Kuzey Ege Gezisi 1200 km

Konu, 'Ege Bölgesi Gezi ve Turları' kısmında Hakan KIRÇIL tarafından paylaşıldı.

  1. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Merhabalar değerli motosikletsever arkadaşlar!
    Motosiklet Forumda bu yayınlayacağım ilk gezi raporum. En son Mart 2011’de Celal Yılmaz kardeşimle yaptığımız 1200 km lik Milas Alanya gezisinden bu yana irili ufaklı çok gezi yapmama rağmen bunları rapora dönüştürme fırsatı bulamamıştım. Ancak yine aynı uzunluktaki bu sefer kuzeye yapacağım bu geziyi özellikle Fatih Çakal arkadaşımın da Alanya’dan katılıp şereflendirmesi sonucunda rapora dökme kararı aldım. Bir hayli fotoğraf çektik ve bu fotoğrafları eleyerek belli bir sayıya düşürmeyi başardık. Hemen üzülmeyin çünkü fotoları elesek bile herkesi tatmin edecek kadar sayıda fotoğraf hala mevcut.
    Neyse fazla uzatmadan olanları anlatmaya başlasak iyi olacak. Yaklaşık bir ay boyunca bir gün “Geleceğim” bir gün “Gelmeyeceğim” bir gün “Bakalım nasipse olur.” Başka bir gün “Kesin ordayım” diyen ve günü gününe uyma noktasında gözümde bir istikrar abidesi (!) olan sevgili kardeşim Fatih sonunda Milas’a gelmeyi başardı. Telefondaki ses “Abi Muğla civarındayım , nasipse bir saate ordayım.” deyince mutlulukla beraber içimde bir rahatlama olmuştu. Çünkü uzun yoldan gelen bir kişinin sağ salim size ulaşmasını beklemek harbiden de sıkıntılı bir eylemmiş. Şimdi annemi anlayabiliyorum. Çok geçmeden Fatih Milas’a geldi ve Milas girişindeki Milashan Otel in önünde buluştuk. Buluşur buluşmaz da hemen bir fotoğrafla durumu ölümsüzleştirdik. Zaten bu fotoğrafla da maceramız başlamış oldu.


    [​IMG]


    “Abi ben şu üstümü başımı bir değiştireyim.” diyen Fatih i doğruca eve götürdüm. Evde kıyafet değişikliği yapılırken motosiklet sitelerinde Cesur509 nickiyle tanınan ve beraber Milas-Alanya gezisini yaptığımız Celal Yılmaz da bize katıldı.


    [​IMG]


    Celal ile Fatih bilgisayarın başında yapılacak gezinin rotasına bakarken ben de onları fotoğraflıyordum.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Tabi bir de üçlü çekmek lazım :)


    [​IMG]


    Sonra hep beraber bir çay bahçesine gidip güzel havanın tadını tavşan kanı çaylarla çıkarmaya karar verdik.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Çaylar içildikten sonra Celal den ayrılıp doğruca eve gittik. Fatih bütün gün motosiklet sürdüğü için bir an önce dinlenmeye geçmeliydi. Ne de olsa ertesi gün de motosiklet sürecekti ve bunun için kendini fiziksel ve zihinsel olarak hazırlamalıydı. O dinlene dursun ben de size yapacağımız gezinin bir rotasını çizeyim. Aşağıda iki rota fotoğrafı görüyorsunuz:
    İlk fotoğraf, yapmayı tasarladığımız gezinin tamamını gösteren rota…


    [​IMG]


    İkinci fotoğraf ise… Diyaloğu aynen aktarıyorum:
    -Alo naaptınız len?
    -Naapalım başkanım işte, Edremit civarındayız… Çanakkale’ye doğru devam inşallah…
    -Çanakkale mi? Napceniz len orda? Çıkın gelin Soma ya… Hem Çanakkale’de görülcek çok bir yer yok! :(
    -Nasıl yok abi yaaa???:confused:
    -Len gardeşim çıkın gelin sizin burada yiycek ekmeğiniz de var iççek suyunuz da var, yatcek yerinizde var… (Değişik bir bakış açısı ama hoşuma gitti :cool:)
    -Peki başkanım bekle geliyoruz.
    Hemen belirteyim telefonun diğer ucunda Ege aksanıyla konuşan kişi Soma Motosiklet Kulübü Başkanı Ersin AYNACI dan başkası değildi. Ve bu samimi daveti bizi rotamızdan vazgeçirdi. Böylece ortaya aşağıdaki harita çıktı.


    [​IMG]


    Neyse fazla uzatmadan detaylara geçsek iyi olacak. Sabah ezanında Fatih’i uyandırdım. Yol uzun olduğu için sabah erken saatte yola çıkmak hep adetim olmuştur. Gerçi Fatih’in yüzünde “azıcık daha uyusam” ifadesini görmedim değil ama görmezlikten geldim. Aşağıdaki de benim uyanamamış yüz ifadem ama yola hazırım :


    [​IMG]
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  2. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Bir de yol kenarından alalım şöyle iki motorla beraber…


    [​IMG]


    Milas’tan kuzeye giden her insanın ilk göreceği şey Bafa Gölü elbette… Ben artık bu manzarayı o kadar çok görmüşüm ki dikkatimi bir hayli sonra çekmiş olacak, birden aklıma Fatih in bu gölü ilk defa gördüğü geldi ve çekip sağa birkaç fotoğraf alalım istedim.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    -Bak Fatih şu gölün karşı yakasındaki dağları görüyor musun?
    -Evet abi…
    -Hah, işte o dağlar Beşparmak Dağları…Milas’a dönüşümüz o dağları aşarak olacak. Acaip ıssız yerler var, bir görsen…
    -Farketmez abi…
    “Oğlum nasıl fark etmez lan? Madem fark etmeyecek niye yola çıkıyoruz?” diyecem ama neyseki Fatih in “patron sensin” nezaketine bağlıyorum bu cümleyi.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    “Offf yaaa şimdi sıcak yatakta uyuması vardı anasıni satem!”


    [​IMG]


    Bu yollar uzar gider kardeş…


    [​IMG]


    O zaman yola düşmek lazım deyip gazlıyoruz. Ben her zamanki gibi önden gidiyor arada boynumdaki fotoğraf makinesi ile rastgele fotoğraflar çekiyorum. Makineyi hedefe tut, düğmeye bas. Ne çıkarsa bahtına… Genelde Fatih çıkıyor :D Gerçi bazen iyi karelerde yakalamıyor değilim. Sırada benim için çok sıkıcı olan ama bir racing sürücüsü için bulunmaz bir yola sahip olan Söke ovasına yaklaşıyoruz. Yüksekten yavaş yavaş Söke ovası görünüyor.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  3. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    “125 lik bir makine için NO EKŞİN :D ” parolalı yolumuza giriyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Ve çok geçmeden Söke’ye varıyoruz. Tabi söylemeden geçmeyelim. Bugün 19 Mayıs 2011 Yani bayram… O yüzden evlerde bayraklar asılı.. Fotoğrafların kenarında gördüğünüz tarihin yanlış olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Tabi Söke’de durmak gibi bir niyetimiz yok.Henüz kahvaltı saatimiz gelmedi Kuşadası na devam edeceğiz. Kuşadası buraya 20 km mesafede…


    [​IMG]
    [​IMG]


    Anahh Kuşadası na da gelmişiz. Ne çabuk geldik değil mi?


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.
  4. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    -Fatih!
    -Buyur abi…
    -Acıktın mı bir kahvaltı yapalım mı?
    -Farketmez abi…
    -İyi öl o zaman Fatih açlıktan…
    -Nasıl abi anlamadım?
    -Sür diyorum Fatih sağdan sağdan …:D Selçuk’ta iyi bir yer biliyorum.
    -Ok abi…


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Ve o yerin önünde motosikletlerimizi park ediyoruz. Selçuk un İzmir yönünde 5 km kadar dışında sağda … Yanında bir petrol istasyonu var. Tavsiye ederim özellikle kahvaltı açısından …


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Sanırım bu köpeklerin karnı aç…


    [​IMG]


    Fatih motosikletini incelerken bana seslenerek…
    -Abi hiç sorma, benim motor altına işemiş.
    -Nasıl işemiş len?
    -Gel de kendin gör.

    Yerdeki idrar tabakasının kuş bakışı görüntüsü… :D


    [​IMG]


    Ve lastiklere sıçrayan idrar damlaları… :D


    [​IMG]
    [​IMG]


    Fatih motoruna sonda takarken :eek::eek:


    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.
  5. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Tabi tahmin edeceğiniz gibi yerdeki sıvı zincir yağı. Peki bu kadar zincir yağı zincirden nasıl olur da damlar dediğinizi duyar gibiyim. Elbette damlamaz. Ama siz üç yüz km de bir zincirinizi yağlamak yerine zincire otomatik bir zincir yağlama sistemi kurmaya kalkarsanız bu sistem bazen altına kaçırabilir.
    Fatih’in altına kaçıran sistemini yakından görmek için bkz.

    http://www.ybrclub.org/forum/viewth...highlight=zincir+ya%F0lama+sistemi&rowstart=0

    Gerçi artık bakmanıza gerek yok çünkü bu sistem biraz önce çöktü :D


    [​IMG]


    Neyse haznede kalan yağda yolda kendi kendine boşalır nasılsa deyip tekrar sürmeye başlıyoruz. Başlıyoruz başlamasına ama açıkçası bu dakikadan itibaren rotanın en sıkıcı anları başlıyor. Geniş yollar doğanın yerini alan şehir manzarası ve yoğun trafik.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Sür babam sür. Gri bir şehir manzarasını aşmak için daha ne kadar sürmemiz lazım? Epey sıkıldım. Kaytarmak üzereyim. Şimdi Fatih’e sorsam alacağım cevap belli: “Farketmez abi” Madem fark etmez o halde yol kenarında görünen şu büfenin yanında durayım. Çay var gibi görünüyor. Bu arada İzmir den kuzeye doğru baya çıktık. Tam da Foça yol ayrımındayız ama biz kuzeye yani Aliağa istikametine doğru gideceğiz. Tabi çay içtikten sonra…


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Çaylar içildi. İçimde adam gibi manzaraların yanı başında motor sürerek gidememekten ötürü bir can sıkıntısı olduğunu itiraf etmeliyim. “Ya Allah ya bismillah” diyerek tekrar gazlıyoruz. Çok geçmeden Aliağa ilçesini ve rafinerisini görüyoruz ama durup fotoğraf almak açıkçası ikimizin de içinden gelmiyor. Aslında belki Fatih için fark etmeyebilirdi :D tam emin değilim :D Neyse sürmeye devam ediyoruz. Ve karşımıza Çandarlı tabelası çıkıyor bir süre sonra da beldenin kendisi. Motosikletlerden inip makinelerimizi elimize alıyoruz. Bu arada bilmeyenler için söyleyelim; Çandarlı, Dikili ye bağlı küçük bir belde. Güzel bir sahile ve tarihi bir kaleye sahip.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Denizi görmek beni biraz olsun mutlu ediyor ama yeşil yanı başında olmaksızın pek de bir şey ifade etmiyor doğrusu. Çandarlı da çok fazla vakit kaybetmeden Dikili’ye yöneliyoruz. Ve Dikili nin içinden şöyle bir geçiyoruz. Geçerken de bir yandan fotoğraf çekmeye devam.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.
  6. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Hedefimiz Çanakkale olduğundan mıdır nedir, üzerimizde bir acelecilik… Durmak yok yola devam…


    [​IMG]


    Bu arada yine bir yorgunluk çöktü üzerime… Yol benim için açıkçası çok da eğlenceli geçmiyor. Çünkü ben insanların olmadığı dağlık ve ıssız yerlerde motosiklet sürmekten zevk alıyorum. Öyle ki benim için motosiklete binmek bir nevi şehir hayatından kaçmanın yolu… Fakat gel gör ki güzergahımız bende bir tatmin duygusu yaratmış değil. Yerleşim yerinin biri bitmeden diğeri başlıyor. Bu arada vücut da su kaybetmiyor değil… Yolda bir karpuz tezgahı görüyorum. Hemen sağa yanaşıyorum. Adamcağız yaşının da verdiği etkiyle şekerleme yapmakta… Bir iki sesleniyorum ama hiç uyanacak gibi değil. Acaba uyandırmadan devam mı etsek yola? “Ha ne dersin Fatih? “ demeye kalmadan Fatih sesini kalınlaştırarak:
    -DAAAYIIII, SELAMÜN ALEYKÜM…
    Adamcağız yerinden gülümseyerek zıplıyor.. Ama içinden ebemize saygılar sunduğunu hissedebiliyorum. :D Özellikle Fatih’in ebesine… :D Adamdan orta boy bir karpuz alıyoruz ama onu yiyebilmemizi sağlayacak takım taklavat bizde mevcut değil. Mecburen:
    - Dayı!! Senin takımları ödünç alsak?
    -Tabi, ne demek, seve seve …
    diyor :D
    Bu da memnuniyet dolu yüz ifadesi :p:p


    [​IMG]


    Neyse ben dayının verdiği bıçakla karpuzu ikiye kesip kabaca bölüyorum ve oracıkta karpuzu haklıyoruz. O kadar susamışız ki karpuzu bir çırpıda şapur şupur bitiriveriyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Bir ara dayıyla göz göze geliyorum. Karpuzu vahşice midemize indirmekten mütevellid olsa gerek adamın yüzünde korku ile karışık bir acıma ifadesi. Dayı bizden hem korkuyor hem de halimize acıyor. Büyüksün dayı… Ortalığı epey bir batırmışız. Temizleyelim diyoruz adam ellemeyin diyor, ben hallederim. Dayı ile akrabalık ilişkimizin ilerlemesini istemediğimizden borcumuzu ödeyip izin istiyoruz. :D O da “Otursaydınız” demiyor zaten… Son olarak bulunduğumuz yerin Balıkesir’in Altınova ilçesi sınırları içinde olduğunu öğreniyor ve oradan ayrılıyoruz. Hoşçakal dayı , her şey için teşekkürler ;) Yola çıkıyoruz mola iyi gelmiş olacak ki yol bir başka güzel geliyor gözümüze… Edremit’e kadar soluksuz sürüyoruz. Bir caminin avlusunda biraz dinlenip elimizi ayağımızı yıkadıktan sonra bir telefon… Tabi tahmin ettiğiniz gibi telefondaki ses Soma Motosiklet ve Spor Kulübü Başkanı Ersin Aynacı… baştaki vermiş olduğum diyaloğu tekrardan yazıyorum:
    -Alo naaptınız len?
    -Naapalım başkanım işte, Edremit civarındayız… Çanakkale’ye doğru devam inşallah…
    -Çanakkale mi? Naapceniz len orda? Çıkın gelin Soma ya… Hem Çanakkale’de görülcek çok bir yer yok! :(
    -Nasıl yok abi yaaa!!:confused:
    -Len gardaşım çıkın gelin sizin burada yiycek ekmeğiniz de var iççek suyunuz da var, yatcek yerinizde var… (Değişik bir bakış açısı ama hoşuma gitti :cool:)
    -Peki başkanım bekle geliyoruz.
    Fatih de ben de yolun buraya kadar olan kısmından geri kalan kısmının nasıl olacağına dair bir ümitsizlikle göz göze geliyoruz. Kısa bir istişareden sonra Çanakkale’den vazgeçip Balıkesir’e kırıyoruz dümeni. Amacımız Balıkesir, Savaştepe üzerinden Soma’ya varmak.
     
  7. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    [​IMG]

    Edremit- Balıkesir yolu tam da istediğimiz gibi yemyeşil ve ormanlık… Motosiklet sürmek tam da şimdi keyifli bir hal alacak. Ama o da ne? Fotoğraf makinemin şarjı bitti. Hemen Fatih devreye girerek, “Sorun değil abi ben çekerim fotoğrafları” dedi. Ve benden fotoğraf makinemi boynuma astığım askıyı istedi. Keşke vermeseydim. Neden mi ? Fotoğraflara bir bakalım:


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    “Ne var ki fotoğraflar gayet güzel … Biraz fazla yükleniyorsun Fatih e.” der gibisiniz. Evet fotoğraflarda bir şey yok ama bu fotodan sonra maalesef kaza yapıyor Fatih… Görüntü açıkçası hiç de iç açıcı değildi. Şöyle kısaca özetleyeyim:
    “Fatihcim motosiklet sürerken fotoğraf çekecek olursan hızını azalt makineyi hedefe tut deklanşöre bas ve makineyi bırak. Zaten makine boynunda asılı olduğundan sorun yok. Sakın ola ekrana bakıp çekeceğin manzaranın kadraja oturup oturmadığını kontrol edeyim deme… Gerekirse iki defa üç defa bas muhakkak hedefi tutturursun. Aksi halde göz bir yere birkaç saniyeden fazla kilitlenirse kaza yapabilirsin.” dedim ama Fatih bırakın sözümü dinlemeyi adam ışık gölge ayarına bile dikkat edip sanatsal kareler yakalamaya çalışınca yolu unutuyor ve son anda önünde beliriveren iş makinesine çarpmamak için gidonu sağa kırıyor , lastik mıcıra giriyor, Fatih toparlayamayınca yoldan biraz aşağıda bulunan tarlaya uçuyor. Sanırım Fatih’in en son çekebildiği foto bu…


    [​IMG]


    Ben bu fotodaki gibi dümdüz ve ardımda Fatih in geldiğini düşünerek ilerlerken birden dikiz aynasında onun olmadığını fark ettim. Acaba önüme mi geçti diye düşünsem de önümde epey bir uzayan yolda kimsenin olmadığını görünce “EYVAH!!” dedim. Yoksa korktuğum başıma mı geldi? Geri döndüm 2,5 -3 km gittim. Ama Fatih yok. Çıldıracağım nerdeyse, nereye kayboldu bu çocuk. Telefon açtım çalıyor:
    -Nerdesin olum?
    -Abi ben kaza yaptım.
    Sesi çok iyi geldiği için içim biraz olsun rahatladı.
    -İyi de nerde yaptın oğlum seni bulamıyorum.
    -Abi yoldan aşağı tarlaya uçtuğum için sen beni göremedin. Tekrar geri dön. Ben yola çıkyorum.
    Geri döndüğümde tarladan yolun kenarına çıkarılmış hasarlı bir motosiklet ile Fatih’in tepeden tırnağa toprağa bulanmış halini gördüm. Çok üzüldüm ama en azından Fatih sapasağlam karşımda idi. Motosikletin ise kafa grenajı kopmuş gösterge paneli parçalanmış koruma demiri yamulmuş dikiz aynalarından biri kırılmıştı.. Ama en önemlisi debriyaj maneti kırılmştı ki bu vites atamamak demekti. Motosikleti çalıştırdık. Fatih bindi ve ben onu biraz itekledim O da debriyaj kullanmadan vitese attı ve yürümeye başladı. Motora devrini aldırdıkça da vites yükseltti. Bu şekilde Balıkesir in İvrindi ilçesine kadar geldik. (15 km) Orada bir motosiklet ustasına idareten de olsa bir debriyaj maneti taktırdık. İşin kötüsü havada bozuyor. Fatihin yağmurluğu yok ve gelince her şey üst üste gelirmiş.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu arada o an motosikletin fotoğrafını çekmek aklıma gelmedi değil ama “Kasap et derdinde , koyun can derdinde” denmesin diye biraz erteledim. Debriyaj teli ve kolu halledildikten sonra havanın da bozması ben de yolu kısaltmanın daha uygun bir fikir olduğu hissini uyandırdı. Balıkesir e gitmeden İvrindi üzerinden Savaştepe’ye bir yol olduğunu görmüştüm haritadan. Oradaki meraklı apaçilere yolu sordum. Onlar da “Abi bizi takip edin biz sizi o yola çıkartırız.” dediler. Neyse onlar önde tek teker yaparak biz arkada çift çeker :eek: İvrindi Savaştepe arasındaki yolun başına kadar gittik. Apaçilerle orada vedalaştık. İleriden gelen yağmur bulutları bize sanki bu güzergahı kullanmanın dünyanın en aptalca seçimi olduğunu söyler gibiydi.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu sırada telefonda son durumumuz hakkında Ersin Aynacı yı bilgilendiriyorum.


    [​IMG]


    Bu son gördüğünüz fotoğrafta kapkara bir bulutun üzerimize doğru geldiğini görüyorsunuz. Üzerimize diyorum çünkü biz epeyce yüksek bir tepenin üzerindeyiz ve inanır mısınız yıldırımlar hemen önümüzde çakıyor. Çok az bir vaktimiz var yağmurluğu giymek için. Birazdan korkunç bir yağmur yağacak ve bizim yalnızca tek bir yağmurluğumuz var. Önümüzde de dağlık, stablize , tabelaları olmayan köy yollarından katetmemiz gereken 65 km. Yağmurluk bana ait fakat Fatih’in durumu zaten içler acısı… Birşeyler yapmak gerek. Hemen çantamı açıp montumun yağmur geçirmez içliğini montuma taktım. Böylelikle yağmurluğun ütünü Fatih’e vermiş oldum. Altında motosiklet pantolonu giydiğinden yağmurluğun altını giymek de bana düştü. Sorunu bir şekilde kısmen de olsa hallettik ve yukarıdaki son fotoda görünen bulut bizi yutmadan tepeden aşağı indik. Çok geçmeden gök patladı ve biz yağmur beklerken kaskımızda takır tukur sesler duymaya başladık. Acaip bir doluya tutulduk. Kaskın içinde sesten durulmuyor. Ama biz çamurlu suların akarak kanallar açtığı o berbat yollardan zor da olsa ilerliyoruz. Garip ama içimde acaip bir haz duygusu. Sanırım mazoşistim. :D Neyse kaskın içi buğulanıyor ve zaten az olan hızımızı daha da azaltıyoruz. Yollar ikiye üçe ayrılıyor biz ise tabelası olmayan bu yollarda ne tarafa gideceğimizi bilmeden hislerimize göre seçim yapıyoruz. Fatih arkadan benim seçimlerime sessiz sedasız uyarak takip ediyor. Sonunda dolu şiddetli yağmura çevirdi. Lanet olası alt yağmurluğun iki yanına iki cep bir de küçük su dökmek için önüne cep açmışlar ve bu cepler üst yağmurluk olmadığından maalesef bütün suyu içeri aldı. Donuma kadar ıslandım. Ama durmak yok yola devam. Arada denk gelirse, gelen geçen olursa soruyoruz…
    -Savaştepe?
    Siz hapı yutmuşsunuz der gibi bir el işareti ile
    -Devam devam…
    diyorlar…
    Böyle epey bir gittik. Sonunda zor da olsa Savaştepe’yi bulabildik oradan Soma çok zor olmadı şükür. Ama Soma ya kadar aralıksız yağmur yedik. Sonunda Soma da bir petrolden telefon açtık ve başkana geldiğimizi söyledik o da sağolsun Fatih ve Hakan isminde iki arkadaşı bizi almaları için Petrole gönderdi. Ondan sonrasında kendimiz kulüp binasında bulduk. Motosikletlerimizi park edip, üstümüzü başımızı değiştirdik. Sonra da yemeğe gittik. Yemekten sonra yapmak istediğimiz tek şey yatıp uyumaktı. Epey bir yorulmuştuk. Ersin başkanın çağırmış olduğu parçacı gelip Fatih’in ihtiyacı olan parçaları tespit edip gitti. Biz de bugünü yine de az zararla kapatmanın verdiği şükür duygusuyla derin bir uykuya daldık.

    DEVAMI GELİYOR...
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.
  8. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    2. GÜN


    Geceyi deliksiz bir uykuyla geçirdim. Zaten o yorgunlukla bir kayanın üstünde yatmış olsaydım da sabaha kadar uyanamazdım heralde… Fatih için aynı şeyleri söyleyebilir miyim, emin değilim. Zira bütün gece geçirmiş olduğu kazanın muhasebesini yapmış olabilir. Tam emin değilim. Ha bu arada belirtmeden geçmeyeyim geceyi Soma Motosiklet Kulübünün üst katında bizim için ayrılmış bölümde geçirdik. Sabah uyanınca da kulübü açmak bize düştü.


    [​IMG]


    Fatih bütün gece kaza muhasebesi yapmıştır dedim ya bunu boş yere söylemedim. Zira kapıyı açar açmaz Fatih soluğu motosikletinin yanında aldı.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu da “Ya abi madem çekiyorsun bari bir poz verseydik.” bakışı… Adam her durumda fotoğraf sanatına karşı duyarlı, helal olsun… :D


    [​IMG]


    Bu da Fatih’in kaza sonrası grenajından alınmış kareler…


    [​IMG]
    [​IMG]


    Ersin başkan bu saatte uyanmaz nasılsa diyerek bir pastane bulup sıcak açmalar alıyor ve çay eşliğinde mideye indiriyoruz. Daha sonra tekrar kulübe dönüyoruz.Neyse biraz vakit geçsin bari diyorum ve bilgisayarı açıyorum. Facebook sayfamı falan inceliyorum. Sanırım Fatih sıkılmaya başladı. Bir an önce motosikletini eskisi gibi görmek istemekte. Onu anlayabiliyorum. Ne de olsa her motorcunun başından muhakkak bir kaza geçmiştir. Hatta kaza yapmadan tam anlamıyla olgunlaşamıyor da insan. Bir çeşit olgulaşma eşiği diyelim.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Neyse ki Ersin başkan beraberinde kulüp üyelerinden Serdar Gelir ile birlikte görünüyorlar. Hele şükür…


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Öncelikle Fatih’in motosikletini tamirinin yapılacağı ustaya teslim ettik. Sonrasında da hemen birkaç km uzaktaki tarihi Darkale Köyü’ne çıkmaya karar verdik. Şimdiden söyleyeyim biraz sonra göreceğiniz kasksız ve korumasız görüntüler bir motosikletçinin vermemesi gereken görüntüler… Kabul… Herkesten özür dilerim. Bir nevi motorcu frikiği :D Amma velakin dünden bütün elbiselerimiz sırılsıklam kaskımın içi bile ıslanmış, rüzgarda kurusun diye arkaya bağladım. Bu seferlik mazur görülsün lütfen.


    [​IMG]


    Fatih bana göre biraz daha şanslı… Ne de olsa üst yağmurluk baya bir iş görmüş.


    [​IMG]
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  9. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Soma Malum kömürüyle nam salmış bir ilçe… Köye giderken kömür madenlerinden geçiyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Yeşillikler içindeki yolculuğumuz devam ediyor.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Çok geçmeden köye varıyoruz. Zaten köy Soma’ya hakim bir tepeden bakıyor. Motosikletlerimizi bir ağaç gölgesine bırakıp etrafı incelemeye başlıyoruz. Aslına bakarsanız bu benim Darkale’ye ikinci gelişim. Daha önce 1. Soma Motosiklet Şenliği’nde de arkadaşlar sağolsun getirmişlerdi. Ama o sırada vakit gece olduğundan çok bir yer görememiş, bir çay içip dönmüştük.


    [​IMG]


    Darkale Köyü’nün yine kendisi gibi tarihi olan camisi…


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Ersin başkan “Hadi bakem doğru çamaşırhaneye…” diyor… Ben “Nasıl yani ?” diyorum. Fatih’teki “ Farkemez abi… “ bakışına dikkat!!! Her an çamaşır yıkamaya hazır :D Bu adama çamaşır bile yıkatabilirsiniz. :D


    [​IMG]


    Tabi çamaşırhane dediysek o da tarihi… Zamanında bu köydeki kadınlar dağdan gelen ırmak suyunun üzerine taştan yapılmış bu çamaşırhanede çamaşırlarını yıkarlarmış. Kapıdaki yazı tercihlerimizle ilgili düşüncelerinize lütfen gölge düşürmesin … :D Şimdiden teşekkürler… :D


    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu kısım dağdan gelen suyun kazanlara alınarak odun ateşinde ısıtıldığı kısım olsa gerek.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu yukarıdaki görünen yarıktan ise çamaşırlığa doğru buz gibi bir su akıyor.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Şu suyu biraz yakından görelim. Yanına gidiyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Fatih sanat için poz vermeye devam ediyor… Çok lütufkarsın… Allah razı olsun :p


    [​IMG]
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  10. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Ersin başkan ileriden sesleniyor…
    -Hadin bakem bir köyü doleşelim…
    Hadi o zaman deyip arkasına düşüyoruz.O önde biz arkada köyü adımlamaya başlıyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Yavaş yavaş tırmanışa başlıyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Köy tarihi olsa da çöp atma teknikleri bir hayli gelişmiş. Varilin içine çöp poşetini sallıyorsun o da kendini köyün en alt kısmına konulmuş konteynırın içinde buluyor. Çöp arabası da aşağıdaki konteynırdan bütün çöpü bir defada alıp gidiyor.


    [​IMG]


    Ersin başkanı takibe devam…


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Olmaz böyle bir şey!!! Adam yolun üzerine ev yapmış. Ya da adamın evinin altını yol yapmışlar. :D Tam karar veremedim.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu arada Fatih ile tarihi bir diyalog yaşıyorum:
    -Hocam…
    -Efendim?
    -Baya bir eskiymiş bu köy.
    -Tarihi ya ondan… :D


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Köyün üst kısımlarına çıkıldıkça evlerin çatılarını görmeye başlıyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Sonra Ersin Başkan ile küçük bir röportaj yapıyorum malum 21 Temmuzda 2. Soma Motosiklet Festivali'ni düzenleyecek İzmir Dikili'de...

    Videoyu izlemek için alttaki resme tıklayın.


    [​IMG]
     
  11. öner coskuner

    öner coskuner Site Müdavimi

    Kayıt:
    17 Ocak 2008
    Mesajlar:
    1.018
    Beğeniler:
    562
    Şehir:
    Cuxhaven,Germany
    Motosiklet:
    Suzuki
    Arkadaslar ne güzel gezi olmus bu gözlerimi ayiramadim.
    Anlatimin da süper baya bir sizinle yol alir gibi oldum elinize yüreginize saglik.:)
    Daha nice zevkli gezilere...........:D:D
     
  12. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Köyün karşısında kalan yamaçlar…
    [​IMG]
    [​IMG]


    Biraz dolaştıktan sonra eski bir yapının önünde duruyoruz. Meğer öğreniyoruz ki bu yapı eski bir ilköğretim okuluymuş ve Ersin başkan da zamanında burada okumuş.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Ve Ersin başkan birden mahzunlaşıyor. Okulun o köhnemiş görüntüsü birden onu o acıklı çocukluğuna götürüveriyor. Gözyaşlarına hakim olamayacak gibi… Ağladı, ağlayacak. Bu manzara karşısında duygulanMIYORUM tabiî ki… Çünkü Ersin başkanı tanırım, ayak yapıyor. :D


    [​IMG]


    Bu da ispatı…


    [​IMG]


    Fotoğraf sanatına katkı yapma konusunda Ersin başkan da Fatih’ten geri kalmaz. :p


    [​IMG]


    Neyse başladığımız noktaya geri dönüyoruz. Yani caminin yanına… Caminin yanı başında kendiliğinden akan pınarlardan su içmek istiyoruz. Ersin Başkan bu işin nasıl yapılacağını büyük bir ciddiyetle gösteriyor.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Büyük bir ciddiyetle gösteriyor, diyorum çünkü o mıntıkada sanırım nasıl su içildiğini bilmeyenler var. Fotoğrafların yalancısıyım buyurun bakın.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu arada her oluğun arkasındaki kabartmalar dikkatimi çekti. Ben de tek tek fotoğrafladım.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu çeşmenin arkasında da caminin ve su gelen olukların bir resmi var:


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  13. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Ve camimizin sütunlarındaki işlemeler…


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Son bir defa çay içiyor ve biraz daha oturduktan sonra köyün karşısından birkaç kare alıp Soma’ya iniyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    İniş güzergahımızdan görüntüler…


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Ve kulübün önüne park ediyorum.


    [​IMG]


    Ve bu fotoğraftaki adama önemle dikkatinizi çekmek istiyorum. Lütfen bu sıfatı iyi ezberleyin…


    [​IMG]


    Bu tipte ya da buna yakın bir tipe sahip, Soma dolaylarında ya da Ege Bölgesi’nde diyelim (Daha garanti olur) 600 cc bir makine süren ve sizi ısrarla artçısı olarak görmek isteyen birine rastlarsanız size tavsiyem oradan hemen uzaklaşın. Çünkü o kişi büyük ihtimalle Hasan BULUT’tan başkası değildir. Ve bozulan psikolojisini sizi arkada çığlık çığlığa bağırtarak düzeltmeye çalışacaktır büyük olasılıkla. Bana gel bir tur atalım dedi. Ben de kabul ettim. O anda Ersin Başkan gelip elimi sıktı. Gözlerimin içine bakıp “İyi çocuktun sen, neyse helalleşelim” dedi. Sarıldık, öpüştük… Ben Ersin’in bana şaka yaptığını düşünürken hemen önümde ruhunu şeytana satmış bu Somalı Ghost Rider motosikleti ile hareket edip kaldırımdan aşağı indi.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Birinci viteste ani bir hızlanma ile ellerim depoyu tutamaz bir halde Hasan’ın belinden yapışmış ve kendimi motor üstünde tutmaya çalışırken o da ne? Adam ikinci vitese aldı ve gazı nasıl diplediyse artık motosiklet 170 km de iki kişiyle tek teker vaziyette hemen 250-300 metre ileride kırmızı yanan lambalara bir roket hızında varıverdi ve ani bir frenlemeyle durdu. Bu arada bu dediğim maalesef şehir içi trafiğinde oluyor. Herkesten Hasan adına özür diliyorum. Bağırmalarım, feryadım, yalvarmalarım sonuç vermedi. Adama “iki ay sonra baba olacağım” dedim, duymadı bile vicdansız. Bastıkça, bastı… Bastıkça bastı… Neyse o basadursun ben de size bu ani ivmelenme ve ani frenin insanın metabolizmanıza olan etkisinden biraz bahsedeyim:
    Ani hızlanma: Tüm organlarınızın k.çınızdan çıkma isteği içinde izdiham yaratarak arka kapıya hücum etmesi…
    Ani frenleme: “Beyler bu kapı kilitli, ön kapıyı deneyelim” deyip hurraaa ağzınızdaki çıkışa yönelmeleri… :D
    Sonunda sanayiye vardık. Diyeceksiniz ki sanayi de nereden çıktı? Heyecandan söylemeyi unutmuşum. Kulüp üyesi arkadaşlarımızdan Rot Balansçı Ali ÖCAY’ın dükkanına gittik. Hasan en son dükkanın önündeki caddede arkasında ben varken 60-70 metre boyunca drift yaptı.Bir sağaaaa, bir solaaaaa…. Ben bir yandan ağlıyorum anacığım bir yandan, duyuramadık Hasan’a… Kendime gelmem epey bir zamanımı aldı. Kulüp binasına dönüşümüz tüm ısrarlarına rağmen onun arkasında olmadı. Bana gel sen sür dediyse de onu da kabul etmedim. Sanki motor sürecek hal mi bıraktı vicdansız? Neyse kulübe Ali Öcay’ın müşterilerinden birinin arabası ile döndüm. Ben döndüğümde bizimkiler de Fatih’in motorunu tamirden almış ve hazırlanmışlardı. Nereye mi? Turgutlu’ya… Soma Motosiklet Kulübü’nün Turgutlu’daki sıkı üyelerinden sevgili Mustafa Aydın bizi ağırlamak istemiş. Sağolsun… Biz de üç motosiklet Soma’dan kalkıp Turgutlu’ya gittik. Giderken ben ve Fatih, Ersin başkanın Honda Dylan ına yetişecez diye fotoğraf falan çekemedik maalesef… Akşamki ziyafete Turgutlu motorcularından Serhat Öztürk ve Balıkesir motosikletçilerinden İlhan Dede de katıldı.
     
  14. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    İlhan Dede ye dikkat! Çünkü bu adamın tam dört adet Honda Dylan’ı var. Türkiye’yi baştan sona karış karış dört beş defa turlamış. Motosikletle gitmediği görmediği bir yer yok. Gezmek onun için tam anlamıyla bir ibadet. Bu da zaten kendi ifadesi… Adamın gezi programına bir-iki motor dayanmadığı için dört adet satın almış. Birinden inip diğerine biniyor.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Ve gezimizin ikinci günü de yukarıdaki son foto ile bitiyor. O masa başındaki muhabbet uzadı uzamasına ama Fatih ile ben yatıp uyumayı ve ertesi günkü tempoya kendimizi hazırlamayı daha uygun bulduk.

    DEVAMI GELiYOR…
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.
  15. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    3.GÜN:

    Geceyi iyi bir uyku çekerek geçirmişim. Uyandığımda Fatih’in sesi dışarıdan geliyordu. Aslına bakarsanız benim dışımda herkes uyanmış. Uyku konusunda milleti hep arkadan takip ederim . İlk fotoğraf akşam mangal yaptığımız yer.


    [​IMG]


    Fatih motosikletinin benzin göstergesinin doğru çalışmadığını fark etmiş ve ben uyanmadan onu tamire girişmiş.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu arada hemen söyleyeyim. Akşama kadar Turgutlu’da vakit geçirip Mustafa Aydın kardeşimizin mesaisinin bitmesini bekleyeceğiz. Kendisi kamyon garajında nakliye komisyoncusu olarak çalışıyor. Akşam onun dükkanını kapattıktan sonra hep beraber Manisa’ya gidip Renault servisinde çalışan Serhat Öztürk kardeşimizi de yanımıza alıp Kırkağaç ilçesine geçeceğiz. Bu akşam bütün kulüp üyelerinin katıldığı bir mangal partisi var ona katılacağız. Manisalılar mangalı seviyor. Ortaya çıkan sonuç bu… :D Bu arada motorcu dedemiz çoktan yola hazır. Onun biraz işleri var, akşam bize Kırkağaç da katılacak şimdilik yolcu..


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Ersin başkan acele etmesi için Fatih’e artistik yaparken objektiflere yakalanıyor… Artistik diyorum çünkü bir gözü devamlı fotoğrafçıda… “Yakaladın mı ifadeyi ?” der gibi bakıyor :D


    [​IMG]
    [​IMG]


    Fatih öyle kaptırmış ki duymuyor bile…


    [​IMG]


    Aslında yaptığı bu artistiğin sebebi henüz çorbasını içmemiş olması. Ha bir de dün gelirken su dolu bir çukurdan Fatih’in hızla geçip çukurdaki çamurlu suyla başkana boy abdesti aldırması. :D Motorun sadece önündeki çamur görünse de sağ taraf epey bir kirlenmiş. O halde önce gidip benzin alalım sonra motosikletleri yıkatalım.


    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.
  16. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Sonra hazır bahar temizliğine başlamışken kazada toprağa bulanarak kum böcüsü haline gelmiş Fatihi’ i de temizleyelim istedik. İşte size kestirme bir yöntem.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Pakcanak oldu, :D Allah nazardan saklasın. Şimdi gidip bir çorba içelim ne de olsa neredeyse öğle oldu. Çorbacı, Mustafa Aydın’ın oturduğu apartmanın tam karşısı. Çor******n tam karşısına park ettik.


    [​IMG]
    [​IMG]


    “Abi sene gurbban olim çorbame dokkınma, vollahi çohh açim” der gibi bakıyor. :D


    [​IMG]


    Neyse çorbalar içildi aklımız başımıza geldikten sonra Mustafa Aydın’ın ofisine gittik. Şu andan itibaren ikindiye kadar ofisteyiz.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Bu arada beklerken “Eyvah Eyvah 2” yi seyrettik. Böylece zaman su gibi akıp geçti.


    [​IMG]


    İşimiz saat üç gibi bitti. Ofisi kapatıp tekrar Mustafa Aydın’ın oturduğu eve gittik. Mustafa motorunu alacak sonra doğru Manisa’ya Serhat’in yanına…


    [​IMG]


    “Çek baba çek millet CBR 250 görsün”


    [​IMG]
    [​IMG]


    Çok geçmeden Manisa’ya doğru yola çıkıldı. Mustafa Aydın Cbr’ı ile önde bizi zorlamadan Manisa’ya kadar götürdü sağ olsun.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.
  17. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Serhat kardeşimizin çalıştığı Renault servisine vardık. Bu servisin bünyesinde bir de Honda servisi var.


    [​IMG]


    Ha bu arada aşağıdaki fotoda Fatih’in motosikletinin yeni halini görebilirsiniz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Şimdi burada da biraz beklememiz lazım. Malum Serhat’ın mesaisi bitecek ki Kırkağaça’ a öyle gidelim. Allah’tan Renault servisinin iyi bir bekleme salonu var. Ersin başkan beni bilardoda düelloya davet etti. Lütfen tekniğe dikkat!! :cool:


    [​IMG]
    [​IMG]

    Şimdi arkamdaki kişinin tekniğine dikkat!!! :( Sportmenlik adına utanç verici…


    [​IMG]


    Oyun boyunca ömrü hayatımda daha önce hiç görmediğim kuralları bana öğreten Ersin başkana teşekkürler… Meğer bu kurallar sadece Soma’nın Darkale Köyünde ve Moğolistan’da yaşayan birkaç kabilede uygulanıyormuş. :D Tabi bu kurallara (çamura) kolayca intibak edemediğimden düelloyu kaybettim. Yine de tebrikler… :)
    Neyse haber geliyor. Serhat kardeşimizin işi bitmek üzereymiş. Yavaş yavaş toparlanıyoruz. Motosikletlerin yanına iniyoruz. O arada Serhat de geliyor. Şöyle bir iş kıyafetiyle poz ver bakalım.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Serhat üstünü başını değiştirmeye gidiyor birazdan sıkı bir motorcu olarak dönecek. Bu arada biz de yola çıkma hazırlıklarını hızlandırıyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Ve karşınızda Serhat ÖZTÜRK…


    [​IMG]
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.
  18. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Tekrardan yola düşüyoruz. Hedef Kırkağaç ilçesi çamlığı… Orada bizi baya bir kalabalığın beklediği söyleniliyor. Bakacağız artık… Gidince not vereceğim. Öğretmenim ya not vermek alışkanlığım olmuş. :cool: Neyse… En önde yine Mustafa Aydın toplam beş motorcu gazlıyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Bir benzinlikte yakıt ikmali yapıyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Oraya vardığımızda Somalı gençler çoktan eğlenceye başlamışlardı. Çadırlar kurulmuş mangallar yakılmış, müzik son ses oynayıp duruyorlardı. Biz de onlara katıldık.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Ve eğlencenin dozu gitgide artıyor. Aşağıdaki fotoda, iki arkadaşın Rot balansçı Ali Öcay’ın üstünü başını parçalarken görmektesiniz.


    [​IMG]


    Ben hafif çekinceli bir tonla:
    -Arkadaşlar parçalamayın çocuğun üstünü başını… Yazık arkadaşa…
    1.Genç:
    -Alışıktır O !! (Ne demekse?:confused:)
    Ben:
    -Ama hava soğuk üşütmesin sonra?
    2.Genç:
    -Seni parçalayalım, o zaman… :mad:

    Anlaşıldı illa parçalayacaklar. Hayırlı işler o zaman deyip geri vitese alıyorum. :D Neyse ki onlar da insafa gelip çocuğun sadece üstünü çıkarıp araya alıyorlar. Belirtmeden geçmeyelim Ali Öcay Soma’nın en iyi dansçılarındandır. Müzik çaldığı sürece sabaha kadar yorulmadan oynar. Bu konuda abartmıyorum çünkü daha öncesinden gözlerimle tecrübe etmişliğim var. . Çocukların onu parçalamaya kalkmasını ise maalesef içgüdüsel bir geleneğe bağlıyorum. :DAhh şu erkekler… :D Alttaki üçüncü fotoğrafta da Ali’ye ait yürüyen disco Wolksvagen Transporter görülmekte… Adam her an müzik yayını yapıp dans moduna geçmeye hazır.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.
  19. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    Bu çocuklar arasındaki arkadaşlık ilişkisi gerçekten çok etkileyici… Şu aşağıdaki yardımlaşmaya bak…


    [​IMG]


    E millet devamlı oynayınca doymak da bilmiyor haliyle…


    [​IMG]
    [​IMG]


    Saat epey bir geç oluyor. Bizim Fatih ile uyuyup yarınki dönüş yolculuğu için dinlenmemiz gerekiyor. Ama bir de görüyoruz ki uyku tulumu ve mat konusunda eksik var. Aslında eksiklik misafir olduğumuz için bizi etkilemezdi. Ama yine de kimseyi mağdur etmek istemedik. Ayrıca millet gürültü içinde eğlenirken biz de uykuya geçemeyecek ve dinlenemeyecektik. Fatih’e …

    -Fatih bir delilik yapalım mı?
    -Nasıl bir delilik?
    -Hadi şimdi basıp Milas’a gidelim. Gece mece ama değişik olur, gidebilir miyiz sence?
    -Fark etmez abi…
    Gece ile gündüz arasındaki o bariz fark Fatih için fark etmese de (!) zaten ben böyle bir çılgınlığa asla kalkışmayacaktım. Yaş olarak Fatih’ten epey büyüğüm ve ne de olsa o bir yerde bana emanet… O halde en doğrusunu yapmalı… Hemen hazırlandık. Bütün Somalı arkadaşlara bize gösterdikleri sonsuz misafirperverlikten ötürü teşekkür ettik. Sarıldık, öpüştük … Hepsini Milas’ta görebilme temennisiyle motosikletlerimize bindik. Ve yakındaki Akhisar ilçesine gaz açtık. Akhisar’a varınca ilk işimiz bir otel bulup uyumak oldu. Saat 01.00 olmuştu. Yarın bizim için çok uzun bir gün olacak. Dönüş yolu bir hayli zorlu olacak. Dönüş yolumda geçmem gereken üç sıradağ silsilesi beni bekliyor: 1-Bozdağ 2-Aydın Dağları 3-Beşparmak Dağları… Asıl benim içi yolculuk şimdi başlıyor…

    Devamı Geliyor...
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  20. Hakan KIRÇIL

    Hakan KIRÇIL Üye

    Kayıt:
    2 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    89
    Beğeniler:
    51
    4.GÜN:

    Sabah kalktığımda ilk iş,
    -Ulen amma da bitli bir otelde kalmışız!!
    demek oldu. Gerçi geceleyin o soğuk ormanın içinde, çadırda, eksik malzeme ile uyuma fikri bize bu odayı kral dairesi gibi göstermişti; o da ayrı bir olay… :) Nankör insanoğlu işte… Naapacaksın? :)


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Hemen karşıdaki çorbacıda konuşlandım. Fatih bugün beni geriden takip ediyor.



    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]



    Bakmayın köfteci yazdığına… Vakit daha köfte vakti değil çorba içiyoruz.


    [​IMG]


    Sonra vakit kaybetmeden yola çıkıyoruz. Yolculuğun başında Milas’a birlikte dönme fikri olsa da Fatih bundan daha sonra vazgeçti ve Denizli üzerinden kestirmeden Antalya’ya inmeye karar verdi. Bana da bu kararına saygı duymak kaldı. Anlaşıldı , yolculuğun bundan sonrasını ayrı ayrı geçireceğiz. Akhisar’dan Salihli’ye kadar birlikte gidip oradan ayrılacağız. İlk durak Gölmarmara…


    [​IMG]
    [​IMG]


    Alın size Marmara Gölü…


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Salihli’ye doğru sürmeye devam ediyoruz. Fatih ile ayrılmamıza sayılı dakikalar var. Salihli’ye varmadan kenara çekip bir iki dakika soluklanıyoruz.


    [​IMG]
    [​IMG]


    Şimdi diyeceksiniz ki “E bu sıradan yerde ne diye durdun?”
    İlk nedenim Fatih ile ayrılmadan önce birkaç dakika daha sohbet edebilmek… Vallahi ne yalan söyleyeyim ondan az sonra ayrılacağımdan içim bir hayli buruk… :( Çaktırmasa da sanırım o da aynı durumda… :( İkinci neden ise hem ona hem de size az sonra zirvesine tırmanacağım sıradağları göstermek…


    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Ali Emre Sakarya ve öner coskuner bunu beğendi.