Kayıp Otobüs ( Kıbrıs ) Belgeseli

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Şenol SEL tarafından paylaşıldı.

  1. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
    Yönetmenliğini gazeteci Fevzi Tanpınar'ın yaptığı "Kayıp Otobüs" belgeseli.

    Larnaka'dan 1964 Mayıs'ta içindeki Kıbrıslı Türklerle yola çıkan ve bir daha dönmeyen otobüsün konu edildiği belgeselde ayrıca, iki toplum arasındaki gerilimin tırmandığı yıllar da tanıkların anlatımıyla günümüze taşınıyor.Kıbrıs'ın son 50 yılına mal olan dramlardan sadece biri olan bu olay, tüm kayıpların ve kayıp ailelerinin yaşadıklarına ve Kıbrıs Türkü'nün saklı tarihine ışık tutuyor.55 dakika süren belgesel, kullanılan teknik olanaklar bakımından da KKTC'de bir ilki temsil ediyor. 44 kişilik yayın, yapım ve oyuncu kadrosuyla çekilen belgeselin senaryosunu, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın eski müsteşarı Raşit Pertev kaleme aldı ve müziğini Ahmet Okan yaptı.



    1964 yılında 11 Kıbrıslı Türk’ün Larnaka’daki evlerinden servis otobüsüne binerek çalıştıkları İngiliz üssü Dikelya’ya giderken kaçırılışlarının hüzünlü ve tarihi hikayesini anlatan “Kayıp Otobüs”ün yönetmeni Fevzi Tanpınar, babasının o gün tesadüfen otobüse binmeyerek hayatta kaldığını söyledi. Tanpınar, filmin gösterimi öncesinde soruları yanıtladı.
    Filmin galasının KKTC’de 10 Mayıs 2007’de yapıldığını belirten Tanpınar, 13 Mayıs 1964 yılında kaçırılan otobüste bulunan 11 Kıbrıslı Türk’ten tam 43 yıl haber alınamadığını kaydetti. Tanpınar, “43 yıl sonra bu insanların anısına bu belgeseli yetiştirmek istedik” dedi.
    Kaybolan bu 11 kişinin toplu mezarının Ekim 2006’da Larnaka-Dikelya yolundaki Oraklini köyünde zeytinlikteki bir kuyuda bulunduğunu söyleyen Tanpınar, bu gelişmenin üzerine belgeseli çekme kararı aldıklarını belirtti. Tanpınar, toplu mezarın adada görev yapan Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmaları sonucunda bulunduğunu kaydetti.
    1963 ile 1974 yılları arasında Kıbrıslı Türklerden 503 Türk’ün kaybolduğunu söyleyen Tanpınar, “Bu 503 kişiden 11’ini çekerek biz 503 kayba bir ışık tutmaya çalıştık. Bu yıllar arasında Kıbrıslı Türklerin neler yaşadığına dair bir ışık tutmaya çalıştık. Tarihi en azından biraz aydınlatmaya çalıştık” dedi.
    Kıbrıslı Rumların ve Yunanlıların Kıbrıs sorununun 1974’de başladığı yönünde uluslararası alanda propaganda yaptıklarını anımsatan Tanpınar, “Halbuki Kıbrıs’taki sorun 1974’de başlamadı. Bu bir sonuçtu aslında. Onun öncesine bakmak gerekiyor ki Kıbrıs’ta nelerin yaşandığını çok daha iyi anlatabilelim” diye konuştu.
    Belgeselin “evrensel ve bilimsel bir niteliğe” sahip ve tamamen objektif olduğunu belirten Tanpınar, kayıplar sorunun tüm dünyanın sorunu olduğunu, ancak Kıbrıs’ta bu sorunun daha derinden hissedildiğini söyledi.
    Kayıp meselesinin kaybolan kişinin yakınları açısından ölümden beter olduğunu kaydeden Tanpınar, “Yıllarca bekliyorlar. Hiçbir zaman öldü diyemiyorlar. Yakınları için artık bir mezar özlemi duyuyorlar” dedi. Tanpınar, kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarının bu acıların ortadan kaldırılması çerçevesinde insani temeller üzerine dayalı olduğunu söyledi.
    Rum tarafının da 1000 civarında Rum’un kaybolduğunu iddia ettiğini anımsatan Tanpınar, şöyle konuştu:
    “Kıbrıslı Türklerin kayıp oldukları dönem 1963 ile 1974 arası. 11 yıl boyunca her an kaybolabilirim endişesini yaşayan bir Kıbrıs Türk toplumu vardı. O dönem Rumlardan kayıp yaşanmadı. Onların kayıp dönemleri ise 15 Temmuz 1974’de darbeyle kendi aralarında iç savaşla başlayan ve 16 Ağustosta son bulan yaklaşık 1 ayki dönemdir. Bu kayıplar içerisinde nitelendirilen insanların önemli bir kısmı da eli silah tutan, savaşan insanlardı. Bu farkı göz ardı ederek Kıbrıs sorununun ‘kayıplar her iki taraftan da yaşandı’ başlığı altında ele alınması çok doğru değil.”
    Kıbrıslı Türklerin kayıplarının sivil dönemde yaşandığını, kayıpların tümünün sivillerden oluştuğunu ve sırf Türk oldukları için hedef alındıklarını vurgulayan Tanpınar, “Bu yaklaşım Kıbrıslı Türkleri adanın yüzde 3’üne hapsetti ve kendini koruma amacıyla gettolaşmaya itti” dedi. Tanpınar bu durumun 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatına dek devam ettiğini belirtti.
    Ailesinin Larnakalı olduğunu söyleyen Tanpınar, “Her sabah iki otobüs Dikelya’ya yolcu taşıyordu. Bunlardan ilk kalkan otobüs babamı taşıyan otobüstü. Ancak birinci otobüs o gün geç kaldı ve birinci otobüs yerine ikinci otobüs yola çıktı ve o ikinci otobüs kayboldu. Eğer birinci otobüs vaktinde kalkmış olsaydı, babamı kaybedecektik” diye konuştu.
    Babasının bugün 79. yaşında olduğunu söyleyen Tanpınar, babasının da belgeselden çok etkilendiğini, kaybolan otobüsteki 11 kişinin babasının çok yakın arkadaşları olduğunu ifade etti. Tanpınar, o dönemde kaçırılan Kıbrıslı Türklerin Rum milisler tarafından öldürüldüklerini kaydetti.
    Tanpınar, Kıbrıs sorunun sadece iki liderlik tarafından çözülemeyeceğini belirterek, sorunun iki halkın neyi ne kadar paylaşacağına dair bir sorun olduğunu söyledi. Gelinen noktada Kıbrıs Rum halkının Kıbrıs Türkleriyle çok fazla şey paylaşmak istemediğinin görüldüğünü ifade eden Tanpınar, “Geçmişi unutarak yeni bir sayfa açılacaksa, geçmişi unutmak demek geçmişi bilmeden üstünü kapatmak anlamını taşımamalı. Tarafların geçmişle ilgili mahcubiyetlerini yaşamaları gerekir ki, geçmişte olanlar tekrarlanmasın ve yeni bir sayfa açılabilsin” dedi.
    Belgeseli adada ara bölgedeki BM temsilciliğinde de gösterdiklerini hatırlatan Tanpınar, gösterimden sonra BM’de çalışan bir Rum kadının gözleri ağlamaktan şişmiş bir şekilde yanına geldiğini ve “Biz sizin 74 öncesinde bu acıları yaşadığınızı bilmiyorduk” dediğini anlattı.
    Tanpınar, Rum tarafında böylesine bir gençlikle geleceğe dair temiz bir sayfa açmanın mümkün olmadığını belirterek, geçmişin taraflarca çok iyi analiz edilmesi ve anlaşılması gerektiğini söyledi



    Kayıp Otobüs ün Yolcuları Bulundu

    KKTC’de ’Kayıp Otobüs’ belgeseliyle gündeme gelen ve 1964 yılında işe gittikleri otobüsle ortadan kaybolan 11 Kıbrıslı Türk’ün, Rumlar tarafından kaçırıldığı ve kurşuna dizilerek kör bir kuyuya atıldığı ortaya çıktı. Rum kesimindeki Voroklini köyünde iki yıl önce çıkartılan kemiklerin DNA testiyle kayıp yolculara ait olduğu belirlendi.

    ’KAYIP Otobüs’ adlı belgesele konu olan Rum katliamı, 13 Mayıs 1964 tarihinde Larnaka’da yaşandı. Dikelya’daki İngiliz Üslen bölgesinde çalışan 11 Türk, her zamanki gibi sabah erken saatte işyerlerine götüren otobüse bindi. Otobüs ve içindekilerden bir daha haber alınamadı. Yönetmenliğini Fevzi Tanpınar’ın yaptığı Kayıp Otobüs belgeseli iki yıl önce çekildi ve ortadan kaybolan Türkler ilk kez gündeme geldi. Belgesel, 45’inci Altın Portakal Festivali ile Boston Türk Festivali’nde de gösterildi.

    Adada BM öncülüğünde Türk ve Rumların ortaklığında faaliyet gösteren Kayıp Şahıslar Komitesi dün ’Kayıp Otobüs’ün kayıp kurbanlarının tespit edildiğini açıkladı. Kayıp Şahıslar Komitesi, iki yıl önce Rum kesiminde Larnaka kenti yakınlarındaki Voroklini köyünde kör bir kuyuda bulunan kemikler ile kayıp yakınlarından alınan örneklere DNA karşılaştırması yapıldığını ve ’Kayıp Otobüs’ yolcularını böylece belirlediklerini bildirdi.

    Kemikler üzerindeki kurşun izlerinden de kayıp otobüsteki kayıp Türklerin, Rumlar tarafından kaçırılıp kurşuna dizildiği kesinleşmiş oldu. DNA testiyle katliam kanıtlandı. Şimdiye kadar katliam bir iddiaydı.

    AİHM’ye gidiyorlar

    KAYIPLAR arasında aile yakınları da bulunan yönetmen Fevzi Tanpınar, “Şehit aile yakınları dernek kurmaya çalışıyor. Şehitlerimiz askeri törenle gömülecek. Şehit yakınları ayrıca, tek tek ya da topluca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde de Rumlara dava açma girişimlerini başlattı. Kıbrıslı Rumlar kayıpları ile ilgili çok sayıda anıt mezar yaptı. Biz de yaşananları gelecek nesillerin unutmaması, tarihte yerini alması ve Rum mezalimini gözler önüne koyması için Kayıp Otobüs anıt mezarı istiyoruz” dedi.

    Alıntıdr
     
    o.somuncu, SERVET, Erol ve 1 kişi daha bunu beğendi.