İdeal Frenleme

Konu, 'Motosiklet ve Trafik' kısmında Goktug Uguz tarafından paylaşıldı.

  1. Goktug Uguz

    Goktug Uguz Site Müdavimi

    Kayıt:
    26 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.564
    Beğeniler:
    747
    Şehir:
    İstanbul - Bahçeşehir
    Motosiklet:
    BMW
    [​IMG]


    1. İki frene birden kademeli olarak basılır. İkisine de eşit güçle ama boğarcasına değil. Bu ilk adımdır.
    2. Sürücünün beden ağırlığı öne kayar ve ön süspansiyonlar üzerinde ilave bir baskı yaratır. Neticede ön lastik yol yüzeyini daha fazla ısırmağa başlar.
    3. Şimdi önde daha fazla ağırlık var. Bu safhada arka freni ya tamamen yada büyük oranda bırakınız ve ön fren üzerindeki sıkma kuvvetinizi artırınız. Bu durumda ön %100 arka % 0 da olabilir yada %85 ve %15 de olabilir ama arka %15 den daha fazla sıkılı olmamalıdır. Elbette bu rakamlar temsilidir. Sürücünün bunu matematik bir kesinlikte uygulaması olanaksızdır.
    4. Motor yavaşlar ve frenleme ile devreye soktuğunuz güçlerin etkileri de hafiflemeğe başlar. CV=mv2/r. CV; dönüş gücü, m; kütle, v2; hızın karesi ve r; çap(dönüş). Yani burada oluşan enerji motosikletinizin hızının karesiyle doğru orantılıdır.
    5. Ön taraf süspansiyonlar üzerinde yükselmeğe başlar.
    6. Ön tekerde kilitlenme olmasın diye ön freni gevşetmeğe başlarsınız ve arka fren üzerindeki baskıyı tekrar artırırsınız.

    Ön freni kullanmak duruş gücünün %70 demektir ama genellikle bu freni çeşitli nedenlerle doğru kullanmayı bilen çok az sürücü vardır. En önde gelen sebep korku ve yanlış eğitimlerdir. Sürücüler kaza yapmasın diye temel kurslarda kullanılan abartılı cümlelerle kişilerin şuuraltına yerleşen aşırı korku hissi ileri safhalarda sürücünün kaza yapmasına sebep olabilmektedir. Acil durumda kişi şuuraltına yerleşen bilgiler doğrultusunda ilk tepkisini verir.

    Olayın ilk safhası önün çökmesidir çünkü ağırlık öne kaymıştır. Bu çökme olayı ön tekere ilave bir ağırlık aktararak, doğal neticesi olarak ilave bir tutuş gücü sağlar. Ön freni sıkmağa devam ettikçe öndeki ağırlık artacaktır. Sonuçta bir çok motor tipinde ağırlığın neredeyse tamamı ön teker üzerinde toplanmış olacaktır. Bu noktada siz frenlemenin sınırındasınız demektir. Freni sıkmağa devam ederseniz şikayetler başlar.

    Bu nokta maksimum frenlemenin son noktasıdır. Ön teker bir an saliselik sürelerde dönmeyi keser ve tekrar döner. Lastik birkaç cm kayar ve tekrar kendini toplar. Bu durum birkaç kere tekrar edebilir ama ön teker kilitlenip kalırsa sonuç kötü olur.
    Aşırı kilosu olan insanların yüksek süratlerde 50-60 km ve üstü maksimum frenleme esnasında olabildiğince dizleriyle tankı tutarken dirseklerini kırıp belden öne doğru kapanması gereklidir. Bu hareket hem sürücünün, dizlerle tank sıkılı iken öne eğilme hareketi nedeniyle, sele üzerinde kalçasını geriye atacak ve hem de bedeninin tüm ağırlığının elcikler vasıtasıyla öne kaymasını azaltacaktır.

    Kapanmak ayrıca motosikletin ağırlık merkezini de aşağı çekecektir. Bilhassa aks açıklığı(iki tekerin merkezleri arasındaki mesafe) kısa olan spor tip motorlarda, çekim ve atıl kütlenin itiş gücünün merkezi birleşim noktası ön tarafa daha yakın olduğundan, bu kapanma olayı daha fazla olumlu etki yaparak stopy(motorun ön teker üzerinde arkanın kalkarak dikilmesi) durumunu nispeten önleyecektir.

    ABS li motorlarda teker kilitlenmesi olmaz ancak bu defada kilitlenmenin yerini ABS nin devreye girerek fren disklerini açıp kapatarak tutmanın sekme neticesi gevşetilmesi olayı devreye girer. Frenler nasılsa ABS var diye düzgün kullanılmazsa bu yapı nedeniyle duruş mesafesi uzayacaktır. Yani her durumda frenleri aynen gazı kullanır gibi çok hassas bir tarzda komuta etmeyi öğrenmiş olup bu alışkanlığı kazanmış olmak motosiklet sürüş güvenliği açısından şarttır. Bilhassa maksimum frenleme talimleri sürekli olarak yapılmalı, her süratte yapılmalı ve sadece temel eğitiminiz esnasında yapılan talimlerle yetinip bunların üzerinde yatılmamalıdır.


    Ön fren çalışması:

    Acil durumlarda panikleyen sürücülerin ilk reaksiyonu ön freni kapmak ve kuvveti oranında sert ve ani sıkmak olmaktadır. Bu durumda çoğunlukla ön tekerin kilitlenmesine sebep olmaktadır. Bu noktada ön freni bırakmak için saliseler önemlidir. Geç kalırsanız yere inersiniz.

    Bu anda düşünmeğe zaman yoktur. Freni bırakmak otomatik bir reaksiyon olmalıdır. Lastiğin ilk cızırtısı ile sizin freni bırakmanız adeta eş zamanlı gerçekleşmelidir. Bu da işlem sizin için doğal bir alışkanlık haline gelene kadar talim yapmakla kazanılır.

    Talim yöntemi:

    Boş ve yüzeyi kamberli olmayan olabildiğince düz bir yol bulunuz. Yada boş bir park alanı. İleri sürerken sert frenler yaparak lastikleri ve frenleri ısıtmakla işe başlayın. Sonra 50 km süratte yol alırken ön freni yapabildiğinizce sert bir şekilde sıkınız ve hemen bırakınız. Başlarda tekeri kilitleyemeyeceksinizdir ama talimler ilerledikçe lastik gıcırtısı gelmeğe başlayacaktır. Çünkü buna artık hazır olduğunuzdan siz ön teker kaymağa başlamadan ön fren manetini(elciğini) bırakacaksınız. Kayma başlasa bile ve ön içeri kapanmağa başlasa bile elciği bırakmanızla birlikte motor düzgün sürüşüne dönecektir.

    Talimlerinizi devam ettirinİZ ve sonunda yol yüzeyi üzerinde kesik lastik çizgileri bırakmağa başlayacağınız safhaya geçersiniz. Siyah lastik izleri arasındaki boşluklar freni bıraktığınız anlardaki oluşumlardır. Çizgilerse tekerin kilitlenip kaydığı anlardır. Bunu kontrollü bir biçimde yapar hale gelen sürücü bir acil frenleme halinde de aynı işlemi otomatik bir işlem olarak gerçekleştirir. Düşünmeden anında yapar. Kilitlenme sesi olan lastik gıcırtısının ilk çığlığıyla ön freni bırakın ki yeniden freni kullanabilmek için ikinci bir şans yaratmış olasınız.

    Frenleme hataları:

    Frenleme hataları genellikle lastik izlerinden kendisini belli eder. Mesela yan yoldan çıkan bir kamyonete yandan vuran bir motorcu genelde arkasında koyu bir lastik izi bırakmışsa bu frenleme hatası demektir. Burada kamyonet şoförü dikkatsizlikle suçlanacaktır ancak yerdeki bu uzun iz aslında motor sürücüsünün arka freni kilitlediğini ön freni devreye gerektiği gibi sokamadığının göstergesidir.

    Kazlarda yaralan çoğunlukla motor sürücüleridir bu yüzden bir motor sürücüsünün bu gibi acili yet arz eden durumların üstesinden gelebilmesi için ustalaşması gereken tekniklerin başında agresif bir tarzda maksimum fren yapma tekniğinde ustalaşmış olması gerekmektedir. Bu motorun kontrolünü kaybetmeden ihtiyaç olduğunda yapılması zorunluluk olan bir frenleme şeklidir.

    Fren sistemleri her geçen gün daha güvenli hale getirilmektedir ancak insan faktörü ilk önemli faktör olmağa devam edecektir. Frenleme işleme sürücünün ustalığı yanında farkındalılığının da olmasını gerektirir. Eğer tehlikenin zamanında farkına varmaz ve frenlemeye başlamazsanız en gelişmiş teknikler bile sizi kurtarmaya yetmeyecektir. Ve eğer frenleri doğru şekilde kullanamazsanız motorunuzu en kısa mesafede durduramazsınız.

    İnsan beyni acil durumlar karşısında garip davranır. Önce otomatik olarak kaçınıcı hareketi yapar sonra bu olay üzerinde düşünür. Önünüze doğru kendi soluna dönüş yapmakta olan bir taksi ile karşılaştığınızda veya bir gelişigüzel gezinen bir kamyonla yüz yüze geldiğinizde bir sonraki hareketinizin ne olacağını size alışkanlıklarınız dikte ettirecektir. Evet, siz ön freni öncelikle kullanma alışkanlığınız olan bir sürücüyseniz bu durumda önce ön freni çekip sonra düşüneceksinizdir. Yada siz sadece arka freni kullanmak gibi bir tembelliği alışkanlık haline getirenlerdenseniz, büyük ihtimalle sadece arka fren basacaksınız ve kazadan sonra olay hakkında düşünecek ve ön freni kullanmayı unuttuğunuzu hatırlayacaksınızdır.

    Yani fren sistemleriniz ne kadar güvenli olursa olsun sizin bir sürücü olarak doğru fren yapma alışkanlıklarını önceden temel eğitim kurlarında edinmiş olmanız şarttır. Meşhur Hurt raporunu hazırlayanlar; sınırsız görüş olan otobanlarda dahi her zaman ön fren elciğini kavrayarak mı sürüş yapılmalıdır? sorusuna şu cevabı vermekteler. Bu tip otobanlarda olan bir çok motosiklet kazası üzerinde yapılan çalışmalar, incelemeler kazaların yanlış giden bir şey olmadığını düşündükleri ve herhangi bir tehlike beklemedikleri, rahat hissettikleri anlarında oluştuğunu göstermektedir.

    Şunu da unutmayalım ki en kısa mesafede duruşu her iki frenin birlikte tekerleri kilitleme noktasından hemen öncesine kadar olan seviyeye kadar, maksimum sıkılmasıyla sağlanır. Ve eğer ABS var ise siz bu durumda ABS nin harekete geçip devreye girmesinden hemen önceki noktaya kadar sıkılması demektir. Daha fazla sıkıp ABS sistemini devreye sokarsanız bu seferde duruş mesafeniz uzar. Evet, ABS tekerlerin kilitlenip kaymasını önlemek içindir ama devreye girmeleri aynı zamanda duruş mesafenizin de uzaması demektir. ABS sistemini devreye sokmadan daha kısa mesafede duruş yaparsınız.

    İdeal olan çabuk duruş:

    Şehir içi ana arterlerde sürüş yapıyorsunuz ve bir tehlike varlığının üzerinize gelmekte olduğunu gördünüz. Önce arkanızı kontrol edin, kuyruğunuza takılan(çok yakın takip de olan vasıtalar) var mı? Takibe bir vites küçülterek süratinizi 20km kadar düşürürken ön freni de hafifçe sıkınız. Bu 20km hız kesme olayı sizin çabuk duruşunuz esnasında sizin frenleme mesafenizi yarıya indirecektir.

    Şehir içindeki kavşaklarda önünüze doğru kendi sollarına dönen vasıtalar karşısında sıkı frenleme çok önemlidir. Genellik sürücü sizi fark etmemiştir ve önünüze aniden kırar. Siz debriyajı çekin, gazı çevirip kapatın ve her iki frene birden basın. Burada arka frene öne kıyasla çok az oranda daha hafif olmanız tavsiye edilir. Ön freni de sıkarken sıkma basıncını kademeli olarak yükseltin. Motor öne doğru basınca arka freni biraz gevşetin ve ön frendeki sıkma kuvvetinizi artırarak kilitlemeden bir önceki sıkma noktasına ulaşın. Sola dönüş yapan vasıta şu an önünüzde olsa motorunuzu dik konumda tutun ve ileriye bakar şekilde yönlendirin. Bu arada dizleriniz tankı sıkıca tutuyor olsun ve gözleriniz çarpışmadan hemen önceki durmak istediğiniz noktaya odaklansın.

    Sürüşün son yarım metresinde ilk vitese geçmiş olunuz ve arkanızdan size çarpacak bir tehlikenin olup olmadığını aynalarınızdan kontrol ediniz. Motoru duruş anına getirdiğinizde sağ ayağınız hala arka fren üzerinde olarak ve sol ayağınız yere basılı durumda olsun. Yolunuzu kesen vasıta yoldan çekilir çekilmezde debriyajı bırakıp yola devam ediniz. Trafiği bloke eder durumda ortada salakça durma alışkanlıklarınız olmasın. Büyük kaza atlattım derken arkadan alabileceğiniz beklenmedik bir darbe her şeyi boş çıkartır.
     
  2. Bülent.Ö

    Bülent.Ö Site Müdavimi

    Kayıt:
    2 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.571
    Beğeniler:
    618
    Şehir:
    İdealtepe / İstanbul
    Motosiklet:
    Honda


    İlk işaretlediğim yer geçen hafta sağ elimin ağrımasına neden olan yöntem. Sağ el her zaman ön fren elciğinin üzerinde mi olmalıdır? Sol el de debriyajın? Bu sol elde pek sorun çıkarmamakla birlikte ikide bir dur kalk yapılan şehiriçi yollarda ikide bir gaz vermek gerektiği için elde zorlama yapıyor. Daha uygun yollarda ben de elimi sürekli artık frende tutmadığım için ağrı azaldı, bitmek üzere.

    İkinci işaretlediğim yerde ilk anda debriyajın çekilmesi gerektiği söyleniyor. Arabalarda benzer yöntem durma mesafesinin uzamasına yol açar, ayrıca motor freni gibi bir yöntemi de devre dışı bırakır. Motorsikletlerde farklı mı?
     
  3. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    lütfen açtığımız konular alıntı ise belirtelim ve alıntı yapılan kişi yada yeri
    yazalm!!!
     
  4. Baris Coskun

    Baris Coskun Kıdemli Üye

    Kayıt:
    2 Mart 2009
    Mesajlar:
    284
    Beğeniler:
    133
    Şehir:
    Londra
    Motosiklet:
    Honda
    Motor freni pek ise yarayan bir sey degildir. Keza arabalarda da motor freni durus mesafesini degistirmez. Tabii ECU olan araclardan bahsediyorum. Biz gazi birakinca zaten motora bir besleme olmaz.