevirmeyi başardıklarını açıkladılar. Nature Physics dergisinde yayımlanan makalede, Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı’ndan araştırmacılar, geliştirdikleri yeni teknolojinin, bilgisayar yongaları, LED’ler ve transistörlerin daha da geliştirilmesini sağlayacağını belirttiler.
    Cep telefonları gibi cihazlarda bulunan piezo-elektrikli hoparlörlerin insan kulağının duyabileceği düşük frekanslarda çalıştığını kaydeden araştırmacılar, bu prosesi tersine çevirerek, ışığı üretmek için, insan kulağının duyabileceğinden 100 milyon kez daha yüksek frekanslı ses dalgaları kullandıklarını ifade ettiler.
    Bu karmaşık araştırmanın başında yer alan Michael Armstrong, geliştirdikleri prosesin, yüksek frekanslı seslerin ışığa çevrilmesini çok doğru bir şekilde görmeyi sağladığını söyledi.


    Yazı dizisinde bununla ilgili geçen muhabbet...Bu Andromeda 2 'de geçiyor..!

    _______________________________________________________________
    L: Kehanetlerden hoşlanır mısınız? P: Evet.


    L: İşte bu da gezegeninizde yaşayanların ortak bir özelliği. Gelecekte olup bitecekleri öğrenmek istiyorlar. Bu arzu sizin beyninizde programlanmıştır. Çünkü, Dünya insanı eskiden, şimdiye göre çok daha ileriyi görme yeteneğine sahipti. Bu özelliği yeniden kazanmanız; ancak, karşılıklı sevgi ve yardımlaşma dengesini kurarak mümkündür.
    P: Ne söylemeye çalışıyorsunuz?


    L: Öğrenmeyi; ancak, kendinizi tümüyle yok etmezseniz başaracaksınız. P: Nasıl ?
    L: Bakın, sizin ölçünüzle 2015 yılında, sesten enerji elde etmeyi başaracaksınız. Ses size, ummadığınız ölçüde güç kazandırabilir. Ancak, sözkonusu olan, ayarlanmış ses titreşimleridir. Bu titreşim bir keman, gitar flüt ya da orgun akordu gibi olmalıdır. Titreşimsel müzik ile müthiş şeyler yapılabilir. Bizim dünyamızda müzik, çevrede ne türde bir enerji bulunuyorsa, bunun aktifleştirilmesi için varolan bir hazinedir. Daha da ilginci; ses enerjisi, bedenleri ve kadavraları saklamak için kullanılır. Ses ile, iklimi kontrol etmek de olanaklıdır. Ancak, yanlışlık yapmamak için çok dikkatli bir biçimde, tek bir titreşimden ibaret ve yeterince ince olan bir ses kullanılmalıdır. Ses, içinde oturanlara hiç bir zarar vermeksizin, konutların ısıtılmasında da kullanılır. Ses aynı zamanda yenilmez bir silahtır. Çünkü yeterince yüksek ve tiz sesler depreme neden olabilmektedir.

    _______________________________________________________________


    Ve bahsettiğim yazı dizisi..! Arkadaşlar ben bu sitedeki yazıların % 90 nını okudum..! Tabiki biraz ilgi ve bolca vakitden dolayı..! :)

    http://www.siriusufo.org/tr/?fx=sayfa_ac&url=html/yakin_temas/andromeda1.asp

    ANDROMEDA Takımyıldızı’yla Temas

    Değerli okurlarımız; bu satırlarla birlikte, yeni bir dizi temas bilgisini sizlerle paylaşmaya başlıyoruz:
    Uzay araçlarıyla Dünya’mızı ziyaret eden varlık gruplarından biri 1972 yılı’nda bir üniversite profesörü, immünoloji araştırmacısı ve Meksika Atom Enerjisi Komisyonu’nun önde gelen üyesi olan Meksikalı bilim adamı Dr. R.N. Hernandez’le temas kurdular. Temasçı, genç bir kadın görünümündeydi, kadın, Andromeda Takım yıldızı’ndaki INXTRIA gezegeninden geldiğini söylüyordu. Bu varlık, profesörle çok önemli bilimsel ve sosyolojik sorunları tartıştı ve ona son derece önemli bilgiler verdi, profesörü uzay gemisine götürerek Dünya’mızla ilgili çok ilginç şeyler gösterdi. Profesör, kendisini sabırla ve metodik olarak DD bilimler konusunda eğiten bu kadını zaman içinde çok iyi tanıdı. Kadın, profesörü bir kaç kez, gemisiyle başka dünya dışı varlıkların da katıldığı yolculuklara götürdü. Ona, kendimize ve gezegenimize neler yaptığımızı gösterdi. Eğer kısa zaman zarfında kontrol altına alamazsak, bu yaptıklarımızla insane, neslinin evrimini, hatta insanoğlunun kendisini yok etmek üzereydi.
    Bu özet yazı dizisi niteliğindeki bilgiler, başlangıcından profesörün ortadan “kaybolduğu” 1984 yılına dek yapılan temasları içermektedir. Bu özet bilgiler, yüzlerce sayfa günlük notlardan, stereo ile kaydedilmiş konuşmalardan, temaslaran oluşmaktadır.

    Bu bilgilerin kaynağı olan LYA adlı varlığı, profesörün kendi betimlemelerinden aktaralım:

    “Dünya dışından gelen, güzel, zeki ve soylu bir kadın olan LYA; yaşamıma hiç beklemediğim bir zamanda karıştı. LYA yaşamıma öylesine ansızın girdi ki, onun varlığını ve öğretilerini açıklamaya başlayabilmem için aradan birkaç yıl geçmesi gerekti. LYA’yı ilk gördüğüm zaman,, doğrusu çok etkilenmiş olduğumu söylemeden edemeyeceğim: Hafif doğulu özellikleri taşıyan, beyaz tenli, ince yapılı ,hemen hemen 30 yaşlarında gözüken bir kadındı. Daha sonraki görüşmelerimizden birinde asıl yaşının (dünya zamanıyla) 900 olduğunu söyleyen LYA’nın üzerinde o ilk görüşmemizde plastikle kaplanmış hissi veren bir kumaştan yapılmış siyah bir bluz ve pantolon vardı. Bir an için gözlerimiz karşılaştığında, bedenimden bir titreme geçtiğini hissettim. Genç kadının, çekici olduğu kadar, gizemli görüntüsü gözümün önünden gitmiyordu. Yeniden ona doğru baktığımda, yerinde olmadığını hayretle gördüm...”

    Prof.Hernandez’in LYA ile ilk birkaç karşılaşmasında onun hakkında edindiği izlenimlerini sizlere bu şekilde aktardıktan sonra, ilk görüşmelerindeki konuşmalarına da yer yer kulak verelim: (Karşılıklı, selamlaşma ifadelerinden sonra...)
    LYA(L): Profesör, ben buraya sizi aramaya geldim ve amacım sizi bulmak olduğu için, sizinle karşılaşmaya çalıştım.
    Prof.(P): Beni mi görmeye geldiniz?
    L: evet, öyle. Adım LYA. Görevim; gerek dünya, gerekse evrenin başka yerlerindeki akıllı canlıları, bu canlıların gezegenleriyle ilişkilerini, oralara uymululuk dercelerini ve tekamülleri sırasında geçirdikleri biyolojik ve sosyal aşamaları incelemektir. Dünyadan binlerce ışık yılı uzakta bulunan başka bir gezegenden geliyorum ve bir araştırma grubuna dahilim.
    P: İnanamıyorum buna! Gördüğüm kadarıyla, İspanyolca’yı böylesine kusursuzca konuşabiliyorsunuz.
    L: Bizim dünyamızda bir dili öğrenmek çok az zaman alır. Kendimizi bilgiye adarız. Çok kısa bir sürede bir gezegeni her yönüyle tanıyabiliriz. Dünyanızı ve dünyalıları tanımayı olabildiğince gizlilik içinde sürdürmeye çalışıyoruz; çünkü, Dünyada bulunuşumuz birçoklarını korkutuyor, hatta dehşete düşürüyor. Onlar bize; kutsal / göksel varlıklar gözüyle bakıyorlar. Oysaki biz, bazı farklılıklar dışında tıpkı sizler gibiyiz. Yaşamı severiz ama akıllı varlıkların yanlış yollardan gitmesini, hepimize ait olan evrene karşı yanlış kabul ediyoruz. Bizim işimiz; gezegeninizdeki ve başka gezegenlerdeki yaşamı analiz etmek ve sizin gibi kısa ömürlü varlıkların ölüm karşısındaki davranışlarını incelemektir.
    P: Bunun için mi geldiniz? Belkide sizler yeni bir dinin temsilcilerisiniz...Doğrusu, bunun kurbanı olarak seçildiğimi düşününce, pek de müteşekkir olmak gelmiyor içimden.
    L: Hayır Profesör, öyle düşünmeyin: Siz nasıl, bir aşı bulmak için hücresel tepkimeleri inceliyorsanız; bizler de inceleme ve gözlem yapıyoruz. Biz, birçok ırkı zarara uğratabilecek bazı benzer faktörleri yok edebilmek amacıyla incelemeler yapıyoruz. Evrenlerin dört bir yanına dağılmış olan ırkların çoğu, antigenlerin yok edilmesini ya bilmiyorlar ya da unutmuşlar.
    ...........devam ediyor....!

    http://www.siriusufo.org/tr/?fx=sayfa_ac&url=html/yakin_temas/andromeda2.asp

    Andromeda 2

    Uzay araçlarıyla Dünya’mızı ziyaret eden varlık gruplarından biri 1972 yılı’nda bir üniversite profesörü, immünoloji araştırmacısı ve Meksika Atom Enerjisi Komisyonu’nun önde gelen üyesi olan Meksikalı bilim adamı Dr. R.N. Hernandez’le temas kurdular. LYA adlı temasçı kadın, Andromeda Takım yıldızı’ndaki INXTRIA gezegeninden geldiğini söylüyordu. Bu varlık, profesörle çok önemli bilimsel ve sosyolojik sorunları tartıştı ve ona son derece önemli bilgiler verdi, profesörü uzay gemisine götürerek Dünya’mızla ilgili çok ilginç şeyler gösterdi.
    Bu özet yazı dizisi niteliğindeki bilgiler, başlangıcından profesörün ortadan “kaybolduğu” 1984 yılına dek yapılan temasları içermektedir. Bu özet bilgiler, yüzlerce sayfa günlük notlardan, stereo ile kaydedilmiş konuşmalardan oluşmaktadır.
    Değerli okurlarımız; geçen ay başladığımız bu yazı dizimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

    P: Onlar geldiğinde, dünyada yaşayanlar varmıydı?
    L: Evet, Mısırlılar; şimdiki Nil Vadisi boyunca yerleşik durumdaydılar. Yeni gelenler kendi kendilerine yeterli olmayı öğrenmek zorunda kaldı. Her ırk birbirinden farklıdır; onun için de metabolizmalarını iyi bilmeleri gerekir. Japonlar ve Çinliler, giderek siyah ırklarınkinden farklı özellikler kazandılar. Başlangıçta, herşey çok iyi gidiyordu; fakat başarıyla başlanan bu proje, bir süre sonra sorunlar yaratmaya başladı. Daha sonra, sayıca çoğalan insanlar güçlendiler ve herhangi bir yeryüzü parçasının işgal edilmesi savaş nedeni olmaya başladı. Üstün uygarlıklar, savaşmayı en çok sevenlerin, sonunda gezegenin hakimi olacaklarını tahmin etmişlerdi, nitekim öyle de oldu. Dünya bir kez, çeşitli insanların kaynaştığı bir gezegen olunca, toplumsal içerikli sorunlar baş göstermeye başladı. Hep karmaşa içinde görünüyorlardı. Gezegeninizdeki birçok büyük adam, barışın ancak bir ütopya olabileceğine inanarak öldü. Bu büyük adamlar ilk klon (kış uykusuna yatırılmış) hücreleri taşıyorlardı. İleri uygarlıklar, her gruba bu hücreleri aşılamaya başladılar, böylece dünya insanında yaşamı sürdürme bilincinin uyanacağını umuyorlardı...
    P: Siz bu, ‘klon yöntemi’ denen şeyi nasıl keşfettiniz?
    L: Galaksilerarası toplumda ne zaman önemli, bilge ya da cesur bir kişi ölüm tehlikesiyle karşılaşsa, ona gelirler ve hücrelerinden birini kullanırlar; böylece, her türlü zayıflığın giderildiği yeni bir varlık meydana getirirler.


    P: Bunu niçin yapıyorlar? L: Kuşkusuz, bilgisini saklayabilmek ve koruyabilmek için.
    P: Bunu başarabildiler mi? L: Şimdi evet, ama ilk başlarda ancak bir melez elde edebilmişlerdi. ‘Melez’ diye adlandırıyorum; çünkü, onun hücreleri artık bir daha klon görevi yapamıyordu.
    P: Peki, yaşamın amacı nedir, LYA?
    L: Manyetik enerji olan kendisinin, antitezini açıklamakta karşılaştığımız karışıklığı yenmektir. Bu savaş, bireyin içindedir. Yanlışları ve kusurları düzeltmek, meziyetler yaratmak için yapılır bu savaş... Yaşam, az önce de belirttiğim gibi, ilke olarak elektromanyetik bir anımsama fazıdır. Yani, siz doğduğunuzda; herşeyi yoğunlaştırılmış bir biçimde belleğinize yerleştirilmiş olarak doğuyorsunuz. Yaşamınızı dengeli bir biçimde sürdürebilmek için mücadele veriyorsunuz. Zekanızı öyle bir düzeye yükseltmelisiniz ki; belleğiniz, varolabileceğiniz süreyi uzatmaya yardımcı olsun. Bu da bazı duygulara ve özelliklere karşı savaşmakla olanaklı hale gelir. Böylece, içinizde gerçek bir savaş başlar.
    P: Buna ‘pozitifizm’ diyebiliriz belki?
    L: Hayır, daha sakin bir ruh halidir. Buna eriştiğinizde, kendinizde ilginç fenomenler keşfedeceksiniz. Gerçek huzura erişmiş bir insan, huzursuz bir insana göre farklı bir enerji alanına sahiptir. Bazıları, içlerinde büyüyen bu canavarın kendilerine hükmetmesine izin verirler, bazıları teslim olur ve mahvolurlar, bazıları ise karşı çıkar ve kazanırlar. Üstün uygarlıklar tarafından kurtarılmaya layık görülmeniz, bu konuda sergileyeceğiniz başarılara bağlıdır.
    “Bana bazı kehanetlerden sözedecektiniz...” diyerek, değiştirdi konuyu profesör.


    L: Kehanetlerden hoşlanır mısınız? P: Evet.


    L: İşte bu da gezegeninizde yaşayanların ortak bir özelliği. Gelecekte olup bitecekleri öğrenmek istiyorlar. Bu arzu sizin beyninizde programlanmıştır. Çünkü, Dünya insanı eskiden, şimdiye göre çok daha ileriyi görme yeteneğine sahipti. Bu özelliği yeniden kazanmanız; ancak, karşılıklı sevgi ve yardımlaşma dengesini kurarak mümkündür.
    P: Ne söylemeye çalışıyorsunuz?


    L: Öğrenmeyi; ancak, kendinizi tümüyle yok etmezseniz başaracaksınız. P: Nasıl ?
    L: Bakın, sizin ölçünüzle 2015 yılında, sesten enerji elde etmeyi başaracaksınız. Ses size, ummadığınız ölçüde güç kazandırabilir. Ancak, sözkonusu olan, ayarlanmış ses titreşimleridir. Bu titreşim bir keman, gitar flüt ya da orgun akordu gibi olmalıdır. Titreşimsel müzik ile müthiş şeyler yapılabilir. Bizim dünyamızda müzik, çevrede ne türde bir enerji bulunuyorsa, bunun aktifleştirilmesi için varolan bir hazinedir. Daha da ilginci; ses enerjisi, bedenleri ve kadavraları saklamak için kullanılır. Ses ile, iklimi kontrol etmek de olanaklıdır. Ancak, yanlışlık yapmamak için çok dikkatli bir biçimde, tek bir titreşimden ibaret ve yeterince ince olan bir ses kullanılmalıdır. Ses, içinde oturanlara hiç bir zarar vermeksizin, konutların ısıtılmasında da kullanılır. Ses aynı zamanda yenilmez bir silahtır. Çünkü yeterince yüksek ve tiz sesler depreme neden olabilmektedir.
    ....................devam ediyor..!

    http://www.siriusufo.org/tr/?fx=sayfa_ac&url=html/yakin_temas/andromeda3.asp

    Andromeda 3

    P: LYA, nasıl oluyor da beni hep beklenmedik yerlerde buluyorsunuz?
    L: Oldukça kolay, profesör. Size daha önce de, yayınladığınız enerjinin, başkalarınınkinden farklı olduğunu söylemiştim. Herkesin yayınladığı enerji, elindeki çizgiler kadar, başkalarınınkinden farklıdır.


    P: LYA, niçin ortaya çıkıp, dünya halklarıyla doğrudan doğruya kendiniz konuşmuyorsunuz? Örneğin, televizyon ile bunu yapabilirsiniz.
    L: İnanmazlar, profesör: Görünüşümüz sizinkine çok benziyor. Bizim genetik kodumuz, uzun yıllar yaşamamız dışında, sizinkiyle aynı. Sizin DNA’nız dejenere oluyor ve sağlıklı hücreler üretmeyi durduruyor. Yine de kimyasal açıdan, aramızda fazla bir fark yok. Ancak, biz organlarımızı tam anlamıyla kontrol edebiliriz. Bizim DNA’mız, hücrelerimizin ilerlemesini durdurmak şöyle dursun, onları sakinleştirici ve ileri yaşlara varmalarını kolaylaştırıcı etkiler yapar. Bunu size daha öncede açıkladım; çünkü, atalarınız da aynı mekanizmaya sahiptiler. Neyse...Pleiades’ten gelen varlıklarla bağlantı kurmuş, Billy Meier adlı birini tanıyorum. Gemilerinin fotoğrafını çekmesine ve filme almasına izin vermişlerdi. Hatta, gemilerinin yapıldığı metalin bir örneğini ona vermişlerdi. Bu, kendi kendini onaran türde bir metaldi. Sizin hücrelerinize benzer; ancak, kimyasal-minerolojik bir yapısı vardı. P: Sonra ne oldu?
    L: Önce, hiç kimse ona inanmadı. Ancak, kendisine verilen metal örneğini göstermeyi teklif ettiğinde, işler değişti. Hakkında araştırma yapıldı. Defalarca, uzun uzun sorguya çekildi, yalancılıkla suçlandı. Bilim adamları bile, onu kuşkuyla karşıladı. Bu kez dünya dışı varlıklar, tıpkı Billy’e yaptıkları gibi, bir Rus’a da örnekler verdiler. Bu Rus’un sorgulamalarının ardından öldüğü açıklandı. Billy olayında, ben de gözlemci olarak bu görüşmeler hakkında bilgi sahibiydim. Yani kısacası, sizin önerdiğiniz gibi; açıkça ortaya çıkıp, dünya halklarına görünmenin de yararı olmamaktadır.
    (Başka bir görüşmelerinde, LYA ve Prof. Hernandez arasında şöyle bir diyalog geçmişti.):
    L: Dünyanızda oluşan atmosferik olayların, uzaydan geldiğini biliyorsunuz. Sayısız iklim değişiklikleri, orada başlar. Bunlar, aslında büyük olayların sonuçlarıdır. Bu olayların bazıları doğal, bazıları da yapaydır. Uzay birçok sürprize gebedir. Buraya ilk geldiğimizde (LYA’nın uygarlığı), takvimleriniz 1249 yılını gösteriyordu. O yıllarda gezegeniniz şimdikinden çok farklıydı. Bizler, geminin mürettebatı olarak, dünyalıların silahlarının ilkelliğine çok şaşmıştık...
    ...............................................................Devam Ediyor...!
     
    Murat ORAK bunu beğendi.
  2. hay.alper.est

    hay.alper.est Aktif Üye

    Kayıt:
    3 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    141
    Beğeniler:
    73
    Şehir:
    Edremit/Balıkesir/Türkiye
    Motosiklet:
    Keeway
    Evrende bizden başka canlıların olabilceğini düşünüyorum, ama bu tür yazılar nedense inandırıcı gelmiyor.
     
  3. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
    Belki yeri değil ama.Kur'anı Kerimde yazar zaten.İlk mesajdır.Bu kitabı alemlere (Dünyalara) rahmet olsun diye
    devam eder.

    Bizden başka Dünyalarda var ve başka evrenlerde başka canlı türleride var.Bunu inkar etmek çok saçmalık olur ve çokda sakıncalı olur görüşündeyim.
     
    Omer bunu beğendi.
  4. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    ömer bilim adamları bmw dakarı, ktm adventure çevirince bana haber ver;)
    şaka bir yana enteresan bir konu.
     
  5. Omer

    Omer Site Müdavimi

    Kayıt:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.595
    Beğeniler:
    692
    Şehir:
    SAKARYA
    Motosiklet:
    Yamaha
    :)

    Barış abicim Henry Ford'un Ford Motor Şirketi tarafından 1908 yılında ilk seri üretim olarak başladığı otomobili üretmesinin üzerinden sadece 100 yıl geçti.

    Adım kadar eminki Henry Ford'un şuanki teknolojiyi hayal bile edemezdi.

    İnsanlık tarihi boyunca kat edmediğimiz bu yolu sadece 100 yıl içerisinde inanılmaz bir hızla almamız biraz tuhaf değil mi?

    Bilim adamları Dakarı, Adventure ye çevirebilirmi bilemiyorum ama çok daha iyisinin yapılacağı aşikar :)
     
  6. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    sence ben o kadar yaşarmıyım??;)
     
  7. Omer

    Omer Site Müdavimi

    Kayıt:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.595
    Beğeniler:
    692
    Şehir:
    SAKARYA
    Motosiklet:
    Yamaha
    Allah hepimize uzun ömür versin abicim.Ama bizim okadar beklememize gerek yok.

    Çok şanslıyız.Bir çok yönden bilimin zirvede olduğu bir dönemde yaşıyoruz...

    İnşallah Adventure'na en kısa zamanda kavuşursun :)
     
  8. SERVET

    SERVET Site Müdavimi

    Kayıt:
    20 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.786
    Beğeniler:
    607
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    BMW
    Evrende dunyadan baska hıc bır yerde yaşam yoktur ve olmayacaktır
     
  9. Omer

    Omer Site Müdavimi

    Kayıt:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.595
    Beğeniler:
    692
    Şehir:
    SAKARYA
    Motosiklet:
    Yamaha
    Ne yazıkki bu konuda senle aynı fikirde değilim Servet abicim...

    Yüce Allahın sonsuz evreni ve 7 kat göğü sadece insan oğlu için yaratmış olduğunu düşünmek çok bencilce bir davranış bence...

    İnsan oğlu yaratılmışların en mükemmelidir diye buyuruyor Allah ve bizim dışımızda alemler olduğunuda apacık haber veriyor..!
     
  10. Omer

    Omer Site Müdavimi

    Kayıt:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.595
    Beğeniler:
    692
    Şehir:
    SAKARYA
    Motosiklet:
    Yamaha
    :)
    Abicim eğer tüm belge ve dökümanları okursan ufakda olsa fikrinin değişeceği kanısındayım...Bu konuda samimi isen benim gibi kaynak gösterdiğim sitenin % 90 nını oku derim...Hatta sadece Türkiye'de meydana gelenleri okusan dahi yeterli..!

    Ayrıca abicim nasıl ben bu konuda sana açık deliller sunamazsam sende bana bu sonsuz evrende bir başka yaşam formu olmadığını kanıtlayamazsın..!

    Ben buraya ilginç bir olayı taşıdım sadece...Kimseye kendi düşüncemi benimsetmek gibi saçma bir düşüncemde yok :) Bu konuda tartışmak yersiz olur kanısındayım.

    Aslına bakarsanız ben de bu konudaki düşüncelerini öğrenmek için yazdım ama sen çok katı bir dille savuşturup geçtiğin için bu açıklamayaı yapma gereği gördüm...
     
    SERVET bunu beğendi.
  11. muratyaman

    muratyaman Üye

    Kayıt:
    19 Eylül 2008
    Mesajlar:
    40
    Beğeniler:
    8
    Şehir:
    mersin
    Motosiklet:
    Honda
    galaksimizin boyutu 9.5 trilyonkilometrekare ve uzunluğu 100.000 ışık yılı imiş ve bu galaksi içinde 10 ila 100 milyar arası yıldız bulunurmus ve evrende 100 milyardan fazla galaksi olduğu söyleniyor bu da demek oluyorki 10000000000000000000000 da 1 hayat var demek oluyor bunun içinde 1 adet daha olması gayet doğal bence ama şöyle bir problem varki kendi galaksimizden ışık hızında giden bir araçla yola cıksak satte 1 ışık hızı ile gidebilsek 11.5 yılda kendi galaksimizden cıkıyoruz en yakın komsu galaksimize 85 yılda varabiliyoruz pufffff yani sizin anlayacağınız evrende başka varlıkların olma ihtimali cok yüksek ama bizim onlarla iletişime geçme şansımız neredeyse hiç yok
     
  12. Omer

    Omer Site Müdavimi

    Kayıt:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.595
    Beğeniler:
    692
    Şehir:
    SAKARYA
    Motosiklet:
    Yamaha

    Galaksinin büyüklüğü konusuna girmiyorum dahi.Çünkü bu konuda rakam ilk defa duyuyorum.! Bu konuda cahilim.. :)

    O yüzden asıl soru ;

    http://www.siriusufo.org/tr/?fx=sayfa_ac&url=html/sss.asp

    NASIL GELİYORLAR?


    Evrenin çeşitli yerlerinden dünyaya gelen varlıklar birçoktur. Bu varlıkların bilgi ve teknoloji düzeyleri çok zengin ve çeşitlidir.

    Dünyaya, farklı uygarlıklar, kendi farklı bilgi ve teknolojik imkanları ile geliyorlar. Evrendeki zeki hayat o kadar şaşırtıcı örnekler gösterir ki, bunları hemen kavramak kolay değildir.

    Bazı varlıklar ışık hızından çok daha hızlı gidebilen uzay araçları ile buraya kadar gelirler.

    Bazıları, kendi uzay-zamanlarından sıçrama yaparak sizin uzay-zaman parçanıza giriş yaparlar ve sizin uzay-zamanınızda birden ortaya çıkarlar.

    Bazı varlıklar sizinle aynı boyutta yaşamazlar. Onlar titreşimsel yapısı çok farklı bir başka boyutun içindedir. Ama gelişmiş varlıklar oldukları için bizim boyutumuza titreşimlerini düşürerek odaklanabilirler ve bu boyutta ortaya çıkabilirler.

    Bazı varlıkların Dünyaya gelebilmek için uzay araçlarına ihtiyacı varken bazı türlerin buna ihtiyacı yoktur.

    Bazı türler, Dünyaya hiç gelmeden kendi gezegenlerinden ya da boyutlarından iletişimi kurup sürdürürler.

    Bazı varlıklar, sadece bilimsel olarak değil, ruhsal olarak da o kadar gelişmiştir ki, onlar maddeye tamamen hakim olmuş gibidirler. Dünyaya gelmek onlar için bir an’da gerçekleşebilir.

    Özetle evrendeki diğer uygarlıklar, dünyaya, bilimsel ve ruhsal gelişmişliklerine bağlı olarak, birçok değişik yolla gelmektedir.
     
  13. Omer

    Omer Site Müdavimi

    Kayıt:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.595
    Beğeniler:
    692
    Şehir:
    SAKARYA
    Motosiklet:
    Yamaha
    TANRI İNANÇLARI VAR MI?


    Elbette Tanrı inancımız var. Tüm evreni yaratan o kudret hepimizin içinde ve onun gücü tüm evreni kaplıyor.

    Evrendeki sayısız uygarlık, o kudretin varlığını açıkça anladıktan ve yüreğinde hissettikten sonra gelişmeye başladı.

    Sizler de Tanrıyı yüreğinizde hissetmelisiniz. Uzun zamandır tek yönlü olarak gelişiyorsunuz. Sadece bilimsel gelişme yetmez. Ruhsal olarak da gelişmelisiniz.

    Bizim sizlerle temaslarımızda anlatmaya çalıştığımız en büyük gerçek budur. Tanrı bir gruba ya da bir gezegene ait değildir. O, tüm evrenin ve evrendeki tüm varlıkların yaratıcısıdır.

    O hepimizin içindedir. Bizim bir parçamızdır. Ve o evrenin sonsuzluğunu kaplar. Onu hissettikçe, anladıkça daha da gelişiriz, büyürüz. Tanrının evreninde sonsuzluk yolcuları oluruz.

    Tanrı bilincinizin artması gerekiyor. Çünkü biz tanrı bilinciyle yaşıyoruz.

    Tanrı hakkındaki anlayışınızı geliştirin. Bir üstadınızın dediği gibi, insanın gelişmişliği tanrı hakkındaki anlayışıyla ölçülür.

    Tanrı bildiğimiz ve bilemediğimiz ve asla bilemeyeceğimiz her şeydir. Tanrı içimizdedir. Biz onun bir parçasıyız. Tüm evren ve sonsuzluk onun bir parçasıdır. Ama yine de o tüm bunlardan sonsuzca daha fazladır.

    Tanrı hakkındaki anlayışınız genişletin. O zaman bizi daha çabuk kabul edeceksiniz ve buluşmamız hızlanacak.
     
  14. Bülent.Ö

    Bülent.Ö Site Müdavimi

    Kayıt:
    2 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.571
    Beğeniler:
    618
    Şehir:
    İdealtepe / İstanbul
    Motosiklet:
    Honda
    Ben bir bilim kurgu hastasıyım. Aynı zamanda bu "kurgu"ların ardındaki bilimsel temelleri de elimden geldiğince "popüler bilim" çerçevesinde izlerim. Solucan deliklerinden, sicim kuramının gerektirdiği 12 boyutlu uzaylara, şu anda oluşması için her hangi bir bilimsel temelni bulamadığımız "alt-uzay" kavramına ya da zamanda yolculuğa...

    Öte yandan iş tamamen farklı bir kategoriye de gidebilir, "para-psikoloji" alanına. Mesela bu farklı boyutlardaki canlılların bazı izdişümlerinin bize görünmesinin bizim "hayalet" sandığımız (ya da cin) varlıklar olması gibi temelsiz şeylere.

    Yukarıda yazılanlar büyük oranda temelsiz ve hele bunu dinle ilişkilendirmek saçmalık. Bilimsel gerçeklerle konuşalım, ama bugünkü bilimsel teorilerin de zaman içinde geliştirileceğini bilelim, hiç bir zaman kesin olmayalım.

    Olasılık hesapları ile bakılırsa başka gezegenlerde canlı yaşam (olmuş) olması çok yüksek olasılık. Unutmayın ki "başka gezelerler olduğu" son on yılda ispatlandı, 300ün üzerinde gezegen bulundu, bugünlerde de dünya tipinde gezegenleri de bulacak bir NASA uydusu fırlatıldı. Öte yandan bu uygarlıkların bizlerle doğrudan ilişki kurmaları ise çok düşük olasılık ve bugün için sadece bilim-kurgunun konusu.

    İtiraf etmeliyim ki bu noktaya gelinceye kadar çocukluğum UFO'lara inanarak geçti...
     
  15. SERVET

    SERVET Site Müdavimi

    Kayıt:
    20 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.786
    Beğeniler:
    607
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    BMW


    Ömer kardesım ben dunyadan baska bır gezegende yasayan hıc bır canlıya rastlamadım demek ıstedıgım dunya dısında yasanılabılecek bır yer daha yok varsa eger buyrun beraber gıdelım ha ınanc dıyorsun ınanıyorsan acık delıl kuran dır ınanmıyorsan solenecek soz yok ben katı cevab verırım cunku ınancım tam arastırma geregıde duymam kaynak olarakta sıte wep tep bılmem bıldıgım tek sey kutsal kıtap kurandır tşk eder sevgılerımı sunarım guzel kardesım.
     
    Ozgur Baglama bunu beğendi.
  16. Recep Varlı

    Recep Varlı Site Müdavimi

    Kayıt:
    8 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.779
    Beğeniler:
    1.457
    Şehir:
    İstanbul-Bayrampaşa
    Motosiklet:
    Salcano
    kuranın bir ayetinde ''biz kuranı kerimi alemlere ışık olsun diye gönderdik'' der bu da alemler derken başka dünyalarmı sorusunu beraberinde getirebilir
     
  17. Omer

    Omer Site Müdavimi

    Kayıt:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.595
    Beğeniler:
    692
    Şehir:
    SAKARYA
    Motosiklet:
    Yamaha
    Servet abi benimde başka dayanak noktam yok zaten hala anlatamadım mı? :) Verdiğim wep sitesi ise bazı örnekler teşkil ettiği için..!
     
  18. Ozgur Baglama

    Ozgur Baglama Site Müdavimi

    Kayıt:
    13 Ocak 2008
    Mesajlar:
    1.380
    Beğeniler:
    720
    Şehir:
    Bakırköy, İstanbul
    Motosiklet:
    Honda
    bizden başka canlılar tabiki var çiçekler böcekler vs. vs. uzaylı die birşey söz konusu değil az biraz kafa patlatan herkez bunu anlayabilir.kur-an da müteşabih ayetler vardır anlamını nereye yorarsan o tarafa gidebilir.ama tek bir ayet var onun üzerinede kimse yorum yapamaz -Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım- burada uzaylıda olurdu şüphesiz...
     
  19. Ozgur Baglama

    Ozgur Baglama Site Müdavimi

    Kayıt:
    13 Ocak 2008
    Mesajlar:
    1.380
    Beğeniler:
    720
    Şehir:
    Bakırköy, İstanbul
    Motosiklet:
    Honda
    artı bu sonuca ayetlerle değil ufak tefek araştırmalarla bile varılabilir herkesin dediği gibi öyle bir çağda yaşıyoruzki böyle birşey varsa rastlamamak elde değil.
     
  20. Omer

    Omer Site Müdavimi

    Kayıt:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.595
    Beğeniler:
    692
    Şehir:
    SAKARYA
    Motosiklet:
    Yamaha
    Abicim bu konuyu neredeyse pişman oldum açtığıma :) Giderek dipsiz bir kuyu gibi olmaya başladı...

    Ancak Elhamdülillah müslüman adamım :) yanlış anlaşılmak istemiyorum.Kimseyide birşeylere inandırmak gibi bir niyetim yok.Ayrıca bende ufoların varlığına %100 inanıyorum demiyorum..!
    Her aklı başında insan gibi şüpe ile yaklaşarak merak ettiğim bu konu üzerinde ilginç ne bulursam okuyorum...Bu yüzden de zaten Servet abiye sadece Türkiyede gerçekleşenleri okursan yeterli olur dedim...

    Bu konunun ucu açık.Kimine göre doğru kimine göre ise kesinlikle yanlış..!Ama ben kesinlikle doğru yada yanlış demek istemiyorum...

    Bir zamanlar dünya yuvarlaktır dediği için kilise tarafından öldürülen Galileo'yu unutmamak lazım..! Fakat tabi bir tarafdada Evrim teorisi gibi bana göre saçma bir teoriyi savunun bir çok insan var.

    O yüzden herkezin görüşüne saygım var...İnsan oğlu garip bir varlık :)