Mardin - Kapadokya . Tek başına 2100 km..

Konu, 'Türkiye Çapında Tur ve Geziler' kısmında Tamer Atay tarafından paylaşıldı.

  1. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Çok uzun bir süredir Kapadokya bölgesini gezmek istiyordum. Ama koşuşturmaca içinde bir türlü buna fırsat bulamamıştım. Üstelik bu bölgeyi motorla gezeceğim hiç aklıma gelmezdi.

    Yıllarca Mardin istanbul yolundan otomobil ile geçmeme rağmen bir kez olsun yoldan saparak Kapadokya'ya gitmek kısmet olmamıştı. Enduroist forum sayfalarında gezi yazılarını incelerken Kırklareli'den Murat arkadaşımın gezisini okurken Kapadokya'ya gitme fikri aklıma düştü. Önce bir hayal gibi geliyordu. Sonra ufaktan ufaktan rota belirlemeye ve gezilecek yerleri araştırmaya başladım.

    Bu arada Burak ile Seçil benim motorla Van çevresine bir gezi yapacakları için Burak benim motorun uzun yol bakımlarını da yaptırmıştı. Onların da teşvikleri ile bu gezi fikrine iyiden iyiye alışmaya başlamıştım.

    Bu gezi için Ramazan Bayramı kısa görünüyordu ama benimde önümde kullanılmamış 10 gün yıllık iznim duruyordu. Üç gününü bu geziye ayıracak olsam tam 9 gün oluyordu önümde. Zaman sorunuda kalmamıştı.

    Sonunda kararımı verdim ve Kapadokya'da otelleri inceleyip kendime bir otelde rezervasyon yaptırdıktan sonra geziden vazgeçme şansım kalmamıştı.

    1.GÜN Mardin - Kayseri

    Hazırlıklardan sonra 19/09/2009 sabah saat 08:00 da yola koyuldum.

    [​IMG]

    İlk etapta önümde 90 km lik bir Diyarbakır yolu vardı. Güzel bir havada ve sakin bir yolda motor kullanarak Diyarbakıra ulaştım.


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Diyarbakır'da en önemli yerlerden biri tarihi Diyarbakır surlarıdır.

    Kesin olarak ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmeyen Diyarbakır Surları M.S. 349 yılında Roma İmparatoru Konstantinus tarafından genişletilerek bazı kısımları onarılmıştır. Daha sonra şehre hakim olan diğer devletler tarafından da onarılan ve bazı eklerle takviye edilen surlar günümüze kadar gelebilmiştir.

    Surların üzerinde on iki medeniyete ait kitabeler bulunmaktadır. M.Ö. 3000 yılında şehre hakim olan Hurriler zamanında kurulduğu sanılan surların uzunluğu 5 km.'dir. Duvar yüksekliği 12 m.. Genişliği 3-5 m. arasında değişir. Çin Seddinden sonra dünyanın en uzun, en geniş ve sağlam surlarından biri olduğu kabul edilir

    [​IMG]

    Sabah erlken olduğu için boş olan Diyarbakır sokaklarından geçtim.

    [​IMG]


    Diyarbakır iyi planlanmış geniş yolları ve alt yapısı ile modern ve güzel bir şehir.

    [​IMG]

    Mardinde sosyal anlamda yoksunluk çektiğimiz için sık sık Diyarbakır'a gelir hem alışveriş yapar hemde sinemaya gideriz oğlanlarla. Diyarbakır'ı çok gezdiğim için iyi biliyorum. Bu yüzden Diyarbakır'da fazla oyalanmadan yola koyulup Ergani yoluna girdim. Yol boştu, keyifli gidiyordum.
    Yola devam ederken gps in kendiliğinden kapandığını gördüm.Gps in aküden gelen elektirik aksamında problem olmuştu. Artık yola gps olmadan devam edecektim. Sonra bir ara Ergani yakınlarında fotoğraf ekmek için durmuştum.

    Yanıma bir eski şahin araba yaklaştı. Ben bir şeyler sormak için durduklarını düşünmüştüm. Sonra dikkatli bakınca arabanın önünde radarı gördüm. Gelen polis bende sizin peşinizden geliyordum dedi.

    Biraz kıvranma sonrasında sonuç alamayacağımı anlayınca plakaya kesin ben geri dönmeyeyim dedim. Poliste zaten plakayı okuyabilseydim arkanızdan gelmeyecektim deyince ,kendi kendime enselendiğimi anladım.

    Benim plaka 34 FB ama plaka vidası öyle bir yerdeydi ki FB PB gibi okunuyormuş. Polis emin olmak için peşimden gelmiş. Cezayı yedim ve yola devam. etmeden önce fotoğraf çektim .

    [​IMG]
    Ürdün gezisinin başlangıcında da ceza yemiştim sanırım alışkanlık oluyor bu dikkat etmem lazım.
     
  2. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Erganiyi geçtikten bir süre sonra Elazığın Maden ilçesine geldim. Ergani ve Maden ilçeleri bakır madeni açısından en zengin yerler olduğu için geçtiğim her yerde toprak kahverengi kızıla çalan bakır rengindeydi.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Maden bir vadinin iki yamacına kurulmuş ufak ve şirin bir ilçe.

    Maden'den sonra derin bir vadi tabanından devam ederek virajlı ve keyifli
    bir yoldan Hazar gölüne ulaştım.

    [​IMG]

    Biraz ansiklopedik bilgi :Güneydoğu Anadolu'da Elazığ ilinin güneyinde yer alan göl. Güneydoğu Torosların batı kısmında ve dağ sıraları arasında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan bir çöküntü gölüdür. Alanı 85 km2, deniz seviyesinden yüksekliği ise 1235 m kadardır. Gölün en uzun noktası 20 km, en geniş yeri 6 km, en dar yeri de 3 km civârında, derinliği ise 150 metredir. (http://www.bibilgi.com/HAZAR-GÖLÜ#)


    [​IMG]

    [​IMG]

    Göl çevresinde pek çok yazlık sahil siteleri mevcutu. Diyarbakır ve Elazığ ilinden pek çok kişi yaz aylarında burayı tercih ediyorlardı. Ama bu gün Ramazan ayının son günü olduğu için yol çok sakindi.

    Bu yoldan geçtiğim zaman daha önce konakladığım Turpol tesislerinde yine durdum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ama Ramazan'dan dolayı kimse yoktu ve müşteri ağırlamak için hiç çabaları yoktu. Ama yine de biraz dinlenmek için en güzel yer burasıydı. 30 dakikalık dinlenme süresinden sonra yola çıktım.

    Önce Elazığ üzerinden Malatya'ya geçmeyi düşünüyordum sonra Sivrice üzerinden daha kestirme bir yoldan gitmeyi uygun buldum ve bu yola girdim.

    Yolun hemen başında Kurtalan Expres ile birlikte gidiyorduk. O Diyarbakır tarafına ben Malatya'ya.

    [​IMG]

    Burak motorumu Kurtalan Expresi ile 36 saat süren bir yolculukla Diyarbakır'a getirmişti. Hemde soğuk bir kış gününde. Motorumu zahmetli bir yolculuktan sonra bana kavuşturduğu için Burak'a tekrar teşekkür ediyorum.

    Güzel manzaralar eşliğinde trafik polisi riskini almadan bu yoldan ilerleyip bir süre sonra Elazığ - Malatya yoluna çıktım. .

    [​IMG]
    Kömürhan köprüsü

    Fırat üzerindeki Karakaya barajının baraj gölü su toplama yaşlayınca gerçek Kömürhan köprüsü sular altında kalınca ulaşımı sağlamak için yeni köprü yapılmış. Stratejik önemi olan bu köprü üzerinde durmak yasak. Malatya ve Elazığ sınırında olan bu köprüyü Malatya'lılar ile Elazığ'lılar paylaşamıyormuş. Her iki ilde köprünün kendilerine ait olduğunu savunuyormuş. Komik ama gerçek..
    Bir gelin alayının geçişinde eski köprünün çökmesiyle meydana gelen kaza ile ilgili Fırat Türküsü'nde köprünün adı geçer; Şu Fırat'ın suyu akar serindir Yarimi götürdü anam kanlı zalimdir ... ''Kömürhan köprüsü'' Harput'a bakar Körolası zalim Fırat ocaklar yıkar ..

    [​IMG]
    Karakaya baraj gölü çevresinde şirin bir köy.

    Baraj gölü üzerindeki Kömürhan köprüsü ve Kale ilçesini geçtikten sonra Malatya'ya ulaştım

    Amacım birlikte ihtisas yaptığım bir arkadaşıma sürpriz yapmaktı . Tabi eski günleri anmak adına geceyi Malatya'da geçirecektim. Kısmet değilmiş arkadaşı arayınca bayram tatili için Mersin'e gittiğini öğrendim. Malatya cıvıl cıvıldı. Herkes bayram alışverişi yapıyordu.

    Yemek yiyecek bir yer arayıp bulup ( Çok zor oldu ) bir şeyler atıştırdıktan sonra burada kalmamı gerektirecek bir sebepte olmadığı için yola devam kararı aldım. Vakit daha erkendi. Gidebildiğim kadar gidecek yorulursam uygun bir ilçede kalacaktım.
     
  3. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    [​IMG]
    Yolum daha çok uzun.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yolda mola verdiğimde adının sonradan sarı alıç olduğunu öğrendiğim bitkinin meyvelerinden yedim. Çok lezzetliydi

    [​IMG]

    Kask bazen farklı amaçlar içinde kullanılır

    [​IMG]
    Gördüğünüz her yeşillik kayısı ağacı

    Darendeye girmeden önce iki ilginç camii gördüm. Bir tanesi orta halli bir kasaba için devasa büyüklükte bir camiydi. Kasabalıların bu camiyi yaparken ne düşündüğünü çok merak ediyorum. Kayısıdan çok para kazanmış olmalılar..

    [​IMG]

    Kasaba ve Cami oranına bakarmısınız..


    Bir sonraki kasabada ise göğe beş köşeli yıldız gibi yükselen minaresi olan
    modern tasarımlı bir cami gördüm. Sanki bir önceki köyün camisine nazire yapar gibiydi.

    [​IMG]
    Göğe yükselen beş köşeli yıldız şeklinde minare.

    Yola devam edip kayısı ağaçları arasında geniş bir vadinin ortasında Darende'yi geçtim. Kısa süre sonra Sivas'ın Gürün ilçesine vardım. Bir vadinin ortasına sıkışmış ufak bir anadolu kasabasıydı.

    [​IMG]

    [​IMG]
    Gürün'de tepelerde mağaralar..

    Sola doğru Kayseri yönüne saptım. Bundan sonra yol çift şeritli ve son derece iyi bir asfalta sahipti. Gürün'den Kayseri Pınarbaşı ilçesine kadar yaklaşık 100 km lik bir yol vardı. Son derece kaliteli olan bu yolda bir tane bile dinlenme tesisi bulamadım.

    Hava gittikçe soğumaya başlamıştı. Ben Mardin'den son derece sıcak bir havada kısa kollu bir t-shirt ile çıkmıştım yola. Üşümeye başlamıştım üstüme kalın bir şeyler giymek için hep bir dinlenme tesisi aradım. Ama maalesef yoktu.

    Bir süre sonra bulutlar yoğunlaşıp yağmur damlaları ara ara kaska pıt pıt vurmaya başlayınca mecburen durdum. Yan çantaları açıp kalın polar bir kazak giydim, balaklava taktım. Depo üstü çantanın yağmur kılıfını geçirdim. Bu arada önümde çok güzel bir manzara vardı. Fotoğrafladım.

    [​IMG]


    [​IMG]


    Pınarbaşı ilçesine yaklaştıkça yağmur damlaları kaskıma daha hızlı vurmaya başlamıştı. Ama bir süre gidince kesiliyor sonra tekrar başlıyordu yağmur. Çok ciddi bir şekilde ıslanacağımı düşünüp göreceğim ilk benzincide durup yağmurun geçmesini beklemeyi düşündüm. Ama benzinci gelmiyordu bir türlü bu arada kaska vuran damlalar zaman zaman kesiliyor, zaman zamanda daha şiddetli ve sık sık vuruyordu. Artık ne olacaksa olacak deyip yola devam ettim.
    Eğer çok yağmur yağarsa ve ıslanacağımı anlarsam Pınarbaşın'da kalırım diye düşünüyordum ama bir türlü o beklediğim şiddetli yağmur gelmiyordu. Çokta lazım değildi zaten. Güzel manzaralar oluşmaya başlamıştı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Güneş batımı ve Erciyes'in silüeti

    [​IMG]

    Pınarbaşı ilçesini geçtim hava iyice yumuşamaya başlamıştı. Yağmurda kesilince devam etmeye karar verdim ve Kayseriye ulaştım.

    [​IMG]

    Çarşı Kayseri'ye de karşı. O gün Kayseri Beşiktaş'ı yenmişti. Bu yazıyı yazanlara malum mu oldu ne ?
     
  4. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Kayseri'ye varınca çok şaşırdım. Ben yolda iken Kayseri'ye çok ciddi yağmur yağdığını düşünüyordum. Ama tek damla bile düşmemiş Kayseri'ye. Hava çok güzeldi. İnsanlar neredeyse kısa kollu kıyafetlerle gezeceklerdi.

    GPS arızalı olduğu için öğretmenevini sorarak buldum. Ben genelde öğretmenevlerinde kalmayı tercih ediyorum. Bunun iki nedeni var.Birincisi artık öğretmen evlerinin kalitesi çok yükseldi ve fiyatları çok uygun. Pek çoğunda odalarda wireless internet bile mevcut. Kayseri öğretmenevinde de mevcuttu.

    İkinci sebep ise ; kalitenin artması için öğretmenevlerinin doluluk oranının artması gerekiyor. Bu yüzden öğretmenevleri kamu personellerini ve hatta tüm vatandaşları ( tabii uygun gördükleri, düzeni bozmayacağına inandıklarını ) kabul ediyorlar.

    Öğretmenevinde odama yerleştikten sonra yol yorgunluğunu atmak için duş aldım. Hazırlanıp Kayseri'yi gece görmek için dışarıya çıktım.


    Acıkmıştım. Meydan da hafif bir şeyler atıştırıp dolaşmaya başladım.

    [​IMG]
    Zeynel Abidin Türbesi

    [​IMG]

    Hunat Hatun Külliyesi; 1. Alaeddin Keykubat'ın eşi Hunad Mahperi Hatun tarafından 1238 yılında yaptırılmış külliye medrese, cami ve hamamdan oluşmaktadır.Son derece güzel korunmuş muhteşem bir Selçuklu eseri..

    [​IMG]
    Medrese girişi ve bahçesi

    [​IMG]

    [​IMG]
    Hunat Hatun Camii

    [​IMG]
    Ve hamam, Yarın bayram, bayanlar bölümü vızır vızır işliyor..

    [​IMG]
    Kayseri kalesi

    [​IMG]
    Kalenin içi alışveriş mekanına çevrilmiş. Arife olduğu için gece açıktı ve Mahmutpaşayı aratmayan görüntüler vardı.
    [​IMG]

    Kalenin bu hali beni çok şaşırttı. Türizm bakanlığının tarihi bir eserin böyle kullanılmasına nasıl göz yumduğunu anlayamadım. Bunun başka bir örneği dünyada yoktur sanırım.




    [​IMG]
    Kapalı Çarşı

    [​IMG]


    [​IMG]
    Saat Kulesi




    [​IMG]
    Pastırmacılar çarşısı

    [​IMG]

    Pastırmacıların yoğun olduğu bölgede gezerken vitrinde kuş gömü diye bir yazı gördüm. Merak ederek içeri girip sordum. Pastırmanın en kaliteli bölümüymüş. Bonfile olarak adlandırdığımız etten yapılıyormuş ve bu yüzden en pahalısıymış.
    Kilosu 45 tl. Burada marketlerde kilosu 60- 70 tl arasında üstelik kuş gömü denen türden değil. Dükkan sahibinin sohbeti çok hoş. Mardin'den geldiğimi öğrenince Diyarbakırda askerlik yapmanın yakınlığı ile bir yandan benim pastırmaları dilimlerken bir yandan pastırma ikram ediyordu. İkramların arkası kesilmedi neredeyse satın aldığım kadar pastırma ikram etti bana. Vakum yapıp yurt dışına bile anlaşmalı kargo ile gönderiyorlarmış. Dileyen arkadaşlara özelden mesaj atarlarsa iletişim bilgilerini verebilirim.

    Her yer cıvıl cıvıldı. İnsanlar bayram alışverişi yapıyorlardı. Geniş caddeleri, modern toplu taşıma sistemleri, tarihi yapıları ve yeşilliği ile Kayseri'yi çok beğendim. Devam edecek
     
  5. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    2. GÜN Kayseri - Göreme

    Bayram sabahı erkenden kalktım duş alıp sakal traşı oldum. Kahvaltı için restauranta çıktım. Öğretmenevinde konaklayan emekli öğretmenlerimizle bayramlaştık.
    Bu bayramı ilk kez tek başıma geçirecektim. Kahvaltıdan sonra aile büyüklerini ve sevdiğim insanları aradım. Odama çıkıp çantaları toplayıp motor başı yaptım. Zincir yağlama ve lastik kontrollerini yaptıktan sonra Erciyes'e doğru yola koyuldum.

    [​IMG]
    Önde Selçuklu mimarisi örneği kümbet arkada Erciyes dağı

    Amacım kayak tesislerinin bulunduğu bölgeye kadar çıkmaktı .Uludağ'da olduğu gibi yoğun bir bitki örtüsü ve ağaçlar eşliğinde bir yol bekliyordum ama yanılmışım.Yol çevresinde ağaç yoktu. Yukarılara çıktıkça hava soğumaya başladı. kayak tesislerinin olduğu bölgeye ulaştığımda ortama sessizlik hakimdi.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kış aylarındaki cıvıl cıvıl halini hayal ederek buralara kışın karlı havalarda gelme isteğiyle birkaç fotoğraf çektim. Üşümeye başlayıncada motora atlayıp Kayseri'ye dönüşe geçtim.


    Kayseri'ye varınca hemen çevre yoluna çıkarak Avanos'a gitmek üzere gaza bastım. Yağmur yine hafif hafif yağmaya başlamıştı ki Avanos'a girdim ve Kızılırmak üzerindeki taş köprü yakınında durdum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Motorumu park yerine park edip kısa bir Avanos turu attıktan sonra acıktığımı hissettim. Şu meşhur testi kebabının tadına bakma zamanı gelmişti artık.Yağmur hızlanınca motoru bir restaurantın önündeki yağmur almayan bir bir yere park ederek restauranta girdim.

    [​IMG]

    Testi kebabı çift kişilik hazırlanıyormuş bu yüzden testinin masada kırılma seromonisinden mahrum kalsamda lezzeti çok güzeldi. İçeride testiyi kırıp yarıya bölüp fırınlayıp getirmişlerdi . Tek gezmenin kötü taraflarından biride buymuş. Ama çok lezzetli bir yemek yediğim için bunu kafama takmadım. Neden tek kişilik hazırlamazlar ki diye düşünmeden de edemedim. Restaurantın mutfağına inip testimizi kırılmadan fotoğrafladım

    [​IMG]


    Karnım doymuştu. Artık çanak çömlek diyarı Avanosun çömlek atölyelerini daha rahat gezebilirdim .Pek çok atölyeye girip çıktım. Çömlek yapılışını izledim. Hititlerin sembolu olan hitit güneşi olarak adlandırılan hediyelikten bir tane seçtim. Ama fiyatı bana önce pahalı geldi başka yerde daha ucuz bulurum diye almadım. Daha sonra baktığım yerlerde çoook daha pahalı olduğunu görünce çok şaşırdım.Almadığıma pişman oldum..
     
  6. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Geziden sonra Göreme'ye doğru yola çıkıp 10 km sonra Göreme'ye ulaştım. Otele giriş yapıp üzerimi değiştirdim. Yan çantalardan kurtulup paşabağ ve Zelve vadisini gezmek üzere yola koyuldum.

    [​IMG]

    Hemen girişte sağda Paşabağ denilen bölgeye geldim. Fotoğraflarda gördüğümüz peribacaları muhteşem görünüşleri ile karşımda duruyordu.

    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Burasını gezdikten sonra ilerilerdeki zelve vadisine doğru yol aldım. Girişte 20 tl ye müze kart aldım .Almamış olsaydım tüm gezi boyunca 48 tl ödeyecektim. üstelik bir yıl böyunca dilediğim müzeyi ücret ödemeden gezebileceğim.

    Vadiye girince sol taraftaki yolu takip ederek gezime başladım. Yaşam alanları ve kiliseler arasında insanların buradaki yaşamlarını hissetmeye çalıştım. Birde günümüzü düşündüm. İnsanoğlunun geçirdiği aşamaları, teknolojik gelişmeleri ve uzay çağını düşündüm. Birde bizim neslimizin göremeyeceği mesela 200 yıl sonrasını düşünmeye çalıştım ama olmadı. Hayal gücüm yetmedi buna.
     
  7. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Vaftici kilise
    [​IMG]

    [​IMG]


    Zelveden çıktıktan sonra önce Çavuşin Kilisesini gezdim.

    [​IMG]


    [​IMG]

    Sonra doğruca Göreme'ye kalacağım otele gittim. Bu gün için motorumun yaptığı son kilometrelerdi bunlar.
     
  8. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Akşam üzeri otele gelip duş yapıp üzerimdeki kıyafetleri değiştirdikten sonra yemek yemek için dışarıya çıktım.

    [​IMG]

    Yine testi kebabı yapan bir yeri seçtim ama bu sefer tek kişilik kebap hazırlanmıştı ve hazır olduğunda testinin kırılma seramonisi masamda yapıldı.

    [​IMG]
    Testi kebabı benim için hazırlanıyor
    [​IMG]
    Dumanı tütüyor.
    [​IMG]

    Ama maalesef öğlen yediğim kadar lezzetli değildi. Yemekten sonra bir kafede yere serilerek Fenerbahçe'min maçını dev ekranda izledim. Galibiyet güzeldi ama futbol için bir şey söyleyemeyeceğim. Tatmin etmedi. Maçtan sonra oteldeki wireless interneti kullanarak çektiğim fotoğrafları bazı sitelere yükledim.



    3.GÜN Göreme-Uçhisar-Nevşehir -Ürgüp


    Bugün yolum çok uzun değil. Birbirine çok yakın yerleşim alanlarında tarihi yerler ve doğal güzellikleri göreceğim.

    [​IMG]
    Cave odam.

    [​IMG]
    Otelin bahçesi

    [​IMG]
    Cave restaurant

    Kaldığım otel şirin bir aile oteliydi ve sahipleri misafirleri ile yakından ilgileniyorlardı

    Sabah kalkıp kahvaltımı yaptıktan sonra ilk görülecek yer olan Göreme açık hava müzesine doğru yola çıkıyorum. Biraz dalgınlıkla müze girişini geçmiş ve Ürgüp- Nevşehir yoluna kadar gelmişim. Yolda sağ tarafta toprak bir yola girmiş ve kilise olarak kullanılmış, taştan oyulmuş bir yapıyı görmüştüm sadece. Açık hava müzesi bundan ibaret olamaz deyip geri döndüm. Müze girişine geldiğimde bu kadar bariz bir girişi nasıl göremedim diye kendi kendime kızarken motoru otoparka bıraktım.

    Müzeyi gezmeye başladım. Burası 11. yy da Hıristiyanlığın yayılmasında önemli bir merkez olmuş. Bu yüzden manastırlar, kiliseler ve şapeller bol miktarda var. Kendini tanrıya ve isaya adayan din adamları için son derece önemli bir manevi mekan , bir inzivaya çekiliş yeri olmuş burası.

    [​IMG]
    Rahibeler manastırı..

    [​IMG]
    Müze girirşi

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    her yerde kiliseler var..
    [​IMG]

    [​IMG]
    Çarıklı kilise. En iyi korunanlardan biri.
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Müze bahçesinde yaban mersini. Çok lezzetliydi.
    [​IMG]
    Elmalı kilise..

    Müzeyi gezmeyi tamamladıktan sonra tekrar Ürgüp Nevşehir yoluna doğru çıkıp sağa Nevşehir'e doğru döndüm. Kısa bir süre sonra sağa sapıp Uçhisar ve Uçhisar kalesine doğru yöneldim. Bu ara fotoğraf çekmek için yolda durduk. Hemen yanımda üzüm bağı vardı. Göz hakkıdır deyip ufak bir salkım kopardım. Üzümler çok lezzetliydi.

    [​IMG]

    Eğer sahibi bu yazıyı okuyorsa hakkını helal etsin diyerek yazıya devam edelim.

    Uçhisar yakınında bir gözlem bölgesinde durup Uçhisar kalesi ve Güvercinlik vadisinin muhteşem görünüişünü izledim. Sonra Uçhisara varıp bri restaurantın önü açık terasında oturup dinlendim.Bu arada lezzetli sigara böreklerininde tadına baktım..

    [​IMG]
    Kendimi bir an Mardin'de sandım.
    [​IMG]
     
  9. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Hemen restaurantın içinden geçilen bir yolla kale önüne çıktım. Kısa bir süre sonrada kalenin tepesindeydim. Burası Kapadokya bölgesine hakim bir yerde, her yöne müthiş bir görüş alanına sahipti. Fotağraf çektim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Kaleden inip yola çıkmaya hazırlanırken kros motorlarıyla Tarsus'tan gelen motorcu dostlarla karşılaştım. Kısa bir sohbetten sonra Nevşehire gitmek üzere yola koyuldum.

    [​IMG]

    Nevşehir'e varmam on dakika sürmedi. Nevşehire girerken hafiften yağmur yağmaya başladı. Tepede Nevşehir kalesini gördüm Buraya çıkıp şehri yukarıdan görmek istedim. Ama yağmur şiddetini arttırınca motoru park edip brandayı geçirdim. Bende bir şeyler yemek için yakındaki dönerciye girdim. Yemek bittiğinde yağmurda dinmişti. Güneş pırıl pırıl parlıyor ve yakıcı yüzünü gösteriyordu. Kalenin yolunu insanlara sora sora buldum. Çok bozuk bir yoldan kaleye ulaştım.Bir kaç fotoğraf çekip Ürgüp'e gitmek üzere Nevşehir'den ayrıldım.

    [​IMG]
    Nevşehir kalesi
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Ürgüp yakınlarındaki izleme noktasında durup çevre güzellikleri seyrettim. Sonrasında Ürgüp meydanında motorumu park edip şehri dolaştım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]

    Şehrin çıkışında turist otobüslerini görünce birşeyler kaçırmayayım diye durup çevreyi gezerken Asmalı Konak isimli dizinin çekildiği mekanın önünde coşkulu bir kalabalık gördüm. İranlı bir turist kafilesi dizinin çekildiği yeri görmek istemiş ve firma onları buraya getirmiş. Giriş 2 tl. Konak sahipleri dizi bitmesine rağmen hala dizinin sağladığı popülerlikten faydalanıp para kazanmaya devam ediyorlardı. Bahçede şöyle bir dolaşıp binanın güzelliği karşıısnda hayran kalarak yönümü Turasan Şarapçılığın halka açık satış mağazasına çevirdim.

    [​IMG]

    Almak istediğiniz ürünü tadarak deniyor beğenirseniz alıyorsunuz. Çeşitli ürünleri denedim. Aldığım iki adet şarabın parasını öderken hafif çakırkeyif bir haldeydim.Biraz bekleyip yola çıktım Zelve vadisi üzerinden tekrar Avanos'a gittim. amacım daha önce almadığım Hitit güneşi hediyeliği almaktı . Ama bu seferde çömlek atölyesini bulamadım. O kadar çok çömlekçi vardı ki şaşırmamak elde değil. Diğerlerindeki örneklerini ve fiyatını beğenmediğim için yine alamadım. Sadece çömlek yapımını izledim.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Bu arada garip bir müzeyi de gezmeyi ihmal etmedim. Saç müzesi !!! 35 yıl boyunca burayı ziyaret edenlerden bir tutam saç keserek isimleri ve adresleri bir kağıda yazılarak üzerine saçlar yapıştırılmış ve sergilenmeye başlanmış. Pek çok ünlünün saçları varmış burada..

    [​IMG]
     
  10. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Bir marketten su, içecek ve kek alarak Göreme'ye gitmek için yola çıktım. Hava daha kararmamıştı Göreme içinde dolaşıp fotoğraf çektim.

    [​IMG]

    [​IMG]
    Roma mezarlığı

    [​IMG]
    Cave oteller bölgesinde bir otel

    [​IMG]
    Bu da benim otelim.

    Odamın önündeki masaya notebooku açıp wireless bağlantı ile fotoğrafları yükledim. Günlük haberlere baktım. bazı dostlarla sohbet ettim.


    [​IMG]

    Sonra yattım..

    4.GÜN Göreme-Kaymaklı-Derinkuyu-Ihlara-Göreme

    Bugün yolum uzun. Bu yüzden erken kalkıp sıkı bir kahvaltıdan sonra yola koyuldum. Yol üzerinde balonların havalanmasına şahit oldum.

    [​IMG]

    Bir süre sonra Kaymaklı yeraltı şehrine ulaştım. kapdaki uyarı yazılarını dikkatlice okuduktan sonra yavaş yavaş yeraltı şehrinin alt katlarına inmeye başladım. Buraıs yerin altında 11 kattan oluşuyormuş ama şu an 6 katı gezilebiliyormuş.

    Bayram olması dolayısıyla yerli turistlerin de ilgi odağıydı. Çok kalabalık olmasına rağmen yeraltı şehrinde solunum sıkıntısı yaşanmıyordu. hava sirkülasyonu mükemmel şekide tasarlanmıştı. Yerin altına indikçe yanlara doğru açılan yeni koridorlar, geçiş tünelleri , insanların yaşam alanları, mutfaklar, şaraphaneler , ardı ardına gelmeye başladı.

    [​IMG]


    [​IMG]

    Tüneller karınca yuvası gibi birbirine bağlanıyordu. Yol takip levhaları olmasa kaybolmamak mümkün değildi. Bu arada yeraltı şehrinin girişlerinde dışarıdan gelecek tehlikelerden korunmak için yuvarlak taşlardan kapılar yapılmıştı. Tehlike anında insanlar buralara sığınıp bu taşları yuvarlayarak tünel ağızlarını kapatıyorlarmış. böylece dışarıdan içeriye girmek mümkün olmuyormuş. Tehlike geçince ters yöne itip geçitleri açıyorlarmış.

    [​IMG]
    Biz burayı ampullerle aydınlatılmış şekilde gezdik. Birde insanların aydınlanmak için yağ kandillerini kullanarak yaşamaya çalıştığını düşününce o devirde yaşamanın çok zahmetli olduğunu düşünmeye başladım. Çıkış oklarını takip ederek dışarıya çıkınca insanda bir rahatlama hissi oluşuyor.

    Tekrar motor başı yapıp kısa bir olculuktan sonra Derinkuyu ilçesine vardım.
    Burada da gezeceğim bir yeraltı şehri vardı. Girişi geçince bu yeraltı şehrinin diğerinden farklı olduğunu gördüm. Burada aşağılara inmek için çok fazla yol yoktu. tek bir tünel mevcuttu. Giriş ve çıkış için bu tünel kullanılıyordu. yanlara açılan tüneller yoktu.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bir turist grubu aşağıya inerken aşağıdakiler bekliyordu. Son kişi aşağıya indikten sonra bu sefer aşağıdakiler çıkmaya başlıyordu. Ara sıra kargaşa yaşanıyor ve sıkışıklık oluyordu. Tünelden iki kişinin farklı yönlere geçmesi imkansızdı. Ben tünelden geçerken her iki omuzumunda duvarlara sürtecek kadar dar olduğunu hissettim. Tünelin yüksekliği ancak 150- 160 boyundaki insanların geçişi için yapılmış gibiydi. Bu yüzden eğilerek yürümek gerekiyordu.
    Bu arada an alt noktadan çıkış noktasına kadar yaklaşık 150- 160 basamakla çıkıldığını da yazmalıyım. Ama bu yeraltı şehrinde de hava sirkülasyonu mükemmeldi.O dar tünellere rağmen solunum problemi yaşanmıyordu.

    [​IMG]
    Havalandırma bacası

    En derin noktasında bir sağlık sorunu yaşanacak olsa hastanın nasıl çıkarılacağı sorusu aklıma geldi. Yukarı çıkarken tünelde hafif bir sıkışıklık olunca bir süre konvoy duraksayınca kısa süreli bir paniğe kapılmadım desem yalan olur. Zira bende kapalı yerde kalma korkusu var. Dışarı çıkınca rahatladım.

    Orada bulunan bir kilisenin fotoğraflarını çektikten sonra oarada bulunan bir kafe de gözleme yedim, çay içtim.

    [​IMG]

    Kalkıp motorun başına geldiğimde iki tane şirin kız çocuğunun motorla ilgilendiğini gördüm. Ciddi ciddi her yerini merak edip bakıyorlardı. Bir tanesi büyüyünce motor almak istediğini ve dünyayı gezmek istediğini söylüyordu. Hadi bakalım dedim.

    Kendilerini gezdirmemi istiyorlardı. Olmaz babanız kızar dedim. Öyleyse üzerine binelim dediler. Tamam dedim binince mutlu oldular . Bende fotoğraflarını çektim.

    [​IMG]
     
  11. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Fıstıkları Derinkuyu'da bıraktıktan sonra Ihlara vadisine gitmek için yola çıktım. Kısa bir süre sonra solda Narlı jeotermal alanı yazan tabelanın gösterdiği yola saparak iki km kadar gidince krater gölüne ulaştım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Krater gölünün çevresindeki yolu takip ederek gölün hemen yakınına kadar gittim. Krater içerisinde iklim birden bire değişivermiş ve ılıman bir hal almıştı.Oysa yolculuk sırasında bazen sert bir havayla karşılaşıyordum. Çok güzel bir göldü burası. Suyunu kontrol ettim suyu sıcaktı.Çevrede peribacaları da mevcuttu.

    Biraz dinlendikten sonra kraterden çıkarken turist otobüslerinin akın akın buraya geldiğini gördüm.

    Yolun devamında Ihlara isimli yerleşim yerini geçtikten sonra Ihlara vadisinin girişine ulaştım. Burası çok kalabalıktı. Turist otobüsleri, kendi arabalarıyla gelenler. otostopçular ve tabi ki benim gibi motorlarıyla gelenler vardı.

    [​IMG]

    Merdivenleri inip vadinin tabanına vardım. Melendiz çayı kimi yerde sakin sakin kimi yerde telaşlı ve aceleci akıyordu. Yemyeşil vadi insana inanılmaz bir huzur veriyordu.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Burada da bir çok kilise varmış. Ama ben gezi boyunca o kadar çok kilise görünce buradakilere ilgi duymadım. Vadi altı km uzanıyormuş . Ben yaklaşık 1.5 km kadar yürüdükten sonra oradaki bir mekanda dinlenip çay içtim. Sonra geri yürümeye başladım. Geri dönüşün en zor tarafı merdivenleri çıkmak oldu.

    Bir süre dinlendim ve sonra yola koyuldum. Hiç bir yerde durmadan doğruca otele döndüm. Çektiğim fotoğrafları notebooka aktardım. Bu gece Kapadokya'daki son gece. Erkenden yattım..

    5.GÜN Göreme- Yahyalı Kapuzbaşı- Kozan- Osmaniye

    Sabah erken kalkıp kahvaltıdan sonra hazırlandım. Otel sahipleriyle vedalaşıp yola çıktım. Avanos üzerinden Kayseriye doğru gidip Sağa Niğde yoluna döndüm.

    Yeşilhisar ilçesini geçtikten sonra sola saparak Yahyalı yönüne ilerledim. Yol boyunca her yer ama gözünüzün gördüğü her yer elma bahçeleriyle doluydu. Durdum ve göz hakkı kalkanına sığınıp tadına baktım .

    [​IMG]

    Yahyalı'da görmek istediğim ilk yer Sultan Sazlığıydı. Yolda hep tabelasoını aradım ama bulamayınca Yahyalı'nın merkezine kadar gitmek zorunda kaldım. Bir benzinciye sorunca Sultan sazlığının girişini 20 km geçtiğimi söylediler.

    Bir kamyonet oraya gidiyormuş takip edersem kolayca bulacağımı söylediler. Takip ederken göreceğim kuşların hayalini kuruyordum. İnternetten yaptığım ön çalışlma sonrası gezi planıma özellikle burayı da almak istemiştim. Gezideki favori yerim burası olacaktı.

    Ovaçiftliği köyünün içinden geçiyormuş yolu. Geçerken kaçırdığım tabelayı gördüm. tabelanın dibindeyken bile okumak çok zordu rengi bile solmuştu tabelanın.

    Köyü geçince Bird Paradise yazılı tabelalar ve milli park araştırma ve koruma tesisleri bakımsızlıktan harab olmak üzereydi. Orayı geçip sazlığa doğru ilerledim.

    Bir hayli içerilere gitmeme rağmen suya ulaşamadım. Tam bir hayal kırıklığı yaşıyordum zira ben pelikanlar, filamingolar, telli turnalar görmeyi umut ediyordum. Sazlıklarda otlayan büyükbaş hayvanlardan ve üzerime gelmeye çalışan çoban köpeklerinden başka bir şey göremedim. Yukarıda saydığım kuşları bırakın, tek bir kuş dahi göremedim. Abartmıyorum . Tek bir kuş dahi yoktu. Çok üzüldüm içim yandı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yanan sadece içim değildi, kurumuş gölün sazlarıda yanmıştı. Acaba internette gördüğüm fotoğraflar başka bir yerde mi çekilmişti diye düşünürken bir köylüye rastladım. Gençlik yıllarını anlattı köylü.. Köyün yakınına kadar gelirmiş gölün suları. Binlerce kuşun sesi gelirmiş köye kadar. Havalandıkların da güneşi kapatırmış kuşların bedenleri. Rengarenk cıvıl cıvıl bir yaşam varmış bu sazlıkta.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Sonra köylüler buraya akan derelerin sularını çevirmişler. Üzerine bentler kurmuşlar. Sular azalmaya başlamış. Bu sefer tarla elde etmek için sazları yakmışlar. kimse dur dememiş bunlara.

    Yıllar sonra burasının ne kadar önemli bir ekosistem olduğunu anlamışlar ve burayı milli park ilan edip karumaya almışlar. Şimdi dere üzerindeki bentler yıkılmaya başlamış. Yavaş yavaş su gelmeye başlamış sazlığa. Bunu duymak umutlandırdı beni. Umarım bu mücadelede başarılı olunurda kuşlar geri döner.

    Zamanım daraldığı için adamın tarif ettiği, ilerideki girişten girip suyun olduğu bölgeye gitmekten vazgeçtim. Zaten birkaç evcil ördekten fazlasını bulamazsın demişti köylü.

    Tekrar Yahyalı'ya ulaşıp durmadan Kapuzbaşı şelalerinin olduğu Aladağlar milli parkına doğru yola çıktım. Yaklaşık 80 km sürdü yolum. Çok keyifli bir yolculuktan sonra milli park girişine ulaştım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  12. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Gördüğüm manzara karşısında donup kaldım.Dağ bloğunun içinden sular coşkuyla fışkırıyordu .Sular bir yerden değil tam 7-8 farklı bölgeden akıyordu

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Cennete geldiğimi düşünmeye başladım.Günübirlik ziyaretçiler için yapılmış masalardan birine oturdum ve gözümü hiç ayırmadan uzun uzun şelaleleri izledim.

    [​IMG]

    Yürüyüş yolundan büyük debiyle ve gürül gürül akan şelalenin yakınına kadar gittim.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]
     
  13. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Kapuzbaşı şelaleleri ülkemizin en yüksek şelalesiymiş. İnternetten öğrendiğim kadarıyla 76 metre yüksekten akıyormuş. Bana o kadar yüksek değilmiş gibi geldi. Oradaki bekçiye sordum bir tanesinin üst bölümü ağaçlardan dolayı görünmüyormuş..

    [​IMG]
    Şelalelere telli duvaklı gelin getirmişlerdi.

    [​IMG]

    Geri dönüş yolunda 20 km gitmişken akarsu kenarında bir çayocağında durdum ,yol sordum. Sahibi bana çay ikram etti. Sazıyla kısa bir resital sundu . Ona ümitsiz aşık diyorlarmış bu bölgede.

    [​IMG]

    [​IMG]

    6 yıl önce bir turist kafilesiyle gelen bir yabancı turist kız kendisini öpmüş. O kıza aşık olmuş ve ona bir türkü yakmış. Kızın hangi ülkeden olduğunu öğrenememiş bir türlü. Araştırmış ama bulamamış.Her yolcuya şarkısını söylüyor ve o günleri anıyormuş.

    Resitalden sonra Kozan'a gitmek için yola çıkarken bu yoldan giderseniz yol çok kısalır diyerek dağ yolunu gösterdi bana. 20 km asfalt var sonra yol biraz bozuk ama en az 60-70 km kısalır deyince hiç düşünmeden o yola girdim. İnanılmaz manzaralar eşliğinde Torosların yükseklerine doğru yol aldım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    Baş rolde transalp..
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    O kadar yükseklere çıktım ki havadaki soğumayı hissetmeye başladım. GPS arızalı olduğu için yüksekliği tam olarak bilmiyorum ama 3000 metre civarında olduğunu tahmin ediyorum. Bol bol fotoğraf çektim. Çok keyif alıyordum .

    Asfalt yol bitti. Dağ yolundan yükseltiler ve vadiler arasından ilerlemeye devam ettim. İşte bu sırada depomdaki benzinin neredeyse bitmek üzere olduğunu fark ettim. Başıma kaynar sular döküldü,

    Az önceki keyfin yerini endiişe almıştı. Yolda ormanda çalışanları taşıyan tek tük araçlarla karşılaştım ve hep aynı cevabı aldım. Benzin bulamazsınız buralarda , bizim benzinimiz ancak bize yeterli.. Bir yandan gidiyorum bir yandanda benzin duası yapıyordum. benzin bulamazsam ne yapacağımı planlıyordum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Çevrede tek tük yayla köyleri vardı. Olmazsa burada yaşayanlardan yardım ister tanrı misafiri olurum diyordum.

    [​IMG]

    Arkasına ağaç dalları yüklemiş bir motocu ile karşılaştım ve yine benzin sordum. 30-40 km ilerideki bir köyde ormancılara el testereleri için benzin satan bir yerin olduğunu öğrendim. Ama oraya varacak kadar benzinimin olmadığını biliyordum.

    Bunu söylediğimde motorlu kişi bana abi motoru çalıştırma boşa at ben hep öyle yapıyorum dedi. Üstelik bulunduğumuz nokte dan sonra epey bir yol iniş şeklinde devam ediyormuş.

    Bu fikir hiç aklıma gelmemişti. Motoru kapattım vitesi boşa attım. Bayır aşağıya inmeye başladım. Tekrar rampa çıkmak gereken yerlerde motoru çalıştırıyor, rampa inişe döndüğünde motoru durdurup boşa atıyordum.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Yaklaşık bu şekilde 20-25 km yol aldıktan sonra bir köprü başında çalışan işçilere rastladım. Durumu anlatınca şu tepenin ardında Salmanlı köyü var orada benzin satıyorlar dediler.

    Son bir hamle ve endişe ile motoru rampaya vurdum. Yol bana uzadıkça uzuyormuş gibi geliyordu.Tam rampanın bittiği düzlüğe ulaştığım anda motor öksürmeye başladı. Boşa atıp aşağıya doğru inerken yolu dönünce köy karşıma çıktı.

    Köyün meydanında durduğum yer benzin satan dükkanın önüydü. Benzin bidonunu getiren kişi litresini 4 tl den sattığını söyleyince koy kardeşim koy, 10 tl de desen mecburum sana dedim. Gülmeye başladık..Stresim bir anda bitti.


    Zaten bir süre sonra dağ yolu bitmiş yeni yapılan asfalt başlamıştı. Motordan indim. Bir oh ve fotoğraf çektim.

    [​IMG]

    [​IMG]
    Tek başına gezerseniz fotoğraflarda olmuyorsunuz. Ancak bu şekilde .
    [​IMG]

    Zira hiç hesapta yokken Torosları dağ yolundan aşmıştım. Bu ilk dağ yolu tecrübem oluyordu. Mutluydum..
     
    ayhan bulut ve o.somuncu bunu beğendi.
  14. Onur Alan

    Onur Alan Üye

    Kayıt:
    23 Eylül 2009
    Mesajlar:
    71
    Beğeniler:
    5
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Henüz Yok
    gezmiş kadar oldum bol fotoğraf ve yorumlarla
    ellerinize tekerinize sağlık çok güzel gezi olmuş
    bir an önce motorumu alıp ufaktan yollara düşmek için sabırsızlandırıyor beni bu gezi raporları.
     
  15. Metin

    Metin Site Müdavimi

    Kayıt:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.039
    Beğeniler:
    1.618
    Şehir:
    istanbul
    Motosiklet:
    Honda
    Çok güzel bir gezi olmuş...Emeğinize sağlık,paylaşım için teşekkürler....
     
  16. Mesut Korkmaz

    Mesut Korkmaz Site Müdavimi

    Kayıt:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.724
    Beğeniler:
    970
    Şehir:
    Çayyolu, Ankara
    Motosiklet:
    BMW
    Diyecek söz bulamıyorum inanın. Az önce Mardin'den başlayan gezim şimdi sona erdi. Anlayacağınız sizinle beraber ben de gezdim. Hele benzin bitecek diye çok korktum. :D Benzer bir şey yaşadığım için o gerginliği çok iyi bilirim.

    Teşekkürler paylaştığınız için.
     
  17. DEMİRAT

    DEMİRAT Üyeliği İptal Edildi

    Kayıt:
    21 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.399
    Beğeniler:
    369
    hocam aramızdaki fark benim hayallerim senin gerceklerin,takdir ediyorum sizi,helal olsun size, zaman hiçbir zaman yokdur önemli olan o zamanı ayırabilmekdir,geziniz tek kelime harika
     
  18. SERVET

    SERVET Site Müdavimi

    Kayıt:
    20 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.786
    Beğeniler:
    607
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    BMW
    Abı gercekten cok guzel bır gezı olmus bızde senınle bırlıkte o bolgeyı gezdık ınankı elıne emegıne saglık paylasım ıcın tşk ler
     
  19. Erol

    Erol Admin Yetkili Kişi

    Kayıt:
    9 Ekim 2007
    Mesajlar:
    5.997
    Beğeniler:
    3.113
    Şehir:
    İstanbul-Çamlıca
    Motosiklet:
    BMW
    Muhteşem manzaralar, hep böyle bir geziye gitmek istiyordum, sayenizde görmüş olduk. Ama bir gün mutlaka buralara motosikletimle gideceğim. Elinize ayağınıza sağlık.
     
  20. ışın yıldırım

    ışın yıldırım Kıdemli Üye

    Kayıt:
    25 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    699
    Beğeniler:
    159
    Şehir:
    istanbul
    Motosiklet:
    Henüz Yok
    gerçekten muhteşem yerler,çekimler harika,ellerinize sağlık paylaşım için teşekkürler