kısa hikaye ve şiirleri paylaşmaya ne dersiniz..

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında agcam tarafından paylaşıldı.

  1. agcam

    agcam Kıdemli Üye

    Kayıt:
    29 Ocak 2008
    Mesajlar:
    153
    Beğeniler:
    139
    Şehir:
    istanbul
    Motosiklet:
    KTM
    Güneşe sordunmu üşüyormuymuymuş
    Denize sordunmu çok susamışmı,
    Havaya sordunmu bunalmıymış
    Birde bana sorki ben ne haldeyim.

    Şarkıya sordunmu ne derdi varmış
    Atlıya sordunmu nereye koşar,
    Sazına sordunmu ne diye ağlar
    Birde bana sorki ben ne haldeyim.


    Ceyhun sümer.
     
    oğuz, Hakan Karael ve ulas bunu beğendi.
  2. Ümit ÇAKIR

    Ümit ÇAKIR Aktif Üye

    Kayıt:
    17 Kasım 2007
    Mesajlar:
    228
    Beğeniler:
    88
    Motosiklet:
    Asya
    FARKINDA MISINIZ?

    Mallarımız arttı,keyfimiz azaldı.
    Daha büyük evlerde,ama daha küçük ailelerle yaşıyoruz.
    Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı.
    Diplomamız bol ama sağduyumuz az.
    Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı.
    İlaçlar çoğaldı,hastalıklar arttı.
    Çok para harcıyoruz ama az gülüyoruz.
    Akşam geç yatıyor,sabah yorgun kalkıyoruz.
    Az kitap okuyor,çok televizyon seyrediyoruz.
    Çok konuşuyor ama az gönül veriyor ve bol yalan söylüyoruz.
    Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı öğrenemedik.
    Aya kadar gidip dönmeyi biliyoruz ama komşumuza uğramak için karşı sokağa geçmiyoruz.
    Uzaya ulaştık ama kendi iç derinliklerimizden habersiziz.
    Havayı temizledik ama ruhları kirlettik.
    Atomu parçaladık,önyargılarımızı yıkamadık.
    Çok yazıyor ama az gelişiyoruz.
    Daha çok plan yapıyor ama daha az sonuç alıyoruz.
    Acele etmeyi öğrendik ama sabırlı olmayı asla.
    Gelirimiz arttı,karakterimiz zayıfladı.
    Tanıdıklar çoğaldı ama dostlar eksildi.
    Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı.
    Daha mutlu olmak için somurtarak çalışı-yoruz.
    Varlığımızı arttırdık ama değerlerimizi yitirdik.
    Ve nihayet;Hayata yıllar ekledik,yıllara hayat katamadık.
     
  3. agcam

    agcam Kıdemli Üye

    Kayıt:
    29 Ocak 2008
    Mesajlar:
    153
    Beğeniler:
    139
    Şehir:
    istanbul
    Motosiklet:
    KTM
    İstanbul'a Kar Yağıyor


    yetmişdokuz kişiydi

    sertti soğuktu

    İstanbul'a kar yağıyordu

    kömür yanıyordu sobalarda

    geceleri polisler, bekçiler oluyordu

    biz de oluyorduk

    ölümüne üşüyorduk ha,

    yalan yok, polislerde üşüyordu



    onaltı yasındaydım

    her şeyi bükecek bileğim vardı

    onaltı yasındaydım



    aslan gibi ortadaydım

    gündüzleri, okulda coğrafya defterimin arkasına

    senin için şiirler

    geceleri duvarlara ülkemi kurtarmak için

    kahrolsun yazacak kadar adamdım

    onaltı yasındaydım

    ne senin haberin oluyordu şiirlerimden

    ne de birileri kahroluyordu

    mahalle duvarlarına çiziktirdiğim harflerimden

    onaltı yaşındaydım

    yalan yok



    ben yazmaya böyle başladım

    coğrafya defterim bir eskiciye kurban gitti

    duvarlarına yüreğimi bıraktığım o evler, birer birer

    yıkıldı gitti



    şimdi güzel kağıtlara yazıyorum

    kocaman laflar ediyorum

    marşlar biliyorum

    kitaplar okuyorum

    koşarak ve ıslanmadan geçiyorum sulardan

    koşarak ve ıslanmadan yaşıyorum

    bak

    İstanbul'u seviyordum

    seni seviyordum

    dualar öğreniyordum

    meydanlarda toplanıp bağırıyordum

    herkes gibiydim

    herkes kadar cesur

    herkes kadar korkak

    herkes kadar delikanlı

    ve herkes kadar buralı



    yetmişdokuz kişiydi

    sertti soğuktu

    İstanbul'a kar yağıyordu

    agzimuizdan dumanlar çıkıyordu konuşurken

    halicin arkasında toplanıyorduk

    gece adamı içine çekiyordu

    biz geceyi içimize çekiyorduk

    en güzel ben yazıyordum duvarlara yazıları

    herkes beni seviyordu

    en güzel şiirleri de ben yazıyordum oysa

    coğrafya defterimin arkasına

    bunu kimse bilmiyordu



    sizin evin duvarına kahrolsun diye yazıyordum

    ve hızla kaçıyordum

    sizin evin duvarına bir kez olsun

    seni seviyorum diye yazamadım

    o zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu

    dedim ya

    yetmişdokuz kişiydi

    sertti soğuktu

    İstanbul'a kar yağıyordu
    ibrahim sadri
     
  4. umut_can

    umut_can Üye

    Kayıt:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    55
    Beğeniler:
    27
    Motosiklet:
    Kanuni
    Bir genç Kız deLiKanLıya sorar:"Benden hoşlanıyor musun?
    "Çocuk" HAyır diye cevap werir.
    Kız sOrar:"Beni sevimLİ buluyor musun?
    "Çocuk"Hayır" diye cevap werir.
    Kız sOraR:"Kalbinde yerim war mı?
    "Çocuk"Hayır" diye cevap werir.
    Kız soRaR:"Peki gidErsem benim içiN ağLar mısın?
    "Çocuk"Hayır diye cevap werir.
    Kız üzgün giTmeK üZerE arKasını döNer.
    Çocuk oNu kOLLarıNa aLır ve
    "Ben sEnden hoşlanmıyorum,sENİ sEViyorUm.
    Seni seVimLi değiL başdöndürücü buLuyoruM.
    KaLbimDe saNa yer yOk,bEnim kaLbim sENsin
    ve SeNin arKanDAn ağLamAm,sEniN iÇin öLürüm dEr...
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  5. umut_can

    umut_can Üye

    Kayıt:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    55
    Beğeniler:
    27
    Motosiklet:
    Kanuni
    Bir partide Cok sahane bir kiz gördünüz diyelim. Hemen yanina gidip:
    "Harika sevisirim!" derseniz;
    Bu, dogrudan pazarlamadir (direct marketing)
    Arkadas grubunuzla partide takilirken, arkadaslarinizdan biri kiza gidip sizi gösterip:
    "Su cocuk var ya, harika sevisir." derse;
    Bu reklamdir
    Partide sahane bir kiz gördünüz. Yanina gidip telefon numarasini aldiniz. Ertesi gün kizi arayip dediniz ki:
    "Merhaba, harika sevisirim.";
    Bu telemarketing'dir.
    Partide sahane bir kiz gördünüz. Hemen kravatinizi düzeltip ona bir içki koyarsiniz, ona kapiyi açarsiniz, çantasi duserse hemen davranip yakalar, kendisine verirsiniz. Dolasmayi teklif edersiniz ve dersiniz ki:
    "Ha bu arada, harika sevisirim.";
    Bu halkla iliskilerdir.
    Partide sahane bir kiz gördünüz. Kiz yaniniza geldi ve dedi ki:
    "Duydum ki harika sevisiyormussun."
    Bu MARKA olmaktir...
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  6. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    Aşk;topuklarında, etine kadar işlemiş nasırdır,
    Ya canını acıta acıta söküp atacaksın,
    Ya da canın acıya acıya adım atacaksın,
    Her iki yolda da, tek gerçek olacak
    Çok, ama çok canın acıyacak...
     
    öner coskuner, huseyin.sait.61 ve agcam bunu beğendi.
  7. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    Nice yiğitler doğurmuş analar
    Vatan için can verecek, varda var!
    Bu vatanın kıymetini bilmeyen
    Üç-beşbin iki ayaklı,var Davar
     
  8. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    Bazen Susmak Gerekiyormuş, Bazen Bomboş Bakmak Gerekiyormuş Hayatın
    Yalanlarına;
    Anlamaya Çalışmak Saçmalık... Anlamadan Yaşamak Gerekiyormuş .
    Zaman Değilmiş Gideni Geri Getiren; Aslında Zamanmış Var Olanı
    Götüren.
    Ama Bazen...! Unutmak Gerekiyormuş, UNUTULMA Pahasına...
     
    öner coskuner, huseyin.sait.61 ve pelin bunu beğendi.
  9. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
    "O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin.
    Demeyeceksin işte.
    Yaşarsın çünkü.
    Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
    Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
     
  10. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    galiba tşkkr hak ediyorum.. :)


    Çok sahiplenmeden,
    Çok ait olmadan yaşayacaksın.
    Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de
    hep senin kalacakmış gibi hayat.
    İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...
     
  11. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    Senin ne olduğun benim için hiç önemli diill
    Sonuçta gözlerimin sana baktığı kadarsın
    Ben o gözleri senden çektiğim an
    HOŞ Bİ ANI OLARAK KALIRSIN!!!

    Nihayet, bir kalastan geriye talaş,
    Bir ömürden geriye telaş kalır.
    Bir maden ocağından sonra toz,
    Bir ömürden, bir iki siyah beyaz poz kalır...
     
    öner coskuner ve agcam bunu beğendi.
  12. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş
    hâlâ sevgi varsa içinde eğer.
    Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım.

    Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
    sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
    Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.
     
    öner coskuner ve agcam bunu beğendi.
  13. agcam

    agcam Kıdemli Üye

    Kayıt:
    29 Ocak 2008
    Mesajlar:
    153
    Beğeniler:
    139
    Şehir:
    istanbul
    Motosiklet:
    KTM
    suzan suzi........
    Kırklar Dağının Düzü(suzan suzi)

    Kırklar dağının düzü
    Karanlık bastı bizi
    Kör olasın zalım suzan
    Ziyaret çarptı bizi evliya

    Köprü altı kapkara
    Ana gel beni ara
    Saçlarıma kumlar doldu
    Tarağ getir sen tara
    Al tarağı sen tara


    Diyarbakır'ın güneybatısında, Dicle Nehri kenarında, Kırklardağı vardır. Bu Kırklardağı'nın arkasında Kırklar Ziyareti vardır. Çocuğu olmayanlar, buraya gelip dilek dilerler.

    Bir Süryani zengin ailenin de hiç çocukları olmuyormuş. Kadın, Kırklar Ziyareti'ne gelip dilek dilemiş, adak adamış. Bir kızı doğmuş. Adını Suzi (Suzan) koymuşlar. Her yıl doğum gününde, annesi onu süsler, giydirir ve Kırklar'a götürerek, bir kurban kestirirmiş. Suzan böylesine bin nazlarla büyüyüp, güzel bir genç kız olmuş. Müslüman komşularının oğlu Adil'le, birbirlerine aşık olmuşlar. Yine bir doğum yıl dönümünde, annesi Suzi'yi, hizmetçilerle beraber kurbanını kesmek üzere, Kırklar Ziyareti'ne göndermiş. Arkalarından habersizce Adil de gelmiş. Hizmetçilerin kurban kesme telaşından yararlanan Suzi, Adil'le beraber, dağın arkasına dolanmışlar ve orada sevişmişler. Kırklar Ziyareti, bu beraberliği bağışlamamış ve ziyaret Suzi'yi çarpmış. Kız On Gözlü Köprü'nün orada, Dicle'de boğularak ölmüş. Suzi'nin ölümünden sonra, Adil de aklını yitirmiş
     
    öner coskuner, baran909 ve pelin bunu beğendi.
  14. pelin

    pelin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    286
    Beğeniler:
    244
    Motosiklet:
    Yamaha
    bunun hikayesini hep merak etmişimdir
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  15. pelin

    pelin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    286
    Beğeniler:
    244
    Motosiklet:
    Yamaha
  16. pelin

    pelin Kıdemli Üye

    Kayıt:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    286
    Beğeniler:
    244
    Motosiklet:
    Yamaha
    Çanakkale Türküsü

    Çanakkale içinde vurdular beni
    Ölmeden mezara koydular beni
    Of gençliğim eyvah
    Çanakkale köprüsü dardır geçilmez
    Al kan olmuş suları bir tas içilmez
    Of gençliğim eyvah
    Çanakkale içinde aynalı çarşı
    Anne ben gidiyorum düşmana karşı
    Of gençliğim eyvah
    Çanakkale içinde bir dolu testi
    Anneler babalar ümidi kesti
    Of gençliğim eyvah
    Çanakkale'den çıktım yan basa basa
    Ciğerlerim çürüdü kan kusa kusa
    Of gençliğim eyvah
    Çanakkale içinde sıra söğütler
    Altında yatıyor aslan yiğitler
    Of gençliğim eyvah
    Çanakkale'den çıktım başım selamet
    Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet
    Of gençliğim eyvah
     
    gueldali, öner coskuner ve baran909 bunu beğendi.
  17. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    ben su an diyarbakır dayım .. bu türküyü inanılmaz cok severdım . hikayesınıde bılıyordum . fakat . hatırlarmısınız bilmem ,ekmek teknesi diye bi dizi vardı . bu ahmet yenilmez bıde dişçi kız :kızın adı suzan :ermeni ..ve bu yüzden ayrılıyolar . ahmet abi, ne etse olmuyo en son gitti :kirlinin (film deki karakter-kirli-)barakasına ufak el radyosu hafif ayar calıyor . ahmet abi acmış . büyük rakıyı efkarlı ,, arkasın dan radyodan --yavuz bingöl -gırıyor .. kırklar dağının düzü ziyaret çarptı bizi .....ahmet abi bitti !.. dikti kafaya koca 70 liği arkasın dan bırde nara ..offfffff len offfff!! arkasın dan güm gitti.ben ne zaman dınlesem o film in o kısa anları gelir .. cok dokunmustu ..
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  18. agcam

    agcam Kıdemli Üye

    Kayıt:
    29 Ocak 2008
    Mesajlar:
    153
    Beğeniler:
    139
    Şehir:
    istanbul
    Motosiklet:
    KTM
    Bu da Geçer Ya Hû!

    Dervişin biri,uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir köye ulaşır.Karşısına çıkanlara kendisine yardım edecek,yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar.Köylüler kendilerinin de fakir olduklarını,evlerinin küçük olduğunu söyler ve Şakir diye birinin çiftliğini tarif edip oraya gitmesini tavsiye ederler.
    Derviş yola koyulur,birkaç köylüye daha rastlar.Onların anlattıklarından Şakirin bölgenin en zengin kişilerinden biri olduğunu anlar. Bölgedeki ikinci zengin ise Haddad adında başka bir çiftlik sahibidir.

    Derviş Şakir’in çiftliğine varır.Çok iyi karşılanır,iyi misafir edilir,yer içer, dinlenir.Şakir de aileside hem misafirperver hem de gönlü geniş insanlardır…

    Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir’e teşekkür ederken, “Böyle zengin olduğun için hep şükr et.”der. Şakir ise şöyle cevap verir: “Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen gerçeğin ta kendisi değildir. Bu da geçer…”

    Derviş Şakir’in çiftliğinden ayrıldıktan sonra bu söz üzerine uzun uzun düşünür.Bir kaç yıl sonra dervişin yolu yine aynı bölgeye düşer.Şakir’i hatırlar,bir uğramaya karar verir. Yolda rastladığı köylüler ile sohbet ederken Şakir den söz eder. “Haa o Şakir’mi” der köylüler, “O iyice fakirledi,şimdi Haddad’ın yanında çalışıyor.”

    Derviş hemen Haddad’ın çiftliğine gider,Şakir’i bulur.Eski dostu yaşlanmıştır,üzerinde eski püskü giysiler vardır.Üç yıl önceki bir sel felaketinde bütün sığırları telef olmuş,evi yıkılmıştır.Toprakları da işlenemez hale geldiği için tek çare olarak selden hiç zarar görmemiş ve biraz daha zenginleşmiş olan Haddad’ın yanında çalışmak kalmıştır.Şakir ve ailesi üç yıldır Haddad’ın hizmetkarıdır.

    Şakir bu kez Derviş’i son derece mutevazi olan evinde misafir eder.Kıt kanaat yemeğini onunla paylaşır…Derviş vedalaşırken Şakir’e olup bitenlerden ötürü ne kadar üzgün olduğunu söyler ve Şakir’den şu cevabı alır: Üzülme…Unutma,bu da geçer…”

    Derviş gezmeye devam eder ve yedi yıl sonra yolu yine o bölgeye düşer.Şaşkınlık içinde olup biteni öğrenir.Haddad birkaç yıl önce ölmüş,ailesi olmadığı içinde bütün varını yoğunu en sadık hizmetkarı ve eski dostu Şakir’e bırakmıştır.Şakir Haddad’ın konağında oturmaktadır,kocaman arazileri ve binlerce sığırı ile yine yörenin en zengin insanıdır.

    Derviş eski dostunu iyi gördüğü için ne kadar sevindiğini söyler ve yine aynı cevabı alır: “Bu da geçer…”

    Bir zaman sonra Derviş yine Şakir’i arar. Ona bir tepeyi işaret ederler. Tepede Şakir’in mezarı vardır ve taşında şu yazılıdır: “Bu da geçer…”

    Derviş, “ölümün nesi geçecek?” diye düşünür ve gider. Ertesi yıl Şakir’in mezarını ziyaret etmek için geri döner; ama ortada ne tepe vardır nede mezar.Büyük bir sel gelmiş,tepeyi önüne katmış,Şakir’den geriye bir iz dahi kalmamıştır…

    O aralar ülkenin sultanı,kendisi için çok değişik bir yüzük yapılmasını ister. Öyle bir yüzük ki ,mutsuz olduğunda umudunu tazelesin,mutlu olduğunda ise kendisini mutluluğun tembelliğine kaptırmaması gerektiğini hatırlatsın…Hiç kimse Sultanı tatmin edecek böyle bir yüzük yapamaz.Sultanın adamları da bilge Derviş’i bulup yardım isterler.Derviş, Sultanın kuyumcusuna hitaben bir mektup yazıp verir.Kısa bir süre sonra yüzük Sultan’a sunulur.Sultan önce bir şey anlamaz; çünkü son derece sade bir yüzüktür bu. Sonra üzerindeki yazıya gözü takılır, biraz düşünür ve yüzüne büyük bir mutluluk ışığı yayılır: “Bu da geçer” yazmaktadır.

    ‘Buda geçer Ya Hû’ sözünün aslı bundan bin küsür sene önceye , Bizans dönemine uzanır. Bizanslılar fena bir işe uğradıkları zaman ‘Buda geçer’ manasına gelen ‘k’afto ta perasi’ demektedirler. İbare Selçuklular zamanında İran taraflarına geçer; ama Farsçalaşıp ‘in niz beguzered’ olur. Osmanlılar devrinde Türkçe söylenip ‘bu da geçer’ yapılır. Derken tekkelerde ve dergâhlardada benimsenir ve sonuna ‘Ya Allah’ manasına gelen bir ‘Ya Hû’ ilave edilip ‘BU DA GEÇER YA HÛ’ haline gelir…
    Hayat inişli çıkışlıdır.Her zaman bulunduğumuz durumun gelip geçici olabileceği aklımızdan çıkmamalıdır.
     
    gueldali, öner coskuner ve baran909 bunu beğendi.
  19. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    SENIN DEGERİNİ HİÇ BİR ŞEY DEĞİŞTİREMEZ

    İyi bilinen bir konuşmacı, seminerine 20 dolarlık bir banknotu göstererek başladı. 200 kişinin bulunduğu odaya, bu parayı kim ister diye sordu ve eller kalkmaya başladı ve konuşmacı bu parayı sizlerden birine vereceğim fakat öncelikle bazı şeyler yapacağım dedi. Parayı önce buruşturdu, ve dinleyicilere hala bu parayı isteyen var mı diye sordu, eller yine havadaydı.

    Bu sefer, konuşmacı peki bunu yaparsam dedi ve $ 20 i yere attı onun üstüne bastı, ezdi, pisletti ve para şimdi pis ve buruşuktu, fakat eller yine havadaydı ve o parayı herkes istiyordu. Ve konuşmacı şöyle dedi arkadaşlarım burada çok önemli bir şey öğrendiniz, burada paraya ne yaptıysam hiç önemli değil onu yinede istiyorsunuz, çünkü benim ona yaptığım şeyler onun değerini düşürmedi, o hala 20 dolar.

    Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle hırpalanır, canımız acıtılır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötu hissederiz, fakat ne olduğu yada ne olacağı önemli değil, hiçbir zaman değerimizi kaybetmeyiz, temiz yada pis, hırpalanmış yada kırılmış, bunların hiçbiri önemli değildir.

    Seni sevenler senin ne kadar değerli olduğunu her zaman bileceklerdir, hayatımızın değeri ne yaptığımız, veya kimi tanıdığımızla değil kim olduğumuzla alakalıdır.

    Sen mükemmelsin, bunu asla unutma. Her zaman elinde olanları düşün olmayanları değil......
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  20. baran909

    baran909 Üye

    Kayıt:
    25 Şubat 2008
    Mesajlar:
    59
    Beğeniler:
    54
    yorgun saatler,kendine küsmüş ahir zaman,bir ihanet gecesi
    fotograflarda kalan güzel anıları düşünüp iç çekiyorsun ya
    boşver,yak bir sigara daha sanki ilk defa mı efkarlanıyorsun gönlüm

    en tuzlusundan birkaç damla gözyaşını sızlayan yerinden akıt yaraların üstüne,
    avaz avaz haykırışları sal korkusuzca gecenin karanlığına,boşluğuna
    onun peşinden sanki ilk defa mı çaresiz kalıyorsun gönlüm

    konuş duvarlarla kendi kendine,pencere buğusunda insan suretleri hayal etmeye devam et
    şarabı yudum yudum değil,içini yakarcasına yok olurcasına bir seferde bitir
    sanki ilk defamı sessiz bir filmin başrol oyuncusu oluyorsun gönlüm

    sen ki yalnızlığı hüzünleri sırdaş bildin kendine zifiri gecelerde
    yıkılmadın sarsılmadın;seni kınayanlara karşı dik durup merhamet dilenmedin
    bir vefasız için sanki ilk defa mı kendinden geçip şarkılara lanet okuyorsun gönlüm

    yaralı bir geçmişin önsözüne yaldızlı harflerle yazılan senin adındır unutma
    bir hain tarafından puslu bir gecede bıçaklanmadığını bilmeyen yok
    yaraların bıraktığı iz ihanetten daha temizdir sen daha iyi bilirsin gönlüm
    üzülme sen yalnızlığında bile asil
    vazgeçilmez
    herkesin sahip olmayacağı bir düşsün…
     
    öner coskuner ve COŞKUN bunu beğendi.