Nasreddin Hoca Motosiklete Nasıl Binerdi ?

Konu, 'Motosiklet Şürüş Eğitimi ve Dersleri' kısmında Şenol SEL tarafından paylaşıldı.

  1. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
    Nasreddin Hoca Motosiklete Nasıl Binerdi ?

    Bizim toplum olarak hareket etme tarzımız, temel bilgilerden yola çıkarak uygulamaya geçme biçiminde gelişmemiştir. Biz, doğrudan uygulamanın içine dalarız. Deneriz, yanılırız. Bir davranışın genel olarak doğru veya yanlış olduğuna dair kanaatimiz, her koşulda güvenilir sonuçlar sağlayacak sistemli bir düşünceden çok, edimimizin o an için sağladığı geçici bir faydaya dayanır. Oysa bu, aynı davranış biçiminin başka bir koşulda nasıl sonuçlanacağına ilişkin bir genelleme yapmak için yeterli değildir. Yanlış yapıldığında ise en iyisi bunu unutmaktır. Salt bilgi ile işimiz yoktur. Biz gelenekler ve alışkanlıklarla yaşarız. Ne var ki, bir sisteme dayanmayan doğrular zamanla aşınırken, yanlışlar tekrar eder.


    Batı toplumları yöntem ve sistem oluşturur. Bilgiden uygulamaya yönelir. Önce kuram, sonra uygulama gelir. Bilgi, uygulamalar ile birlikte evrilir ve uygulamaların iyileşmesi için tekrar girdi sağlar. Doğrudan uygulama aşamasına yönelen Doğuda ise bilgi, taklit edilen ve tekrarlanan davranışlar ile kavranır; örtülüdür, kişisel düzeyde söze dahi dökülmüş değildir, davranış veya alışkanlık halindedir.


    Toplumumuzun büyük kısmı hem bireyler hem de kurumlar açısından bilimsel düşünceden hala uzak. Ancak bilimsel düşünceyi kavrayabilmiş olanlar hem Doğu hem de Batı tarzı düşünceyi anlama şansını yakaladılar. Bu kesim için şu söylenebilir ki, Doğu zaten içlerinde ve yaşamlarında var; Batı ise eğitimini aldıkları ve yaşamlarını üzerine inşa ettikleri tarz oldu. Bu düşünsel durum, aynı zamanda coğrafi konumumuzun da tam bir yansımasıdır.
    Bunu makine olarak motosiklet ve bu motosikleti kullanmak arasındaki ilişki ile tam olarak eşleştirebiliriz.


    Motosiklet makina olarak bir sistemdir. "Gerçek bir sistem. ...çeliğe işlenmiş kavramlar sistemi. Birisinin zihninden çıkmamış tek bir parça, tek bir biçim yoktur içinde."


    Motosiklet kullanmak ise davranıştır. Motosikletin üstüne binen herkes bir süre sonra bilinçli veya bilinçsiz bu makinayı kullanma konusunda çeşitli alışkanlıklar geliştirecektir. Şimdi burada çok ilginç bir noktaya geliyoruz. Toplum olarak bu makinayı kullanmak üzerine herhangi bir geleneğimiz yok. Söz konusu motosiklet olunca, hemen üstüne atlayıp sürmeye başlayan çoğunluğun, motosiklet kullanımı konusunda bir “sanat” veya “usta” bulunabileceği aklına bile gelmiyor. Oysa eline bir bağlama alan çoğu kimse kendine bir usta arar.


    “Motosiklet Sanatı” ile kast edilen motosiklet sürme sanatıdır. Bu, tıpkı sahne sanatları gibi icraya dayalı olan bir sanattır. Bir flüt, bir flütçü ve bir sahne düşünün. Bunun motosiklet sanatındaki karşılığı bir motosiklet, bir motosiklet sürücüsü ve bir yoldur. Motosiklet sanatının öznesi yalnız insanın kendi değildir; ortaya insan ve makinanın bütünleştiği yeni bir özne çıkmıştır. İnsanın yetenekleri artı makinanın yetenekleri. İkincinin verimi birinciye bağlıdır.


    Bağlamayı ustasından öğrenmeyen ve akortsuz biçimde çalmaya çalışan bir kimse en kötü ihtimalle kulak tırmalar. Bu konuda köklü bir geleneğin olduğu ülkemizde, kötü bağlama çalan birini kimseye iyidir diye yutturamazsınız. Ancak, motosiklet geleneği olmayan bir yerde, bilinçsiz biçimde motosiklet kullanan birini kim fark edecek? Üstelik bilinçsiz motosiklet kullanan birinin neden olduğu sorunlar “kulak tırmalamanın” çok ötesindedir.


    Hiçbir sanat kendi başına ortaya çıkmaz. Önce usta vardır. Ustalar yapar, onu görenler onu izler; sanat, ustanın nasıl yaptığından doğar.


    Motosiklet sanatı, bu konuda ciddi bir bilgi birikimine ve geleneğe sahip toplumlar arasından çıkmış ustaların, nesillere ve milyonlarca kilometreye yayılan toplam deneyimlerinden süzülmüştür; bilimsel yöntemler ile işlenip tekniği yazılmıştır. Bugün çeşitli okulları ve bu okullardan yetişme sanatçıları vardır. Tıpkı müzikte veya diğer sanat dallarında olduğu gibi.


    Motosiklet sanatı, tümüyle bilimsel yöntemler, değerlendirmeler, fizik kuralları ve önceki deneyimler üzerine oturan ve gelişen bir sistemdir. Onunla tanışan herkese, “motosiklet üzerinden” bilimsel düşüncenin kapılarını aralıyor, ileri bakarak, düşünerek ve planlayarak hareket etmeyi öğretiyor.


    Motosiklet sanatı ile tanışan ve onu uygulamaya başlayan bir kişi, trafikte kendisi ve etrafı için bir tehlike olmaktan çıkar. Çünkü amacı tehlikeden kaçınmak ve her zaman güvenli konumda olmaktır. İnsanların trafikteki hatalı davranışlarının çoğunlukla bilincinde olmadıkları yanlış alışkanlıklardan kaynaklandığını fark eder; bu nedenle kendisine yönelen tehlikeleri kişisel algılamaktan uzaklaşır; kimseyle dalaşmaz. Tehlikeyi önceden görür ve onu zarif bir biçimde geride bırakır, tarihe karıştırır. Bunu yaparken bulunduğu çevreyi sürekli olarak bir yöntem çerçevesinde izler, çözümler ve yaptığı anlık planlamalar dahilinde karar alır. Bu süreç onun zihninde her an tekrarlanmaktadır. Bunu yapabilmek için ileri bakmayı ve olacakları önceden hesaplamayı öğrenir; ve daha başka burada sayılamayacak bir çok beceriyi uygulama çabası içine girer. Artık, her gün geçtiği o yollar aynı yollar değildir. Hatta bir daha aynı yoldan hiç geçmeyecektir çünkü “İnsan aynı nehirde iki kez yıkanamaz”. Sanatın temel becerilerini alışkanlık haline getirmeye başladığında sürüşü de daha güvenli, zevkli ve estetik bir hal almaya başlar. Şimdi, her gün motosiklet sürerken aslında sadece motosiklet sürmeyen, gerçekte bu zihin gücü ile devinen birinin düşünce tarzında meydana gelen değişiklikleri ve bu yeni düşünme biçiminin, bu kişinin yaşamının diğer yönlerine nasıl yansıdığını bir düşünün? Bu soruyu, bu sanatın takipçilerine bir sorun.


    Neden-sonuç ilişkileri. Fizik kuralları. Konum, hız ve zaman algısı. İleri bakma, öngörme ve izlenecek çizgileri zihninde canlandırma. İçinde bulunulan ortamı ve koşulları zamana bağlı olarak gerçekçi bir biçimde değerlendirme. Tüm bu becerilerin, kişisel özellikleriniz ve yetenekleriniz ile işlenmesi, sizin kişisel sanatınızı, üslubunuzu ortaya çıkarır. Teknik önemlidir, ancak sanatı sanat yapan, o tekniğin nasıl icra edildiğidir. İlerledikçe çizgiler incelmeye, ayrıntılar belirginleşmeye ve artmaya başlar. Bu, “bilinçsiz yetersizlikten”, “bilinçsiz yeterliliğe” uzanan bir süreçtir ve aradaki basamakların geçilmesi çalışmaya bağlıdır. Yaratıcılık, tekniğin unutulduğu – içselleştirildiği – yerde ortaya çıkar. Artık doğru veya yanlış kaygısı yoktur. Çünkü doğru zaten alışkanlık haline gelmiştir. İyi bir sanatçı olunduğunda artık, çok küçük ayrıntılarda gizli olan güzelliğin, farklı ve kişisel ifadelerinin peşine düşülür.


    Motosiklet özgürlüğün ve başkaldırının simgesi olarak görülmüştür hep. Özgürlüğün simgesi olan bu makine, onu sürecek, onunla bütünleşerek insan-motosiklet halinde yeni bir özne haline gelecek olan kişiye sınırsız özgürlük ve kural tanımazlık bahşetmek yerine nasıl olur da sürüş için ondan sistematik bir eğitime girmesini ve bu öğretiye hep bağlı kalmasını ister? Bu özgürlükle nasıl bağdaşır?


    Sanatçılar için de aynı şey düşünülür: “Onlar ‘bohem’ ve başına buyruk insanlardır, yaratıcılıkları da buradan gelir.” Size bir şey söyleyeyim: Bu sadece romantik bir palavradır! Tanıdığım usta sanatçıların hepsi de bu genel geçer inanışların aksine, inanılmayacak ölçüde disiplinli ve alçak gönüllü insanlardır. Serseriliğin bilindik anlamıyla uzaktan yakından alakaları yoktur. Belli bir alanda ustalaşmanın ve bu alana hakim olmanın arkasında, ortalama yaşam süren bir insanın havsalasının alamayacağı oranda dehşetli bir çalışma vardır. Bu hakimiyetin hakkını verebilmiş olanlar, istedikleri kadar serseri, istedikleri kadar özgür ve yaratıcıdırlar. Caz müziği de, klasik müziğe göre özgürlük olarak algılanır hep. Yakından tanıma şansına sahip olduğum usta bir caz sanatçısının, yaptığımız bir atölye çalışması sırasında ağzından dökülen şu sözler her şeyi özetliyor: “Disiplininiz varsa özgür olabilirsiniz!”


    Motosiklet sanatı, bu yola giren herkes için büyük bir fırsat sunuyor: Hem bir sanatçının hem de bir bilim insanının bakış açısına bir kapı aralıyor. Kendinizi bir sanatçı ve aynı anda bir mühendis gibi hissetmeye başlarsanız, paniklemeyin! Doğru yoldasınız. Bu sanat, Dünyayı altınızda hareket ettirecek ve yeniden, yeniden şekillendirecektir! İleri bakın!

    Mahmut SÖZER
    ART Motoakademi'den alıntıdır.
     
    o.somuncu ve İlhan.Aydınlıoğlu bunu beğendi.