Kim demis tarih sıkıcıdır diye

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Barış tarafından paylaşıldı.

  1. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken,suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse; eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün...



    1500'lerde İngiltere'de işler şöyle yapılıyordu:

    ---İnsanların çoğu Haziran ayında evleniyordu. Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı.Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu. (Gelinlerimizin ellerinde taşıdıkları "gelin çiçeği" taşıma hangi kültürden geliyormuş? Anadolu düğünlerinde gelinlerin elinde çiçek yoktur)



    ---Banyolar; içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten birşeyleri kaybetmek mümkündü. İngilizce'deki "banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın" (Don't throw the baby out with the bathwater) deyimi buradan gelmektedir. (Evlerimizde bulunan küvet banyolar hangi kültürden kaynaklanıyormuş?)



    ---Evin tuvalet ihtiyacı için avluda bir küçük fıçı bulundurulur, gece herkes bu fıçıda ihtiyacını giderir, sabah köyün uzak bir yerine domuz pislikleri ile birlikte dökülürdü. (İspanya'da da farklı değildi. Cervantes Don Kİşot kitabında bundan da bahsetmektedir.) Bizlerdeki gibi su ile teharetlenme olayı da yoktu. Halen yurt dışındaki tuvaletlerde teharet musluğu yoktur. Biz bu muslukları sonradan eklemişiz. (Evlerimizde bulunan alafranga tuvaletler hangi kültürden kaynaklanıyormuş?)





    ---Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu. Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizce'deki "kedi köpek yağıyor" (it's raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.

    Yukarıdan evin içine düşecek şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.





    Yemek pişirme işlemi; her zaman ateşin üzerinde asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana birşeyler ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse, artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu.

    Peas porridge hot

    Peas porridge cold

    Peas porridge in the pot nine days old

    (Bezelye lapası sıcak

    Bezelye lapası soğuk

    Kazandaki bezelye lapası dokuz günlük) tekerlemesinin menşei budur.



    ---Bazen domuz eti buluyorlar, o zaman çok seviniyorlardı. Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna " yağ çiğnemek" (chew the fat) adı veriliyordu.



    --- Parası olanlar kalay kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmeleri ve ölümlere yol açılıyordu. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bundan sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.



    ---Çoğu insanın kalay kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı. Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında "Tabak ağzı " (trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu.



    ---Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor, aile etrafına toplanıp yiyip içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna "uyanma nöbeti" deniyordu.

    İngiltere eski ve küçük bir yerdi. İnsanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir kemik evine götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı. Tabutlar açıldığında yaklaşık her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup bu zili dinlerdi. Buna "mezarlık nöbeti" (graveyard shift) denirdi. Bazıları zil sayesinde kurtulur, bazıları da ölü zilci olurdu.



    Kİm demiş tarih sıkıcıdır diye?:)....
     
  2. fatma okçu

    fatma okçu Aktif Üye

    Kayıt:
    9 Ekim 2009
    Mesajlar:
    459
    Beğeniler:
    45
    hakkaten tüylerim diken diken oldu :))

    bunları nerden aldınız,doğruluğundan nasıl emin olacağız...tarihi filmlerde hiç bunlar yok:))

    yalnızca bildiğim...TAİPAN diye bir kitapta,Çin'de yaşayan roman kahramanı,İngiltere'den gelen oğluna hayretle ve tiksintiyle "saçlarında bit var"der,oğlu da "ingiltere'de herkesin başında bit var"diye cevap verir...
     
  3. Mesut Korkmaz

    Mesut Korkmaz Site Müdavimi

    Kayıt:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.724
    Beğeniler:
    970
    Şehir:
    Çayyolu, Ankara
    Motosiklet:
    BMW
    Evet evet nasıl inanacağız Barış bunlara? Hiç İngiliz asilleri böyle şeyler yaparlar mı? Onlar insan üstü varlıklardır. Çok ayıp Barış çok ayıp. Sen kalk anadolunun bağrındaki bir şehirde yaşarken İngiliz asillerine böyle yakıştırmalar yap... Cık cık cık olmuyor valla.
     
  4. Umur.Arsoy

    Umur.Arsoy Aktif Üye

    Kayıt:
    2 Nisan 2009
    Mesajlar:
    112
    Beğeniler:
    52
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Yamaha
    Haklısınız aslında, İngilizlerin asaletle ilgili komplekslerini buna bağlamak pekde mantıksız değil...;)
     
  5. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    çok sevgili arkadaşlarım; parfümü kim buldu??fransızlar!! nedeni de pis koktukları için;)
    ya peruğu?? yine fransızlar. nedeni kafaları pislikten yara olduğu için:)
    peki o tarihler de erkekler dahil neden topuklu ayakkabı??çok afedersiniz herifler
    sağa sola her tarafa pisledikleri için!!!!! adamalrın eski yapılarının hiç birinde tuvalet yok!!
    bizim eski yapılarımız da bırakın tuvaleti hamam bile var;) ......................
    neyse işte böyleyken, böyle....:)
     
    ANIL, o.somuncu ve ışın yıldırım bunu beğendi.
  6. Emre PALAK

    Emre PALAK Kıdemli Üye

    Kayıt:
    6 Eylül 2008
    Mesajlar:
    549
    Beğeniler:
    201
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Henüz Yok
    Nerden nereye.... Adamlar insan değilmiş ama şimdi patronlar. Millet gider mersine biz gideriz tersine sözü burdan geliyor sanırım.
     
  7. Hasan M.Mustafa

    Hasan M.Mustafa Aktif Üye

    Kayıt:
    13 Mart 2009
    Mesajlar:
    114
    Beğeniler:
    41
    Şehir:
    Almanya
    Motosiklet:
    Suzuki
    Evet cok dogru burda Almanyada eski evlerde tuvalet banyo yok,yada sonradan evin bir kösesine sonradan eklemisler.Eve hep daha ayakkabiyla giriyolar.Simdi ise bizleri begenmiyolar.Cok hijyenik bu Avrupalilar.
     
  8. Noyan Yıldız

    Noyan Yıldız Kıdemli Üye

    Kayıt:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    367
    Beğeniler:
    108
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Honda
    Bir notta ben ekleyeyim meşhur yüzüklerin efendisi üçlemesi ve romanın yazarı Tolkien midi nedi şimdi gece vakti adamın adını aramayayım.Esasen romanında orta dünya kültü yaratır ve bu kültte insan ırklarını daha büyük farklılık ve çeşitlemeler ile simgeler,hobbitler irlandaya cüceler vikinglere anglo ve sakson kültürünün yukarda geçen rezaletleri ama insan olma erkleri ve asaletleri ile de gerçek insan ırkına ait olduğu söylenebilir.Fakat hepsinden üstün bir ırk betimlenmiştir,kadınları savaşçı ve ölümcül olabilen,aslında çekik gözlü sivri kulaklı zayıf atletik yapıda olan muhteşem ok kullanma ve ata binme yetenekleri ile öne çıkan ve az adamla koca bir orduyu dağıtabilen (Ki buna roman sihir yaparak şeklinde bir imtiyaz vermiştir.)O muhteşem ırk romanda ELF'ler olarak betimlenir ana erkil bir yapıda yaşarlar,uzun sırıklar içinde tütün içerler,bilimde ve sanatta ileridirler,silah ve zırh teknolojileri her ırktan gelişmiştir,insan iyileştirme ve tıp konusunda şifalı bitkiler kullanırlar ve çok ileridirler vs vs vs... ve daha da yukarda anlattıklarımla beraber aslında Tolkien ELF'leri anlatırken Türkleri betimlemiştir.En basitinden Türk Akıncıların içlerine giydikleri ipek, zırh altında giren okun kaymasına ve girdiği gibi geri çıkmasına sebep olur işte bu, değişik bir ejderha derisi zırh olarak anlatılır hikayede :D fakat filminde tüm bunlar çok baskın olarak anlatılmaz hatta ELF'leri olduğundan farklı da gösterir,barbar orklar Türklere daha yakın bir benzetme ile filmde aslında romandan sapılmıştır.Son olarak zaten bunun için Tolkien'in ailesi romanı değiştirdiği gerekçesi ile aynısını yansıtmadığını düşündüklerinden milyarlık bir dava açmıştır film yapımcılarına...
     
  9. Hakan Çıtır

    Hakan Çıtır Site Bağımlısı

    Kayıt:
    6 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.472
    Beğeniler:
    398
    Şehir:
    İSTANBUL
    Motosiklet:
    Kanuni
    Paylaşım için teşekkürler Ben birde Arapları bilirim küçükken bizim mahalleye gelirlerdi kiraya yaz aylarında ne evlerine girilirdi kokudan nede yemekleri yenirdi herifler elle pilav yerdi oyüzden araplara karşı 5 mt uzak durmuşumdur
     
  10. Mesut Korkmaz

    Mesut Korkmaz Site Müdavimi

    Kayıt:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.724
    Beğeniler:
    970
    Şehir:
    Çayyolu, Ankara
    Motosiklet:
    BMW
    Yok yok sen ısrarla anlamıyorsun :mad: Bu adamlar asiller kardeşim asilllllll... Pislik içinde olsalar da, yara bere içinde olsalar da, ahlaki değerleri olmasa da asiller işte.
    Yüz yıllardır paçalarından asalet(!) akıyor. İşte bu yüzden daha sonra paçalarını bağlayıp geziyorlar ki akan asalet(!) gezdikleri yerleri kirletmesin ;) Daha daha sonra ise tuvalet kullanarak çözmüşler bu asalet(!) işini :)

    Anladın sen onu :D
     
  11. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha

    John Ronald Reuel Tolkien en sevdiğim yazardır.kitaplarındaki tüm
    doğa üstü yaratıklar iskandinav mitolojisinden alınma.kitaptaki zırhlar
    dwarf ırkının dövdükleri mithryl kumaşı.evet aynı Türk akıncılarının ki
    gibi sağlam ve hafif.gelelim benzetmeye; kitaptaki minas tirith kuşatması
    istanbulun fethine, urkh hai'ler ise fatihin askerlerine benzetildi!!!daha
    buna benzer bir sürü tez var ama bu zaten sadece filmde değil kitapta da var dolayısıyla ben bunun bir asparagas olduğuna inanıyorum.
     
  12. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    e desene adamlar asil;)
     
  13. Noyan Yıldız

    Noyan Yıldız Kıdemli Üye

    Kayıt:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    367
    Beğeniler:
    108
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Honda
    Bilmiyorum abi bu üçleme ile ilgili duyduğum bir söylenti bu asparagas olabilir ama gerçekten de elfleri incelerseniz Türklerin yaşam tarzını neredeyse bire bir bulabileceksiniz...Bana bu da ilginç gelmişti...
     
  14. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha

    bence asparagas, çünkü bu kitabı filme ancak peter jackson bu kadar güzel aktarabilirdi diye düşünüyorum.yıllar önce kitabı okuduğumda kafamda
    canlandırdığım ne varsa filmde aynen karşıma çıktı.

    elf'ler insan ırkına en yakın ırk.insandan daha kısa ve narindirler.
    tenleri beyaz, saçları genelde sarıdır.albino gibi:)iskandinav mitolojisi sonucu
    olsa gerek fin yada slav ırkını andırırlar.diğer ırklarla hoşbeşe girmeyi
    pek sevmeyen bilge ve ari bir ırktır.temiz,savaşçı ve becerikli olmaları
    gerçekten Türk ırkına benzetilebilir. elfler; ormanı sever, doğayı sever
    hayvanları sever.aramızdaki farklardan biride elflerin
    1000 yıldan fazla yaşamasıdır:)haklarını yemeyelim birde bizim ırktan
    baya bir güzeller;)
     
  15. Eren Göksel

    Eren Göksel Site Bağımlısı

    Kayıt:
    19 Nisan 2009
    Mesajlar:
    1.293
    Beğeniler:
    388
    Şehir:
    Sincan, Ankara
    Motosiklet:
    Kawasaki
    ilginç bi konu ama paylaşımlardan da bu konuda bilgim oldu..