maraş - adıyaman - kahta - nemrut gezisi...

Konu, 'Güney Doğu Anadolu Bölgesi Gezi ve Turları' kısmında Ali Emre Sakarya tarafından paylaşıldı.

  1. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    bu hafta sonu birçok kişi -gidemeyenlere nazire yaparcasına- bursa enduro festivalindeydi (büyük ihtimalle :D). ülkenin başka bir ucunda yaşadığım için benim katılma şansım olmadı ama bu hafta sonu evde oturmam için de bir neden değildi. bu nedenle iki güne sığdırdığım kahramanmaraş - adıyaman - kahta - nemrut gezimi elimden geldiğince sizlerle paylaşmak istedim.

    her zaman ki gibi cumartesi günü sabah 8 gibi kalkarak bir şeyler atıştırıyorum. motosikletin genel bakımı akşam yapıldığı için tek yapmam gereken kıyafetlerimi giyip çantalarımı hazırlamak. yeni aldığım 8 litrelik kappa depo üstü çantamda inanılmaz işe yarıyor, el atında olması gereken birçok eşyamı ona koyuyorum. yedek kıyafet, yağmurluk vb. malzemelerimi alarak saat dokuzu geçerken viranşehirden yola koyuluyorum.

    [​IMG]

    aklımda adıyaman tarafına gitmek var, kesin olarak nereye gideceğime karar vermiş değilim. basıyorum marşa ve yola çıkıyorum.

    ilk kısa molamı yaklaşık 25 km sonra benzin almak için veriyorum. depoyu doldurduktan sonra, kenara çekip bir önceki gezi sayesinde iyice öğrendiğim, yola çıkmadan önce motosikletin her tarafını kontrol et kuralını uyguluyorum ve motosikletin ıvır zıvırını tekrar bir kontrol ediyorum (yola çıkmadan önce de aynı kontrolleri yapmıştım ancak kısa bir süre gittikten sonra bunu yinelemek, gözden kaçanları görmek açısından çok yararlı). bu kontrol olmasa farketmeyeceğim ve öyle olsa başıma dert açabilecek ufak bir aksilikle karşılaşıyorum.

    [​IMG]

    hemen alet takımlarımı sele altından çıkarıp vidayı güzelce sıkıyorum, normalde çift vida olması gerekiyor ancak muhtemelen lastik değişiminde sonra birini düşürmüşüm, kalan vidayı da bir kaç çentik tutuyor. farketmemiş olsam birkaç km sonra onun da düşmesi (ve dolayısıyla kapağı kaybetmem)işten bile değil.

    dönüşte eksik vidayı tamamlamak üzere tekrar yola koyuluyorum. urfaya doğru yol alıp, urfa-antep otabanının bağlantı yoluna giriyorum. antep gezisinde bu bölümleri detaylı anlattığım ve fotoğraflandırdığım için burada tekrar yapmadan devam ediyorum. gişelere gelmeden bozova çıkışından çıkıp rotamı bozova üzerinden adıyamana çeviriyorum.

    *
    bozovayı ve atatürk barajını daha önce ailemi gezdirmek için uzun uzadıya gezdiğim için es geçiyorum ve adıyamana doğru yol alıyorum. yol boyunca karşılaştığım manzaralar...

    adıyaman yolu bölgedeki diğer birçok yol gibi inşaat halinde. duble yol yapılıyor. yolun toprak tarafına geçip güvenli bir şekilde birkaç fotoğraf çekiyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    hava parçalı bulutlu, yer yer çok bulutlu, bu da yağmura yakalanabilirim demek...

    *
    atatürk baraj gölünün bir kısmı çıkıyor karşıma, bozova adıyaman yolundayım, tam olarak nerede olduğumu hatırlayamıyorum ne yazık ki.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    *
    fırat nehri üzerindeki karababa köprüsü, fırat olanca gücüyle ve kudretiyle akıyor. nasıl bir sudur ki bu kendisi ve kolları üzerindeki onca baraj, santral ve uzunluğa rağmen halen daha capcanlı...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    *
    aşağı yukarı 200 kmden sonra adıyamana ulaşıyorum. öğle saatleri oldu artık, karnım acıktı. şehrin merkezinde ana kavşağın hemen kenarında duran iskender85 denilen bir yerde yemek molası veriyorum. buradaki garson arkadaşlar sağolsun ilgileniyorlar ve bundan sonra rotamı nereye çevireceğim konusunda fikir alıyorum. perre antik kentini ve roma çeşmesini gördükten sonra nemruta gitmemi tavsiye ediyorlar.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  2. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    ufak bir şehir turu atıp, navigasyonuma göre adıyaman kalesi olan bir tepeye çıkıp şehrin fotoğraflarını çekiyorum, ortada kaleye dair bir şey yok ama güzel bir manzara var. umarım kale burası değildir, çünkü ortalıkta düzlenmiş bir toprak zemin var sadece bu da eğer kale burası ise tamamen yıkıldığı anlamına gelir.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    *
    roma çeşmesine de uğruyorum ancak trafik müsait olmadığı için ve motosikleti park edecek uygun bir yer bulamadığım için fotoğraf çekme şansım olmuyor...
     
  3. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    rotamı perre antik kentine doğru çeviriyorum. adıyamanın birkaç km dışında burası. henüz kazı aşamasında, henüz sadece antik mezarlar (nekropol) açığa çıkmış durumda.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    keşke kalıntılarda neyin ne olduğuna dair birkaç açıklama da koymuş olsalardı da, biz de bakıp tahmin yürütmek zorunda kalmasaydık!
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    en azından birkaç fotoğrafa kendimi koyayım da gezdiğimin kanıtı olsun! :D
    hava kapalı olduğu için ve yer yer yağmur yağdığı için yağmurluk üzerimde. hava konusundaki bu talihsizlik de enteresan bir şey. bütün hafta bütün bölge kavrulduğu halde haftasonunda yağmur var! ne diyelim; takdir-i ilahi diyelim, geçelim... :D

    fotoğraf olayını biraz abarttım sanırım. :D
     
  4. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    niyetim maraş'a geçmek ancak bu aynı zamanda yolu uzatmam demek. eğer önceden planlamış olsam, antep üzerinden direk maraş'a gidip daha sonra adıyaman-kahta ve viranşehire dönüş yapabilirdim. bu seferlik böyle olsun diyerek ve yolu uzatmayı göze alarak tekrar yola çıkıp rotamı gölbaşı üzerinden maraş'a çeviriyorum. maraş'ı da en azından bir görmüş olmak istiyorum...

    gölbaşına doğru yola çıkıp yol üzerinde benzin ikmali yapıyorum. reklam olsun diye söylemiyorum ama nedense ben bu opetleri seviyorum. her zaman ilgilendikleri için mi, belirli standartları istisnasız bütün bayilerinde yakaladıkları için mi, bölgedeki en yaygın (diğer ıvır zıvır markaların dışında) kaliteli istasyonlara sahip oldukları için mi bilmiyorum ama çok büyük çoğunlukla benzin ikmallerimi opetlerde yapıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    depoyu doldurduktan sonra çay ikram ediyorlar ve istasyon sahibi ve çalışanları ile motosiklet muhabbeti yapıyoruz. istasyonun yetkilisi beyefendi (yanlış hatırlamıyorsam)70 yıllarda peugeot mobiletlerle başlayan motosiklet macerasını anlatıyor. şu aralar varedero almayı düşündüğünü söylüyor ve tavsiyemi soruyor. çalışanlarla ybr 125'in dayanıklılığı, yedek parça, honda-yamaha parça fiyatları vb. birçok konudan konuştuktan ve birkaç bardak çay, meyvesuyundan sonra tekrar yola çıkıyorum.

    maraş gölbaşı yolu da duble yol çalışması olan yollardan ama yol düzgün ve sıkıntısız. coğrafya artık güneydoğu anadoluda olmadığımı yavaş yavaş hissettiriyor. yeşillik artıyor ve yüzey şekilleri değişiyor. kendimi memleketime yakın hissettiğim bir yer oldu burası... :D

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    artistik çalışmalar! :D
     
  5. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    gölbaşına ulaşıyorum. askerde acemi birliğinde zamanımın çoğunu geçirdiğim devrelerimin üçü gölbaşılıydı ve öve öve bitiremiyorlardı. çok merak ettiğim bir yer olmuştu, sonunda gördüm, beğendim! :D sevimli bir ilçe gölbaşı. özellikler göl kenarı ve ana cadde güzel yapılmış. göle giden parke yolun sağında bulunan çift katlı evler biraz metruk ama sevimliler. hikayesi nedir acaba merak ettim. göl kenarına gidip, hemen girişte bulunan restorant-çay bahçesi arası mekana oturdum ve biraz keyif yaptım. benim oturduğum yer araçların gidebileceği son nokta. ilerisinde gölün etrafında dolaşabileceğiniz park var...

    [​IMG]

    [​IMG]
    su kaplumbağaları

    [​IMG]
    su kaplumbağası ailesi! :D

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    gölbaşındaki gölün başında :))) biraz dinlenip maraş'a doğru yola çıkıyorum. yol fena değil. kimi yerlerde duble kimi yerlerde gidiş-geliş. ama birçok yerde manzara ve doğa görülmeye değer. yol üzerinde pazarcıkdan geçerken durup birkaç kare çekiyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    pilot ali! :D

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    *

    maraş'a doğru yola devam. maraş'a yaklaşık bir on kilometre kala sağdaki bir benzin istasyonunda ihtiyaç molası veriyorum. aslında planda yoktu bu mola ama doğa işte! :D

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    *

    maraş'a ulaşıyorum ve şehir içinde ufaktan biraz turluyorum. bu noktada bilmeyenler için bir dip not: maraş ile memleketim trabzon kardeş şehirler. bu nedenle trabzon'un en büyük caddelerinde birinin ismi maraş caddesi. aynı şekilde maraş'ın en büyük caddelerinden birinin ismi de trabzon caddesi. maraş caddesi alışkanlıktan bana hep çok "normal" gelmiştir ancak trabzon caddesi hep garibime gitmiştir! :D konuştuğum maraşlılar da aynı şeyin tersten kendileri için geçerli olduğunu söylemişti. :D dipnotu burada bırakıp maraştan devam edelim.

    artık akşam saatleri ve biraz dolaştıktan sonra hava kararıyor. kalacak yer bulmam gerek. gölbaşında mı kalsam diye bir ara aklımdan geçmişti ancak sonra vazgeçtim. navigasyon cihazımda maraş öğretmen evinin kaydı yok garip bir şekilde. maraşlı bir arkadaşı arayarak adres öğreniyorum. ancak ne yazık ki yer yok. haftasonu açıköğretim sınavı olduğu için diğer birkaç otelde de yer yok. sonunda motosikleti öğretmen evinin parkına bırakıp aylak aylak dolaşıyorum ve kalacak yer arıyorum. enteresan bir şekilde her tarafta dondurmacı olduğu halde yiyecek şeyler satan yerler de bir hayli az (dondurma muhteşem ama! :D).

    caddelerde yürüyüp giderken tipi gayet düzgün bir adana kebap salonu gözüme çarpıyor ve oturup sipariş veriyorum. henüz kalacak yeri ayarlayamadım. beklerken garson arkadaştan kalacak yer tavsiyesi istiyorum. bu arada mekanın sahibi abim devreye giriyor (ismini ne yazık ki hatırlayamıyorum, affeder umarım beni). hoş beş sohbetten sonra telefonlar açılıyor, abim sağolsun ben "kalacak yer bulamazsak artık ilçelere falan giderim" dediğimde "maraş'a kadar kadar gelmişsin seni misafir edemezsek ayıp bize" diyor ve birkaç denemeden sonra temiz ve güzel bir otelde indirim de yaptırarak gayet uygun fiyata kalacak yer sorunumu hallediyor. yemek ve kalacak yer olayını hallettikten sonra kapı önünde çay ve muhabbete geçiyoruz. maraşlı abim trabzon'a ve trabzonun hamsisine, ekmeğine, rakısına yabancı değil. orada yaşadığı maceraları anlatıyor ve bir maraşlı ile memleketimi yad ediyorum. boşuna kardeş şehir değillermiş! :D

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    birçok konuda ettiğimiz tatlı muhabbet ve çaylardan sonra iznini isteyip oradan ayrılıyorum ve benim için ayarladığı otele geçiyorum. misafirperverliği ve yardımseverliğiyle sonuna kadar reklamı hakkettiği için maraş'a yolu düşen herkes uğrasın diye bilgilerini de yazayım:

    gerçek lezzetin adresi
    hasan usta
    adana kebap evi
    bizim için değerlisiniz (hakikaten öyle hissettiriyorlar)
    adres: merkez: yenişehir mah. cumhuriyet cad. kiraz apt. altı no:8/b (hsbc bank karşısı)
    tel: 0344 225 66 16

    buradan kendilerine tekrar tekrar teşekkür ediyorum...
     
  6. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    otelde odama yerleşip, motosikletin zincirini yağlıyorum. biraz şampiyonlar ligi maçına bakıp yatıyorum. yorulmuşum, saat onbiri geçiyor ve sabah erken kalkıp tekrar yola koyulmam lazım.

    sabah yediyi geçerken kalkıp kahvaltımı yapıp yola koyuluyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    kaldığım otel: otel arıkan, temiz ve ucuz bir yer tavsiye ederim.

    adıyaman'a doğru tekrar yol çıkıyorum. dün mola verdiğim yolda bu sefer kısa bir fotoğraf molası veriyorum. maraş'ın girişi burası ve yeşilliği, güzelliği insana ayrı bir keyif veriyor.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    *
    gölbaşına girmeden tekrar benzin ikmali yapmam gerekiyor. yolda bir opet reklamı gördüğüm için opet'e ulaşana kadar gitmeye karar veriyorum. zar zorda olsa varıyorum. opet'e vardığımda depomda (yedek hariç ama yedeğin vanası grenaj altında saklı olduğu için hiç hesaba katmıyorum) 1 litre benzin kalmış durumda! :D opet'e varıp benzin ikmalini yaptıktan sonra biraz dinleniyorum ve iyiki de opet'e gelmişim dedirtecek kişi olan mehmet amcayla tanışıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    mehmet amca ihtiyar delikanlı diyebileceğim, dünya tatlısı bir insan. muhabbetimizin genel özeti şu şekilde:
    mehmet amca, hemen soruyor, ne iş yaparsın, nereden gelirsin, nereye gidersin, necisin, bu aleti nasıl sürersin, evli misin bekar mısın diye!
    bekarım deyince, olur mu öyle şey diyor. seni alan mı yok diyor sonra yok yakışıklı da adamsın sana varırlar, sen istemiyorsun herhal diyor. evlenmeden olur mu ya diyor. çamaşırı kim yapar, bulaşığı kim yıkar, önüne bir kap yemeği kim koyar diyor!

    motosiklet için kaç paradır bu diyor? bunu alacağına araba alsaydın ya, bir de hanım alırdın gül gibi yaşar giderdin diyor. hem sen aldın mı senin gibi çalışan alırsın daha iyi olur diyor. hem para fazla olur hem de işleri nöbetleşe yaparsınız diyor. :D
    bunun gibi birçok konuda inanılmaz keyifli muhabbetlerden sonra ayrılıyorum oradan. mehmet amca olurda buraları okursa diye ellerinden öpüyorum ve benim için gönlünden geçen, ağzından dökülen bütün iyi niyeti için de binlerce kez teşekkür ediyorum.
    anadolu insanı bir başka güzel, her seferinde kanıtlanıyor bu...
    :D

    opetde hazır aklıma gelmişken en son viranşehirde kontrol ettiğim lastik basınçlarını ölçüyorum. dijital göstergeli bir alet. çok hoşuma gidiyor. böyle bir dijital sistemin olduğunu bilmiyordum. istediğiniz basınç değerini psi ya da bar değeriyle ayarlıyorsunuz ve lastiğinizi otomatik şişiriyor ya da indiriyor. inanılmaz pratik bir sistem, bilmeyen varsa tavsiye ederim. lastiklerimi 29 psi olarak hondanın tavsiyesine uygun şekilde ayarlıyorum ve yola devam ediyorum.
     
  7. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    bundan sonraki durak kahta. tekrar adıyaman içinde geçiyorum ve yoluma devam ediyorum. kesintisiz bir şekilde kahtaya kadar ilerliyorum. hedef kahta üzerinden nemruta ulaşmak, tarihi yerleri gezip dağa tırmanmak ve oradan arka yoldan viranşehire ulaşmak. kahtada bir mola veriyorum. merkez yol üzerinde bir pastanede çay-poğaça şeklinde hafif bir öğle yemeği yemiş oluyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    motosikletimi merak edip gelen bir arkadaştan yol tarifi ve gidecek yer tavsiyesi alıyorum. cendere köprüsü, değirmenbaşı ve nemrut dağına çıkmam tavsiye ediliyor. fazla oyalanmadan cendere köprüsüne ve nemruta doğru yola koyuluyorum. nemrut dağına çıkabilecek birden fazla yol var. bunlardan bir tanesi cendere köprüsünden geçiyor.

    rotamı nemrut dağına çevirip, cendere köprüsüne ulaşıyorum.

    [​IMG]
    cendere köprüsünün tarihi, tabela bir hayli yıpranmış ama değiştirilmemiş...

    [​IMG]
    sütunlarda latince köprü hakkında bilgiler yer alıyor. akıl alır gibi değil neredeyse 1800 yıl önce birileri bu köprüyü yaptı ve birileri de bu sütunlara yaptıkları bu şaheserin (belki de binlerce yıl sonra birilerinin okuyacağını bilmeden) köprünün bilgilerini yazdı!

    [​IMG]
    köprü daha yakın zamana kadar (ne kadar yakın bilmiyorum), şimdiki ana köprü yapılmadan önce kullanılıyormuş. bazı fotoğraflarda yeni köprüyü ve fıratın çoştuğu zaman kaplayabildiği alanı görebiliyorsunuz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    daha sonra yine karşılaşacağımız, tahminen diyarbakırlı motosikletli grup. birkaçında kask var ama diğerleri ne yazık ki, bu sıcakta kask mı takılır! vb. grubundan...

    [​IMG]
    cendere köprüsü civarı, kahtalılar tarafından sayfiye yeri olarak kullanılıyor. cendere köprüsü üzerinden bu kareyi yakalıyorum. :D

    [​IMG]
    bu resimler de yeni köprü üzerinden çekildi. üzerine bulut gölgesi düşen burunumsu yapı birazdan nemruta ulaşmak için kullanacağım yolun üzerinden dolaştığı yer aslında...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  8. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    nemruta doğru yola çıkıyorum. nemrut yolu üzerindeki bir ara yoldan birkaç kare...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    nemruta doğru devam ediyorum. nemrut tabelası sağı gösterdiği halde yeni kaleyi görmek için yeni kale tabelası gördüğüm için sola sapıyorum. birkaç virajdan sonra tam yeni kaleyi gördüğüm noktada şu anda nedenini hatırlayamadığım bir nedenle başıma talihsiz bir olay geliyor.

    hafif bir viraj döndükten sonra ya yanımdan araç geçtiği için ya da virajı dönüş açımı ayarlayamadığım için (ki çok yüksek ihtimalle bu) önümdeki asfaltın sağ tarafının çökmüş olduğunu ve banket içinde önümde taş ve kayaların olduğu görüyorum. biraz geç farkediyorum bu düşük banketi ve saniyeler içinde arka lastiğim bankete düşse bile toprak zeminde TAya güvendiğim için yine de kurtulabileceğimi ama önümdeki kayalara çarpacağımı ve durmak zorunda olduğumu kaçma şansımın olmadığı düşünüyorum. ne yapmam gerek diye düşünürken yine saniyeler içinde (bütün bunlar aklımın içinde düşünce hızında geçiyor) abs tekniği ile hafif arka fren ve ve ön fren yardımıyla (bas-çek taktiği) iyice yavaşlıyorum ancak ön lastik banketten düşüyor arkasından da arka lastik takip ediyor. motosikletin hakimiyeti kaybettiğimi hissettiğim anda durmak üzere de olduğum için motosikleti hafif sola yatırıp olduğu gibi koruma demirinin üzerine bırakıyorum. (sonradan aslında bir hayli sert düştüğünü sol ayak peginin asfaltta açtığı çukur sayesinde anladım!)

    düşen sadece motosiklet. ben normal bir şekilde ayakta duruyorum. herhangi bir sıkıntı yok. arkamdan bir reno araba geliyor ve motosikletin yerde olduğunu görünce hemen durup bir şeyim olup olmadığını soruyor. iyi olduğumu, sadece motosikletin düştüğünü söylüyorum. yardım edip kaldırmayı teklif ediyor. tabiki deyip teşekkür ediyorum. ancak şu şekilde bir sıkıntımız var. motosikletin iki tekeride ayağı kaldırırsak eğer banketin aşağısında kalacak. bu nedenle koruma demirleri üzerinde motosikleti asfalta doğru bir önden bir arkadan kaydırıyoruz. motosikletin tekerleri asfalta geldiği zaman ben kaldırma tekniğini kullanarak reno sürücüsü yasin amca da bir taraftan destek olarak motosikleti ayaklandırıp yan ayağa alıyoruz. her şey sağlam ve herhangi bir sıkıntı yok. motosiklet viteste kaldığı için boşa alıyorum ve bir anda arka teker tekrar bankete düşüp geriye doğru kayıyor, ben fren yapıyorum, yasin amca arkadan destekliyor ve yavaşça onun arabasına doğru ön tekeri düşürmeden kaydırıyoruz. tamamen güvende olunca yasin amca bin bir çalıştır diyor. biniyorum basıyorum marşa ufak biraz nazlanmadan sonra çalışıyor. sağında solunda, yürür aksamda, radyatör, yakıt borusu vb. hiç bir parçada sıkıntı yok.

    yasin amca nemruta mı gittiğimi soruyor. bu yola yeni kaleyi görmek için girdiğimi daha sonra geri dönüp nemruta çıkacağımı söylüyorum. diğer yola girmeme gerek olmadığını, hatta diğer yoldan gidersem heykellerin olduğu yere 500 metre kala inip yürümek zorunda kalacağımı, bu yolun biraz daha bozuk olsa da direk heykellere çıktığını istersem o tarafa gittiğini ve kendisini takip edebileceğimi söylüyor. tabi ki deyip sevinerek teşekkür ediyorum ve başlıyorum uygun mesafeden takibe...

    uzunca bir süre birazdan fotoğraflarla detaylandıracağım, bazı kesimleri toprak, bazı kesimleri asfalt yoldan ilerleyerek nemruta 12 km kala bir yol ayrımına geliyoruz. yasin amca lazım olursa ararım diye, kahtalı olduğunu ve başım sıkışırsa mutlaka arayayım diye telefon numarasını veriyor. bu yol ayrımında ayrılıyoruz. o bahçesine gidiyor, ben nemruta doğru tırmanışa geçiyorum. yolun bundan sonraki kısmının asfalt olduğunu ve sorun yaşamayacağımı söylüyor. tekrar teşekkür ediyorum...

    burada yine bir dipnot açmam gerek: cendere köprüsünün oradaki yeni köprünün üzerinde fotoğraf çekerken araba ile bir turist çift duruyor yanımda ve malatyaya buralardan bir yol gittiğini ve bilip bilmediğimi soruyor. bilmediğimi ama haritadan ve navigasyondan bakıp yardımcı olmaya çalışacağımı söylüyorum. bakıyoruz ediyoruz ve sonunda altlarındaki araba reno clio olduğu için en mantıklı seçimin kahtaya dönüp ana yoldan gitmek olduğuna karar veriyoruz. bana nereye gittiğimi soruyor, ben de henüz bilmediğimi, sadece gittiğimi söylüyorum! :D daha sonra yasin amca ile nemrut kavşağında konuşurken diğer yolun malatyaya gittiğini ve hiç de fena bir yol olmadığını öğreniyorum. üzülüyorum, keşke daha önce bilmiş olsaydım da turistlere yardım edebilseydim diye, elden bir şey gelmiyor ancak...
     
  9. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    dipnotu bitirip devam edelim...

    yaklaşık 1500m deyim ve nemrut dağı zirvesine doğru tırmanıyorum. tırmanırken hiç de hoşuma gitmeyen bir sürpriz ile karşılaşıyorum. yasin amcanın söylediği asfalt yolun yerinde yeller esiyor çünkü yolda çalışma var ve fotoğraflarda da görebileceğiniz şekilde kimi yerde asfalt kalmış olsa da yolun büyük bir kısmına toprak-çakıl karışımı dökülmüş durumda. toprak daha taze ve halen daha gevşek. TAm bütün maharetine rağmen çok fazla kayıyor ve yol bundan önce geldiğim yolda büyük oranda benzer olduğu halde beni bir hayli zorluyor ve yoruyor. zirveye 9 km kala düzlük sayılabilecek bir yerde duruyorum ve bir mola veriyorum. birkaç kare fotoğraf çekip durum değerlendirmesi yapıyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    3 km yol gitmişim ve yolun neredeyse tamamı toprakla örtülmüş durumda. önümden geçen bir kaç kamyon yolun geri kalanının da benzer yapıda olduğunu söylüyor bana. toprak yolda şu ana kadar yaklaşık 30 km yol yapmışım (hayatımda ilk defa toprak yolda motosiklet sürüyorum) ve yer yer korkmuş yer yer kaymışım, yorulmuşum. 2. vitesten yukarıya çık(a)madığım bir iki saat geçmiş. hava kapatıyor. bu yolda yağmur yemem yolun tamamen çamur olması ve yağmurlu havada o 30 kmyi geri dönmem demek. kuru zeminde birinci viteste çıkmakta zorlandığım tamamen toprak ya da mıcırlı doksan derecelik virajlardan inmek zorunda kalmam demek! olmaz ali diyorum kendi kendime, bu yenilgiyi içine sindir ve başka bir zaman dönmek üzere geri dön diyorum. yalnızım, başıma bir şey gelse yardım isteyebileceğim kimse yok, telefon çekmiyor. yolda kimi yerler hata yaptığım anda birkaç yüz metre düşebileceğim uçurumların kenarında! tabela yok, yol yok! olmaz diyorum. bu kadarını başarman bile şu an için fazlasıyla yeter sana diyorum ve yavaşça geldiğim yolu geri inmeye başlıyorum. çıktığım maksimum yükseklik 1560 metre olmuş. manzaraya bakıp keyifleniyorum ve yorgunluğumu atıyorum.

    burada da ufak bir hatam olmuş ancak sonradan, motosikletimi park ettiğim yerden çıkarmaya çalıştığım zaman farkediyorum. en düz zemin olarak bulduğum yerde ön teker aslında hafifçe aşağı eğime doğru kalmış. yani TAnın yaklaşık 220 kilosu geriye doğru yerinden kıpırdamıyor. mecbur çalıştırıp birinci viteste öne doğru keskin bir dönüş yapmak zorunda kalıyorum. ancak sol tarafta dönmek zorunda olduğum yerde minik tepecikler var. ön teker kıvrık bir şekilde tepecikleri geçiyorum arka teker tam kurtulacakken iki tepecik arasında bir anda çekiş düşüyor, durumu telafi edemiyorum ve TA bir kez daha sola doğru yatıyor ve bir kez daha kendisini hiç kasmadan sol koruma demirleri üzerine bırakıyorum. yine rutin kaldırış, rutin kontroller ve çalıştırma. helal olsun TAya yine başta naz yapıyor ama bana mısın demiyor ve yola çıkıyor...

    yavaş yavaş geriye dönüyorum ve yasin amcanın kılavuzluğunda geldiğim yola giriyorum. bu yol bir kere geçmiş olduğum için bu sefer biraz daha rahat geliyor...

    dönüş yolunda uymam gereken bir kılavuz olmadığı ve hava da hafif açtığı için biraz rahatlıyorum ve fotoğraf çekecek zaman buluyorum.
     
  10. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    yaklaşık 30 kmlik ağırlıklı olarak toprak kimi zaman da asfalt olan parkurda(!) ilerliyorum. asfalt kısımda yer alan keskin virajlardan birinde uygun bir yer buluyorum ve birkaç fotoğraf çekiyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    *
    yol üzerinde cennet gibi bir köye denk geliyorum, ilk başta geçerken tedirginlikten olsa gerek farketmemişim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    *
    arada kahta hes 1' in olduğu birkaç kare çekiyorum...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    *

    buradaki fotoğraflar biraz karışık ve düzensiz kusura bakmayın. iki kamerayla çekim yapınca ve coğrafya birbirine biraz benzeyince ufak tefek karışıklıklar oluyor.
     
    Ethem Doğru bunu beğendi.
  11. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    burada şu ana kadar bahsettiğim yaklaşık 30 km toprak yolun nasıl olduğuna dair bir kaç fotoğraf ekliyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    bir taraf kayalık, bir taraf uçurum! çoğu yer mıcır! hata kaldırmayacak bir yol. ama manzara muhteşem. yol kıvrıla kıvrıla bir aşağı bir yukarı ilerliyor...

    *

    artık daha önce önünden geçen yolda motosikleti düşürdüğüm yeni kaleye ulaşıyorum ve birkaç poz alıyorum...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  12. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    artık yavaş yavaş dönüş yapma zamanı geldi. nemrut yolunda çıkarak kahtaya doğru ilerliyorum. kahtaya birkaç km kala yağmur başlıyor ve yağmurluğumu giyme fırsatım olmadan kahta yoluna çıkarak kendimi bir benzinliğe atıyorum. orada motosikletleri olan nemruta gezmiş gelmiş olan bir kaç genç var. bir tanesinde yamaha r125 var. süren kişinin üzerinde prohel mont var ama kask aramak boşuna. off bu yurdum insanı. neyse, motosikletler hakkında (kaç basıyor abi bu!) muhabbetinden sonra yağmurluğumu giyiyorum, o sırada sağnak başlıyor. birkaç dakikalık bir moladan sonra sağanak yağış duruyor ve kahta-siverek arasında atatürk baraj gölü üzerinde çalışan feribota doğru yola çıkıyorum...

    benzinim azalmış, kilometreye göre düşünürsem daha fazla olması gerek ama dağ yolu ve yüksek devir-düşük vites sarfiyatımı arttırmış. yol üzerinde navigasyonuma göre başka benzinlik olmadığı için ilk bulduğum benzinliğe dalıp depoyu dolduruyorum. şansıma ben benzinliğe girdiğim sırada dolu bastırıyor. birkaç dakikalı bir mola ve fotoğraflar...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    yola devam ediyorum ve feribot iskelesine ulaşıyorum. feribot 18.30 da, saat ise 17.40 civarı. oturup bir şeyler atıştırıyorum ve birkaç kare fotoğraf çekiyorum.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    lazım olur belki diye feribot saatlerin yazdığı tabelayı içeren bir fotoğraf çektim. :D

    feribottan manzaralar:
    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    cendere köprüsü altında fotoğrafladığım grup. feribota onlar da yetişiyorlar. onlara karşı bir tepkim yok ancak onlar gelene kadar kuş sesleri arasında baraj gölüne bakıp keyif yaptığımız yer, onlar geldikten sonra sepetli bir motosikletin sepetindeki dandik bir tesisattan çıkan hiç de hoşuma gitmeyen müziklerle bozuluyor. onların müzik dinlemesi ile bir derdim yok ama bana ve herkese dinletmesiyle ilgili derdim var.

    TA nın başına toplanıp kaç basıyor abi bu muhabbeti yaptığımız sırada çıtlatıyorum; müzik, ses, fazla vb. diye ama oralı olmuyorlar. ben de takıyorum kulaklıklarımı kendi müziğimin keyfine bakarak feribotu bekliyorum. feribot geliyor ve zar zor sıkışıyor araçlar feribotun içine. curcunadan sonra feribotta yer kalmadığı için ve motosikleti adamdan saymadıkları için ancak feribotun arka kapısına sığabiliyoruz. tabii bunda bu arkadaşlarla aynı feribota denk gelmemim de etkisi var. görevliye benzer arkadaşa, ya kapı kaldırır mı o kadar yük ağırlık, hem kapatmadan açık gideceksiniz vb. diyorum ama bir şey değişmiyor. motoru bırak bu tarafa gel istersen diyor. motosikletin benden kıymetli olduğu yönünde işi şakaya vuruyorum. yapacak bir şey yok, ne yazık ki! bir dahaki feribot 2 saat sonra ve benim daha yolum var.

    bir ara motosikletli arkadaşlardan biri abi korkuyosan motosikleti bize sat bişe olursa bizim olsun gibilerinden laflar söylüyor ama oralı olmuyorum, olacak halim de kalmamış zaten. bir şekilde, herhangi bir aksilik yaşamadan karşı tarafa siverek iskelesine ulaşıyoruz. feribota TAyı kafadan sokmak zorunda kaldığımdan geri geri iterek önünü dışarı vermek zorundayım. ancak feribotun kapağı tırtıklı olduğunundan, ağırlığına gücüm yetmiyor, motosikletli arkadaşlara sesleniyorum, tepki yok! oradan alakasız genç bir arkadaş yardıma yetişiyor ve arkadan çekerek önü dışarı doğru veriyoruz. çalıştırıp feribottan çıkıyorum. kenara çekip kıyafetlerimi tamamlıyorum siverek'e doğru yola çıkıyorum...

    *

    kesintisiz bir sürüşten sonra siverek'e ulaşıyorum. hava kapattı ve hafiften kararmaya başladı. siverek ile viranşehir ana yollar üzerinden ulaşım açısından biraz ters kalıyorlar. ya diyarbakır'a doğru devam edip bildiğim karacadağ yolundan yolu uzatarak viranşehire ulaşıcam (ki bu fazladan yaklaşık 150 km yol demek) ya da urfaya inip urfa üzerinden viranşehir'e ulaşıcam (bu da 150 km civarı ek yol demek). bu iki yolu da tercih etmeyerek bir riske giriyorum ve yol seçimini navigasyona bırakarak düz bir hat üzerinde siverekten viranşehir eyüp nebiye ulaşan köy yoluna giriyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    asfalttan sonra girdiğim ilk toprak yol...

    [​IMG]

    [​IMG]
    yol karacadağ tarafına doğru ilerliyor ve büyük kısmı delik deşik olsa bile asfalt. makul bir hızda ilerliyorum. asfalttan sonra fotoğraflarda da göreceğiniz çamurlu bir toprak yola giriyorum. bu yol yine fena değil bundan sonra dümdüz bir ovada zifiri karanlıkta bu toprak yolun yarısı kadar köy yollarında yaklaşık 40 km daha gitmek zorunda kalıyorum. yol boyunca 50-60 km hızlarda seyrettim. ne yazık ki artık durup fotoğraf çekecek şansım yok. yolda bir kaç yerde bir kaç tane kirpi ailesini ezme tehlikesi atlatıyorum! :D

    asıl yaşadığım tehlike ise hafif bir bayırdan tam inişe geçtiğim sırada karşıma çıkıyor. bir anda karşımda bir koyun sürüsü çıkıyor. büyük koyunlar yolun kenarlarına kaçışıyor hemen, yavru koyunlar ise beni farketmiyor, frenlere asılıyorum bas-çek yöntemi ile motosiklet savuruyor, kayıyor, etrafa taşlar fırlatıyor! yavrucuklar korkudan sağa sola kaçışmaya başlıyor manevrama kornayı da ekleyince, son anda sola manevra yaparak bir yavrunun yanından adeta sıyırarak geçiyorum ve duruyorum...

    dönüp bakıyorum ve çarpma yok, çok şükür. en son sıyırdığım hayvancağızla aramızda santimler kalmıştı. içim ürperiyor bir anda! ya o hayvancağızın canına kastetseydim. pisi pisine bir hayvanı öldürmenin getirdiği vicdan azabının yanında bir de sahibini bulamayıp en azından zararını karşılayacak bir şey veremeyecek olmanın ağırlığı da ekleniyor!

    bir şey olmamasına şükredip, biraz soluklanıp yola devam ediyorum. gidiyorum ama yol bitmiyor, gidiyorum, bir kaç ışıklı köy evlerinin yanından geçiyorum. aslında olmayan traktör yollarından geçiyorum. çukurlara düşüp çıkıyorum ve TA bana mısın demiyor. aklıma bin türlü düşünce geliyor. düşsem kalsam ne olacak diyorum! sonra kendi kendime, bir eve gider sığınırım diyorum çok çok. transasia ekibi geliyor bir ara aklıma (ne alakaysa artık!) helal olsun adamlara diyorum kendi kendime. ben daha kendi arka bahçemde bunları yaşarken, hissederken onlar dünyanın bir ucunda çok daha zorlu koşullarda binlerce km yaptı! helal olsun, diyorum içimden...

    sonunda eyüp nebi beldesine ve asfalt yola ulaşıyorum. artık tanıdık yollardayım. 20 km asfalttan sonra akşam 9 gibi toplam 966 km yol yapmış bir şekilde viranşehir'e ulaşıyorum. bir arkadaşıma uğrayıp bir yorgunluk çayı içip, yaşadıklarımı anlatıyorum. yorgunum, köy yolları biraz korkutmuş beni ama keyifliyim. çok keyifliyim. iki günde yaklaşık 100 km si tamamen (ilk defa denediğim) toprakta geçen 966 km yol yapmışım ve bu bana büyük bir keyif veriyor...

    sürç-i lisan ettiysek, affola...
     
  13. Hakan.Ulukavak

    Hakan.Ulukavak Moderator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    4 Ocak 2011
    Mesajlar:
    1.219
    Beğeniler:
    504
    Şehir:
    ankara/polatlı
    Motosiklet:
    Honda
    İyi gezmişsin hocam, güzel gezi olmuş. Fotolar için teşekkürler.
    Nemrut benim de görmek istediğim bi yer, bu sefer kısmet olmamış. Bidahaki sefere belki beraber çıkarız ;) Ama ben yanında olursam çıkarırım seni o tepeye mazeret kabul etmem haberin olsun. :D
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  14. BoraKarakas

    BoraKarakas Üye

    Kayıt:
    18 Ocak 2008
    Mesajlar:
    65
    Beğeniler:
    44
    Şehir:
    adana
    Motosiklet:
    Hyosung
    güzel gezi,paylaşım için teşekkürler.
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  15. Ekrem Kalafatoglu

    Ekrem Kalafatoglu Moderator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    18 Aralık 2010
    Mesajlar:
    1.708
    Beğeniler:
    561
    Şehir:
    BAŞKENT
    Motosiklet:
    Honda
    Maşşallah Ali abı gezmışsın kı ne gezmışsın
    Keyıflı, yorucu, korkutucu, heyecan verıcı ve çok fazla tecrube edındıgın bır gezı olmuş anladıgım kadarıyla
    Tek tek baktım resımlere yazılarıda okudum tek tek Bitirene kadar benım canm çıktı ki sen tek tek oralara gıtmıssın baya bır yoğun geçırmışsın maşallah Resımler ve yorumlamaların için teşekkurler Devamınıda beklerız artık :)
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  16. Özgür

    Özgür Site Müdavimi

    Kayıt:
    24 Şubat 2008
    Mesajlar:
    4.480
    Beğeniler:
    1.302
    Şehir:
    Trabzon
    Motosiklet:
    Yamaha
    Keşke endurom olsa da ben de dağ taş gezsem :D
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  17. huseyin.sait.61

    huseyin.sait.61 Site Bağımlısı

    Kayıt:
    22 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.155
    Beğeniler:
    425
    Motosiklet:
    Honda
    helal olsun diyorum okadar yolu dağı taşı yanlızbaşınıza artcıbile olmadan gitmeniz müthiş cesaret gerçi toprakyolda artcı size avantaj sağlamaz dezavantaz olur dengede ama başınıza birhalgelse yanlızsınız atalarımızderki yola enaz üç kişi çıkmalı bir halolduğu vakit 2.kisi 1.nin yanında bekler 3. kişde yardım çağırmaya gider yani bazan üçüncünün görevi iyi herzaman maydanoz olmuyormuş demek :)

    ama gerçekten tebrik ederim çok güzel bir gezioldugu resimlerdende yazılarınızdanda belli insan keşke demeden edemiyor

    paylaştığınız için çok teşekkürler
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  18. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    ne demek hakan hocam, sen gel buralara, icabında üç kere iner çıkarız nemruta! daha bitmedi nemrutla işim. önümüzdeki aylarda sezon açılınca tekrar gidip bu sefer zirve yapma niyetim var... :D

    ben teşekkür ederim, elimizden geldiğince gezip, paylaşmaya çalışıyoruz.

    rica ederim ve ben teşekkür ederim. devamı gelecek bir aksilik olmazsa. bu hafta sonu antakya niyetim var. ondan sonra zaruri sebeplerle (eğitim, görev vb.) bir aydan fazla ara vermek durumundayım. temmuz ortalarında tekrar niyetim var gezilere başlamaya...

    ya özgür sorma, yolda sen geldin aklıma! :D fazer istediğim zamanlar geldi aklıma. çok güzel bir motosiklet, keyfi, sürüşü ayrı ama bu coğrafya için çok yanlış bir seçim olurmuş hakikaten. kimi yerlerde asfalt olduğu halde yirmi otuz santimlik köstebek yuvalarından(!) geçmek zorunda kalıyorsun! :D

    sen gel buralara yol yap, biz de rahat edelim sen de rahat et! hem şu enduro takıntından da kurtulursun! :D

    rica ederim, çok teşekkür ederim. bu gezi raporunu hazırlarken pek de akıl karı bir iş yapmadığımı ben de farkettim! deli cesareti herhalde... :D
     
  19. Ethem Doğru

    Ethem Doğru Site Bağımlısı

    Kayıt:
    8 Eylül 2010
    Mesajlar:
    1.112
    Beğeniler:
    399
    Şehir:
    Kartal İstanbul
    Motosiklet:
    BMW
    Ali hocam, yine kahrettin beni. görmeyi çok istediğim yerler. darısı başımza artık. ufak aksilikler olmuş, onlar da nazar boncuğu olsun.;)
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  20. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    inşallah bir gün yolunuz düşer buralara. gezip görmek lazım. her gezide ufak tefek sıkıntılar oluyor, en kötüsü böyle olsun diyorum, dediğiniz gibi nazar boncuğu, TAnın maşallahı var, çok kahrımı çekiyor... :D