Dilimin döndüğünce

Konu, 'Motosiklet Şürüş Eğitimi ve Dersleri' kısmında Şenol SEL tarafından paylaşıldı.

  1. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
    BE den bir arkadaşımın kaleme aldığı bir yazıyı sizinle paylaşmak istedim.

    Artık uzun süredir motor kullanıyorum sayılıyor. Özellikle bu işe yeni başlayan arkadaşlar arasında “abi” olarak adlandırılıyorum. Aslında ben kendimi pek öyle görmesemde 2002 yılında başladığım bu macerada 60.000 km yol yapmışlığım birçok motordaşım arasında iyi kilometre sayılıyor.
    Özelliklede bu kilometrelerin yaklaşık 44.000 km sini 2004 den beri kullandığım makine ile yapmış olmam da ayrı bir hayret uyandırıcı bir durum yaratıyor ve de abiliğimi destekliyor.
    Aslında bu benim hoşuma gitse de ben hala kendimi acemi bir çaylak gibi hissediyorum.
    Motor kullanmak, bence büyük bir okyanus ve de öğrenecek daha çok şey var, sonu yok gibi. Ben ancak körfez kaptanı olabilirim.
    Buna rağmen birçok arkadaşımın motorlarla alakalı sorularını elimden geldiği kadar doğru şekilde yanıtlamaya çalışıp yön göstermeye, onlara yardımcı olmaya çabaladım.
    Bu yazıyı yazmamın amacı da aslında dilim döndüğünce şimdiye kadar bana sorulan sorular ile aktardığım bilgileri toparlamak, doğru olduğunu düşündüğüm konuları paylaşmak.
    Başında söylemek isterim, ukalalık yapıp ben bu işin piriyim, kitabını yazarım gibide bir ideam kesinlikle yok.
    Anlatacağım konuları neden bu şekilde aktardığımı da yazıda açıklamaya çalışacağım.
    Hayatta şimdiye kadar öğrendiğim tek şeyin olayların siyah ve beyaz olmadığıdır. Hayat açık gri ve koyu gri arasında uzanıp gitmektedir ve motorculuk da bir istisna değildir.
    En başta sorulan soru hangi motor ile başlanması gerektiğidir.
    Buna cevap vermeden önce şunu mutlaka vurgularım. Motor tehlikelidir. Motor kullanacak kişi bunun kesinlikle bilincinde olmalıdır. Riskli bir iş yapmak üzeresiniz. Göreviniz bu riskleri minimize etmektir. Riskleri tamamen ortadan kaldırma şansımız yok. Demir atın üzerinde olabilirsiniz ama siz çok kırılgansınız.
    Trafikte veya boş bir yolda yaşanacak en ufak bir kaza size zarar verecektir. Sizi koruyan saç kafes yok. Siz orada tek başınasınız ve kendinizi iyi korumasını bilmelisiniz.
    Riskleri azaltmak, başlangıç motorunda aranan en önemli özeliktir bence. Bu sebepten her zaman küçük hacimli motorlar ile başlanmasını söylerim. 125 cc lik makineleri alın derim. Hafiftirler ve güçsüzdürler. Ama sakın güçsüzdürler dediğimde rehavete kapılmayın. Onlarda 100 km hıza çıkabilirler. O hızlarda büyük veya küçük motor fark etmez, düştün mü çok acıtır.
    Fakat güçsüz olmaları başta çok büyük bir avantaj sağlar, yanlışlıkla birinci viteste gazı fazla çektiğinizde birden deliler gibi ileri atılmazlar. Düşünün, birinci viteste 100 km ye rahatlıkla çıkabilen birçok makine var. Bunların birinde böyle bir hata yapmak ister miydiniz?
    Küçük cc li bir makine bu hatayı daha düşük hızlarla cezalandırır. Korktunuz mu, ama hala ayaklarınız yere basabiliyor, bir süre sonra titremesi geçecektir.
    Bu makinelerin hafif olmaları başlangıçta sizin daha az korkmanızı sağlar. Evet, kesinlikle bisikletten daha ağırlar ama 180-190 ve de üzeri bir ağırlığa nazaran 130 kilo biraz daha baş edilir gibi durmaktadır. Hele şöyle bir, iki üzerine oturup biraz kullanmaya başlayınca çok daha kısa zamanda alışacaksınız ve o ağırlık size daha kolay kontrol edilebilir gelecektir.
    Olurda motor yatmaya meyil ederse rahatlıkla ayağınızı yere koyup onu tutabilirsiniz. Buda başlangıçta moral bozucu birçok küçük düşüşün önüne geçmiş olur, motor kullanmadan soğumanızı engeller.
    Düşmek çok can sıkar ve de can yakar. Bir düşüşümde motoru tekmelemek istemiştim, sanki onun hatasıymış gibi. Hata bendeydi ama kafamda kask olduğu için kendimi yumruklayamıyordum.
    Şu lafı çok severim; iki türlü motorcu vardı, düşmüş motorcu ve düşecek olan motorcu. Motorda mutlaka düşülür, önemli olan usturuplu düşmüş olmaktır, kafa, göz yarmadan.
    Küçük makinelerin birde ekonomik boyutu vardır. Fiyatları daha uygundur. 125 lik bir makineye daha az para yatırmış olursunuz. Yedek parçaları nispeten daha ucuzdur. Alım, satımı daha kolaydır. Müşterisi daha çoktur. Bu iş bana göre değil dediğinizde satarken daha az zarar edersiniz, beklide etmezsiniz. 1000 lik bir makineyi satmak için daha çok çaba harcamanız gerekebilir.
    Bu motorun amacı size en az riskle motor kullanmayı öğretmesi olacaktır. El ayak koordinasyonunun oluşması, fren yapma, viraj dönme, düzgün oturma, doğru bakış, bunları öğreneceksiniz. Motorla alakalı korkuları bir an önce üzerinizden atmanız ve motor kullanmanın asıl püf noktalarını bir an önce öğrenmeye başlamalısınız.
    Ufak motorda tecrübe kazanacaksınız. Ve bazen komik durumlardan daha rahat yırtacaksınız.
    Motor kullanmaya ilk başladığım zamanlarda turumu atmış, çay molası vermek için durmuştum. Elimde kask pilot gibi masama oturmuştum, karizmam yeri göğü inletiyordu. Tekrar motorun başına döndüğümde şunu fark ettim. Motoru park ederken dikkat etmemiştim, motor rampa aşağı duruyordu ve ön tekerin hemen önünde kaldırım taşı vardı. Motoru ancak geri, geri oradan çıkartabilirdim.
    Bu modelin ve de bir çoğununda geri vitesi yoktu. 125 lik makineyi geri, geri itebilmiştim. Düşünsenize altımda kallavi bir makine olsaydı, ya birader bir el atında şunu şuradan çıkarayım dediğimi. Karizma mı, o ne.
    Kısacası buna benzer birçok olayı motor hafif olduğu için küçük sıyrıklarla atlatabilirsiniz. Çevrenizden, alacağınız eğitimlerden birçok şey öğreneceksiniz ama mutlaka ama mutlaka başınıza değişik bir olay gelecektir
    Böyle ufak bir makine ile her şeyde güllük gülistanlık olmuyor tabi ki. Özellikle makinede pişmeye başladıkça bu makinenin size yetmeyeceğini göreceksiniz. Yolda güçsüz bir motor ile seyahat ederken diğer araçların tacizinden kaçamamanın sıkıntısını yaşamaya başlayacaksınız. Büyük motorların fren kabiliyetlerini arayacaksınız. Uzun yolda daha çok konfor arayacaksınız. Büyük motorların olduğu gezilere katılmaya çekineceksiniz. Onlar mola yerinden ayrılırken siz yeni varmış olmanın ızdırabı ile kavrulacaksınız.
    Ama acele etmeyin. Bu makinede iyice pişin ve de şunu da sakın unutmayın, virajlı bir yolda büyük makine ile küçük makine arasındaki fark oldukça azdır. Düzlükte basıp da virajda 125 liklere madara olan çok gördüm ben.
    Şahsi düşüncem; her motorcunun ikinci motor olarak bir 125 liği mutlaka olmalıdır, az yakar çok kaçar. Şehir içinde inanılmaz pratiklerdir.
    Birde bu işe büyük makine ile başlamak var. Birçok arkadaşımız bu şekilde bu işe başlamıştırlar ve yıllardır motor kullanmaktadırlar. Gönüllerinde ki makineye hemen ulaşmışlardır, zaman kaybı yaşamamışlardır. Al, sat yapıp arada para kaybına da uğramamış olabilirler. Kimse onlara ne bu altındaki, sana yakışıyor mu da dememiştir, mahalleye madara olmamışlar ve karizma yı çizdirmemişlerdir. Dediğim gibi, hayat grinin tonları. Buda bir yöntem. Ne kadar risk almak istiyorsunuz. Hiçbir şeyde olmayabilir. Ama unutmayın tehlikeli bir şey yapacaksınız.
    Bir tespitimi daha paylaşmak isterim. Spor yapan veya spor geçmişi olan insanlar motora daha çabuk adapte oluyorlar. Sanırım onlar vücutlarını kontrol etmeyi daha iyi beceriyorlar, el ayak koordinasyonları daha gelişmiş oluyor.

    Ne tür bir motor sorusu vardır. Ve de cevabı çoktur…
    Benim cevabım belli, ilk önce küçük bir motorla başlayın. Bu konu biraz gönül işi, hayal işi, mutluluk işi.
    Param olsa hepsinden alırdım diye maymun iştahlılık göstermekte kesinlikle çekinemiyorum. Çünkü hepsinin kendine öz çekiciliği var, avantajı var ve de dezavantajı var. Hepsi güzel.
    Harem sahibi olmanın dertsiz yöntemi.
    Arkadaşlara hep kısa ve dilimin döndüğünce motorlar hakkında bilgi vermeye çalıştım.
    Kaba bir genelleme yapmak gerekirse motorları beş ana gruba toplayabiliriz. Tur motorları, yarış motorları, arazi (enduro) motorları, chooper lar ve de scooter lar. Konuyu basitleştirmek için beş ana grup diyorum, öbür türlü anlatmaya sayfalar yetmez, bir sürü alt grup var.
    Oturma pozisyonu tur motorlarda oldukça diktir. Ayaklar yere rahat basar.

    Tur motorlarının nispeten beygiri düşük, torku yüksektir. Bu sebepten kullanımları daha yumuşak ve zahmetsizdir. Rüzgâr korumaları daha iyidir.

    Yarış makinelerini yeni başlayanlara kesinlikle tavsiye etmiyorum. Birinci viteste 100 ü ve üzerini görenler bunlardır. Tehlikeli aletlerdir. Oturma pozisyonları rahatsızdır. Konforsuz makinelerdir, bu onların bir hatası değildir, amacına göre de yol tutuş için böyle olmak zorundadırlar. Devirle güç üreten makine oldukları için genelde sakin gitmeyi sevmezler. Kısacası veeecen gazı. Yolda Ferrari, Porsche geçmenin dayanılmaz hafifliğini bu makineler ile yakalayabilirsiniz ancak ve 300 e kadar yolu vardır. Müthiş bir zevk ve adrenalin ama başlangıç için cısss. Eminim her motorcunun gönlünde otobana çıkıp şunların biriyle, bir kerede olsa, gazlamak isteği yatar.

    Endurolar, bence Yurdum yolları için ideal makinelerdir. Asfaltmı, tarlamı belli değil nede olsa. Konforlu ve kullanımı rahat makinelerdir. Fakat bence tecrübesi az olan arkadaşlar için ilk başta ideal değillerdir. Yerden yüksek olmaları yeni başlayan arkadaşların gereksiz yere düşmelerine sebep olacaktır. Ama yeterli tecrübe sahibi olduktan sonra çok keyif alınarak sürülecek makinelerdir.

    Cruiserler ne kadar yere yakında olsalar, genelde çok ağır olmaları, oturma pozisyonlarının doğaldan uzak olması sebebiyle kullanımda sıkıntı yaratabilmektedirler. Tekerlek aralıklarının uzun olması ve alçak olmaları viraj dönmede sıkıntı yaratabilmektedir. Beygire nazaran torklarının yüksek olması sebebiyle viteslerle fazla oynamadan yol almayı sağlar. Aşırı hız yapmazlar ama kolayda durmazlar. Kullanımı zor makineler. Ama ne diyeyim, gösterişli makineler.

    Scooter lar sanırım bu işin en kolayı. Ver gazı gitsin, bas frene dursun. Yağmurlu havalarda ayaklar, paçalar ıslanmıyor. İnişi ve binişi kolay. Son yıllarda piyasaya çıkan maxi ler tur motoru olacak konforda ve güçteler. Fakat küçük tekerlekli olanların yol emniyeti düşük oluyor. Her zaman derim otomatik arabada kullanmayı öğrenen vitesli kullanmada zorlanır diye.
    Motor içinde aynı şey söz konusudur diye düşünüyorum. Ayrıca scooter larda hiçbir zaman motor tamamen kontrol altında olmayacağı görüşü bende hakim, sonuçta bir ara birim vitesleri değiştiriyor.

    Bu kısım için noktayı koymadan önce tekrarlamak istiyorum; Bu iş, gönül işi. Sadece seçiminizin bilincinde olun. Nedir, ne değildir iyice anlayın ve ona göre kullanın.
    Motorun ne olduğun karar verdik, ne giyeceğiz de sıra.
    Tek bir şey söylerim bu konuda. Motora para vermeyin ama kıyafet için alabileceğinizin en iyisini alın. Motor sizi korumayacaktır. Üzerinizdeki malzeme koruyacaktır. Sadece almış olmak bir işe yaramaz, mutlaka kullanın ve doğru kullanın. Kolunuzdaki Shoie kask düştüğünüzde kafanızı koruyamayacaktır. Eldiven takın, bellik takın, balaklava takın.
    Yani demem o ki sadece mont kask değil, bütün koruma malzemelerini kullanın. Boynunuza sardığınız o kumaş parçası yeri geldiğinde sizin hayatınızı kurtarabilir. Nasıl mı ?
    Yolda giderken bir arının sizi ısırmasını ve sizin panikleyip kontrolü kayıp etmenizi engelleyebilir.
    İyi malzeme kullanmakta yarar görüyorum. İyi derken en pahallısı diye algılanmamalı.
    Kaliteli, kendini kanıtlamış malzemeleri kast ediyorum. Kaliteli bir malzemeden üretilmiş pantolon, mont sürtünmeye daha mukavim olacaktır. Yerde kayarken asfalt ile etin arasında bu incecik kumaş sizi korumaya çalışıyor. O anda kumaşın biraz daha dayanabilmesi sizi asfaltın zımpara etkisinden koruyacaktır. Tıp her gün gelişiyor ama ben derimi seviyorum. Düşünsenize kaba etinizden deri parçası alınıp omzunuza dikiliyor. Her kafayı çevirdiğinizde onunla yüz yüze geliyorsunuz. Enteresan bir durum !!

    Eğitim şart
    Evet, zurnanın zort dediği yere geldik. Arkadaşlar bu motor kullanma işi öyle görüldüğü gibi kolay değil. Akademik kariyer şart!
    Uzağa gitmeye gerek yok. 2002 yılında motor kullanmaya başlayan ben ancak 2006 yılında motor kullanmayı öğrenmeye başladım.
    Nası yani,
    şöle yani; ilk defa 2006 yılında OMM nin verdiği bir eğitime katıldım. Teorik ve kapalı alan eğitimiydi bu. İki gün sürmüştü.
    Ve ben geçen bu kadar senede motor kullanmasını öğrenmediğimi gördüm. Bu sadece benim başıma gelen bir durum değildi. Eğitimlere katılan birçok kişi aynı tepkiyi vermişti.
    Kara kalem öğrenilen tecrübeler bazen sizi, aksine zor durumlara sokabiliyor. Bu işe baştan doğrusunu öğrenerek başlamak en güzeli.
    Kasılarak yapılan birçok şeyi doğru tekniklerle yapmayı öğrendiğinizde motordan daha çok zevk almaya başlıyorsunuz. Daha uzun yola gidip daha az yoruluyorsunuz. Hepsinden önemlisi daha emniyetli gidiyorsunuz. Son yıllarda bu konuda yavaşta olsa gelişmeler yaşandı. Daha önce sadece mahallenin motorcu abisi varken, artık birçok motosiklet markası kendi adı altında eğitimler vermeye başladı. Aynı şekilde farklı kurumlar yurt dışında yıllardır kullanılan eğitim programlarını yurdumuza getirdi. Çok değerli hocalarımız var artık. Bu eğitimlere mutlaka katılın, yararını göreceksiniz.
    Bununla beraber birçok motosiklet klubü, topluluğu kuruldu. Bu gruplara katılmak kendini geliştirmekte çok yararlı olacaktır. Bu gruplarda bilinçli bir motor kullanıcı kesim oluşmaya başlamıştır.
    Bu ağabeyler, kardeşler eğitimin önemini çevresindeki arkadaşlara da aşılamaya başladılar. Geziler, eğitimler organize ediyorlar. Bu gruplara katılın. Tek başına motor sürmek çok da zevkli değil.
    Belki söylenecek daha çok söz var ama benden bu kadar. Tekeriniz düz bassın.

    BE Salim Bilgin'den alıntıdır.
     
  2. cagdas81

    cagdas81 Yeni Üye

    Kayıt:
    23 Eylül 2010
    Mesajlar:
    21
    Beğeniler:
    5
    gerçekten güzel bir yazı olmuş anlayana çooooooooooooooooooook ders çıkar. elinize sağlık
     
  3. Güven

    Güven Üye

    Kayıt:
    23 Nisan 2011
    Mesajlar:
    74
    Beğeniler:
    53
    Şehir:
    hatay
    Motosiklet:
    Yamaha
    yazınızı ilgiyle okudum çoğu öneri ve uyarılarınıza katılıyorum özellikle de motordan çok koruyucunun önemi var sürücü için
     
  4. Abdullah Özkan

    Abdullah Özkan Üye

    Kayıt:
    4 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    61
    Beğeniler:
    15
    Şehir:
    orhangazi/BURSA
    Motosiklet:
    Suzuki
    hakikaten gönülden yaşanmış ki yazılmış. goönlünüze sağlık ferahlık inş...