Dunning-Kruger Etkisi ya da Cahil Cesareti

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Barış tarafından paylaşıldı.

  1. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    arkadaşlar sıkılmadan okuyun;)



    New York Stern School of Business'te görevli psikologlar Justin Kruger
    ve David Dunning'in tarihe geçmelerine vesile olan bulguları, yani
    *Dunning-Kruger Etkisi* adıyla literatüre geçecek olan teorileri de,
    Türk sağduyusunun yüzyıllardır "*cahil cesareti*" dediği şeydir
    aslında.

    Journal of Personality and Social Psychology'nin Aralık-99 sayısında
    yayımlanan teorileri özetle,
    "cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır" der. *

    *Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda
    yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır*

    - Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
    - Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
    - Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini
    görüp anlamaktan da acizdirler.
    - Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz
    insanlar,niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

    *Değerlendirme zaafı*
    İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatıda buldular.
    Cornell Üniversitesi'nden 45 öğrenciye bir test yaptılar,çeşitli
    sorular sordular.
    Ardından öğrencilerden "testin sonucunda ne kadar başarılı
    olacaklarını tahmin etmelerini" istediler.
    En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap
    verenlerin),testin yüzde 60'ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi
    günlerinde olsalar yüzde 70'e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya
    çıktı..
    En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların)en alçakgönüllü
    denekler olduğu (soruların yüzde 70'ine doğru cevap verdiklerini
    düşündükleri) görüldü. (Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000
    yılında Nobel de kazandılar.)
    İki uzman psikolog bu bilinçsizliği, "kronik kendi kendini
    değerlendirme (auto-evaluation) yeteneksizliğine" bağlıyorlar.
    Çalışan, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis
    etmekten acizdir. Ama asıl vahim olan, bu "yetersizlik + haddini
    bilmeme" kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç
    oluşturması. Kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi.
    *İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan "yetersiz",* kendini ve
    yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan
    görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır.
    Aksine bunu bir "hak"olarak görecektir. "Uyanıklık" bilecektir.
    Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise çalışma
    hayatında "fazla alçakgönüllü" davranarak kendilerine haksızlık
    edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip
    olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler (ve bilinmeyince
    için için kırılacaklar ve kendilerini daha da geriye çekecekler) ve
    muhtemelen üstleri tarafından "ihtiras eksikliği" ile
    suçlanacaklardır. Üstleri de zaten,genelde "aynı yoldan geçmiş"
    insanlardır.
    Buna, insan kaynaklarının, iki benzer CV arasından, "kendine güvenen
    ve iyi sonuç alma olasılığı yüksek" adayı tercih edeceği gerçeğini de
    eklerseniz,
    Dunning-Kruger Sendromu'nun Peter Prensibi'nin (*)yatağını yaptığı da
    ortaya çıkar.
    Sonuçta, "kifayetsiz muhterisler" her zaman ve her yerde daha hızlı
    yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır.
    Etrafınıza bir bakın, uzmanlara hak vereceksiniz.
    (*) Peter Prensibi: *Her çalışan, iş ortamında yetersiz olduğu noktaya
    kadar yükselir*, der. Bunun doğal sonucu olarak, yüksek makamlar daima
    yetersiz insanlar tarafından işgal edilir.

    Kifayetsiz muhterisi nasıl tanırsınız?

    1- Gücünü delegasyon bahanesinden alır. Ekibinin orkestra şefi
    havalarına girer.

    2-* Çok gürültü patırtı eder, çok şey yapıyormuş havası estirir.

    3- Koridorlarda hızlı hızlı, düşünceli edayla yürür.

    4-* *"Beşer şaşar" diye düşünür. Ama genellikle şaşan beşer başkası
    değil, kendisidir..

    5- Ne olursa olsun, hazırlıklıymış, olacakları önceden biliyormuş gibi
    davranır.

    6- Üstlerine karşı son derece kibardır; altındakilere(özellikle de en
    çok ihtiyaç duyduklarına) kötü muamele eder.

    7- İktidar ilişkileri ve göstergeleri onun için çok önemlidir.
    Astlarına kimin üst olduğunu hatırlatmayı sever.
    8- İlk denemede başarılı olamazsa,başarısızlığının belgelerini yok
    etmeyi unutmaz.

    9- Talimatlarını post-it ile, e-postayla verir böylece astlarıyla
    yüzleşmekten kaçar.

    10-Toplantılarda son sözü mutlaka o söyler, gerekirse başkasının
    sözünü tekrarlamak pahasına..
     
    Emre PALAK, Erol, Metin ve 4 kişi daha bunu beğendi.
  2. Yavuz.CEVGER

    Yavuz.CEVGER Üye

    Kayıt:
    11 Haziran 2009
    Mesajlar:
    53
    Beğeniler:
    18
    Şehir:
    Ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    Çok güzel bir paylaşım. Güzel memleketimizde akla ziyan işler ve adamlar için "nasıl oluyor da oluyor" diye sorduğumuz sorunun yanıtı 10 madde halinde verilmiş.
     
    Mesut Korkmaz ve Barış bunu beğendi.
  3. Bülent.Ö

    Bülent.Ö Site Müdavimi

    Kayıt:
    2 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.571
    Beğeniler:
    618
    Şehir:
    İdealtepe / İstanbul
    Motosiklet:
    Honda
    Çok önemli bir paylaşım, sağol Barış.

    Hmmm. Mühendisler (alanında uzman ve analitik düşünün kişilerdir) kendileri de dahil işlerin kötü/eksik yanını görmeye eğilimlidirler. Bu nedenle kendi mühendislik alanlarında sıkışır kalırlar. Bunu aşabilen az bir kesim daha geniş alanlarda çalışır ve yönetirler. Bunlar arasında Türkiye'de başbakan/cumhurbaşkanı olanlar da vardır.

    Öte yandan özellikle devlet bürokrasisinde "kayırmalıatama" yoluyla yönetici olanların yukarıdaki yazıda bahsedilen yol dışında bir seçenekleri yoktur. Altlarında kendinden daha uzmanlar vardır ve kendileri genellikle alanlardan gelmişlerdir. Ellerine geçirdikleri pozisyonu yeni "ağlar" oluşturmakta ve bu ağlar sayesinde daha yükseğe çıkmakta kullanırlar, gerekirse her devrin adamı da olurlar. Dünün X kuruluşunun müdürü, sırayla vali, milletvekili vb olabilir. Bunları yapabilmek için de bu süreç sırasında önemli bir gelir birikimi sağlamak zorundadır, gereğini yapar.

    Bazıları da bakar.
     
    Barış, Erol ve Mesut Korkmaz bunu beğendi.
  4. Emre PALAK

    Emre PALAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    6 Eylül 2008
    Mesajlar:
    549
    Beğeniler:
    201
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Henüz Yok
    Bu durumda kendini bilmek erdeminin insanı hayatta bir yere getirmemesi ve kendini bilmez insanların merdiven basamaklarını hızla tırmanması bir bilimsel gerçeğe dayanıyor. Demekki bunca yıldır bize öğretilen şeyler pek doğru şeyler değilmiş. İçi boş aşırı güvene sahip olan insanların besin zincirindeki en önemli besin, içi dolu insanların güvenlerini zedelemek ve onların omuzlarına basıp aynı yerde saymalarını sağlamaya çalışmaktır. Sonunda istediklerini alana kadar durmazlar.

    Sahip olmaya çalıştığımız erdemler hayatımızda fren vazifesi görüyorsa bunda bir terslik var ya da freni kontrol etmenin bir yolunu bulmalıyız.
    Bu arada düşününce bu 10 madde çok tanıdık geliyor. Herkesin çevresinde olduğuna da eminim.
     
    Barış bunu beğendi.