Bursa dan-Alp Dağlarına.

Konu, 'Uluslararası Gezi ve Tur Organizasyonları' kısmında Birol Karagöz tarafından paylaşıldı.

  1. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    Değerli Arkadaşlarımız ve Sevgili Dostlarımız;
    Uzun bir hazırlık döneminden sonra, planladığımız gibi 14 Temmuz 2008 de başladığımız turumuz 28 Temmuz 2008 de çok tatlı anıları geride bırakarak evlerimize varmamızla sona erdi...
    Bu seyahatnamede hem anılarımızı hemde diğer arkadaşlarımıza rehber niteliğinde olabilsin diye bazı tecrübelerimizi paylaşacağız.Bu tecrübeler böyle bir turun hem planlanması, hem maddiyatı ve hemde rota planlaması yaparken dikkat edilmesi gereken hususları ile ilgili olacak.
    Çekmiş olduğumuz yüzlerce fotoğrafı ve rüya gibi bu maceramızı sizler ile 5 bölümde paylaşacağız,(umarız bizi anlayış ile karşılarsınız.) :)...

    Asıl amacımız olan İsviçre-Austurya-Almanya ve İtalya Alp dağlarını gezip görmek olan bu turumuz 3 Motor (Yamaha FJR 1300 ile Engin ve Gülseren Taygun-Suzuki Burgman 650 ile Ömer ve Necmiye Doğru-Honda CBF 1000 ile Birol ve Funda Karagöz)6 kişi olarak eşlerimiz ile birlikte Bursa dan 14 Temmuz sabahı saat 11.00 da başladı.

    Masraflarımız:
    Yolculuk öncesi vize masraflarımız 2kişi 320 YTL.
    Turing kulubüne Motorların triptiği için 80 ytl ve uluslararası ehliyet için 225 ytl.
    Gemi biletleri için gidiş dönüş Motor + 2 kişi için 610€
    Benzin masraflarımız yaklaşık 400€
    Konaklama 10 geceleme 2 kişi 510€
    Yiyecek masraflarımız 2 kişi için ortalama 340 € olarak, toplamda 2143€ olarak gerçekleşti.yani kişi başı bu tur bize 1071 € gibi bir rakama mal oldu.

    Planlama:
    Epeyce bir zaman öncesinden gideceğimiz yerler ile ilgili Google Earth dan bilgi ve fotoğraflar toplamaya başladık,bu sizi gidelecek yerlere aşina olmanızı sağlıyor ve yol boyunca aniden gözünüze takılan bir tabeladaki yazıyı anımsamanıza olanak tanıyor.Ben çok faydasını gördüm.Senelik hava durumu ortalaması takvimlerini aldık,bu bizde çok işe yaramamışda olsa :D yinede mutlaka yapılmalı diye düşünüyorum. http://www.hostelworld.com/adresinden kalabileceğimiz otellerin bilgilerini ve adreslerini aldık.bunu mutlaka yapın ve kalmak istediğiniz alternativ otellerin buradaki tekliflerinden mutlaka birer çıktı yanınıza alın. Aksi halde çok farklı fiyatlarla karşılaşabilirsiniz.Map24 Desktop programını bilgisayarınıza yükleyin ve Google Earth ile karşılaştırmalı olarak gitmek istediğiniz yerlerin detaylı yol harıtalarını çıkarıp A4 sayfalarına çıktılarını alıp mutlaka depo üstü çantanızın şeffaf bölmesine yerleştirin.Küçük bir kağıda tek tek ard arda geçeceğiniz yerleşim yerlerinin adlarını liste şeklinde yazıp varsa artçınıza verin ,yoksa yıne depo üstü çantanızda okuyabileceğiniz bir yere koyun.Navigasyon cihazı kullanmanızı mutlaka öneririm özellikle büyük şehirlerde yada şehirlerin otoyol bağlantılarını bulmakta çok işe yaradığını söyleyebilirim.
    Bizim yaptığımız rota için mümkün olduğunca az eşya yanınıza alın,gereksiz yükler ile boşuna Motorunuzu doldurmayın.hatta kıyafet konusunda bir dahaki sefere sadece üzerimdekiler ile yola çıkacağımı söyleyebilirim.kirleneni bırakıp yenisi alıp devam etmek en akıllıcası.
    Motorlar için ise sadece bir lastik tamir takımı yanınıza almanız yeterli çünkü her yer motorsiklet ve motorsiklet servisi dolu.Üstelik motorcular arasındaki dayanışma emin olun bizde olduğundan daha fazla.
    Bence en önemlisi benim yaptığım gibi en çok yükünüzü yiyecek ve mutfak malzemeleri işgal etsin.Çünkü normal bir markette yapmış olduğumuz 12-13€ luk bir alışveriş ile çok güzel bir şekilde 6 kişi bir öğün karnınızı doyurabiliyorsunuz,aksi halde İtalya da başımıza geldiği gibi 6 porsiyon makarnaya 90€ ödeyip kalkarsınız...

    Biz sadece 2 yerde çadırda kaldık,aslında çadırda kalınarak bir tur yapılsa konaklama ve yiyecek masrafları dahada aşağılara çekilebilir. Yağmurluklarınızı mutlaka yanınıza alın :D bu çok önemli...Alplerde ne ile karşılaşacağınız belli olmuyor 4 mevsimi 4 günde yaşadık desek yalan söylemiş olmayız.
    Şimdi bu unutulmaz geziyi birazda fotoğraflar eşliğinde sizlerle paylaşalım.
    BÖLÜM1:Hazırlık safhası yola çıkış ve Yunanistan etabı:
    [​IMG]
    burada Bursa dan başlayarak Almanya nın Füssen Kasabasına kadar ki turumuzun genel güzergahını görüyoruz.
    [​IMG]
    yola çıkmadan önceki akşam evdeki son hazırlıklarımızda küçük oğlum sağolsun sürekli yardımcı oldu.
    pazar sabahı saat 11.00 evin önünden son kareler.Motorlar yüklendi.İzmir e haraket ediyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Akhisar da ilk molamızı verip birazcık köfte yiyoruz.Hava çok sıcak...
    [​IMG]
    her ne kadar resimlerde güzel görünsede burda köfteleri ve servisi beyendiğimizi söyleyemeyeceğiz.akhisar izmir çıkışı sağ taraf!!!
    [​IMG]
    Akşam üzerine doğru Urla dayız.Burda yaşayan çok sevdiğim bir arkadaşım
    (Levent Boyacıoğlu)bizim için mukemmel bir yer ayarlamış.Yetmemiş bize
    güzel de bir akşam yaşattı.
    Sağolsun
    Sevgilerimizle kendisine selamlarımızı yolluyoruz buradan.
    [​IMG]
    Urlada bir adanın üzerinde konaklıyoruz burası sağlık bakanlığına bağlı çok güzel
    bir tesis.hem güzel hem temiz.
    [​IMG]
    Sevgili arkadaşımı uzun zamandır görmemiştim, saçları bayağı ağarmış ama
    dertten olmadığını ben iyi biliyorum. :) :) :)
    [​IMG]
    yanımızda bu sevimli kazlar bizden bişeyler aldılar tabii.çok keyifli bir akşamdı. :drinkers:
    [​IMG]
    ertesi gün Çeşme deyiz.Buradan ilk gemimize binip Chios yani sakız adasına
    geçeceğiz.yol 1 saat sürüyor.Gümrük işlemleri falan derken yavaş yavaş bizde
    inanmaya başladık şaka değil sahiden gidiyoruz
    [​IMG]
    hanımlar pasaport kontrolunda.suçları yokmuş bıraktılar.çare kalmadı beraber gidiyoruz
    :lol: :lol:
    şaka şaka onlarsız tadı olmazdı... :cry:
    [​IMG]
    motorların evraklarının kontrolu ve bagaj kontrolu bittikten sonra küçük bir gemi bizi alıyor.
    [​IMG]
    ve sakız adasına doğru yola çıkıyoruz.
    [​IMG]
    çeşmeye son bir defa bakıp yönümüzü yunanistana çevirdik.
    [​IMG]

    [​IMG]
    uzakta Sakız adası görünüyor.
    [​IMG]
    ve Sakız dayız
     
  2. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    ve Sakız dayız
    [​IMG]
    adadan bir kaç görüntü. Bizim bu turu yaptığımıza inanmayan arkadaşlar varmış diye
    geldi kulağımıza da onlar bu karelere iyi baksınlar :weedman:
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    burası Sakız adasının gümrük binası.
    [​IMG]
    Bizi Pire ye yani Atina ya götürecek gemi saat 9,30 da geliyor.
    [​IMG]
    çok yeni olmamasına rağmen ilkine oranla oldukça büyük ve hızlı bir gemi.
    [​IMG]
    saat 22.00 da haraket ettiğimiz Chios adasından Pire limanına sabah saat 07.00 de vardık.
    [​IMG]
    çok güzel bir sabahtı.bu güzel sabahın öğleden sonrası Atina-Patras arasındaki 210km yolu 40-42 derece sıcak altında gittik,inanılmaz birşeydi,içtiğimiz suyun haddi hesabı yok.
    [​IMG]
    Sevgili karım da uyanıyor masanın altında kendine çok güzel bir uyku köşesi yapmıştı.
    [​IMG]
    burası Yunanistanın meşhur Pireus (Pire)limanı
    [​IMG]
    Pire Athina ya 15 km mesafede olmasına ve artık iç içe girmiş olmasına rağmen ayrı ve en az Athina kadar eski bir şehirmiş.

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    bizi burada sevgili Yunanlı dostumuz Michael karşıladı ve bütün gün bizimle çok yakından ilgilendi sağolsun.
    Bugün burada bitirip yarın 2.Etap Atina-Patras-Ancona etabında buluşmak üzere herkeze saygılarımızı sunuyoruz

    2.Etap.Atina-Patras-Ancona.
    Çeşme de gemiye binmeden önce Tansaş a uğrayıp yol için kumanya ikmalini yapmış olmamız gemide çok işe yaradı.yanımıza konserve yiyecekler, bisküit,peynir,salça,vb malzemeler aldık,benim motorun Topcase yi tamamen mutfak malzemeleri ile doldurduk,yanımızda çayımız şekerimiz kahvemiz hatta yemeklerde kullanmak için zeytinyağımız ve soya sosumuz bile vardı.Küçük piknik tüpümüze 4 tanede yedek gaz alınca mutfakta eksik kalmadı.Ama bu ağırlığa birde bizim eşyalar eklenince motorun ön tekerleği fazla asfalta değmemeye başladı. :) Ama o mutfaktan neler neler çıktı ilerde anlatacağım.
    Herneyse rüzgarlı ve dalgalı bir denizde geçen bir geceden sonra sabah saat 7 de gemimiz Pire limanına yanaştı.Sabahın o saatinde üşenmeyip kalkıp bizi karşılama gelen Yunanlı dostumuz Michael ile kucaklaşma faslından sonra Pire den Atina ya 15-20dakika süren yolculuğumuz başladı.Sabahın erken saatlerine rağmen iyi bir trafik vardı,Atina da Şehir merkezinde bir park yeri bulup Motorları Michaelin arabasına boşalttık,kasklar montlar ve diğerleri üzerimizden eksilince kuşlar gibi özgür Atina yı turlamaya başladık.Tabii Apollon tapınağını ve akrapolü gezmeden olmazdı.Sevgili Michael bizim için İstanbulda doğmuş büyümüş Türkçeyi çok iyi konuşam birde rehber organize etmiş ee tabii şartlarda bu tarihi tur dahada bir güzel oldu.
    bu güzellikleri biraz da resimler anlatsın...
    [​IMG]
    Limandaki ilk buluşma anımız
    [​IMG]
    limandan çıkar çıkmaz bu güzel yapı ile karşılaştık sanıyorum bir kilise.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    bu ara Tapınak yolunda bu aleti gördük 6 silindir ve 2300cc
    [​IMG]
    Triumph

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    epeyce büyük bir ziyaretçi kalabalığı var,burada ki tamirat ve restarasyon işleri nin
    çok uzun yıllardan beri devam ettiğini ve ne zaman biteceğinin hiç belli olmadığını
    öğreniyoruz rehberimizden.
     
  3. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Burdan bu yüksek tepeden Atina Pire şehirleri güzel görünüyor.bu arada
    Eski Athena şehrininde bizim istanbul gibi 7 tepe üzerine kurulu olduğunu
    öğreniyoruz rehberimizden.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Bu arada ilgimi çeken şey bu harabeleri her yıl 15-20 milyon kişinin 18€ ödeyerek
    geziyor olması bu şartlarda Yunanıstan için güzel bir gelir kapısı,tabii mutlaka her
    ziyaretçinin 1,5€ ödeyerek en az 2 şişe de su iç tiğini hesaba katacak olursak rakam
    dahada büyüyor.
    Herneyse adamlar tanıtımlarınıda güzel yapıyorlar bu akrapolis i bütün dünya tanıyor.
    haa unutmadan akrapolün kuzey tarafında 400 yıllık osmanlı hakimiyetini gösteren
    bir mahalle ile bir cami de mevcut. En büyük hasarıda o dönemde almış tapınak
    çünkü osmanlı tapınağı cephanelik olarak kullanmış ve cenevizliller ile yapılan bir
    muharebede tam batı tarafında kalan tepe üzerinden yapılan mancınık atışı ile tutuşan
    cephanelik patlayınca duvarlar ve sütünların çoğu büyük hasar almış.
    http://img210.imageshack.us/img210/2610/dsc02826ld2.jpg

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    bu resim öğlen yemeği yediğimiz restaurantın duvarına yağlıboya ile yapılmış
    eski Athena ile ilgili bir canlandırma.Bence tam bir sanat eseriydi.
    [​IMG]
    Bu da başka bir şaheser ve hala kullanılıyor ve çalışıyor olması çok güzel.
    Hava o kadar çok ısınıyor ki bu güzel tarih turunu biraz kısaltmak zorunda kalıyoruz
    çünkü bu sıcakta daha 230 km mesafedeki Patra şehrine ulaşmamız lazım
    akşam saat 6 da gemimiz patras dan haraket edecek ve bizim 2 saat önce orda
    olmamız gerekiyormuş.Sevgili Michael ile vedalaşıp Atina dan ayrılıp Patra ya
    doğru yola çıkıyoruz.yolumuzun üzerinde Korinthos var bu mucize kanalı mutlaka
    diğer ekip arkadaşlarıma göstermek istiyorum.Bunun içinde Otoyoldan ayrılacağım
    çıkışı kaçırmamak için çok dikkatli olmama lazım.yoksa geri dönmek mümkün olmaz
    ve bu güzelliği kaçırmış oluruz. Neyseki herşey yolunda gidiyor ve ayrıldığım noktadan
    direkt olarak eski köprünün üzerine çıkıyoruz.veee işte korinthos kanalı
    [​IMG]

    [​IMG]
    CBF artık korinth kanalınıda kontrol ediyor :)
    [​IMG]
    işte sevgi işte CBF
    [​IMG]
    Yolda Rio köprüsünü görüntüleyip korkunç bir sıcak altında Patras a giriyoruz.
    Montların içi terden sırılsıklam içtiğimiz suyun haddi hesabı yok,
    Engin kollarını gidon dan aşağı alınca inanmıyacaksınız resmen çeşmeden su akıyorcasına
    ter aktı bir süre aşağıya.

    Atina ile Patras arası bu 230 km hiç bitmeyecekmiş gibi geldi bir ara hepimize.Havanın sıcağı yetmiyormuş gibi birde egzoslardan vurav sıcak katmerliyordu her şeyi.Bir ara Motorun dengesinde bir problem hissettim, gazı keserkesmez arkamdan küt diye bir kask kaskıma çarptı,ardından bir irkilme ile benim hatun derin uykusundan uyanınca denge meseleside bitiverdi. :lol: :lol: :lol: Ama bu durum en az 5-6 kere tekrar edince bir ara acaba kendime bağlasammı diyede düşünmedim değil. :lol:
    [​IMG]
    Limanın girişini yani yaya yolcu girişini çok kolay bulduk,Chek-in işlemlerini Funda ile beraber halletti arkadaşlar ben motorların başında kaldım.Sonra motorları içeri sokmak için hemen şurda dedikleri liman araç giriş kapısını hilafsız 5 km ötede anca bulabildik.İnsanın zamanı dar olsa sırf bu yüzden gemiyi kaçırabilir. :) Neyse sonunda kendimizi gemiye atabildik.
    [​IMG]
    çok güzel ve çok hızlı bir gemi ile Patras dan Ancona ya yolculuğumuz başladı.
    [​IMG]
    Bütün günün sıcağından sonra klimaların soğuttuğu bu geniş salonlar cennet bahçesi gibi geldi hepimize.
    [​IMG]

    [​IMG]
    En üst güvertede yüzme havuzumuz bile var burası denizden en az 30 metre yüksekte çok katlı bir apartmanın en üzt katındaki yüzme havuzundan deniz manzarası seyrediyormuşuz gibi hissettiriyor insana.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Havanın epey sert olmasına rağmen yolda denizi hiç hissetmeden yolculuk
    yaptık diyebiliriz.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Bu gemi 118 adet tır kamyon, 850 adet normal araç alabilecek kapasitede imiş.

    Herşeyi ile mükemmel olan bu gemi tabii bizim Engin gibi müşterileri sayesinde
    kumarhanesinde kazandığı paralar ile mükemmel hizmet verebiliyor o halde,
    bütün bu güzelliklerin temelinde Engin ve benzerleri yatıyor. :lol: Şimdi burdan hep
    beraber büyük bir alkış istiyorum Engin için 320€ parayı bıraktı o akşam geminin
    kumarhanesinde. :supz:
    [​IMG]
    Bu sevimli şey de Funda nın yine içini sızlattı,ama çok tatlı bişeydi gerçekten.
    [​IMG]
    Ertesi gün saat 14,30gibi Ancona ya vardık neyseki Yunanistandaki sıcak buralara kadar uzanmamıştı.
    [​IMG]
    Burasıda mimari sinden anlaşıldığı üzere İtalya nın çok eski bir liman şehri
    [​IMG]

    [​IMG]
    Gemiden iner inmez hemen en yakındaki alışveriş merkezini aramaya koyulduk .
    [​IMG]
    Erzağımız azalmıştı,limanının çıkışından birkaç km ileride bulduk aradığımızı ve tekrar
     
  4. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    benim Topcase doldu.
    [​IMG]
    Ancona dan sonraki hedefimiz Milano Şehri.Geceyi Milano da geçireceğiz saat 16.00 gibi
    Anconayı terkedebildik önümüzde 430 km lik bir etap var ve çok karanlığa kalmadan Milano ya varmak istiyoruz.
    [​IMG]
    Burada söylemeden geçemeyeceğim bir husus var.Yunanistan a indiğimizden beri geçtiğimiz yol zeminleri mükemmel neredeyse yolları hissetmiyorsunuz bile.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Bu tünelin içine girdiğimizde yanımda bir horultu ile irkildim.Engin buraya kadar uslu uslu en arkadan gelirken burada yine kanı kaynayınca gaz çekmiş,yanımdan mermi gibi geçip gitti,hemen arkasındanda 2. bir horultu daha duydum GS1200 ile bir trafik polisi Enginin arkasından aynı gazla
    geçince içimden eyvah dedim.Hemen onun arkasından birde siren ışıkları yanıp sönerek geçen bir alfa romeo polis aracıda geçince,hapı yuttuk durum ciddi galiba diye düşündüm.Neyse ki öndeki motorsikletli polis sadece arkadaki araca eskortluk ediyormuş,tünel çıkışında Engin yavaşlayınca adamlar hiç tempolarını bozmadan basıp gittiler.Rahat bir nefes aldık :prayer: .Ama Engin de aynada polisi görünce tırsmış epeyce,bir daha gaz çekmedi. :goodman:
    [​IMG]
    İtalya nın kuzeyine doğru çıktıkça herşey dahada güzelleşmeye başlıyor.Yol boyunca asma bahçelerinin içinde bir çok buna benzer kale görünümünde konaklar gördük.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Fazla vaktimiz olmadığı için yolda durup yemek yapmakla uğraşmadık ve güzel bir
    istasyonda bişeyler atıştırdık.Engin le ikimiz ton balıklı büyük bir salata yerken diğerleride
    İtalyada ki ilk piza deneyimini yaşadılar.Bizde yapılan Pizzalar burdakilere 10 basar tabir
    yerindeyse.
    [​IMG]
    Akşam olmaya başladı hava kararırken bizde Milano ya iyice yaklaştık.
    [​IMG]
    Şehir girişinde kalacağımız otelin adresini navigasyona kaydederken sivrisinek
    saldırısına maruz kaldık ve alel acel kaçarak canımızı kurtarabildik.
    [​IMG]
    Aradığımız otelin tam önüne kadar navigasyon sayesinde geldik ama malesef
    yerlerinin olmadığını öğrendik bunun üzerine hemen yakındaki başka bir otelde yer
    bulabildik.Çok huysuz ve biraz şaşkın bir ihtiyarın yönetimindeki bu otele yerleştik.
    Amca yı çok sevdim,o da beni sevmiş olacakki bizim haricimizdeki bütün otel
    müşterilerine süreklki bağırıp çağırdı.Çok sevimliydi böyle huysuz ihtiyarları hep
    çok sevmişimdir.
    [​IMG]
    Güzel bir uykudan sonra sabah kahvaltısı dahil otelimizin açık büfe kahvaltı menüsü
    hepimizi çok neşelendirdi.Sadece 2 makinadan kahve yada konsantre meyve suyu
    alıp kutuların içinde paketli kurubasan benzeri bir poğça ile kahvaltımızı yaptık,ama
    bu ara benim huysuz amcam gözlüklerinin altından kaç tane kurubasan yediğimizi
    kaç tane kahve içtiğimizi kontrol edip durdu tabii. :supz:
    [​IMG]
    Otelin tam karşısına park ettiğimiz motorlarımızı sabah yerinde görmek hepimizi
    bir kere daha mutlu etti.
    [​IMG]
    Saat 9,30 gibi otelden ayrılıp Milano yu keşfe çıktık.
    [​IMG]
    Bu şehir tamamı ile ortaçağdan kalma binalarla dolu gibi.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Ama bu binaların arasında bize içinde bulunduğumuz çağı hatırlatan objelerde yok değil.
    [​IMG]
    http://img176.imageshack.us/img176/8651/p1010692mk9.jpg[img]
    Bu manzaralar ile hem italya da hem Yunanistan da çok sık karşılaştık.
    [img]http://img529.imageshack.us/img529/7826/p1010682jd6.jpg
    Hanımlar tabii şehrin en hızlı alışveriş merkezi olan bölgeyi tercihlerinin en üstüne
    yerleştirince mecburen bu sokağa geldik.Burası araç trafiğine kapalı sadece
    mağazalar ve insanlar var.
    [​IMG]
    Neyse biz burada oturduk hanımlar biraz dolaştılar.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Ömer Bey,eşi fazla masraf etmeden geri dönünce çok mutlu oldu.Belli oluyor değilmi? :)
    [​IMG]
    Doğrusu bu caddeyi bende çok sevdim oturup gelen geçeni seyretmek çok keyifli geldi bizede.

    Milano dan saat 14.00 gibi ayrılıp 80 km uzaktaki Como gölüne ve oradanda
    İsviçre ye girip Andermat kasabasın a ulaşmak istiyoruz.Andermat ta konaklıyacağız.
    Ve isviçreye girer girmez Alp tırmanışımızın başlayacağını biliyoruz bugünkü yolumuz
    toplam 200 km.
    [​IMG]
    Como gölü çok güzel ve çok temiz.Ördeklere yem atarken çok iri balıklar ile
    Ördeklerin didişmesini de seyrettik.
    [​IMG]
    Göl de böyle büyük gezi tekneleri de var ama ne yazıkki burada fazla oyalanamadan
    yolumuza devam etmemiz lazım.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Bu güzel gölün yarısı İtalya ya yarısı isviçre ye ait. İsviçre sınırını bulmak için biraz
    bocaladıktan sonra şehir içindeki giriş kapısından hiç bir sorun yaşamadan İsviçre ye girdik.
    Şimdi artık bu turdaki (en azından benim)gerçek amacımız olan bölgeye giriyoruz
    Dolamitler e doğru gaz açıyoruz.Herşey o kadar güzelki keşke herkez bunu yaşayabilse... :supz:
     
  5. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    3.Etap.İsviçre Dolamitler.

    Bu gezinin beni en çok heyecanlandıran yeri burasıydı. Doğanın böyle cömertçe ortaya
    koyduğu güzelliklerine her zaman hayranlık duymuşumdur. :)
    Como dan ayrılıp İsviçre sınırındaki memur arkadaşla sadece başımızla selamlaştıktan sonra
    yolumuza devam ettik 20 dakika içinde herşey değişti yol yükselmeye başladı,yeşil farklı tonlara büründü,dağların şekli değişti,havanın kokusu değişti ve kendimizi bir anda her taraftan çağlayarak akan suların olduğu dimdik yamaçları olan bir dağ silsilesinin arasında bulduk. Aman ne kadar güzel bir yer burası derken yağmurda geldi bu güzelliğe artı 1 olarak. Yol kenarında çok temiz bir park yerine girdik motorlarımızı önce bir ağacın altına çektik,yağmur artıp üstümüzdeki ağaç dallarının koruması yetmeyince lavaboların ve tuvaletlerin olduğu bir çatının altına zor attık kendimizi. Burada yağmurluklar çıktı çantalardan ve bir giyildi pir giyildi,takip eden 4 gün boyunca nerredeyse hiç çıkmadı sırtımızdan.
    işte resimler:
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    dediğim gibi yağmur bastırınca ekip ağacın altından kaçıp buraya sığındı.
    [​IMG]
    yağmurluklar giyildi mecburen.Benim soft yan çantaların yağmur kılıfları takıldı.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Bu ara aynı yere bir Tır kamyon geldi ve Yılmaz ın bütün foyası ortaya çıktı.
    Türkiye de topladığı hurdaları allayıp pullayıp kaçak yollardan buraya yolluyormuş meğer :)
    Tırın sürücüsü bize herşeyi itiraf etti.
    Yağmur altında buradan ayrılıp yolumuzun üzerindeki meşhur 17km uzunluğunda aşağıda resmini göreceğiniz San Goothard tüneline doğru yola çıktık.Bu ara hepimizin çok dikkatini çeken bir şey peş peşe bir kaç defa yaşandı.
    Tünelin bir ayağı bakıma alındığı için yol tek taraflı olarak verilmiş bu da Tünel ağızında neredeyse 15 km lik bir trafik durmasına sebep olmuş,3 şerit tırlar,karavanlar ve özel arabalarla tıka basa dolu.En soldaki şerit ile orta şerit arasında kendimize geçecek yol arıyoruz,bu 15 km boyunca bizi farkeden ve araçlarının yandaki araç ile arasındaki mesafesi geçmemiz için yeterli olmayan bütün araç sürücüleri araçlarını çalıştırıp bize yol açmak için kenara çekildiler.Müthiş bir şeydi ve tabii bizim hiç alışık olmadığımız bişeydi bu durum.Burada araç kullananları bir kere daha saygı ve hürmet ile andık hepimiz.
    [​IMG]
    Bu tünelin içine bir kaç km girince sıcak acaip arttı tabi,yağmurda yok,üzerimizde montların üzerinde birde yağmurluklar olunca son 4-5 km sinde avazım çıktığı kadar biiiiiiiiiiiiiiiiiiiiittt artıııııııııııııııııııııııııııııııkkkkk diye bağırdım.
    Nihayet bitti ve derin bir nefes aldık.Ve çıkar çıkmazda yağmur altındaki görüntüsü hepimizi sarhoş etti.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Andermat istikametine doğru yoldan ayrıldık ve tırmanmaya devam ettik.Buradaki geçişimiz anlatılır gibi birşey değil.Hava yağmurlu ama çok soğuk değil,sis basıyor bir anda görüş mesafesi zayıflıyor,önümüzde aniden bir viraj beliriyor,bir kaç viraj peş peşe dönüyoruz birden sis tabakası bulut görüntüsünde aşağımızda kalıyor ve bir iki çiflik evi görünüyor aradan.Acaip güzel ot kokuyor her taraf,Bir hayal gibi küçük bir köye giriyoruz yağmura kapalı havaya inat bütün evlerin camlarından aşağı rengarenk çiçekler sarkıyor,masal gibi bir şey.Her taraf ıslak ve çok temiz.çamur yok.Birden bir köprünün üzerinden geçiyoruz altından çok güçlü bir su akıyor. Evlerin çoğu ahşap yada ahşap kaplı ve çok güzel görünüyorlar.Galiba bir masalın tam içine düştük diye düşünüyoruz.(Bu gezi beni şair yapacak galiba :lol: :lol: )
    Andermat ile ilgili resimler ve devamı yarın.
    Bütün iyi dileklerini yazan arkadaşlarımıza bir kere daha teşekkür ediyoruz.


    [​IMG]

    img][/img]Andermat a işte böyle bir akşam üzeri giriyoruz.Burası küçük bir yer,insanlar anladığım kadarı ile özellikle kışın kayak amaçlı buraya gelen turistleri ağırlıyor ama etraftaki ahırlar hayvancılık olduğunuda gösteriyor.Kesilmiş ve kurutulmuş ot kokusu harika bişey, Köy ün içinde bir Shell istasyonu var giriyoruz ama kapalı,Böyle küçük yerlerde benzin istasyonları akşam saat 17.30 dan sonra kapanıyormuş.Olsun çok önemli değil bizim için zaten burda kalacağız yarın depoları doldururuz diye düşünüyoruz,bu ara karşıdan gelen bir bayana Andermat lı olup olmadığını soruyorum oralı olduğunu söyleyince bize önerebileceği bir otel varmı diye soruyorum,ucuz olacak,temiz olacak ve güzel olacak diye ekliyorum.Biraz gülüşüyoruz sonra bize Pansiyon Alpen Bear ı tarif ediyor.Gidiyoruz,çok sevimli bir otel Dbl oda +kahvaltı için 70 € ya anahtarlarımızı alıyoruz, motorlarımız içinde kapalı garajlarıda var.Otel tam aradığımız gibi temiz güzel ve çok pahalı değil,ve çok güleryüzlü personelleri var.Hepsi Bayan burada çalışan erkek yokmuş sonradan öğreniyoruz.
    Andermat tan kareler:
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    otel personeli çok güleryüzlü ve sempatikti.
    [​IMG]
    otelimizin gece görüntüsü
    [​IMG]
    yavaş yavaş ısınmaya başladık.
    [​IMG]
    Sabah kalktığımızda gök yüzü yine bulutluydu bu gün yine yağmur var.
    [​IMG]
    Neyseki ara ara yağmur kesiliyor ve biraz da olsa açıyor.Bizde fırsattan istifade bu
    güzellikler arasında biraz yürüyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    yollarda buna benzer motorcuları davet amaçlı görüntüler kullanmıştı bir çok işletmeler.
    [​IMG]
    Ayı bu bölgenin sembolü olmuş heryerde ayı maketlerini görebilirsiniz
    [​IMG]
    Çok bakımlı bir mezarlık ve kilise.
    [​IMG]
    Birileride bu güzel arabayla gelmiş buralara kadar.
    [[url]http://img395.imageshack.us/img395/692/dsc00769pk3.jpg/img][/url]
    dün gece üzerinden geçtiğimiz derenin gündüz gözüyle görünümü.
     
  6. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    [​IMG]

    [​IMG]
    Köyün içinde hala mahalli giysileri ile bu eski gelenekler yaşatılıyor.Bu bir dolmuş.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    hava yine bulutlanmaya başladı,ama hiç umurumuzda değil burası o kadar güzelki.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    hiç kimsenin buradan ayrılmaya niyeti yok gibi ama artık Pass lara(En yüksek geçiş noktaları)
    çok yakınız ve ben sabırsızlanıyorum.Motorlar garajdan çıkıyor ve hazırlanıyoruz.
    Önümüzde Oberal Pass,Furka Pass,Grimsel Pass gibi yerler var.
    [​IMG]
    Yola çıkıyoruz.Bu günden itibaren 4 gün neredeyse lastiklerimizin sadece yanakları asfalta temas ediyor
    virajların birinden çıkıp diğerine giriyoruz ve sürekli başka motorcularla selamlaşıyoruz yollarda.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    ilk pass ımıza varıyoruz.çevre muhteşem güzel.
    [​IMG]
    bu yüksekliklerde bile böyle sevimli restaurantlar ve konaklama tesisleri var ve
    bu sezonda çok pahalı değil 2 kişi 60€
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Her yer su, her yer dere.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Türkiye, Furka Pass ta yerini alıyor. :)
     
  7. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    [​IMG]

    [​IMG]
    Birazdan bu yoldan geçerek Grimsel Pass a doğru devam edeceğiz.
    [​IMG]
    Bu görünen buzul M.Ö.400 yılından beri buradaymış ama artık o da küçülmeye başlamış.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    2500 metrede bir göl.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    herkezin ağzı kulaklarında bir çay molası veriyoruz.Kayaların arasından akan su ile
    kattle mizi dolduruyoruz.takıyoruz çakmak fişine biraz sonra çaylar hazır.Bulunduğumuz
    yerin hemen arkasındaki boşluk belki 400 metre derin.
    [​IMG]

    [​IMG]
    virajın tam arasında bu otel restaurant çok güzel duruyor.
    [​IMG]
    Yollar dar olmasına rağmen o kadar temiz ve zemin o kadar güzelki.
    İnsan şaşkına dönüyor nereye bakacağımızı neyin resmini alacağımızı bilemez duruma geldik.
    kafamızı çevirdiğimiz her yerde başka bir güzellikle karşılaşıyoruz
    [​IMG]

    [​IMG]
    Grimsel pass ta tam yolun en tepe noktasında bu hayvancıklar için bu park yapılmış
    çok güzel ve tembeldiler.
    [​IMG]
    Vadiler,bulutlar karlar,buzullar,kayalıklar,göller,yeşillikler burda hepsi bir araya gelmiş
    ve insana muhteşem bir görüntü senfonisi veriyorlar sanki.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Bu arkadaşlarla da selamlaşıyoruz
    [​IMG]
    Yön levhalarını takip ederek yolumuza devam ediyoruz.
    [​IMG]
    Dolamitlerdeki yolculuğumuz Glarus a doğru devam edecek ve akşamı
    görmeyi çok istediğim Klontaler See de geçirmek istiyoruz.
    [​IMG]
    Kısa bir mola veriyoruz temiz havadan ve basınç farkları yaşamaktan hepimiz biraz
    sersem gibi olduk.
    [​IMG]
    bazı yerlerde öyle sarp kayaların arasından tren yolu geçirilmi,ş ki inanılır gibi değil.
    [​IMG]
    Bugün harika geçti ve nihayet Klontaller Gölü kenarındayız.Çok tatlı bir yorgunluk var üzerimizde.
    Sabahtan beri gördüğümüz manzaralar cümbüşü yüzünden koca günün nasıl bittiğini anlayamadık.
    devam edecek...
     
  8. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    Glarus yakınındaki Klontaller Gölü tam bir doğa harikası. Gölün iki yakasındada sarp dağlardan akan suların beslediği bu gölün etrafında 2 kamp alanı ve bir kaç küçük otelden başka birkaç çiflik var.Çok güzel bu doğa harikası böyleliklede çok güzel korunmuş,Gölün kuzey yakasında yine çok güzel ve dar bir yol gölü boydan boya turlamaya olanak tanıyor.İlk çadır kampımızı burada yaptık. Motorlarımızı yanımıza almak istediğimiz için resepsiondan bize kamp girişindeki alan tahsis edildi. 2 kişi ve bir çadır için burada gecelik 22€ ödedik.Biz çadırlarımızla uğraşırken 14-15 yaşlarında 2 Türk kızı geldi yanımıza,Glarus ta yaşıyorlarmış,Plakalarımızı görünce Türk olduğumuzu anlayıp yanımıza gelmişler,çok şaşırdılar Motorlarla Türkiye den geldiğimize,Burası mutlaka görülmesi gereken bir yer.Burası ile ilgili fazla yorum yapmıyorum resimlere bakıp siz yapın yorumunuzu:


    [​IMG]
    çadırın kapısından bu güzel resimleri Gülseren çekti
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  9. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu raporun devamı için sizleri maalesef pazartesi gününe kadar bekletmek zorundayım.
    Çünkü sevgili küçük oğluma bu hafta sonumu onunla geçirmek için söz verdim.O da bunu haketti.
    pazartesi günü görüşmek üzere herkeze selamlar.

    Evet Sevgili Dostlarımız.
    Hafta sonu, büyük oğlumun hafif yollu laf çarptırmalarına rağmen,küçük kardeşi ile haşır neşir olmamla geçti...
    Neyse biz tekrar raporumuza dönelim.
    Glarus ve Klontaller Gölü kenarında geçen bir günümüz gözlerimize harika bir manzara ziyafeti çektikten sonra bu tertemiz,insanların (biz dahil) korunması için özen gösterdiği,sağda solda bir tek çöp poşetine,cola yada bira şişesine rastlamanın mümkün olmadığı bu bölgeden ayrılma zamanımız geldi.Akşam yemeğinde mantarlı sebzeli Hindi yahni yi yapmak için ve sabah kahvaltızı için,biraz dağıttığım mutfağımızı (benim Topcase yi) tekrar düzenledikten sonra, çadırlarımızı toplayıp, Austurya üzerinden durmadan geçip Almanya nın Füssen şehrine II.Ludwig in hayatına mal olan Neuschwaanstein şatosunu görmek amacı ile bölgede son bir tur atıp bu güzelliklerden bir kaç fotoğraf daha alıp yola çıktık. Bu gün Bu tertemiz ve insanların birbirine her zaman güleryüzle ve saygı ile yaklaştığı ülkeden yani İsviçre den bugün ayrılıyoruz.
    Rota planlamasını daha önce yapıp otoyollara girmeden hedefimize ulaşmaya özellikle dikkat ederek yola koyulduk.Walensee (Walen gölü)nü solumuza alıp yine unutulmaz manzaralar eşliğinde tünellere gire çıka Sargans a kadar devam ettik.Daha sonra Boden See kıyısından geçip Isny üzerinden Immenstadt Algau ye ve oradanda Füssen e vardık,bu güzergahta da yağmur çoğu zaman bize eşlik etti.Saat 18.30 gibi Füssen e girdik, kalmak istediğimiz otel e geldiğimizde yerlerinin olmadığını öğrendik.Almanya nın bu bölgesi özellikle bu zamanlarda çok turist alan bir bölge, Otel sahibinin bize verdiği bilgi üzerine Forggen gölünü besleyen akarsu ayaklarından biri olan Lech nehrinin hemen kenarındaki Euro Otel de 1 Dbl oda kahvaltı dahil 82€ ya nehir manzaralı odalarımızı alıp 1 saat dinlendikten sonra Füssen i keşif için Lobide buluştuk.Her şey planladığımız gibi gidiyor.
    Şimdi de bu etap ile ilgili kareler:
    [​IMG]
    Klontallerden ayrıdıktan sonra Glarus a kadar ormanların içinden yol aldık.
    [​IMG]
    sonra yolumuz tekrar tatlı virajlar eşliğinde dağların arasına giriyor.
    [​IMG]
    yağmurun altında yeşilin tonları hem daha güzel görünüyor hemde Toprağın kokusu daha
    fazla hissediliyor. İşte motor ile yolculuk yapmanın en güzel ve en özel taraflarından biri bu bence,
    araba ile aynı yolculuk yapılmış olsaydı bu seyahatin kokularını bu kadar içinde yaşayamazdık.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    yol üzerinde girdiğimiz bütün köyler ,kasabalar,bütün gördüğümüz evler sanki çiçek serası gibi.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    yolların mükemelliğine ve çevrenin temizliğine her km de bir kere daha hayran oluyoruz,
    inşallah ülkemizi de bir gün bu şekilde görmek nasp olur hepimize.
    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]
    bu resimleri almış olduğumuz yollar dar olmasına rağmen mükemmel bir zemine sahip.
    Onca süre yağmur altında yol almış olmamıza rağmen hiç birimiz yol üzerinde su birikintisine
    ne girdik nede gördük,ancak buna rağmen özellikle ilk defa karşılaşacak olan sürücülerin hem
    biraz moralini bozan ama aynı zamanda da onları daha dikkatli ve yavaş araç kullanmaya
    sevk eden bir görüntü ile çok sık karşılaşıyorsunuz.Bu görüntü, bu bölgede kaza yapıp hayatlarını
    kaybeden sürücülerin anısına dikilmiş olan haç şeklinde işaretler ve yanlarında duran bir demet çiçek
    ve kazadan geriye kalan bir eldiven,bir ayakkabı,parçalanmış bir kask parçası nın oluşturduğu
    görüntüler. Her şeye rağmen ne yazıkki buradaki yollarda da hala yolların büyüsüne kapılıp
    şuursuzca gaz çeken sürücülere sık sık rastladık.Tam bu resmi çekerken böyle bir arkadaş
    bize de marifetlerini göstermek için sıkı bir şekilde yokuş aşağı viraj girişine kadar gaz çekince
    yolun kendine ait olan bölümüne sığamayıp görüşü kendine kapalı olan bu virajda aşağıdan gelene ait
    yolun son çizgisine kadar sarkmak zorunda kaldı. Çok şükür ki karşıdan gelen kimse çıkmadı ve
    yoluna devam edebildi.Yoksa bu cesur arkadaşımıza ve karşıdan gelen masum zavallılar içinde
    birer demet çiçek ve işaretler mutlaka gerekecekti. Belki de bu talihsiz ve suçsuzlar bizlerde olabilirdik.
    Bu sebep ile bu ve bu tip arkadaşlara böyle marifetlerini, dışını görebildikleri virajlarda ve kimseye zarar
    vermeyecekleri yerlerde kendi başlarına yapmalarını öneriyor ve salaklıklarınıda gülerek alkışlıyorum...
    Neyse devam edelim.
     
  10. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    [​IMG]

    [​IMG]
    yemek molası,bugun menüde çin mutfağından sebzeli karides var.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    yemekten sonra yolumuza devam edip yine mümkün olduğunca otoyol u kullanmadan
    Füssen e ulaşmaya özen gösteriyorum,çünkü Land Strasse denilen bu yollar çok daha
    güzel yerler görmeye olanak sağlıyorlar.
    [​IMG]
    Alış veriş molası.
    Boşalan mutfağımızı günlük olarak tekrar tazeliyoruz sadece ihtiyacımız olanı alıyor ve
    tüketiyoruz,hatta bazen 1 baş soğan 3 adet domates vs bile aldığımız oluyor,ama hepimiz
    gayet güzel doyuyoruz ve bazı öğünlerimiz de 6 kişi için sadece 6,5€ ödediğimizde oluyor.
    (mesela menemen yaptığımız gün.)
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    tesadüfen yolda Vespa cıların düzenlediği bir eğlenceye tanık oluyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]
    geçtiğimiz köylerden bir kaç fotoğraf
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    yavaş yavaş Füssen e yaklaşıyoruz.
    [​IMG]
    Ve Füssen deyiz...
     
    sedat akar bunu beğendi.
  11. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    Füssen; burası turumuzun en uç noktası buradan sonra artık dönüş yolculuğumuz başlıyor.Burdan sonraki programımız İnnsburg üzerinden tekrar Austurya ya girerek Zel am See ye ulaşarak ertesi gün Grossglockner buzulunu ve milliparkını görerek İtalya yaya girmek...
    Şimdi bu küçük ve güzel kasabayı ve çevresini resimleri ile sizlerle paylaşmaya çalışayım.
    [​IMG]
    evler çok eski olmasına rağmen çok bakımlı.
    [​IMG]

    [​IMG]
    kalabileceğimiz otelin adresini alıp Otel e doğru yola çıktık.Otel çok güzel bir nehrin kıyısında
    ve yine herzamanki gibi yeşillikler arasında.
    [​IMG]
    Park yeri
    [​IMG]
    giriş kapısı.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Sevgili arkadaşımın sevgili eşi,illede bu kıyafetlerimi giyeceğim diye tutturdu.
    Önce biraz kafa yaptım ama ama sonra baktım yakışmış gerçekten... :lol:
    [​IMG]
    hala mahalli kıyafetler vitrinlerde satılıyor.
    [​IMG]
    şehirden gece manzaraları.
    [​IMG]

    [​IMG]
    viyatnamlılara ait ama mutfağının daha çok çin mutfağına yönelik olduğunu, sahibinden
    öğrendiğimiz bu restaurantta çorba,bira ve Ördek kızartması yedik.Hanımlar çorbanın
    görüntüsünü önce pek beğenmediler ama sonra götürdüler.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Oteldeki odalarımızın pencerelerinden görünenler.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    bu fotoğrafı çok beğendim.Arkadakı camda görüntü yansıyınca içerisinin görüntüsü
    ile dışarısınınki iç içe geçmiş.
    [​IMG]

    [​IMG]
     
  12. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    kahvaltı sonrası kapalı garajlarından motorları çıkarıp tekrar yola hazırladık,çünkü buradan
    çıktıktan sonra şatoları gezip İnnsburg a doğru yola devam edeceğiz.
    [​IMG]
    Kral 2.Ludwig in yaptırdığı Neuschwaanstein şatosu.Bu şato için ve cıvarda yaptırdığı
    diğer konaklar ve binalar için döneminde çok ciddi paralar harcayıp hazineyi boşaltınca
    halkı vergiye boğan Kral II.Ludwig dönemin Papası tarafından bir gece şatoların hemen
    alt tarafındaki Beyaz Göl (Weiss See)kıyısına ve kutsanmak için çağırılıp
    tuzağa düşürülüp kafası kesilerek öldürülmüş.Böylelikle halk ağır vergi borçları altında
    ezilmekten kurtulmuş.Yoksa Kral herşeye rağmen bu görünenden çok daha gösterişli ve
    büyük bir şato inşaa etmek için projelerine başlamış ve bir proje yarışması açarak içlerinden
    en beğendiğini çok daha yüksek bir kayalığın üzerine inşaa etmek için hazırlıklarına başlamış.
    [​IMG]
    Fakat sanıyorum, Almanya nın tarhinde,herşeye rağmen zamanında çok para harcayarak yaptırdığı bu şatoların hayatına mal olduğu Kral II Ludwig kadar, uzun zamandan beri ülkesine gelir sağlamaya devam eden başka bir Kral olmamıştır .Çünkü bu şehire bu şatoları görmek için gelen herkezden geceleme başına 3€para alınıyor ve bu şatoları gezmenin bedeli kişi başı 18€ ve her gün binlerce kişi bu bedeli ödüyor.
    [​IMG]

    [​IMG]
    burdaki fotoğraflar buranın her mevsimde ne kadar farklı güzellikte olduğunu kanıtlamak için çekilmiş.
    [​IMG]
    içeriden görüntüler
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    yağmurun altında bu mesafeyi yaya olarak nefes nefese yukarıya kadar çıktık ,güzel spor oldu.
    Bütün tur boyunca hiç bu kadar yorulmamıştım.
    [​IMG]

    [​IMG]
    yavaş yavaş Füssen den uzaklaşıyoruz.
    [​IMG]
    ve rotamızı Zell am See ye çeviriyoruz.
    http://img258.imageshack.us/img258/4739/p1010995qm5.jpg[img]
    Yol boyunca yine eşsiz manzaralar bize eşlik ediyor.
    [img]http://img184.imageshack.us/img184/7008/p1010994aq5.jpg
    ama manzaraların içinde yine trafik kazasında hayatını kaybedenlerin anısına yapılmış
    bu küçük anıtlarda yerini almaya devam ediyor.
    [​IMG]
    etrafımızda sık sık bu güzelliklere eşlik eden çevresine bu kadar uyum sağlamış buna benzer bir
    sürü evler de gördük durduk.
    [​IMG]
    yolda yağmur gittikçe dozunu arttırarak devam etti.
    [​IMG]
     
  13. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    yine uzun tünellerden geçiyoruz sürekli,bu tünel geçişi işinin en keyifli tarafı çıkar çıkmaz ne
    tür bir sürpriz manzara ile karşılaşacağımızın beklentisi olmaya başladı.
    [​IMG]
    buraya geldiğimizde nedendir bilmiyoruz ama yağmura rağmen hepimizi yolda ağır bir
    uyku bastı.Yağmur da artınca burada mola verdik ve ekipteki herkez birbirine
    nerede ise gider iken uyuya kalacağına dair aynı şeyi söyledi.
    [​IMG]
    neyse birer kahve ve yanında pasta yeyip silkelendikten sonra kendimize geldik.
    Bu amca bize biraz nasihat verdi (Ne kadar da tanıdık geliyor bana siması ama :lol: )
    [​IMG]
    etraftada bayanların ilgisini çekecek hediyelik eşya mağazası olunca mola uzadı tabii
    ve biraz sonra acaip bir dolu başladı ve bir kaç saniye içinde hertaraf bembeyaz oldu.
    ama malesef fotoğrafını çekmemişiz.
    [​IMG]
    Bir dakika,sonradan farkettik Engin bu manzarayı cep telefonu ile görüntülemiş.Ekliyorum
    [​IMG]
    bunuda sonradan ekliyorum. Furka Pass ta 2436 mt deyiz.
    [​IMG]
    havanın çok fazla yağması ve kararması sebebi ile Zell am See yi yarına bırakıp İnnsbrug ta gecelemeye karar verdik.
    Şehrin girişinde çok güzel kompoze edilmiş bir park yerine yapılmış olan Turizm İnformation ofisini fark edince girip şehirdeki oteller hakkında biraz bilgi aldık ve buradaki görevli memur hiç bir extra ücret talep etmeden bizim için oradan rezervasyonumuzu yaptı, akşam üstü İnnsbrug şehrine girdik ve yine büyük bir tesadüf eseri otelimizin odaları İnnsbrug un içinden akan büyük bir nehre (Thal )bakıyordu.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Odamızın camından aldığımız Nehrin görüntüsü harikaydı.
    [​IMG]

    [​IMG]
    bulutlar şehrin üzerine kadar inmiş olmasına rağmen tatlı bir serinlik var ve benim bu
    akşam şortumdan başka dışarı çıkargen giyebilecek bişeyim yok.Ne yapalım biz turistiz.
    [​IMG]

    [​IMG]
    şehirden görüntüler.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Bu akşam bu çok eski ve güzel şehri biraz keşfedip yarın tekrar dağlara bu defa
    Tirollere tırmanacağız.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    bizden önce uşaklı bir aşık arkadaşımız buradan geçip Türk usulü sevgisini bir ozan
    nidası ile dile getirmiş. Anladıkki burda yanlız değiliz. :lol: :lol: :lol:
    [​IMG]
    İnnsbruck nerede ise tamamen bu eski ama sağlam ve bakımlı binalar dan kurulu bir şehir.
    [​IMG]
    Ama ne yalan söyleyeyim bana dağlar bu sanatsal içerikli süslü duvarlar ve mimariden ,
    her zaman daha ilginç gelmiştir.Bu resimleri belki benim gibi hissetmeyenler de vardır
    diye yayınlıyorum. :)
    [​IMG]

    [​IMG]
    sabah, kahvaltı masamız birazdan yine dağlara doğru yola koyulacağız.
    [​IMG]
    kaldığımız otel burada 1Dbl oda için kahvaltı dahil 60€ ödedik (Otel Weisses Lamm)
    [​IMG]

    [​IMG]
    Neyseki zaman geldi ve şehirden uzaklaşıp dağlara tırmanışımız başlıyor.

    Evet bu günlük burada ara verip yarın Gross Glockner milli parkı ile 4.Etap ta
    buluşmak üzere diyoruz.Bizi izleyen herkeze gönül dolusu sevgi ve saygılarımızla...

    Insbrug da kahvaltıdan sonra otelin kapalı garajından motorlarımızı çıkarıp yine hafif yağmur altında yola çıktık.
    Kaldığımız her otelin mutlaka motorsikletler için kapalı garajı var.Bu durumda bu bölgedeki motorsiklet sayısının çokluğunun bir başka göstergesi.

    Bu ara ilk sayfalarda bir arkadaşımızın motorsikletlerimizin bu seyahatteki konforu ile ilgili sorduğu soru aklıma geldi;cevaplamaya çalışayım...
    Sadece konfor açısından düşünüldüğünde selesinin mükemmel yapısı ile Burgman 650 nin yolculuğunun rahatı 1.sırayı alır. 2.sırada FJR.1300 3.sırada benim kullandığım CBF1000 i sayabilirim.CBF in selesi 2 saat yolculuktan sonra çok rahatsızlık vermeye başlıyor hatta eşimin altına minder yapmak zorunda kaldık.

    Bizim yaptığımız turun dağ yollarını düşündüğümüzde sert virajlar sert tırmanışlar ve inişler için gerek kıvraklığı gerek ürettiği ciddi tork gücü bu etapta CBF i liste başı yaparken FJR 2.sırada Burgman 3. sırada diyebilirim.

    ama turun tamamını düşündüğümüzde gerek konforu gerekse yolu en az hissetirmesi gibi özelliklerinin yanı sıra tam bir turing olması sebebi ile FJR başa oturur. Yani ne olursa olsun bu tür uzun bir tur Turing sınıfı makinelerle yapılmalı.

    CBF in arkasının yüksek olması sebebi ile yük ağırlığı arkaya kaydığında Dolu bir Topcase ve çantalar çadırlarla beraber ön tekerleğin yola az basması sonucunu doğuruyor,Bu sebep ile bir çok zaman motoru yan sehpada bırakamadım,durmadı.
     
  14. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    Belki tek başına yapılacak uzun seyahatlerde bu kadar sorunlu olmayabilir ama iki kişi için ideal olduğunu söyleyemeyeceğim.
    Yinede buna rağmen seyir esnasında bu kadar yük ve havaleye rağmen 180 lere kadar çıktığım kısa mesafeli süratlerde çok fazla titreşim sallanma vs sorunlar yaşatmadı üstelik bu turda ben soft yan çanta kullandım yine.

    Bu tespitlerden sonra biz yine tur raporumuza dönelim...
    Hedefimiz bu gün Zell am See ye ulaşmak ve buraya 20 km mesafedeki,bu turda en çok görmek istediğim Gross Glockner (Büyük Çan)zirvesini görmek.Burası 2650 metre yükseklikteki bir geçit aynı zamanda milli park statüsünde koruma altına alınmış.Heilige Blut (Kutsal Kan)denilen bir zirvesi var. Bütün pasların içinde en yüksek olanı.
    İnsbruck dan çıktıktan sonra Wörgl e kadar otoyoldan gidip daha sonra Kitzbügel e doğru ayrılıp Mittersill e kadar yine dağların içinden nefis bir yolculuk yaptık.Dik bir orman yolundan Mittersill e inip 30 km uzaktaki Zell am See ye ulaştık.
    Burası göl kenarında çok gelişmiş 1850 rakımında bir kasaba, Turizm anlamında da Austurya için çok önemli bir bölge.
    Kafanızı kaldırıp baktığınızda dağları yarı belinden sonra sis içinde kaybolmuş görüyorsunuz.Girdiğimiz bir benzin istasyonunda bugün Gros Glockner de görüşün sıfır ve kar fırtınası olduğunu öğrenince karnıma bir yumruk yemiş gibi oluyorum.Bu en çok görmeyi istediğim pass ı pas geçmek zorunda kalacağım anlamında.Acaba herşeyi göze alıp zorlasakmı diye düşünüyorum ama sonra zaten üşümüş olan eşlerimizide riske atmamak adına vazgeçip tekrar Mitterstill e kadar geri dönüp Büyük Çanı batı tarafından başlayıp güneyine doğru dolaşarak belki bir gün daha bu bölgede kalabilirizin planlarını kafamda yapıyorum.Çünkü daha önce haritalarda incelediğim kadarı ile böyle bir rota değişikliği bizi bir gün daha bu Pass ın yakınında tutacak ve benim belki yarın hava düzelir ümidim hala var.Şayet hava düzelirse Reinthal den yani bu defa güney tarafından Kutsal Kan bölgesine ulaşmak mümkün olacak...
    Bu değişikliği uygulamaya karar verince Garda See ayağını kaldırıp burada bir gece kalıp buradan yarın Gross Glockner i görüp direkt olarak Venediğe gitmeye karar verdik...
    Bu değişiklik bize o gece mükemmel bir pansiyonda tertemiz,sıcacık bir gece geçirme şansı verdi.Bu pansiyon bu tur boyunca kaldığımız en ucuz ve en güzel yer oldu.

    Şimdi gelelim hikayemizin resimler bölümüneee, ama bunu sizler için ancak yarın hazırlayabileceğim.Birazdan Engin ve Yılmaz geliyorlar Antakya dan bu gece biraz ifadelerini almam lazım.bakalım neler olmuş.

    İnnsbruck-Zell am See-Venedic.
    [​IMG]
    Yola çıktık yağmur dinmedi ara ara devam ediyor.
    [​IMG]
    Yol kenarlarında o kadar güzel yemyeşil çayırlar var ki bu İnekler her halde akıbetleri
    diğerleri ile aynı olsada yaşadıkları zamanı en huzurlu geçirenler diye düşünüyor insan :lol:
    [​IMG]

    Yolda büyük bir Motorsiklet mağazası görüyoruz sadece motorsiklet değil burda bir kaç ilginç araba modeli de satılıyor.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    içeride her marka ve her model motor var neredeyse ama CBF malesef burda da yok.
    Benim motora bir Huger almak istiyorum yok tabii 3 gün sonra getirtebileceklerini söylediler.
    [​IMG]
    Bu Vespa içerideki bir çok motordan daha pahalı.
    [​IMG]
    Burda kaskımı eşim düşürdü ve vizör tam sol gözüme isabet eden bölgesinden epeyce çizildi.
    Hiç sevmediğim bir durumla karşı karşıyayım.Gözümün önünde ciddi bir leke ile devam etmek zorundayım.
    [​IMG]
    Bu büyük mağazadan ayrılıp tekrar yola çıktık.İşim zordu şimdi dahada zorlaştı.Zaten devamlı dikkatimi
    rota planımız üzerinde tutmalıyım,navigasyon u ve yol levhalarını takip etmek zorundayım.Bunlar tabii yeterli değil,trafik akışınıda sürekli kontrol etmem şart ve tabii arkamdan gelen 2 motoruda 15-20 saniye aralıklarla kontrol etme zorunluluğum var.Ve artık bu işi tek gözümle yapmak zorundayım.Tabii ekipteki herkez sadece beni takip ediyor ben herşeyi... :evil:
    [​IMG]
    yolda duruyor ve navigasyon u yeni hedefimize doğru tekrar programlıyorum.Aman aklınızda olsun bu işi mutlaka uygun bir yerde durarak yapın.Haraket halinde iken asla böyle bişeye yeltenmeyin.
    [​IMG]
    sayısız köyü kasabayı manzaraları bir bir arkamızda bırakıp yolumuza devam ediyoruz.
    [​IMG]
    Füssen den ayrıdığımızdan beri daha çok düz yada hafif eğimli arazide motor sürdüyoruz bu durum
    Kitzbügel e kadar devam ediyor.
    [​IMG]
    evlerin balkonlarındaki,camlarındaki çiçek cümbüşü çok güzel.
    [​IMG]

    [​IMG]
    ara ara durup hem mola veriyor hemde daha önce hazırladığım günlük rotaların haritaları
    ile navigasyonu karşılaştırıyorum.Çünkü navigasyon bazen sizi hedefe sizin planlamadığınız
    başka yollar üzerinden götürebiliyor.
    [​IMG]
    güzel yerler.doğayı hiç rahatsız etmeden yapılmış bu binalar sanki ayrı bir güzellik katıyor herşeye.
    [​IMG]

    [​IMG]
    karnımız acıktı yemek molası verdik.Burada sanıyorum güzel bir bol yumurtalı soğanlı
    domates ve biber ile güzel bir tencere dolusu menemen yapıp yedik.
    [​IMG]
    yine dağ manzaraları belirmeye başladı.
    [​IMG]
    burası yol kenarında sürücülerin ihtiyaçlarını gidermek yada dinlenmeleri için yapılmış
    park alanlarından biri.Tuvaletler tertemiz,tuvalet kağıtlarının yedekleri bile konmuş.
    [​IMG]
    hemen yanıbaşından tertemiz bir dere akıyor.
     
  15. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    [​IMG]
    karşıda nefis bir manzara
    [​IMG]
    biraz ileride yolun karşısında ki çiflik evi ve önünde rulo şekline getirilmiş hayvanları için
    kesilmiş otlar.
    [​IMG]
    Birazdan bu tünele girip dağların içine doğru devam edeceğiz.
    [​IMG]
    yemek hazırlandı.bu ara sanıyorum buraların temizliğinden sorumlu zavallı temizlik işçileri geldi.
    karınları çok acıkmış kıyamadık onlarıda doyurduk. :lol: :lol: :lol:
    Mavili olanlar işçiler diğer gri giysili olanda herhalde şefleri falan olmalı. :lol:
    [​IMG]
    yemek öncesi o kadar yorgun bitaap bir haldeler ki insanın içi sızlıyor.
    [​IMG]
    daha sonra bu zavallı işçileri motorlarımızın arkasına alıp yola Zell am See ye doğru devam ettik. :goodman:
    http://img295.imageshack.us/img295/6851/p1020095go1.jpg[img]
    yine yağmur başladı.
    [img]http://img214.imageshack.us/img214/2395/p1020097tj7.jpg
    dediğim gibi havanın bozmasından dolayı bu gün Zell am See yi terkediyor ve Gross Glocknerin etrafını dolaşarak İtalya sınırına doğru devam ediyoruz.Bu yolda bir yerlerde plan dışı kalacak bir yer bulmamız lazım.
    İtalyaya girmeden 3-5km önce bu harika pansiyonu buluyoruz.
    [​IMG]
    çok sevimli yaşlı bir bayan bizi içeri misafir etti.Bayanlar içeri girdi baktılar çıktıklarında gözleri parlayarak burada kalıyoruz dediler.Ağızlar kulaklarda keyif ve huzur içinde bu geceyi burda geçireceğiz.
    [​IMG]
    pansiyon evimizin ön cephesi
    [​IMG]
    arka tarafta bahçe içinde motorlarımızın garajı.
    [​IMG]
    Arkdaki giriş kapısı.
    [​IMG]
    bahçede buz gibi suyu olan böylesi güzel bir çeşme.
    http://img522.imageshack.us/img522/8641/p1020103zh7.jpg[img]
    diğer bahçe süsleri.
    [img]http://img516.imageshack.us/img516/7611/dsc00935dp2.jpg
    ev sahibi Peter amcanın kendi elleri ile yontarak yaptığı ahşap çiçeklik ve çeşme kaideleri
    [​IMG]
    bir akşam daha kalsaydık burdan ayrılamazdık herhalde
    [​IMG]
    bize övünerek gösterdiği Peter amca mızın fincan kolleksiyonu
    [​IMG]
    ve avcılık yaptığı dönemlerinden hatıra trofeler
    [​IMG]
    sabahki kahvaltı masamız.
    [​IMG]
    o nefis kimsenin yemediği jambonlar yine bana kaldı.Hiç şikayetim yok. :lol:
     
  16. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    [​IMG]
    evin içi de dışıda her köşesi sevgi ile süslenmiş.
    [​IMG]
    ayakkabı şeklindeki bu ağaç saksılar oralarda geleneksel bir süs.
    [​IMG]
    kahvaltıda hava umut verir gibi oldu biraz bulutlar aralandı.Tamam dedik
    Gross Glockneri görebileceğiz,ama 20 dakika içinde yine karardı hertaraf ve malasef biz
    Peter ve Hilde ye veda ederek İtalya ya doğru devam ettik.Aklım hala orada. :cry: :cry: :cry:
    Tur boyunca tek ve çok üzüldüğüm gün bugün.
    [​IMG]
    yapacak bir şey yok.Tekrar hoşbulduk İtalya.

    [​IMG]
    Arkadaki bina Austurya-İtalya sınır kapısı. Hiç kimsecikler yok kontrol eden.
    [​IMG]
    [​IMG]
    italya ya girer girmez mimarinin farklılığı kendini gösteriyor.
    [​IMG]
    yol boyunca derebeylik şatoları.
    [​IMG]
    viraj gire çıka yol alırken birden sağımızdaki vadinin karşısında bizdeki sümela manastırırın
    benzerini gördük.
    [​IMG]
    İtalya Alplerindeyiz.Çok temiz bir asfalt zeminde daracık yollarda kıvrıla kıvrıla yol alıyoruz.
    [​IMG]
    İtalyada dağ köyleri.
    [​IMG]
    Terkedilmiş gibi sessiz ve huzur dolu.
    [​IMG]

    [​IMG]
    neyseki İtalya sınırında yağmuru bırakabildik.Hava ısınmaya başladı yine.
    [​IMG]
    Bu yola girmeden önce sınırdan sonra bizim navigasyon bizi aldı otoyoldan çok uzak bir güzergahtan
    Venedik e götürmeye kalktı.sonra epey yol aldıktan sonra en kısa yol tercihini koyunca ilk çıkıştan çıkardı
    ve gerçekten çok komik yollardan bizi bu yola çıkardı.İyikide çıkarmış yoksa bu güzellikleri kaçırmış olacaktık.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    sınırdan itibaren 270 km bu güzellikler arasında yol yaparak Meşhur Vanezia (Venedik)şehrinin girişindeki o uzuuuun köprüye ulaştık.
    [​IMG]
    Venedikteyiz.
    [​IMG]
    Burda gar meydanında Turist otobüslerinin içinde bizim Metro Turizm in otobüsü takılıyor gözümüze,
    yakınlarda biryerlerde 1 otobüs memleketlimiz var.
    [​IMG]
    kısa bir kolaçandan sonra bu akşam kalacağımız yerler ile ilgili biraz bilgi toplayıp aynı yoldan geri dönüp şehirden biraz uzaklaştık.
    [​IMG]
    ve güzel bir kamp alanında Otel odası ayarında bu Bungalow larda geceledik.

    Eveet Venedik ile ilgili anılarımızın görüntüleri yarın gelecek.
    Şimdilik Hoşçakalın.

    Akşam üstü tam biz odalarımıza yerleşiyoruz eşyalarımızı içeri koyuyoruz aynı anda dışarıda kıyamet kopmaya başlıyor gök gürültüsü ve ciddi bir sağnak yağış bindiriveriyor.Kaldığımız bungolovların çatısında yağmurun bütün namelerini dinliyoruz.Neyseki 20 dakika sonra diniyor ve tekrar yıldızlar görünmeye başlıyor.
    Sabah olunca kahvaltımızı ayakta sandviç ve meyve suyu ile yapıp toparlandık ve sokaklarından kanalların aktığı bu şehri görmeye gittik.
    Motorları park etmeye yer yok.Bir otoparka motor başına 15€ ödeyince bu sorun çözüldü.Montlarımızı bile motorların üzerine atıp dolaşmaya çıktık işte rasimlerle meşhur su şehri Venedik.
    [​IMG]
    akşam kaldığımız yerden ayrılıyoruz burası şehir merkezine 10 dakika mesafede bir kamping.Temiz ve güzel.
    [​IMG]
    meşhur kanalları görmeye başladık.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    gondolları soracaktınız biliyorum.burada, ama yolcu taşıyan sadece 1 tane gördük.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Venedik, bildiğiniz gibi aşıklar şehri.Karımdan,daha akşamdan yarın ona tekrar aşık olabilmek için izin aldım.
    Tam da başarmaya başlamıştım ancaaaaaak.
    [​IMG]
    Talihsiz bir şekilde yolumuz bu hediyelik eşya dükkanının önüne düşünce neredeyse eski aşkımız da bitecekti. :)
    [​IMG]
    aklım yerinden oynadı birden böyle karşıma çıkınca.
    [​IMG]
    ilginç olmasına ilginç bir şehir Venedic kanallar sokaklar köprüler ve bizim kamyonların yaptığını orda tekneler yapıyor.Çünkü cadde yok kanallar var.
    [​IMG]
    bir sokaktan bu geniş meydana çıkınca insan biraz şaşırıyor,Sanki hiç beklenmeyen birşeymiş gibi geliyor insana.
    [​IMG]
     
  17. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    Geçtiğimiz sokaklarda bazı evler yolların üzerine bile taşınca insan ister istemez bu düşünceye kapılıyor
    [​IMG]
    bütün ilginçliğine rağmen neredeyse bütün evlerin sıvaları dökük ve bakımsız.
    [​IMG]
    yoruldum ekip tekrar hediyelik eşya satan bir dükkana girince bende buraya çöküp beklemeye başladım.
    [​IMG]
    bir sokak ismi :)
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Enginin şahsı ile ilgili burda her şey belli oldu :)
    [​IMG]
    Gülseren, sen yapma bari.siz hiç çocukken maske ile oynamadınızmı?
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Venedikteki turumuza biraz daha devam edelim.
    [​IMG]
    Köprünün girişlerini bizim hanımlar tuttu.Geçişleri ücrete bağladılar,geçenden
    3€ geçmeyenden 5€ alıyoruz.Mecburuz nedenmi?Buyrun sebebine...!!!
    [​IMG]
    Karnımız acıktı yemek yiyelim dedik ve hem fazla masraf olmasın,hemde İtalya ya gelipte makarna yemeden dönmeyelim diye oturup burda sadece makarna yedik. Hesap 92€ gelince
    ve 3 motor için 45€otopark ücreti ödeyince masrafları çıkarmak için mecbur kaldık.
    Evet yanlış okumadınız 6 porsiyon makarnaya 92€ ödedik.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    İşte Venedik böyle bir yer. :? Ben yine dağları özledim. :cry:
    [​IMG]
    Sıvasız evler boş gondollar ve maskelerden oluşmuş çok pahalı makarnaların satıldığı bir şehir.
    Haa bu ara unutmadan,buraya gelirken Otoyol gişelerine girdiğimizde tam ücretlerimizi ödeyeceğimiz zaman Ömer Bey in biletinin kaybolduğunu fark edince gişedeki sevimli memur bayan benim pasaportumu alıp bilgilerini ve motorumun plakasını uzunca bir süre bir kağıda yazıp güler yüz ile elime tutuşturdu.Bu seramoni esnasında arkamızda biriken araçların içinden homurtuları duyar gibi oldum.Sonradan kağıtta yazılı olanların Almanca olarak ta yazılı olanlarını okuyunca 52 € ceza yediğimizi ve en yakın Postahaneden ödememiz gerektiğini öğrendik masraflara bu da eklenince bir köprü başı yetmedi tabii resimlerde görünmeyen başka bir köprüyüde biz tutmak zorunda kaldık mecburen. :lol:
    [​IMG]
    bu da paraları ödedikten sonra aslanlar gibi Venedik i terk ettiğimizin resmidir.
    [​IMG]
    bu kadar yüzsüz bir şehirde bu kadar yeter deyip ayrılıyoruz. Rotamız Rimini yakınlarında sahil kenarında herhangi bir yer.
    [​IMG]
    yolları şehirlerden çooook daha fazla seviyorum.

    [​IMG]
    Rimini ye doğru yol manzaraları.
    [​IMG]

    [​IMG]
    alışveriş yapmak üzere durduğumuz marketin kapısında yoğurda batmış görünümünde
    bir adam bunun adı reklammış. :lol:
    [​IMG]
    Nihayet adı Pompesia olan bu sahil kasabasında denize sıfır çok güzel bir kamping bulup
    çadırlarımızı bir kere daha kurduk.
    [​IMG]

    [​IMG]
    çadır kurma konusunda Ömer Bey de gittikçe daha da uzmanlaştı hepimizden önce çadırını kurdu.
    [​IMG]
    İşte sevgili arkadaşım Engin in büyük çaba ve uğraşları ile her şeyi göze alıp bizler için
    komşulardan emaneten çaldığı yemek masası ve sandalyelerimiz. :lol: Bu bizim için büyük bir lüx oldu gerçekten.
    [​IMG]
    Sabah uyanıp kahvaltımızı afiyet ile yaptıktan sonra Adriya denizinin suları ile serinlemek için plaja indik.
    [​IMG]
    bu plaj neredeyse başıma bela oluyordu.
    [​IMG]
    Halbuki ben yemin ederim çok masum fotoğraf çekiyordum.Ne bileyim bu kadar tepki alacağımı.
    Sizce Funda nın bu tepkisi haklımı yani :roll: Tam neşeli neşeli turumuzu tamamlamak üzereyken
    beni plajdan kovarak tatilimi zehir etmeye hakkı varmıydı sizce...Çok kırıldım.kalbim incindi. :oops:
    Evet P.tesi günü 5. ve son bölüm...
    Şimdi yine korkuyorum yaw bu resmi sildim demiştim görünce şimdi evden de kovabilir.
    Bende Engin e giderim :lol: :lol: :lol:
    Kalın sağlıcakla...

    5. ve Son Etap:
    Venedik ten ayrılıp Rimini ye doğru haraketlendik ve dediğim gibi Pompesi adlı tatil bölgesine geldik.Burada 2 gece 1 tam gün kaldık. Sebebi biraz yorgunluk atmak, bir tam gün motor sürmeden dinlenmek.Biraz relax olmak ve tekrar gemiye bineceğimiz Ancona ya, ne
     
  18. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    olur ne olmaz düşüncesi ile mümkün mertebe yakın olmak.Çünkü bu son etapta yaşanacak herhangi bir aksilik yüzünden geminin kaçması bizim bütün planlarımızı alt üst edebilir.
    İşte bu sebep ile Ancona ya yaklaşık 100 km mesafede Adriya denizi kıyısındaki ,bu güzel sahil köyünde deniz ve güneşinde tadını çıkararak 25 Temmuz günü Pompesa dan ayrılarak Ancona ya haraket ettik.Yine uzun bir süre sahil yolunu kullanarak devam ettik, ancak yolun üzerinde çok fazla yerleşim olması nedeni ile devamlı trafik ışıklarında beklemek zorunda kalıyorduk ve 80 km yi geçemiyorduk, bu sebep ile yolu daha çabuk bitirmek için daha sonra otoyol a çıkıp Ancona ya gemi saatinden 2 saat önce vardık ve Limana girdik.Bekleyen bütün araç konvoyunun kenarından sıyrıldık ve konvoyun en önüne geçip beklemeye başladık :twisted: .Minoan firmasının gemisi Europa Palace limana yanaşmış gelen yolcuları indiriyordu.Yaklaşık 3 saat güneşin altında gemi yetkililerinin,TIR sürücüleri ile yüksek sesle bağrış çağrış ve didişmelerini izledik. Bu seramoni onlar için çok normal sakın şaşırmayın.Sıranın en başında olmamıza rağmen önce yaklaşık bir 50 adet TIR kamyon içeri alındı,Sonra nihayet bizide farkettiler ve gemiye davet edildik.Bize gösterilen yere motorları bıraktık,üzerlerindeki bütün eşyalarımızı yüklenip bu yüzen sarayda daha önce gözümüze kestirmiş olduğumuz çok güzel manzaralı bir salona yerleştik. Bu tip gemilerde Dec bilet aldığınızda kabinler hariç her yer sizin.
    Arkasından saat 18.00 gibi 18 saat sürecek yolculuğumuz başladı.Bu kadar motor tepesinde kaldıktan sonra bu gemi çok iyi geliyor. Fakat aklımızda ertesi gün yine Motorlarla gideceğimiz 230 km lik Patra-Pire etabı var.Havanın geliş yolculuğundaki gibi sıcak olmaması için dua ediyoruz. Harika bir deniz ve çok güzel sakin bir havada yine çok güzel sayısız Yunan adaları manzaraları eşliğinde 26 Temmuz tarihinde saat 15,30 da Patras limanına giriyoruz.(Bu arada bir Patras bir Patra yazdığıma bakmayın bizde şaşırdık bir yol levhasında Patra diye yazılan bu ad bir evrak üzerinde Patra diye yazılı buna Yunanistanda çok sık karşılaşıyorsunuz nedense Pire-Pirea-Pireus gibi) Hava yine çok sıcak ama o ilk geçtiğimiz gibi değil.Yol gidiş ve dönüş şeriti olarak bölünmüş Otoyol gibi değil ama geniş, ağır yol alan araçlar çok saygılı bir biçimde yolun en sağını kullanarak, yanlarında karşı şeridin boşalmasını beklemeden sollama yapılacak arayı bırakıyorlar, böylelikle trafik hızlı bir biçimde akıyor. Fakat bu yolun Yunanistanda kötü bir şöhreti var.
    Korint kanalına 40 km falan kala bu yol Oto yol a bağlanıyor ve Pire ye kadar Otoyol dan gidiyorsunuz.
    Pire limanına geldiğimizde son defa ucuz Avrupa benzini ile (1,2€)depolarımızı Full lemek için şehir içinde hem güzel bir tur attık, hemde benzinci aradık.Bu ara gözümüze takılan çok güzel bir sokak içi fırınından ekmek ve çörekler satın alarak tekrar limana döndük.Buradan saat 21.00 da kalkacak , ilki kadar lüx olmasada büyük ama eski bir gemi ile Sakız adasına dönüş yolculuğumuz başladı.Giderken ve dönerken aynı gemileri kullandık. Bu deniz rotasında da çok güzel manzaralar takıldı gözümüze ve 27 Temmuz sabahı saat 05.00 de Sakız (Chios)adasına indik. Motorları tekrar yükleyip kahvaltımızı yapabileceğimiz güzel bir yer bulmak için yerleşim bölgesinin biraz dışına çıkmaya karar verdik çünkü kahvaltı sonrası güzel bir plaj bulup biraz denize girmek biraz dinlenmek hatta bir gölge bulursak biraz uyumayı bile düşünüyoruz,zamanımız çook.Bu gün bizi Çeşmeye götürecek olan küçük tekne saat 16.00 da kalkacak...
    İlk operasyon çok başarılı denize hakim bir tepe üzerinde harika bir Pergola altında geniş masalar buluyoruz.Kahvaltı işimizi burada bir güzel halledip 2.operasyona yani Plaj arayışına çıkıyoruz...
    2. operasyon da en az birincisi kadar başarılı oluyor.Bu defa da çok güzel gölgesi olan ağaçların olduğu bir sahil buluyoruz, bu plajda 2 adet de giyinme kabini var,tam aradığımız gibi halka açık bir plaj burası.Sonra farkediyorum ki kabinlerin yan duvarında bir su tesisatı var,fazla umutlanmadan, çoktandır paslanmış ve çalışacağına ihtimal vermediğim bir musluk manivelasını çeviriyorum,hayretler içindeyim tatlı su şakır şakır akıyor.Buna çok seviniyoruz.
    Şişme yataklarımızı şişirip ağaçların altına attık hemen,Ömer Bey ve Necmiye Hanım serin ve sinek olmayan bu güzel gölgede uykuya daldılar hemen, Funda ve Gülseren yataklardan birine el koyup denize attılar ve üzerine uzanıp güneşlenmeye başladılar, akıntı ile sürüklenmemeleri için bir ipin ucuna taş bağlayarak onlara ilkel de olsa iş gören bir çapa yaptım.Ege nin suları pırıl pırıl.Keyifleri harika. Engin de uyumaya başlayınca bende tişortlerimi yıkamaya karar verdim. Bu ara tam üzerimizden 100 metre mesafede koca bir uçak peydahlanınca hepimizde bir panik havası oluştu aniden.Uçak başımızın üzerinden geçip çok yakınımızda olan hava alanına indi. Bu adada uluslar arası uçuşlara açık hava alanı bile var.
    İlginç bir şey var her yer kapalı ve o kadar sessiz ki, bir iki araç tan başka sokaklar bugün bomboş.

    Güneşin ve sahilin tadını adamakıllı çıkarıp saat 14.00 gibi adanın gümrük binasının olduğu limanına geldik hala kimsecikler yok,çıkıp dışarıda bir kahvehane nin bahçesinde oturduk,kahvehanede kapalı.Funda komşu dükkandan kola su vs bişeyler alıp geliyor.Saat 15,30 hala kimseler yok limanda.Telefon ile Çeşme deki acentamızı arıyoruz,kendi seferlerini iptal ettiklerini ama aynı saatte bir Yunan teknesinin bekleyen yolcuları getireceğini öğreniyoruz.tam 5 dakika kala birileri geliyor alel acel gümrük işlerimizi yapıp tekneye motorları sokuyoruz ve 25 dakika gecikmelide olsa Çeşme ye doğru yola çıkıyoruz.
    45 dakika sonra Çeşme deyiz.Burada Çok sayın Gümrük memuru arkadaşımız ne sebep ile bilmiyoruz ama yerinde olmadığı için tam 2 saat bekletiliyoruz.Nihayet muhteremleri teşrif ediyorlar,etrafa birsürü tafra yapıp yanımızdan geçiyor ve odasına giriyor.Nasıl bir iş ise kendisinden başka gümrük kontrol memuru yok Çeşme gümrüğünde bizim araçlarımızı kontrol edecek. İlginçtir 5 ülke geziyoruz ve sadece kendi ülkemizde böyle bir muameleye yine kendi vatandaşlarımız tarafından tabii tutuluyoruz. :) misin :cry: mısın.sonra elimize kontrol edilmiştir yazılı bir kağıt tutuşturuluyor ve nihayet bu işkence bitiyor ve gümrük sahasından çıkıyoruz.Çıkıyoruz ama akşam oluyor ve bizde Kuşadasına arkadaşımız Serdar ın (Kalsit)yanına gaz açıyoruz.Akşam saat 9,30 gibi Kuşadasına varıyoruz.Davutlar Söke yolu mıcırlanmış.Yani sadece mıcırlar dökülüp geçilmiş.Bizim çok eğitimli sürücü arkadaşlarımız yanımızdan tam gaz geçtikçe oramıza buramıza mermi gibi mıcırlar isabet ediyor.2 hafta yollarda birbirine ve özellikle Motor sürücülerine karşı bu kadar saygılı sürücüler arasında bu kadar büyük bir keyif yaşadıktan sonra sağolsunlar bizim sürücülerimiz tepemize çıkmadıkları için dua ediyoruz.
    Onca yağmurda o virajlarda o rampalarda motor kullandık yattık kalktık hiç bir tehlike yaşamadık,ama Kuşadası içinde bir kavşakta büyük ihtimal ile haberlere kaynak yaratmak amacı ile insan öldürmek amaçlı tuzaklardan birine, zeminin üzerine birikmiş bir iki avuç mıcırın üzerine ön tekerleğim çıkınca motorun önü neredeyse yarım metre sağa kaydı ve çok şükür sağlam bir zemin bulup tutundu da düşmekten son anda kurtulduk.
    O akşam Sevgili arkadaşımız Serdar bize muhteşem bir sofra hazırladı kalktığımızda bile gözüm hala geride bıraktıklarımıza bakıyordu :drinkers:
    Turun finalini ve eve dönüş ü resimlerle beraber yarın sizler ile paylaşacağım.
    Saygılar ve Sevgilerimizle

    Eveeet;şimdi gelelim yukarıda anlattıklarımızın resimler ile ifadesine.
    [​IMG]
    Gemiye binmeden önce yine alışveriş yaptık
    [​IMG]
    Ancona liman girişi
    [​IMG]
    Bu devasa limanda kendi gemimizi arıyoruz.
    [​IMG]
    uzaktan gemiyi gördük,araçların yanından ilerliyoruz
    [​IMG]
    bütün bu bekleyen araçların kenarından en ön sırada yerimizi aldık
    uzun bekleyişin resimleri

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Hava sıcak,görevlilerin bizi davet etmesini bekliyoruz.
    [​IMG]
    Tır kamyonlarında gölgesi kalmayınca sıcakla başbaşa kaldık.

    Bu uzun bekleyiş esnasında görevliler ve Tır sürücüleri arasındaki bağırışlar çağırışlar
    hiç bitmedi allahtanda fazla sıkılmadık.
    [​IMG]
    [​IMG]
    Nihayet Gemideyiz ve Patra ya yolculuk başladı
    Bu ara;
    Image Shack-Image Hosting programında bişeyler var resim kopyalayamıyorum.
    Devam edecek...

    [​IMG]
    bütün bu araçlar bu gemiye binecekler.
    [​IMG]
    Nihayet yola çıkıyoruz
    [​IMG]
    Patras yolundayız
    [​IMG]

    [​IMG]
    gemide kaldığımız salonun kapısı
    [​IMG]
    manevra anında camdan çekilmiş bir görüntü.
    [​IMG]
    ertesi gün 26 temmuz Patrasa indik ve yine sıcak altında Pire limanına 230 km
    yol alarak akşam üzeri girdik.
    Buradan Sakız adasına olan gemi yolculuğumuz başlayacak.
    [​IMG]
    saat 22.00 ve ikinci gemimiz yola çıkıyor.Funda sabrının sonunda, bıraksam yüzerek gidecek.
    Etrafta çocuk bebek falan gördükçe ağlıyor.
    [​IMG]

    [​IMG]
    Yarın gün doğduğunda vatanımıza 10 deniz mili uzaklıkta olacağız.
    [​IMG]
    Sakız adasına geldik.sabah saat 05.00
    [​IMG]
     
  19. Birol Karagöz

    Birol Karagöz Üye

    Kayıt:
    16 Kasım 2009
    Mesajlar:
    39
    Beğeniler:
    31
    Sabahın serinliği o kadar güzeldiki.
    [​IMG]
    Gemimiz yanaştı ve bizi bırakıp devam etti.Bu gemi daha bir çok ada arasında
    mekik dokuyor.
    [​IMG]
    Sakız adasında bir camii.Sanıyorum restarasyon çalışması vardı.
    [​IMG]
    Son bölümün yazı bölümünde anlattığım kahvaltı yeri arama operasyonu sonucu işte
    bu yeri bulduk. Tam bizim ihtiyacımıza göre yapılmıştı.
    [​IMG]
    Güzel bir kahvaltıdan sonra, bu defada dinlenip akşam saat 16.00 a kadar
    vakit geçirebileceğimiz sakin bir deniz kıyısı arıyoruz.2. operasyon başlıyor.
    [​IMG]
    onuda buluyoruz.Motorlar yanıbaşımızda,Ağaçların gölgesi nefis,Şişme yataklar
    çok rahat,deniz güzel,Seriliyoruz hepimiz.
    [​IMG]
    Funda ile Gülseren yatakların birini denize atıyor. suyun altında bir taşa da yatağı bağlayınca
    tam 4 saat kalıyorlar üzerinde.
    [​IMG]
    Nihayet Akşam üzeri 5-6 kişi daha geliyor ve bizi Çeşmeye getirecek küçük tekne yola çıkıyor.
    Gümrük işlemleri 5 dakika içinde haloluyor ve neşe içinde yola çıkıyoruz.Vatan hasreti,
    Evlat hasreti,Ev özlemi had safhada.
    [​IMG]
    Sevgili karım eve (Çocuğuna)yaklaştıkça dahada keyiflendi...
    [​IMG]
    İşte Bayrak - işte Vatan.
    Artık kendimizi evde hissediyoruz.
    Gümrükte saatlerce oyalanınca vakit çok geç oluyor ve Funda yı da zar zor ikna edip
    Bursa ya gece gitmekten vazgeçip Kuşadasında Serdar a misafir olmaya gidiyoruz.
    [​IMG]
    Sevgili (Kalsit)Serdar ve çok değerli eşi Öznur,bize burada evinde, akşam yemeği için herşeyi hazırlamıştı.
    Bir Kuş sütünün olmadığı bu masada tıka basa yedik.Birde özlemişiz ki mangalı
    [​IMG]

    [​IMG]
    Yemekten sonra çaylar kahveler peş peşe yuvarlandı.Sonunda artık takaatımız kalmayınca zorla izin
    alıp kendimizi otele attık.
    Ertesi sabah haraket için Funda saat i 07.00 olarak verince,hepimiz erkenden kalktık ve kahvaltıdan sonra Bursaya yola koyulduk.
    [​IMG]
    Evimize 10 km mesafedeki Kafkas tesislerinde veda molası verdiğimizde zavallı eşimin, bebeğinin özlemi ve nihayet kavuşacağı anın yaklaşması heyecanından titrediğini farkettim.Yüzü falan kıpkırmızı olunca eyvah dedim,şimdi kriz geçirecek.
    [​IMG]
    Görevli arkadaştan son bir fotoğrafımızı çekmesini istedik.
    Bu unutulmaz, iki hafta süren turumuz, burda birbirimizden ayrılmamızla son buldu,yani çok tatlı bir rüya bitti ve sadece anıları kaldı hepimizde. Her şey, ama her şey mükemmeldi.Hiç bir tatsızlık yaşamadık,sadece gezdik,gördük,güldük,eğlendik,yedik,içtik, üç motor bir gazladık neredeyse bütün Avrupanın tozunu,toprağını,yağmurunu,güneşini topladık motorlarımıza ve döndük...
    İşte bu resimde bütün bunların kanıtıdır :lol: İnşallah böylesi güzel bir anı herkeze nasip olsun.
    [​IMG]
    Bu çıkartmalara dikkat... :supz: :supz: :supz:
    :heart: :heart: :heart: Bizi izleyen bütün dostlarımıza,yorumları ile mutluluğumuzu büyüten,arkamızdan dua ettiklerini bildiğimiz herkeze, sonsuz Saygı ve sevgilerimizle... :heart: :heart: :heart:
    :supz: Birol-Funda Ömer-Necmiye Engin-Gülseren :supz:
    Bir başka gezi raporunda buluşmak üzere.:)

    BİTTİ....
     
  20. Erol

    Erol Admin Yetkili Kişi

    Kayıt:
    9 Ekim 2007
    Mesajlar:
    5.997
    Beğeniler:
    3.113
    Şehir:
    İstanbul-Çamlıca
    Motosiklet:
    BMW
    Hocam vallahi muhteşemmmmmm, sanki oralara gitmiş kadar oldum, paylaşımınız için ayrıca yorumlarınız içinde teşekkürler.