Çanakkale Şehitlerine !

Konu, 'Güncel Haber ve Duyurular' kısmında Erol tarafından paylaşıldı.

  1. Erol

    Erol Admin Yetkili Kişi

    Kayıt:
    9 Ekim 2007
    Mesajlar:
    5.997
    Beğeniler:
    3.113
    Şehir:
    İstanbul-Çamlıca
    Motosiklet:
    BMW
    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
    Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
    Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
    Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
    Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
    Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
    Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
    Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
    Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.

    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
    Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
    "O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
    Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
    Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar...
    Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât!
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

    Mehmet Akif Ersoy
     
  2. Onur Filiz

    Onur Filiz Moderator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    8 Ekim 2009
    Mesajlar:
    2.731
    Beğeniler:
    809
    Şehir:
    KIRKLARELİ/VİZE
    Motosiklet:
    Hyosung, Mondial
    Tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun. bizler şu anda onların ve onlar gibi vatanı için uğrunda canlarını veren atalarımızın ninlerimizin sayesinde bu ülkede rahat bir yaşam sürmekteyiz.
     
  3. Ergin YILMAZ

    Ergin YILMAZ Üye

    Kayıt:
    8 Mart 2011
    Mesajlar:
    58
    Beğeniler:
    78
    Şehir:
    Ankara
    Motosiklet:
    Honda
    Çok teşekkür ediyorum bu şiir için.

    Parçalanan eller, kollar ve bacakları gören bir insan hiç olmasa bile şair olur galiba. Mehmet Akif Ersoy a minnettar ve Çanakkale Şehitlerine kurbanım.

    Aziz şehitlerimize ve Mustafa Kemal Atatürk e saygıyla....
     
    Umut Karkın ve ahmet geyin bunu beğendi.
  4. Ergin YILMAZ

    Ergin YILMAZ Üye

    Kayıt:
    8 Mart 2011
    Mesajlar:
    58
    Beğeniler:
    78
    Şehir:
    Ankara
    Motosiklet:
    Honda
    “Bizimle beraber burada muharebe eden bütün askerler kesinlikle bilmelidirler ki bize verilen namus görevini tam olarak yerine getirmek için bir adım geri gitmek yoktur. Düşmanı denize dökmedikçe yorgunluk belirtisi göstermeyeceklerine şüphem yoktur.”

    Mustafa Kemal Atatürk
     
  5. Ergin YILMAZ

    Ergin YILMAZ Üye

    Kayıt:
    8 Mart 2011
    Mesajlar:
    58
    Beğeniler:
    78
    Şehir:
    Ankara
    Motosiklet:
    Honda
    “Biz kişisel kahramanlıklarla uğraşmıyoruz. Yalnız size, Bombasırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe sekiz, on metre, yani ölüm muhakkak… Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulamamacasına düşüyor, ikinci siperdekiler onların yerine geliyor, fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz?.. Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini de biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılmak yok… Okuma bilenler Kuran’ı Kerim okuyor ve Cennet’e gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet çekerek yürüyorlar. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

    M. K. Atatürk
     
  6. o.somuncu

    o.somuncu Organizatör

    Kayıt:
    6 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.258
    Beğeniler:
    846
    Şehir:
    Dikili - İZMİR
    Motosiklet:
    Yamaha
    Bugün Çanakkale zaferinin 96. yıldönümünde,
    saldırgan sömürgecilere en büyük tokadı atan,
    bunu Kurtuluş savaşında devam ettiren kahraman ulusumuzu,şehitlerimizi,
    büyük komutanları Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını saygıyla-minnetle anıyorum!..


    ''Ölmeyi emretti

    Çanakkale kara savaşlarının başladığı 25 Nisan 1915 Pazar sabahı henüz 34 yaşında olan Yarbay Mustafa Kemal’i düşman tanımıyordu. Bu istila harekâtı, o gün orada tarihin akışını değiştiren bir yarbayın, Yarbay Mustafa Kemal’in çelik iradesine çarptı. Yarbay M. Kemal, savaşın en can alıcı anında, o korkunç önsezisi ile tarihe geçen emrini vererek savaşı Türklerin lehine çevirdi. Eşsiz komutan eşsiz bir emirle askerlerine taarruz yerine ölmeyi emrederken istilacıları da çıktıkları sahile mıhladı. İşgal orduları güneş batarken üstlerine bu durumu şöyle rapor ettiler: “Arıburnu’nda Sarışın Bir Türk Subayına Çarptık.”

    Bütün bunlar ortada iken ve belgelerle Mustafa Kemal’in zaferdeki başarısı tarihin iftihar sayfalarına kazınmış iken, her yıl Çanakkale Savaşları’nın yıldönümü olan mart ve nisan aylarında Mustafa Kemal’in, sanki hiç yaşamamış, hiç orada olmamış gibi küçültülmesi çabalarına tanık oluruz. Değil 18 Mart deniz savaşlarında, 25 Nisan kara savaşlarında bile Yarbay Mustafa Kemal’in tarihsel rolü görmezlikten gelinir, abuk sabuk adamlar öne çıkarılır. Dünyanın gözü önünde, tarihin belgeleri ışığında yaşanmış Çanakkale olayını neden inkâr ediyor, neden yok sayıyor, neden gerçekleri çarpıtmaya çalışıyorlar?

    Kader adamı

    Çanakkale, Mustafa Kemal’in tarih sahnesine çıktığı ve Türk ulusuna malolduğu yerdir. O, sadece Çanakkale kahramanı değildir. Kurtuluş Savaşı’nın eşsiz lideri ve de Cumhuriyetin kurucusu ve Anadolu’da Türk Aydınlanmasının da önderidir. Bu yüzden Mustafa Kemal’i tarihin derinliklerinde boğmak isteyenler, işe Çanakkale’den başlarlar. Yazdıkları yazılar, yaptıkları belgeseller, Gelibolu Yarımadası’na düzenledikleri kimi turlarda anlattıkları hurafelerle, Mustafa Kemal’in Çanakkale Savaşları’nda önemli bir katkısı olmadığı görüşünü yerleştirmeye çalışırlar. Savaşın mağlubu Churchill bile Mustafa Kemal’i “Savaşın yönünü değiştiren bir kader adamı” diye takdir edip yüceltirken, hakkını teslim ederken, onlar “Çanakkale zaferinde Mustafa Kemal’in fazla bir rolü yoktu, o sadece bir yarbaydı” basitliğine ve yalanına sarılırlar.

    Çanakkale’de kazanılan Türk zaferi o kadar etkili olmuştur ki, dünyada çeşitli siyasal yankılar yaratmıştır. Türkleri küçümseyen ve “Kolayca yenilip yutulur” diyen İngiliz Donanma Bakanı Churchill görevini bırakmak zorunda kaldı. İngiltere, savaş sonunda dünyanın stratejik ağırlık merkezi olan Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki üstünlüğünü kaybetti. Fakat asıl etkisi Rusya’da olmuş ve Çarlığın yıkılmasının önü açılmıştır. İngiltere ve Fransa müttefikleri Rusya’ya silah ve gıda maddesi yollayamayınca orada ihtilal çıkmış ve çarlık yıkılmıştır.

    Çanakkale’ye nereden bakılırsa bakılsın, ister Eceabat’tan, Anzak Koyu’ndan, Anafartalar’dan, Conkbayırı’ndan, ister Londra’dan, Paris’ten… Karşınıza hep bir isim çıkar: Mustafa Kemal… Çanakkale zaferini kazandıran gücü anlayabilmek ve kavrayabilmek için Kocaçimen’i, Conkbayırı’nı, Kanlısırt’ı, Seddülbahir’i, Anafartalar’ı ziyaret etmek, “Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerlerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir” ve “Uhdemize tevdi edilmiş namus vazifesini tamamen ifa etmek için bir adım geri gitmek yoktur!” emrini veren ve o sırada genç bir komutan olan Yarbay Mustafa Kemal’in yüce ruhunun da adeta oralarda hâlâ gezindiğini hissetmek gerekir. Çanakkale’de Türk ulusuna bir güneş gibi doğan Mustafa Kemal artık hiç sönmeyecek olan ışığıyla karartılmaya çalışılan yurdumuzun ufkunu aydınlatmaya devam edecektir. ''

    Not: Osmangazi Üniversitesinden Prof. Metin Kale'nin makalesinden alıntıdır..
     
    ahmet geyin bunu beğendi.
  7. Ekrem Kalafatoglu

    Ekrem Kalafatoglu Moderator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    18 Aralık 2010
    Mesajlar:
    1.708
    Beğeniler:
    561
    Şehir:
    BAŞKENT
    Motosiklet:
    Honda
     
    Erol ve o.somuncu bunu beğendi.
  8. Ergin YILMAZ

    Ergin YILMAZ Üye

    Kayıt:
    8 Mart 2011
    Mesajlar:
    58
    Beğeniler:
    78
    Şehir:
    Ankara
    Motosiklet:
    Honda
    Conkbayırı’ndaki durumun iyice kötüleşmesi üzerine, 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders adına Kurmay Başkanı Albay Kazım (İnanç), Atatürk’ü telefon başına çağırarak “Durumu nasıl gördüğünü?” sormuştur. Atatürk, bu soruya: “Bütün mevcut kuvvetlerin, komutam altına verilmesinden başka çare kalmamıştır!” diye cevap verince, şaşıran Kurmay Başkanı, “Çok gelmez mi?” diye sorunca, Atatürk, “Az gelir!” yanıtını vermiştir.
     
  9. ahmet geyin

    ahmet geyin Organizatör

    Kayıt:
    28 Nisan 2009
    Mesajlar:
    703
    Beğeniler:
    240
    Şehir:
    tekirdağ - çerkezköy
    Motosiklet:
    Hyosung
    ..bende bir çanakkale gazisinin torunu olarak tüm şehitlerimizi gazilerimizi gururla yad ediyorum mekanları cennet olsun...
     
  10. Hakan Karael

    Hakan Karael Site Müdavimi

    Kayıt:
    23 Ocak 2008
    Mesajlar:
    2.947
    Beğeniler:
    1.286
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Aprilia
    Ecdadımızın zaferi ve bizler onun torunları ve emanetlerinin koruyucularıyız !!!
     
  11. Enes ŞİMŞEK

    Enes ŞİMŞEK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    1 Aralık 2009
    Mesajlar:
    348
    Beğeniler:
    183
    Şehir:
    Konya
    Motosiklet:
    Honda
    18 Mart 1915'i tekrar yaşayalım...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
    Hakan Karael ve o.somuncu bunu beğendi.
  12. Ethem Doğru

    Ethem Doğru Site Bağımlısı

    Kayıt:
    8 Eylül 2010
    Mesajlar:
    1.112
    Beğeniler:
    399
    Şehir:
    Kartal İstanbul
    Motosiklet:
    BMW
    aziz şehitlerimizin ruhları şad olsun.