Motosiklet adrenalin arasındaki belirleyiciler

Konu, 'Motosiklet Şürüş Eğitimi ve Dersleri' kısmında Şenol SEL tarafından paylaşıldı.

  1. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
    [SIZE=+1]MOTOSİKLET ADRENALİN ARASINDAKİ BELİRLEYİCİLER

    Geçtiğimiz Ekim ayı içindeydi. Bir hafta sonunda sürüş için yollardayken bir de baktık, Göcek civarlarındayız. Buraya gelmişken Paolo'ya uğramamak olmaz dedik ve aradık. Her zamanki misafirperverliği ile bizi misafir etti. Soğuk bir şeyler içip, Serap Hanım'ın nefis keklerinden tadarken, sohbet, Adrenalin üzerinde yoğunlaşmaya başladı.

    Paolo hepimize tek tek sordu; "Sizce Motosiklet Sürmek ile Adrenalin arasındaki İlişki Nedir?" diye.

    Gerçi o anda elimizden geldiğince cevaplamaya çalıştık, ancak Göcek'e kadar beraber sürdüğümüz İzmir'li IAM sürücüsü arkadaşım Halil Kaya herhalde aldığı ve verdiği cevaplardan emin olmamış ki, olayı biraz daha derinlemesine araştırmaya karar vermiş ve konuyu, kendisi de bizler gibi bir motor sürücüsü olan Ege Üniversitesi, Psikoloji Bölümü'nden Yardımcı Doçent Doktor Mehmet Koyuncu'ya danışmış..

    Sevgili Koyuncu'nun araştırmalarından elde ettiği sonuçları bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz.

    [/SIZE]
    [​IMG]

    Motosiklet kullanan bir kişinin, bu eylemi gerçekleştirme aşamasına gelmeden önce yakın ve uzak çevresinden edindiği pek çok bilgi vardır. Bu bilgiler arasında, sıklıkla, motosiklet kullanma-adrenalin ilişkisi de yer alır.

    Motosiklet kullanmak aynı zamanda hız, özgürlük, heyecan ve tehlike gibi sayısız duygu ve düşünceyi çağrıştırır. Peki, bunları bize hissettiren nedir? Bunlar genellikle motor kullanmaya atfedilse de, aslında neredeyse tamamen fizyolojik bir durumdan kaynaklanırlar: adrenalin, daha doğrusu, adrenalin-motosiklet ilişkisinden.

    Adrenalinin bizde yarattığı değişimler hakkında kısaca bilgi verdikten sonra, motosiklet sürücüsünün adrenalinin salgılanmasını arttırma ya da azaltma konusunda temel aldığı faktörleri ve genel anlamda sürücülüğe ilişkin tutumlarımızı ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz.
    Adrenalinin en genel anlamda tanımı şu şekilde yapılmaktadır: "Böbreküstü bezlerinin iç kısımları tarafından salgılanan bir hormondur. Görevi, organizmayı acil harekete hazırlamaktır. Etkisini, nabzın atışı, kanın iç organlar ve deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza dönüşmesi ve böylelikle acil bir enerji kaynağı sağlanması şeklinde gösterir.

    Adrenalinin tanımı içerisinde yer alan nabız atışı, acil hareketler, kanın deriden kaslara sevk edilmesi bir bakıma adrenalin salgılanması üzerinde kişinin bir kontrolü olduğu duygusunu verir. Kısacası, bu kontrol duygusu tutumları, yani motosiklet sürücüsünün adrenalinin salgılanması için organizmayı ne derece uyarmak istediği konusunu ön plana çıkarır. Daha açık bir deyişle, sürücünün organizmayı acil harekete hazırlama, nabız atışını yükseltme ve kanın iç organlara ve deriden kaslara sevk edilme konusundaki tutumları bize adrenalin ve motosiklet ilişkisini kurmada ipuçları verir.
    Bizim motosiklet kullanma tarzımızı etkileyen en önemli faktörlerin arasında bu eyleme ilişkin tutumlarımız yer alır. Tutumun ne anlama geldiği, hangi yolla ve ne boyutta davranışla ilişkili olduğu ve nasıl düzenlenebileceği Psikolojinin yıllardır araştırdığı konulardan biridir.

    Tutumdan tam olarak ne anladığımızı, davranışlarımızı nasıl etkilediğinin tanımını yaparak netleştirebiliriz : "Tutum, dış dünyadaki olaylar, nesneler ve insanlar hakkındaki inanç, görüş ve değerlendirmelerimizdir". Bir varlığın (cansız eşya, birey, vb.) onaylanma ya da onaylanmama derecesini genellikle bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkilerle değerlendirme eğilimidir (Eagly & Chaiken, 1993). Örneğin, hızlı motosiklet kullanmanın adrenalin salgısını tetiklediğine, bu yüzden hızlı ve tehlikeli şekilde motosiklet kullanmanın gerekli ve doğru olduğuna inanmak gibi

    Psikolojide tutum-davranış ilişkisini açıklamaya çalışan birkaç kuram vardır:
    - Mantıklı Eylem Kuramı (Theory of Reasoned Action), Fishbein & Ajzen,1975
    - Planlı Davranış Kuramı (Theory of Planned Behaviour), Ajzen, 1985
    - Tutum Davranış İlişkisi Modeli, Triandis, 1980
    - Sağlık İnancı Modeli (Health Belief Model)

    Bunlardan Ajzen'in geliştirdiği Planlı Davranış Kuramı, adrenalinin motosiklet kullanırken nasıl etkili ya da etkisiz olabileceğini açıklar. Ajzen'e göre insanoğlu kendisi için elde edilebilir sistematik ve rasyonel (akılcı) bilgileri kullanır. Ayrıca insanlar belirli bir davranışı yapmaya karar vermeden önce bu davranışın ne tür sonuçları olabileceği üzerinde düşünür.

    Planlı Davranış Kuramını şekilsel olarak göstermek, davranışı belirleyen faktörlerin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır:

    [​IMG]


    Adrenalin ve motosiklet kullanımı arasında yer alan sıkı bağı grafikte de yer alan faktörlerle açıklamaya çalıştığımızda, en baştan beri merak ettiğimiz adrenalin-motosiklet kullanımı ilişkisinin aslında en sonda yer aldığını, yani davranışta ortaya çıktığını, görürüz. Oysa bu aşamaya gelinceye kadar, yani davranışın ortaya çıkmasından önce niyetin belirlenmesinin gerekli olduğunu, niyetin belirlenmesinde de tutumların, öznel normların ve algılanan davranışsal kontrolün etkili olduğunu görürüz. Davranışı ortaya çıkaran bu etkenlere kısaca bir göz atalım.

    Tutum, davranışsal niyetin ilk belirleyicisidir. Bir davranışın olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilme derecesidir. Bir olay veya durum karşısında nasıl davranacağımız, ne yapacağımız tutumlarımız tarafından yönlendirilir.

    Öznel Norm, davranışsal niyetin ikinci belirleyicisidir. Bir davranışı yapmak ya da yapmamak için kişinin hissettiği sosyal baskıdır (anne, eş, vb.). Toplumdaki sosyal kuralların bir davranışı yapma ya da yapmama konusunda kişiyi ne derecede zorladığı önemlidir.
    Algılanan davranışsal kontrol, belirli bir davranışı yapabilmek için insanların kendi yeteneklerine ilişkin algılarına karşılık gelir.

    Niyet, davranışı göstermek için kişinin ne oranda istekli olduğu şeklinde tanımlanır ve davranışı göstermede önemlidir. Trafik kurallarına uymak için motivasyonu olmayan sürücülerin uyma davranışını göstermeleri beklenemez. Sürüş ihlallerinin niyetli davranışlar olduğuna inanırız.

    Davranış, belli bir durumda belli bir hedefe yönelik olarak verilen açık, gözlenebilir bir tepkidir. Davranış, niyetler ve davranışsal kontrol algılarının uyumlu bir fonksiyonudur.
    Adrenalinin motosiklet kullanımında yaratabileceği olumsuz durumlardan kaçınmak için öncelikle tutumlarımızı değiştirmemiz gerekmektedir. Ayrıca bir takım yanlış inançlardan da kurtulmamız gerektiği de açıktır. Bu yanlış inançlara örnek olarak şunları verebiliriz: Sürücüler, tehlike anında o tehlike ile başa çıkma yeteneklerini abartırlar, tehlikeyi ise küçümserler. Bir diğer örnek: Sürücüler kendi yapmış oldukları hataları çevre şartlarına, diğer sürücünün yapmış olduğu hataları ise o sürücünün yeteneksizliğine, beceriksizliğine, kötü şoförlüğüne yorarlar.

    Tüm bu bilgiler doğrultusunda, adrenalin-motosiklet kullanma arasında öncelikle bizim tutumlarımız ve sahip olduğumuz yanlış inançlarla oldukça yüksek bir ilişki görülmektedir.
    Dolayısıyla, başından beri sorduğumuz soruya verilecek cevap da kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor: adrenalin bizim ne kadar adrenalin salgılanmasını istememizle doğrudan bir ilişki göstermekte ve o oranda gerekli ya da gereksiz olmaktadır.


    OMM'den alıntıdır.
     
    İlhan.Aydınlıoğlu ve o.somuncu bunu beğendi.