Motosikletinizi.. kiloyla satar mısınız ? ya ruhunuzu...?

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Şenol SEL tarafından paylaşıldı.

  1. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
    [​IMG]
    Motosikletinizi..
    Kiloyla Satar mısınız?..
    Ya Ruhunuz?

    Derleyen: Mustafa Hepekiz (İzmir)

    Soruya soruyla cevap verilmesinden oldum olası hoşlanmam lakin benim sorum tam soruyla cevap verilebilecek türden.

    "Diarios de Motocicleta" desem kaçınız için bir şey ifade edecek bilmiyorum ama kredi kartı formlarına yazdığımız "Anne kızlık soyadı" gibi bir başlık açarak asıl adıyla Ernesto Guevara de la Serna desem ya da daha bilindik adıyla Che Guevara..

    Çok daha yakın bulacaksınız, eminim..

    [​IMG]Babamdan bana kalan dünyanın en değerli varlıkları motosiklet maketleri koleksiyonum. Yüzlerce model arasında bir La Pedarosa var. O bir Norton ve biz ne kadar yakından tanımasak bile dünyaya iz bırakanlardan.

    Bugünlerde bu La Pedarosa, Norton 500 ile çok içli dışlıyım. Neredeyse, bayram çocukları gibi geceleri başucuma koyacak kadar içli dışlıyız desem yalan olmaz. Aslında bu küçük oyuncağa aşkım yeni depreşmedi. Her 9 Ekim'de, belki birkaç gün önce birkaç gün sonra ben bu küçük dev oyuncakla iletişim kurarım. Küba Devrimi'nin en önemli isimlerinden birisi olan Che Guevara'nın, Bolivya Özel Hareket Birliği tarafından yakalandığında, "Ateş etmeyin! Ben Che Guevara'yım ve canlı olarak daha değerliyim" dedikten 1 gün sonra idam edildiği tarih 9 Ekim 1967.

    "Bir insanın gerçek yüzünü yolculukta görürsün" derdi dedem. Oldukça haklı olduğunu yıllar boyu yaptığım yolculuklarda gördüm, anladım. Zaten bir başka büyüğüm de "Atasözlerine önem verin evladım" derdi.

    Türkçe adıyla "Motosiklet Günlükleri" ya da İngilizce olarak "Motocycle Diaries" veya orijinal adıyla "Diarios de Motcicleta" filmine getireceğim sözü.

    Hani biz bugünlerde İzmir'den Datça'ya gideceğimiz zaman Garmin Zümo'larla rotalar çıkarıp neredeyse yol üzerindeki çeşmeleri bile işaretliyoruz ya. İşte Tıp Fakültesi son sınıfında bu yolculuk için okula 1 yıl ara vermeyi göze alan Ernesto ve kadim dostu Alberto Granada'nın günlüklerindeki yaklaşık 13 bin 240 km süren bu yolculuk öyle bir yolculuk değil.

    [​IMG]1939 model bir Norton 500, La Pedrosa ve 2 maceracının çıktığı, yoksulluk dolu bu yolculuk 1951 yılının Aralık ayında başlayıp tam 16 ay sürdü. "Norton 500 bu yolculukta ne yaptı" derseniz İspanyolca ya da İngilizce karşılığı olmayan bir şekilde, tamamen Türkçe olarak "Su koyuverdi."

    [​IMG]Ancak yolculuğun 2000 kilometresine dayandı sonrada sadece 1 dolara satıldı. Hurdacının önerisi "Kiloyla hurdaya satarsınız" oldu çünkü.

    Che Guevara'nın öldürülmesinden yıllar sonra Robert Redford'un yapımcılığını üstlendiği film, yolculukta Ernesto'ya eşlik eden ve filmin çekildiği tarihte hala ailesiyle birlikte Havana'da yaşayan Alberto Granada'nın önemli katkılarıyla, yolculuk sırasında yazılan günlüklerle mektuplardan yola çıkılarak hazırlandı. Aslında filmden 10 yıl önce 1995 yılında hazırlanan bir kitaptan yola çıktı film.

    Arjantin'den başlayan bu zor, yoksul yolculuk, Şili, Peru, Kolombiya üzerinden Venezuella'ya kadar ulaşırken, başlangıçta planlandığı 8 bin kilometrenin çok üzerinde uzunluğa ulaşacaktı. Tabi Norton 500, La Pedarosa unvanına sadık kalamadığı için yolculuğun kalan kısmı, kamyonet kasası, eşek sırtı, sal gibi ulaşım araçlarıyla tamamlanıyor.

    Her devrimci sevmeyi iyi bilir buna inanıyorum ben. Nazım'ın Piraye için yazıp söylediklerine baksanız.. Ya da Ernesto Guevara de la Serna'nın filmde de karşımıza çıkan aşkı Chichina'ya olan bağlılığına. Ama filmde bu aşk, vıcık vıcık magazin programı aşkları gibi değil. Chichina, Che Guevara'ya ona bikini alması için 15 dolar verir. Ve o 15 dolara Che'nin gösterdiği sadakat, kadınına olan bağlılığının nişanesi gibidir. Ta ki, dünya O'nu değiştirene kadar.

    Motosikletle, 2 tekerlek üzerinde başlayan bir yolculuk insanın hayata bakışını nasıl bu kadar değiştirebilir. Kitap ve film bunu bize düzlem bir ayna şeklinde gösteriyor. O, biyokimyacı arkadaşı Alberto Granada ile yola çıkarken Ernesto Guevara de la Serna'yken, bu yolculuğun sonunda yani tam 16 ay sonra Che Guevara oluyor.

    Bu zaman tünelinde Che, yoksulluğu, parası olanın olmayanı nasıl ezdiğini, toprak ağaları ve maden sahiplerinin işçilerini nasıl sömürdüğünü gördü. O, ezilen insanların çektiği acılara tanık oldu. İspanyol sömürgecilerin koskoca İnka medeniyete yaptıkları ise kelimenin tam anlamıyla "Altın Vuruş" oldu Che Guevara için. Machu Pichu'nun talan edilmesini oradaki halktan dinleyen Guevara, günlüklerine Amerika'nın nasıl işgal edildiğini, bu toprakların insanlarının nasıl yok sayıldığını yazdı.

    Motosiklet Günlükleri'nin en etkileyici cümlelerinden birisi, yola çıkmadan önce Ernesto'nun annesine söylediği şu cümleydi :

    [​IMG]"Okuyacağın en güzel mektupları yazacağım Anne!"

    Ve, o öyle mektuplar yazdı, günlüğüne öyle notlar düştü ki, belki bizlerin bile hayatında okuduğu en iyi satırlar oldu onlar.

    "Domuz gribi var bir birinizin elini sıkmayın, sarılıp öpüşmeyin" deniyor bugünlerde. Sıkça duyuyoruz. Ernesteo Guevara de la Serna ve Alberto Granada, hayatlarının en büyük dönüm noktalarından birisi bu yolculuk sırasında Peru'daki durakları olan San Pablo cüzamlılar kolonisi oldu.

    Buradaki insanların ellerini, cüzamlı olmalarına rağmen ellerine eldiven takmadan tutan. Onlarla dost olan. Sarılıp sohbet eden iki seyyah, koloninin diğer çalışanları ve asık suratlı rahibelerinin yanında o insanların kahramanı olmayı başardı.

    Gerçek bir motosiklet seyyahının olması gerektiği gibi yola çıkan her şeye göğüs geren, soğuk havayı, sıcağı, karı, yağmuru yaşayan iki dostun sefalet dolu yolculuğu, kolonide geçen sürenin sonunda Venezuella'da noktalandı.

    [​IMG]

    Che Guevara, kendi topraklarına dönerken, dostu Granada orada kaldı, O'nun "Çok fazla haksızlık var" sözleri de benim aklımda.

    Chichina'nın, bikini alması için ona verdiği 15 dolara ne mi oldu? Ne bir yemeğe harcandı, ne ucuz bir fahişeyle geçirilecek birkaç saate. Filmi izleyin ve öğrenin.

    Teşekkürler yoldaş! En azından motosiklet aşkı gibi bir ortak noktamız olduğu için mutluyum.

    DVD Edinmek İçin
    http://www.vesaire.com/urun/film/mo...orcycle-diaries-diarios-de-motocicleta/125858

    Kitap Edinmek İçin
    http://www.idefix.com/kitap/motosik...he-guevara/tanim.asp?sid=UOIN4UDNA0Q34HWD8O0Y

    [​IMG]Filmden aklımda kalan replikler :

    Che: Bu çok değil mi Granado?
    Alberto: Az bile, şef. Norton 500, "bu" bir motosiklet.
    Che: Rocinante'nin sırtındaki Don Kişot ile katırının|sırtındaki Aziz Martin gibiyiz. Bizim de "Güçlü"müz var.
    Alberto: Evet, yağ sızdırıyor.
    Che: Evet, yağ sızdırıyor, ama tam şu anda söylemeye çalıştığım şu ki genç Füzyoncu'yla ben, insan ruhunun en ücra köşelerine doğru yelken açıyoruz. Oralarda yeni topraklar keşfedeceğiz, yeni ilahiler dinleyip, yeni meyvalar yiyeceğiz.
    Che: Arkadaşımla benim, motosikletimizle ilgili bir sorunumuz var.
    Alberto: Gidon kırık, frenler neredeyse hiç tutmuyor, her zamanki gibi şanzıman kutusu da...
    Che: Popom da feci şekilde acıyor.
    Tamirci: Bakalım. Gidonu, frenleri ve şanzıman kutusunu tamir edebilirim. Ama popona bir şey yapamam



    Film ve Kitap Hakkında :

    Yapımcı: Robert Redford
    Yönetmen: Walter Salles, Jr. (Breziya)
    Senaryo: Jose Rivera
    Ernesto Guevara de la Serna: Gael Garcia Bernal (Meksika)
    Alberto Granada: Rodrigo de la Serna
     
  2. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
  3. Noyan Yıldız

    Noyan Yıldız Kıdemli Üye

    Kayıt:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    367
    Beğeniler:
    108
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Honda
    Ernesto Che ,Burjuvalıktan devrimciliğin olanca ateşine atılmış belkide en sıcak ve romantik adım , etkileyici bir hayat,olağan üstü bir ruh ve sonrasında belki kendisi ve ailesinin bile engel olamayacağı kadar büyük bir isim.Devrim ne demek denilse bana ilk olarak aklıma M.Kemal gelir heralde ardından gelecek ikinci isimde Che'nin adı olacaktır.Lakin ben eskiden onu araştırmanın ve öğrenmenin dahi emek istediği günleri mumla arıyor ve bu kadar görselleştirilmesine biraz da kızıyorum.Tamam filmler hele gerçeğin uyarlaması ise belkide en kolay ve keyifli öğrenme metodlarından olabilir ama ajitasyonu da beraberinde getireceği kesindir.Sokakta yürüyen kılığı kıyafeti ile neye özendiği bile belli olmayan kendilerine emo diyen yoz kültürden tutunda içimizde ki başka yozlaşmalara kadar hepsinin temelinde bu ajitasyon vardır.Bakarsın emoyum ben der kendisine cinsel bir kimlik dahil oturtamamışken henüz isyan ettiğini sanar.Ayaklarında en iyi markanın en uç modelleri ayakkabılar ile son derece sıkı giyinen bu tiplerin birinde gördüm en son Che'yi koluna saat olarak takmış Swatch idi sanırım markası da.Böyle olmamalı idi bence...Sorsan kim olduğunu bile bilmez belki de saatin kaç dolar olduğunu çok iyi biliyordur...

    İşte kapitalizm olgusunun artık bizi getirdiği nokta doğal bir sonuç belki de kimseye kızmıyorum aslında çorbanın suyunun suyu derler ya bu onun da suyu işte o çocuklar aslında.Gerçek 68 kuşağının tüm sinirleri cılk edilip tüm hayalleri çalındıktan ve inandırıldıkları yanlış değerlerin hepsi yerle bir olduktan sonra bir çoğu motorunu da ruhunu da sattı onların çocukları yani bizleriz belkide ve bizim çocuklarımız :D Çorbanın suyunun da suyu olarak ancak bu kadar yetişebildiler.İnsanlığın son erdemlerine.Emo oldular işte ...

    Bir zamanların slogan şarkısı okula,defterlere ve hatta kralların tacına bile yazılan o muhteşem kelime,Che'yi ve doğasını en iyi anlatabilecek kelime belkide , o kelime bile artık insanların yaşadıkları yerlere radyasyon yayan yayın cihazları döşeyip kanser olmalarına ve belkide en büyük hak ve özgürlüğü olan yaşama hakkından olmalarına sebep olan gsm operatörlerinden birine meze oldu ise artık bu devir kapanmıştır.Fatih'in 1453'de fethettiği Constantinapolis yani şimdi ki istanbul 2000'lerde tekrar düşmüş ve el değiştirip belki de çoktan burgerkingcocacolapolis olmuştur,vatandaşlarının ırkları şüpheli kendilerine cixi tiksi pinki emo gibi isimler bulmuş garip yaratıklara dönüşmüş,artık insanlığın son erdemlerinin kalesi de çoktan düşmüştür.Bizler ise bu masalı hatırlayan belki de son masalcılarız kimine göre de romantik kim bilir...
     
  4. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
    Noyan kardeşim.
    Bu topiği açmakla açmamak arasında gittim geldim ve açmaya karar verdim.Olaya siyaset lanetini karıştırmalarından korktum ve başıma geldi.Ben bu filme siyaset üstü olarak baktım izledim kitabını aldım okuyorum.Olaya neden bu şekilde bakamıyoruz hemen siyasete şu lanet siyasete çekiyoruz hemen.
    Sende biliyorsun ki forumlarda siyaset politika din yazıları yazmak yasaktır.
    Ha dersen ki ama sende mehmetçiğe yapılan olayı kınıyorsun bu yazıların var diye.Yada ATATÜRK hakkında yazıların var diye.
    BU ATATÜRK ve Şanlı ordumuz ve Mehmetçiğimiz siyaset politika üstüdür.Bu yüzden yazıyorum.Kimse bunları siyasete çekemez.Bunların üstünden siyaset yapamaz en baştan ben izin vermem.
    Lütfen bazı şeyleri anlatılanları olarak alın.Sadece bu.Daha fazlası değil
     
  5. Özgür

    Özgür Site Müdavimi

    Kayıt:
    24 Şubat 2008
    Mesajlar:
    4.480
    Beğeniler:
    1.302
    Şehir:
    Trabzon
    Motosiklet:
    Yamaha
    Şenol abi teşekkürler.
     
  6. Noyan Yıldız

    Noyan Yıldız Kıdemli Üye

    Kayıt:
    30 Eylül 2009
    Mesajlar:
    367
    Beğeniler:
    108
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Honda
    Bende dikkat edersen abi siyasetten daha çok duygusal bir yaklaşımla yazdım yazımı ama Che'yi siyaset üstü düşünebilmek pek mümkün değil,herşeye karşın yazdıklarım okunduğunda Che'nin savunduğu siyaset yada fikirlerinden çok yozlaştırılmasına dikkat çektim.Ama Che denildiğinde onun bir kimliği var ve bu yadsınamaz kimlik sanırım sadece motorsiklet ile bütünleştirilerek düşünülemez.Eğer sadece motorsiklet kültürü ile Che'yi bütünleştirmeye kalkarsak O'na karşı haksızlık çıkar ortaya ki,benim tasvir bile etmek istemediğim hali ile insanlar onu basit hayalperest ve romantik bir maceracı serseri ruhlu bir özgürlük aşığı olarak algılar lakin CHE Bu değildir,siyaset konuşulmasına gelince forum yönetimince alınmış kararlara saygı duymakla beraber insanın siyaset yapan bir hayvan olduğu tanımlanmıştır hemde ta eski yunandaki filozoflar tarafından ve siyaset konuşmak istemiyoruz demek dahil siyaset yapmaktır aslında ,Atatürk'e ve Ordumuza dair yazılmış yazıları ise kendi görüşlerimle örtüştüğü için destekliyorum ama gene siyaset üstü olarak görülmesi bence pek mümkün değildir,hali hazırda ordumuzun Mehmetçik gibi bizden aldığı çok önemli bir gücü varken aynı zamanda stratejik kararlar veren subayları ve üst kademesi her daim siyaset yapmak zorundadır zaten,zamanında bizi kurtuluş savaşı gibi bir maceraya iten kurtulma azmi dahil Ata'nın öngörü ile örülmüş siyasi fikirlerinin tamamıdır,bugün Atatürk'ü ve Orduyu demokrasi adına siyaset arenasının dışına itenler ve bu unsurları siyaset dışı sanki soyut bir obje imiş gibi betimleyenler esas ülkeye zarar vermiştir,ülke bu gün bu yüzden bu haldedir.Atatürk kendisi de belirtmiştir ki naciz bedeni elbet toprak olup gitmiştir.Ama onu hala ayakta tutan sadece adı yada yaptıkları değil aynı zamanda fikirleridir.Bugün bu fikirler bize unutturulmak istenmektedir ve bu tehlikeyi Atatürk'ü ve siyasetini tanımayan bir halk ile bertaraf edebilmek pek mümkün olmayacaktır.O yüzden Ata'yı siyaset dışına itmek ve siyaset üstü görmek yerine onun siyasetini anlayabilmeye çalışmak onu tanımaya çalışmak yapılacak en doğru iştir bu ülke adına diye düşünüyorum,saygılarımı sunuyorum kesinlikle izlenmesi gereken bir film diye düşünüyorum ayrıca da paylaşım için teşekkür ediyorum.

    Ölüm nerden gelirse geldi hoş geldi sefa geldi(Ernesto Che El_Comandante...)