"Sağlam omurgayla yıllarca motorda"

Konu, 'Motosiklet Şürüş Eğitimi ve Dersleri' kısmında Şenol SEL tarafından paylaşıldı.

  1. Şenol SEL

    Şenol SEL Site Müdavimi

    Kayıt:
    27 Şubat 2009
    Mesajlar:
    9.448
    Beğeniler:
    9.012
    Şehir:
    Altıntaş Mudanya - Bursa
    Motosiklet:
    Yamaha
    "Sağlam omurgayla yıllarca motorda"


    Sevgili üyeler, motosikletin kullanımı nihayet Türkiye ' de de artmaya başladı.. Trafiğin altından kalkılamaz hale gelen kargaşasına rağmen otoparkı olan, olmayan , kullanabilen kullanamayan herkeste bir araba alma sevdasıdır gidiyor.Sonra da trafikte adım ilerlemeden stres topu şeklinde direksiyonda diş sıkan insanlar olarak tüm verimimizi, yaratıcılığımızı, enerjimizi, neşemizi,zamanımızı kaybediyoruz.Ama motosiklet kullanımının artışıyla bu kayıpları azaltırız. Tabi bilinçli kullanıcı olunabilirse..Günümüzde ihtiyac olduğu için, zaman kazandırdığı için, havalı olduğu için, özgür hissettirdiği için, moda olduğu için ve sayılabilecek bir yığın başka "için" li cümleler nedeniyle motosiklet alıyor herkes.. Ehliyetini alıyor, motorunu alıyor...Ama çok gözlemlediğm birşey, motor almaya gittiğinde motorun dışını beğenerek motor alıyor hala çoğu insan.. Peki.. yıllarca masa başı çalışmış bir insan,geçmişinde ve bugününde spor yapmayan bir insan, belinde, boynunda fıtık, sırtında sorun olan bir insan, bacakları ve bilekleri problemli bir insan nasıl hemen motosiklete binebiliyor acaba? Veya sorunları olmadığı halde hiçbir egzersiz yapıp omurgasını sağlamlaştırmadan nasıl binebiliyor?Sağlam başlasa bile binmeye, kısa sürede başta boyun fıtığı olmak üzere bel, sırt ,kasık ,iç bacak ve benzer çok sorunun hayatına nurtopu gibi doğacağı kesin.

    Motora binildiğinde en yavaş hızla dahi gitseniz kaportanız bedeniniz ve başınız... Baş... En ufak çarpışmada dahi ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir organ.. Ne yapıyoruz? KASK takıyoruz...En hafif kaskı da taksanız, en yavaş hızla da gitseniz, rüzgarın kaska yapacağı basınçla, kaskın ağırlığı ve rüzgarın basıncı birleşerek boynunuza fazlasıyla yük bindirecektir.Hele günümüzde hemen herkesin boyun fıtığı varken.Motorun tipine göre hareket halindeyken kaskın ve rüzgarın boynunuza yapacağı zarar değişmekte ama kaybolmamakta. Choopeer da olsa, endro da olsa ,racing de olsa scooter da olsa bu aynı.Önünde cam muhafaza olan bir motor dahi kullanılsa kaskın sürekli ağırlığı ve duruş kalkışlardaki ivmelenme omurgada boynumuza bayagı etki ederek fıtık sebebi olabilecek, varolan fıtığı azdırabilecek veya daha kötü sonuçlar bile verebilecektir.

    Alltta bir link var. Bakın açın onu..
    Orada omurların üzerinde gezin... C omurları 7 tane.. boyuna aittir. T omurları sırta aittir... L omurları bele.. S ise kuyruksokumu..
    Motosiklette, hele enduro veya racing ise C omurlarına basınç çok fazladır. Bir de kaskı ekleyin..
    Linki açtığınızda sayfanın ortasındaki omurga da C omurlarına tek tek mouse ile gidin. Sağ tarafta bir beden var. sol tarafta da daha büyük bir resim. Sağdakinde her omura mouse ile dokunduğunuzda -tıklamaya gerek yok-ta nerelere kadar uzanan sinir ağına karşılık geldiğini görürsünüz.. Mesela C1 omuru tüm bedene aittir... Yani kask ile özellikle racingde ve endro da oturuşta kaskın baskı veya ağırlık yaptığı omur...

    http://images.chiromatrixbase.com/3d_spine_simulator/nerve_chart/index.htm


    Aşağıya inin. L omurlarına.. Bakın l4- l5 omurlarına mouse ile geli, belden ayakucuna dek olan sinirlere etki ediyor...Yani bel zaten en sakatlanan bölge. Uzun zamandır bunun savunusu ile yazıyorum ya burada zaten... karın güçlendirin mutlaka diye. beli korse gibi tutan karın... eğer bel omuru rahatsızsa ayak ucuna dek uyuşur bölge bölge.. Yatarken bu basıç yatış şekline göre değişir.. yüzüstü yatırsanız daha da kötüdür. Karın altına yastıkla yatarsanız yüzükoyun yatışlarda iyi olacaktır.. Sırt üstü ve yan yatışlarda da , bacak arasına ve diz altına yükseklik koymalıdır.Ama bunlar çözüm değildir.

    Hem de soldaki resme de bakın. Her omurun üzerine geldiğinizde, o omura karşılık hangi iç organınızın etkilendiğini gösterecektir. Mesela c2 de baş bölgesi etkili.. Gözler burun.. Hani deriz ya "ah başım çoook ağrıyor" her seferinde ilaç... da nereye kadar. Asıl sorun ne peki*?İlaç ağrıyı giderir, gerçek sebebi örter.. gerçek sebep örtüldüğünde tedavi olunmaz, ve sorun gitgide artar gizli gizli... İşte burada Chiropractic devreye giriyor. Bu nedir demeyin... Of offf.. Aslında ne çok konu var... Ama kimse araştırmıyor... Ve ne kolay çözümler var.. Kimse bilmiyor ve öğrenmek istemiyor.. İlaçla sorunları bastırın, zevk alıyorsunuz diye, önlemleri almadan bilinçsiz davranın diyen birisi mi var herkesin kulağının dibinde minik bir şeytan gibi acaba...O şeytan aslında kapitalist düzenin ta kendisi.. Ticari dünya. Hastalansınlar tedavi olsunlar tüketsinler yenisini alsınlar vb vb...

    Bakın mastercare diye bir aleti onun için öneriyorum zaten. Bu aletin muhakkak surette, motor kullanan, bisikletci, uzun üsre direksiyonda oturan, masabaşı çalışan, darbeli spor yapan... Herkesin evinde olması lazım. Bu 15 derece eğimle sizi güvenli sarkıtır. daha yüksek açılar zarar verebileceğinden uzmanla çalışmak lazımdır. ama 15 derecelik baş aşağı eğim, omurların arasındaki basıncı rahatlatır. hele bir de basit bir kaç egzersizle gerçekten çok iyi sonuçlar alırsınız.Aşağıdaki linkten okuyun inceleyin derim..


    Aşağı doğru inelim.. Üst sırt omuzlar, göğüs...kollar, el bilekleri..Hakim olunması gereken yüzlerce kiloyu rüzgara, motor gücüne, çarpışmalara, duruşlar ve kalkışlara, viraj dönüşlerine vb. ne karşı idare etmek zorundasınız.. Saydığım bölgelerin gerçekten hakimiyetinizin yoğun olduğu bölgeler olması lazım.Ki gene yıllarca masa başı çalışmış ve boynu dahil, sırt ve omuz problemi yaşamayan kaç kişi vardır?Bel..karın...En hassas bölge...bel zaten en zayıf ve ihmal edilen bölge.. Durup dururken oturduğunuz koltuktan kalkarken dahi kilitlenip kalabileceğiniz sorunların merkezi olarak baş sırada yer alıyor. Karın kasları sağlam olmadıkca bel, bel sağlam olmadıkça karının sağlamlığı tek başına işe yaramıyor.Motorda bel , dururken de hareket halindeyken de incinebilecek bir bölge.Bellik takıyoruz.. Evet...Ama bellik kullanımı da yeterli çözüm değil. Çünkü bellik özellikle kaza anında omurgamızı koruması için önemli..
    Bacak içleri, dizler, bilekler, kasıklar..kimimiz dah ufak motorlara biniyoruz. Kimimiz davasa ağırlıkta motorlara bacaklarının arasında hakim olmak zorunda.Bu bölgeler yeterince sağlam mı?
    Bedende dengeyi sağlayan orta eksene yakın kasların güç ve stabilizasyonu, kontrollülüğüdür.
    Motosiklet bacak arasındayken bu bir bakıma daha kolaydır, dengeyi sağlayacak bir eksen varlığı bacaklar arasındadır...
    Scooterda bu boşluk olarak 2 bacak arasındadır, dolayısıyla denge gerektiren durum için omurgaya daha fazla yük binmesi sözkonusu olabilir özellikle dönüş ve sarsılmalarda.

    Bacaklar scooterda birbirine yakın ama aralık durur. Bacaklar aralık olduğu halde orta boy eksene yakın kasların güçlülüğü olmalıdır ki, bele binen denge yükü dağılabilsin.

    O nedenle size önerim iç bacak ve kasık ve orta lat karın kaslarının daha yoğunluklu çalışmasıdır, Ama tüm beden kaslarının düzenli çalışması da şarttır
    Motosiklete binen herkesin , daha ehliyet alma aşamasında spora başlaması ve özelikle sayığım bölgeler üzerinde hakimiyetini, kas tonusunu ve esnekliğini arttırması gerekir. Ve hatta medeni bir anlayışla sağlıklı olmanın önemini kavramış bir toplum olarak bu mecbur dahi tutulabilir..Motor satan firmalar bu konuda bilinçli kurslar veya özel dersler hediye edebilir.Ehliyet ve sürücü kursları gene bu eğitimleri uygulamalı ve dönemli kurslarla verebilir veya hediye edebilir.İnsanların motora binerken bu tip egzersizleri bilinçli olarak yapmaya devam etmesinin önemi sık sık anlatılmalı, özendirilmeli.. Ortopedist doktor arkadaşlarımın hastalarındaki artış oranı motosiklet kullanımının artışıyla örtüşür vaziyette.Ben bu işi yapıyorum.. Yani spor eğitmeniyim. Çevremde sık sık bu konuyu dillendiriyorum
    Herkese sağlıklı ve keyifli sürüşler diliyorum. saygılarımla...



    Egzersiz terapisti Serkan Yimsel 'nin yazısından alıntı alarak devam ediyorum....

    Soru 1. Karin bolgesine yonelik olarak yapilan egzersizler, bu bolgedeki yag oranini azaltmaya ya da belimizi inceltmeye yardimci olur mu?
    Vucudumuzun yag orani, basitce anlatmak gerekirse beslenme ile alinan kalori ile hareketlerimizle harcadigimiz kalorinin farki (fazla kalori) olarak kabul edilebilir. Bu fazla kalorilerin vucutta depo edildigi yerler, kadinlarda genellikle basenler ve kol arkalari iken, erkeklerde ise karin kismi olmaktadir. Vucut yaglarinin bu bolgeleri depo yeri olarak secmelerinin nedeni sanildiginin aksine o bolgelere yakin kas guruplarinin zayif olmasi degil, binlerce yillik evrimlesme surecinin genlerimizde olusturdugu niteliklerdir.

    O nedenle karin egzersizleri, ya da kalca egzersizleri yaparak bu bolgelerdeki yaglarin eriyecegini ya da bu bolgelerdeki yaglarin kasa donusecegini savunmak bilimsellikten uzaktir. Vucut yaginin azaltilmasi ancak metabolizmamizin hizinin arttirilmasi ile mumkun olabilir. Bu da vucudun buyuk kas guruplarinin kullanildigi ve kisilerin seviyesine gore ayarlanmis kuvvet egzersizleri ile saglanabilir. Bu egzersizler vucut kas oranini arttiracagindan, toplam yag yuzdesinin azalmasina katkida bulunacaktir. Depo bolgelerindeki yaglara gelince, buralari vucudumuzun birincil depolama merkezleri oldugundan, yaglarin burada eksilmeye baslamalari en son asamada gerceklesecektir.

    Insanlarimiz, uzun yillar boyunca kozmetik firmalarinin etkisi altinda kalarak, kremler, solusyonlar, ilaclar kullanilarak vucudun belli bolgelerindeki yaglarin eritilebilecegine inanmislardir. Sozlerim her ne kadar onlari dus kirikligina ugratacak olsa da, gercektir, bolgesel yag yakimi fizyolojik acidan imkansizdir. Sizlere bu konuda verebilecegim en gecerli tavsiye, daha saglikli bir beslenme (dogal yiyeceklerin paket ya da donmus yiyeceklere tercih edilmesi, sik araliklarla ve kucuk ogunlerle yeme aliskanligi edinme vs.) ve duzenli olarak hareket etmektir.

    Mağara adamlarini bir düşünün, bundan binlerce sene once belki oturacak bir sandalyeleri yoktu, ama arastirmalarla ortaya cikartilan fosil yapilarindan anlasildigi kadariyla, gunumuzdeki modern insanlardan cok daha gelismis bir iskelet ve kas sistemleri mevcuttu. Zannetmiyorum ki bunun nedeni guzellik kremleri ya da modern karin calistirma aletlerinde yaptiklari duzinelerce mekik cekmeler idi. Tersine tamamen dogal yiyecekler (toprağa yakin) ve vucudun butun kaslarini kullanan acimasiz bir yaşam mucadelesi bunu sağlamisti.

    Soru 2. Karin bolgesindeki kaslari izole olarak guclendirmeyi amaclayan mekik, caki vb. egzersizler, bel agrilarini azaltmaya ve/veya bel stabilizasyonunu arttirmaya yardimci olur mu?
    Bu sorunun cevabina gecmeden once, stabilizasyon kavramini biraz acmak ve fonksiyonel anatomiden bahsetmek istiyorum. Stabilizasyon, bir kuvvete ya da bir harekete direnme kabiliyeti anlamina gelir. Govdemizin stabilizasyonu, uc farkli sistemin birbirleriyle ortaklasa calismalari ile saglanir. Bu sistemler:
    a) Pasif Sistem: Kemikler ve kemikleri birbirine baglayan ligamentler.
    b) Aktif Sistem: Kaslarimiz ve kas fasyasi.
    c) Kontrol Sistem: Beyin ve merkezi sinir sistemi.

    Bu sistemlerden herhangi birinin zarar gormesi, stabilizasyonumuzu azaltacagi gibi, bel agrilarina da zemin hazirlayacaktir. Gunumuzde olusan bel agrilarinin buyuk bir cogunlugu, mekanik bel agrilaridir. Mekanik bel agrisi demekle, kontrol sisteminin (sinir sistemi ve uyarilari) disinda kalan sistemlerin zarar gordugu bel agrilarini kastediyorum. Kas guc ve esneklik dengesizlikleri, postur bozukluklari, sik tekrarlanan aktivitelerin yol actigi mikrotravmalar (agir bir sirt cantasini surekli tasimak), uzun suren hareketsiz yasam (ofis calisanlari) mekanik bel agrilarinin basta gelen sebepleridir.

    Kaslarimizi genel olarak iki bolume ayirabiliriz. Hareketi saglayan kaslar genellikle deri tabakasina yakin durumda bulunan kaslardir ve cogunlukla hizli kasilan kas hucrelerinden ibarettirler. Omurgamiza daha yakin durumda bulunan kaslar ise genellikle stabilizasyonda gorev alirlar ve yavas kasilan kas hucrelerinden meydana gelmislerdir. Aralarindaki gorev farkliligindan dolayi, merkezi sinir sistemi bu iki gurubu birbirinden farkli sinirler araciligi ile kontrol eder. Saglikli insanlarda stabilizasyon kaslari, bir hareket yapilirken hareket kaslarindan daha once kasilirlar ve hareket boyunca omurgayi bir arada tutarlar. Bu, hem hareketin daha etkili yapilmasini saglarken, hem de omurgaya zarar gelmesini onler.
    Hareket ve stabilizasyon kaslarinin nasil calistigina bir ornek vermek istiyorum. Diyelim ki kolunuzu herhangi bir amacla yana abduksuyon yaptirdiginizi varsayalim. Siz daha kolunuzu hareket ettirmeye baslamadan once beyin ve merkezi sinir sistemi, servikal omurgadan kuyruk sokumuna kadar olan butun omurganin stabilizatorlerini aktive etmistir bile. Boylelikle vucudun derin kisimlarinda bulunan kaslar omurgayi bir arada tutarlarken, bir hareket kasi olan deltoid kasimiz kolumuzu hareket ettirir ve kol hareketini bitirene kadar stabilizsyon kaslari aktif kalir.

    Ancak hareketi saglamaya yonelik kaslarin aralarindaki hassas esneklik dengesi, yukarida bahsettigim nedenlerden oturu bozulmus ise, merkezi sinir sisteminin kas kasilma uyarilarinin duzeni etkilenir. Once kasilmasi beklenen stabilizasyon kaslari daha gec kasilmaya baslarlar ve omurganin hareket esnasinda bir arada tutunmasi guclesir. Yukaridaki ornegi ele alirsak, deltoid kasi stabilizasyon kaslarindan once aktive edilir ve guclu deltoid kasi her kasilisinda omurgamiz dalgali denizde hareket eden bir gemi gibi sallanir. Bu da mekanik bel agrilarinin temel olusum mekanizmasidir.

    Sizin de bu bilgilerden anlayacaginiz gibi, bel agrisi ya da sakatligi aslinda cok oncelerden baslamis, birikim hasari sonucudur. Belini sakatlayan bircok insana sordugunuzda, cogu aslinda nasil basladigini bilmez. Bazilari ise ayakkabisini baglamak, arabanin bagajindan alisveris torbasini almak, sabah uyandiginda yuzunu yikamak amaciyla one egilmek gibi cok basit aktiviteler esnasinda bu agriyi ilk kez duyarlar. Buna neden aktivitenin kendisi degil, cok oncelerden baslamis kumulatif postural ve kas dengesilikleridir.

    Uzun bir on bilgiden sonra, sorumuzun cevabina geciyorum. Genelde bel agrilarina karsi tedbir almak ya da azaltilmasini saglamak icin, oncelikle hangi kaslari, sonrasinda ise ne sekilde calistirmamiz gerektigini bilmeliyiz. Yukarida kas cesitleri hakkinda verdigim aciklamalara bakarak sizin de gorebileceginiz gibi, hareket kaslarindan once stabilizasyon kaslarinin calistirilmasi, daha dogru olacaktir. Ancak mekik, ters mekik, caki vb. egzersizler aslinda hareket kaslarina yonelik egzersizlerdir cunku vucudumuz hareket etmektedir. Daha onceden de acikladigim gibi bu kaslarin kontrolu, stabilizasyon kaslarinin kontrolunden farkli oldugu icin bu kaslari guclendirirken, stabiliasyon kaslarinin calisiyor oldugunu garantileyemeyiz.
    Ayrica sozu gecen egzersizlerin bir cogu, sik tekrarlarla ve isotonik olarak (kasin uzunlugu degisen) yapilmaktadir. Halbuki stabilizasyon kaslari, yavas ve isometrik olarak (kas uzunlugu degismeyen) kasilirlar. Bu nedenle mekik ve benzeri karin hareketleri hem calisan kaslarin turu hem de calisma bicimi yonunden omurga stabilizasyonuna bir fayda saglamamaktadir.

    Bel sagligi acisindan faydali bir karin egzersiz programi yapabilmek icin; stabilizasyondan sorumlu kaslara agirlik vermeli, harekete dayanan egzersizlerden once statik egzersizler uygulanmali ve izole kas kuvvetinden once kaslar arasi koordinasyon kurulmalidir. Bu tur egzersizlere en guzel ornek, sirt ustu uzanarak karin bosluguna nefes almak ve nefesi verirken karni iceri cekip gobek deligini sirta dogru yaklasabildigi kadar yaklastirmaktir. Gobek iceri cekik durumda bese kadar sayip tekrar derin bir karin nefesi alarak egzersize devam edin. Bunu yaklasik 15-30 tekrar kadar gunde bir kac kez tekrarlayabilirsiniz

    Alıntı:kumkum