SU:)

Konu, 'Sağlık Konuları' kısmında Barış tarafından paylaşıldı.

  1. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha


    Şişelenmiş su nedir?

    Sağlık Bakanlığı’nın yetkisindeki yönetmelikler çerçevesinde, belirlenmiş olan standartlara uygun olan ambalajlı sulardır.

    Şişelenmiş sular nasıl sınıflanır?

    Sağlık Bakanlığı Doğal Mineralli Sular Yönetmeliği ve İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliği’ne göre sular ;

    Doğal mineralli su:

    Yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde uygun jeolojik şartlarda doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla kaynaktan yeryüzüne kendiliğinden veya teknik usullerle çıkartılan, mineral içeriği, kalıntı elementleri ve diğer bileşenleri ile tanımlanan, her türlü kirlenme risklerine karşı korunmuş Doğal Mineralli Su Yönetmeliğinin 5 inci, 6 ncı ve 7 nci maddelerinde belirtilen özellikleri haiz olan ve 8 inci madde gereği onaylanan yeraltı sularını,

    İnsani Tüketim Amaçlı Su:

    Orijinal haliyle ya da işlendikten sonra, dağıtım ağı, tanker, şişe veya kaplar ile tüketime sunulan içme, pişirme, gıda hazırlama ya da diğer evsel amaçlar için kullanılan bütün sular ile suyun kalitesinin, gıda maddesinin nihai halinin sağlığa uygunluğunu etkilemeyeceği durumlar haricinde insani tüketim amaçlı ürünlerin veya gıda maddelerinin imalatında, işlenmesinde, saklanmasında veya pazarlanmasında kullanılan bütün suları,

    Kaynak Suyu:

    Jeolojik koşulları uygun jeolojik birimlerin içinde doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla çıkış noktasından yer yüzüne kendiliğinden çıkan veya teknik usullerle çıkartılan ve İnsani Tüketim Amaçlı Su Yönetmeliğin 36 ncı maddesinde izin verilenler dışında her hangi bir işleme tabi tutulmaksızın Ek-1' deki nitelikleri taşıyan, etiketleme gerekliliklerini karşılayan ve satış amacı ile ambalajlanarak piyasaya arz edilen yer altı sularını,

    İçme Suyu:

    Jeolojik koşulları uygun jeolojik birimlerin içinde doğal olarak oluşan, bir çıkış noktasından sürekli akan veya teknik usullerle çıkarılan ve Bakanlıkça uygun görülen dezenfeksiyon, filtrasyon, çöktürme, saflaştırma ve benzeri işlemler uygulanabilen ve parametre değerlerinin eksiltilmesi veya arttırılması suretiyle Ek-1’deki parametre değerleri elde edilen, etiketleme gerekliliklerini karşılayan ve satış amacı ile ambalajlanarak piyasaya arz edilen yer altı sularını,

    İçme-Kullanma Suyu:

    Genel olarak içme, yemek yapma, temizlik ve diğer evsel amaçlar ile, gıda maddelerinin ve diğer insani tüketim amaçlı ürünlerin hazırlanması, işlenmesi, saklanması ve pazarlanması amacıyla kullanılan, orjinine bakılmaksızın, orijinal haliyle ya da arıtılmış olarak ister kaynağından isterse dağıtım ağından temin edilen ve Ek-1' deki parametre değerlerini sağlayan ve ticari amaçlı satışa arz edilmeyen suları,

    Şişelenmiş doğal kaynak suyu ile çeşme suyu arasındaki farklılıklar nelerdir?

    Gerçekten de çok önemli farklılıklar vardır. En önemli farklılıklar şunlardır:

    a) Doğal kaynak suyunun şişelenmiş olması, söz konusu kaynak suyuna dolum yapılabilmesi için Sağlık Bakanlığı’nın çok siki olan yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alındığı, sürekli denetim altında olduğu ve halk sağlığı açısından bir risk taşımadığı yönünde bir güvencenin var olduğu anlamını taşır. Diğer taraftan çeşme suyunda bu şekilde güçlü bir güvenceden bahsetmek mümkün değildir.

    b) Şişelenmiş doğal kaynak suyunda su kaynaktan ilk çıktığı haliyle saf ve temizdir. İlave bir isleme gerek kalmaksızın direkt olarak suyu kaynağından içebilirsiniz. Suyun saflığı ve temizliği yeryüzüne ilk çıkış noktasından yani kaynadığı noktadan tam otomatik makinelerde şişeye dolumuna ve kapatılmasına kadar çok sıkı kontrol altındadır. Diğer taraftan genel olarak suyun çeşmeye kadar olan yolculuğu farklıdır: çeşme suyunda su kaynakları dereler, nehirler seklinde yüzey sularına dönüşmekte ve bu sular yüzeyden bulasan her türlü kirletici unsurları da (zirai ve tarım ilaçları kalıntıları, metaller, parazit, mikrop ve virüsler) taşıyarak toplanma havzalarına ya da barajlara gelmektedir. Bu şekilde toplanmış sular muhtelif filtreleme, klorlama ve dezenfeksiyon işlemlerinden geçirildikten sonra su şebeke boruları vasıtasıyla konutlara pompalanmaktadır. Bu proseslerde kullanılan klor gibi dezenfektanlar sağlık açısından uzun vadede kanserojen riskler taşımaktadır, ayrıca borularda ve su depolarında var olabilecek her türlü yabancı madde, pas, toprak, parazit, mikrop ve virüsler gibi unsurlar da çeşme suyu içinde konutlara ulaşmaktadır.

    c) Genelde çeşme suları içinde taşıdığı klor gibi dezenfektanların etkisiyle rahatsız edici bir koku ve lezzete sahiptirler. Şişelenmiş sularda ise sadece suyun kendi doğal tadından bahsedebiliriz.

    d) Şişelenmiş doğal kaynak suyu sonuçta hijyenliği, ambalajı ve markası ile tüketicinin albenisi ve güvenini kazanmak zorunda olan ticari bir maldır. Yapılan yatırımlar çok büyüktür; bazı gayri ciddi firmalar dışında akliselim hiçbir su sanayicisi tüketicisinin sağlığını riske atarak kendi şirketinin piyasadan silinme riskini göze alamaz. Genel olarak söylemek gerekirse; çeşme suyu üretim ve hizmetinde bulunan kamunun kaliteye dönük motivasyonu özel sektördeki kadar olamamaktadır.

    e) Yapılan üretim hacimlerinde, hizmet verilen tüketici sayılarında ve bu nedenle de kalite anlayışında çeşme suyu ile şişelenmiş su arasında büyük bir farklılık vardır. Çeşme suyunda kamu tarafından çoğu kez yüz binlerin ya da milyonların su ihtiyacını vasat kalitede dahi olsa karşılama zorunluluğu söz konusu iken; şişelenmiş suda nispeten çok daha az sayıda tüketicinin ihtiyacını en iyi kalitede karşılamak seklindeki ticari düşünce esastır.

    Günde ne kadar su içmeliyiz?

    Su vücudumuzdan sindirim, terleme ve nefes alma yoluyla sürekli kaybolmaktadır. Temel prensip olarak sunu söyleyebiliriz: Kaybolan su miktarı mutlaka yerine konmalıdır.

    Yaklaşık olarak bir gün içersinde vücut ağırlığımızın en az 1/36’si kadar su almalıyız. Örneğin 72 kg. ağırlığındaki birisinin günlük su ihtiyacı en az 2 litredir. Bu ihtiyacın bir kısmının muhtelif yiyecekler yolu ile alındığını varsaysak bile bir yetişkinin günde en az 1.5 litre su içmesi gerekmektedir. Bu miktar beslenme uzmanlarınca yetişkinlere tavsiye edilen asgari miktardır.

    Suyun insan yaşamındaki önemi nedir?

    Su, insan yaşamında hayati bir önem taşımaktadır. Sadece yasam için gerekli bir nesne değil aslında yaşamın kendisidir su. Yeryüzünde ilk yaşamın başladığı yerdir ve bizi çevreleyen tabiat ana ve canlıların yaşamı için ikamesi olmayan çok değerli bir elementtir. Suyun bolluğu halinde değeri tam anlaşılamaz iken yokluğu halinde ölümle es anlamlıdır.

    Gerçekten de, insan vücudu büyük oranda sudan oluşmaktadır. Vücudumuzdaki su oranı yasam sürecimiz boyunca değişim göstermektedir. Yeni doğan bir bebekte vücut ağırlığının %75’i sudan oluşmakta iken bu oran çocuklarda %70, yetişkinlerde %60 ve yaşlılarda %50 seklindedir. Yetişkin bir insan bir kısmı yiyeceklerden karşılanmak üzere günde 2-3 litre suya ihtiyaç duyar.

    Suyun insan vücudunda çok önemli işlevleri vardır. Bunlardan başlıcaları şöyledir:

    a) Su biyolojik bir çözücüdür ve bu çözücü rolüyle vitaminlerin ve minerallerin hem vücutta taşınmasını, hem de çözülmesini sağlar,

    b) Su vücut sıcaklığının düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar,

    c) Derinin nemlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir,

    d) Böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır,

    e)Kayganlaştırıcı bir madde olması nedeniyle birçok organın gerektiği gibi çalışmasını sağlar.

    Vücüdumuzda Suyun Rolü Nedir?

    • Beynin % 75’i su / Orta dercede susuz kalmak başağrısı ve başdönmesine yol açabilir.

    • Su nefes almak için gereklidir.

    • Vücut sıcaklığını düzenler.

    • Tüm hücrelere besin ve oksijen taşır.

    • Kanın % 92’isi sudur.

    • Nefes almak için oksijeni nemlendirir.

    • Hayati organları koro ve yastık görevi görür.

    • Gıdayı enerjiye çevirmeye yardımcı olur.

    • Besinlerin emilimine yardımcı olur.

    • Atıkları uzaklaştırır.

    • Kemilerin % 22’si sudur.

    • Kasların % 75’i sudur.

    • Eklemleri rahatlatır, yastıklar.

    Suyun İnsan vücudu üzerine etkileri nelerdir?

    Vücudun günlük kaybettiği su ihtiyacını karşılamak için uzmanlar normal bir insanın günde 6-8 bardak su içmesi gerektiğini belirtmektedir.[2] Vücut ağırlığının yüzdesi olarak su kaybının sonuçları şu şekilde olabileceği belirtilmektedir:

    • %1: susuzluk hissi, ısı düzeninin bozulması, performans azalması

    • %2: ısı artması, artan susuzluk hissi

    • %3: vücut ısı düzenin iyice bozulması, aşırı susuzluk hissi,

    • %4: fiziksel performansın %20-30 düşmesi

    • %5: baş ağrısı, yorgunluk

    • %6: halsizlik, titreme

    • %7: fiziksel etkinlik sürerse bayılma

    • %10: bilinç kaybı

    • %11: olası ölüm

    Suyumun güvenli olduğunu nerden anlarım?

    Tüketiciler bir çok açıdan şişelenmiş sulara güvenebilirler. İlk başta şişelenmiş sular Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli olarak analizlerle denetlenmektedir.

    Tüketiciler su kapaklarının sıkıca kapalı olduğuna dikkat etmelidir. Etiket bilgilerinde Sağlık Bakanlığı izin tarih numarası bulunmalıdır.

    Su rengi berrak olmalı, bulanık, yeşilimsi olmamalıdır. Etiketi solmuş, şişe şekli bozulmuş sular satınalınmamalıdır.

    Tüketiciler ambalaj üzerindeki kapakta, şişe üstünde, etikette ve emniyet bandında suyun adını görmelidir. Suyun adı 4 farklı yerde de bulunmalı ve aynı olmalıdır.

    Mikroorganizma nedir? Suyumda bulunur mu?

    Mikroskobik (çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olup ancak mikroskop ile görülebilen) organizmaların genel adıdır.

    Mikroorganizmalar çoğunlukla tek hücreli olsalar da çok hücreli örnekleri de mevcuttur. Halk arasında mikrop diye adlandırılır. İnsan sağığına önemli ölçüde olumsuz etkilerler. Tifo, Amipli Dizanteri, Çocuk felci, Hepatit A gibi hastalıkların kaynağıdırlar.

    Yararlı olan mikroorganizmalar da vardır. Ekmek mayası, bira mayası, ayran, yoğurt, peynir yapımında kullanılan kültürler de mikroorganizma grubu içine girerler.

    Sağlık Bakanlığı’na bağlı yönetmeliklere göre insanları hasta eden mikroorganizmalar sularda bulunmamalıdır. Tükettiğiniz suda yapılmış olan analizleri firmalardan rahatlıkla talep edebilirsiniz.

    Doğal Kaynak Suları herhangi bir işlemden geçiriliyor mu?

    Doğal Kaynak Suları’nın tadı tamamen doğaldır ve herhangi bir katkı maddesi veya kimyasal bir işlem yapılmamaktadır.

    Sadece doğal kaynak suları ile ilgili yönetmelikte de izin verildiği şekilde fiziksel bir işlem olan filtrasyon ve ozonlama yapılmaktadır. Filtrasyon, suyun kaynak noktasından kopup gelebilecek mikron seviyesindeki kum zerreciklerini tutmak için yapılır. Ozonlama ise dolumu yapılmış şişenin yani ürünün hijyenliğini temin etmek amacıyla suyun içine 0.2-0.4 ppm arası miktarlarda O3 (Ozon) gazinin verilmesi işlemidir. Ozonlama yöntemi hijyen güvenliği için bütün dünyada su üreticilerinin uzun yıllardır en yaygın olarak kullandığı güvenilir bir yöntemdir. Bu işlem, şişeye su dolumun hemen öncesinde yapılmakta ve tam hijyenlik sağlanarak ürününün uzun süreler bozulmadan saklanabilmesine imkan vermektedir. Dolumdan sonra şişedeki suyun içinde bulunan ozon gazi, ortam sıcaklığına bağlı olarak 5-20 saat arasında kendiliğinden yok olmakta ve bildiğimiz oksijene dönüşmektedir.
     
    ANIL bunu beğendi.
  2. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    Şişelenmiş bir suyun kullanma ömrünü etkileyen faktörler nelerdir?

    Bu detaylı bir cevabi gerektiren bir sorudur. Burada 4 önemli faktörü birlikte düşünmeliyiz:

    a) Sise ambalajının hava geçirgenliğinin derecesi: Şişe ambalajının cinsi ve kalınlığı hava geçirgenliğini belirler. Bu da sonuçta söz konusu ambalajın diş ortam kokularına karşı korunmalı olup olmayacağını belirler. Cam şişede bu sorundan bahsedilemezken, moleküler yapilarindan dolayı pet ve polycarbonat ambalajlardaki sular için diş ortam kokularına karşı korunma sağlanmalıdır.

    b) Suyun mineral konsantrasyonu (sert veya yumuşak olusu) : Yumuşak suların mineral konsantrasyonu daha az ve daha saf olduklarından ortamdaki kokuları sert sulara göre daha fazla çekerler.

    c) Üretim aşamasında %100 hijyenliğin sağlanıp sağlanamadığı konusu: Eğer üretim aşamasında tam bir hijyenlik sağlanamaz ise, dolum esnasında suyun içinde çok az miktarda mikroorganizma kalsa bile ilerleyen günlerde suyun bozulması (yeşillenme, pamukçuk yapma gibi) kaçınılmaz olacaktır.

    d) Şişelenmiş suyun saklanma koşulları: Özellikle hava ve koku geçirgenliklerinden dolayı pet ambalajındaki suların iyi şartlarda saklanması gerekir; bu kalitesinin korunmasına ve dolayısıyla kullanma ömrüne olumlu etki eder.

    Şişelenmiş bir suyu hangi koşullarda saklamalıyız?

    Suyunuzu serin (5-15 derece), karanlık (güneş ışığından uzak) ve kuru (%50 nemden az) bir yerde saklamalısınız. Ayrıca özellikle suyunuzu kimyasallar, deterjanlar, temizlik maddeleri, benzin ve bunun gibi maddelerden mümkün olduğunca uzak tutmalısınız. Çünkü su saf bir maddedir ve bizim çevrede algılayamadığımız kokuları dahi yavaşça kendisine çekme özelliğini taşır.

    Suyun sert olması ne demektir?

    Yeryüzünde sular buharlaşarak bulutlarda depolanmakta ve tekrar yeryüzüne yağmur olarak dönerken atmosferdeki karbondioksiti çözer ve bir miktar asidik hale gelir. Bu asidik yağmur suyu muhtelif kaya katmanlarından ve akiferlerden kalsiyum karbonatı çözmektedir. İste bu çözülmüş mineralleri taşıyan sulara sert su denmektedir. Bir suyun sert olma derecesi kalsiyum karbonatın ilgili suda ne kadar çözüldüğüne bağlıdır. Benzer kimyasal reaksiyonlar magnezyum sulfat, klorid, asit silisit tuzu ve demir için de geçerlidir. Ancak, çözülmüş haldeki kalsiyum karbonat bir suyun sertliğine en fazla katkı yapan elementtir. Sert sular sağlık açısından bir risk oluşturmazlar.

    Kullanılan çeşitli damacana şişeleri hakkında bilgi verir misiniz? Bu şişeler ortalama kaç defa kullanılmaktadır? Çok kullanılırsa sağlığımıza olumsuz bir etkisi olur mu?

    Damacana segmentinin %99’undan fazlasına hakim olan ambalaj tipi; polycarbonat hammaddesinden imal edilmis olan 19.2 litrelik geri-dönüşlü damacana şişesidir. Üretim teknolojisi olarak enjeksiyon ve ekstruzyon olmak üzere 2 farklı teknoloji kullanılmaktadır. Türkiye’de bu segmentte faaliyet gösteren ilk firmalar o gün için tek bir damacana sise üreticisi olmasından ve bu üreticinin sadece ekstruzyon yöntemi ile sise imal ediyor olmasından dolayı bu ise ekstruzyon tip şişeler ile başlamışlardır.

    Ancak, artık trend daha pahallı olmasına rağmen enjeksiyon tip şişeler lehine değişmektedir. Her ne kadar enjeksiyon teknolojisinde kulp yapılamıyor olmasına rağmen (ki kulplu şişeler artik kulplu kısmın iyi yıkanıp yıkanmadığına dair soru işaretlerinden dolayı pek çok firma tarafından tercih edilmiyor) enjeksiyon şişenin dayanıklılığı, şeffaflığı ve su sızdırmaması (sise nakliye sırasında yan yatırıldığında sise boyun ölçüleri çok hassas olarak üretilebilen enjeksiyon tip şişeler kapak tarafından tam kapatılabilmektedir) nedeniyle artik enjeksiyon tip şişeler sektörde iyice ağırlık kazanmıştır. Yapılan bütün yeni damacana şişe üreten makine yatırımlarının bu yönde olduğu bilinmektedir.

    Damacana şişelerinde kullanılan hammaddenin kimyasal adı polikarbonattır. Polikarbonat malzemenin kullanımına; Tarım ve Köyİşleri Bakanlığı'nın yayınlamış olduğu Gıda Maddeleriyle Temasta Bulunan veya Bulunmak Üzere İmal Edilen Plastikler Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince izin verilmektedir. Bununla beraber tedarik edilen bu şişelerin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl Kontrol Laboratuarları tarafından Toplam Migrasyon, Ekstraksiyon, Boya geçirgenliği, Infrared Spektrumu gibi analizlerle de uygunluğu tespit edilmektedir.

    Bu şişeler dolum ve taşıma esnasında kaza ile kırılmadığı sürece ve tahminen ortalama ömürleri olan 50-60 defa kullanılmaktadır. Bu da yaklaşık 4 yıllık bir süreye karşılık gelmektedir. Daha fazla kullanılması halinde sağlık açısından herhangi bir olumsuzluk söz konusu değildir. Zaten Sağlık Bakanlığı’nın da bu yönde bir sınırlaması yoktur. Genelde, çok kullanılmış şişelerin yüzü yıprandığı için estetik yönüyle tüketiciye cazip gelmemektedir.

    Ambalajların altındaki rakamlar ne anlama gelmekte?

    Ambalajların altında geri dönüşüm logosunun içinde yer alan rakamlar, ambalaj maddesinin hangi materyalden yapıldığını gösterir. 3 rakamı polivinil klorürür (PVC), 7 rakamı ise polikarbonat (PC)’dan yapıldığını gösterir. Bu maddeler dünyada en güvenilir ve yetkili otoritelerce kullanımına izin verilen ambalaj materyalleridir.

    Plastik şişelerdeki suyun dondurulması, kansere sebep olan Dioxinin serbest kalmasına sebep olur mu?

    Son zamanlarda internette, plastik şişelerde dondurulmuş sular hakkında çeşitli uyarı mesajları dolaşmaktadır. Ancak bu dedikodular doğru olmayıp ve birer şehir efsanesidir. Dioksinler, kansere sebep olabilen ve yüksek derecede toksik maddelerdir. Doğal olarak üretilebilecekleri gibi, bazı üretim basamaklarında da oluşabilmektedir. Ancak, plastik su şişelerinin dioxin içerdiğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.

    Dondurulmuş su, plastik şişelerden dioxin serbest kalmasına neden olmaz. Genelde, herhangi bir plastik ürün kullanırken, üreticinin talimatına göre hareket edilmelidir. İnsanlar plastik şişelerden ziyade, tükettikleri suyun kalitesi hakkında daha dikkatli davranmalıdır. Pek çok insan, musluk sularını tercih etmemekte, yerine şişelenmiş suları tercih etmektedir. Bununla birlikte, şehir sularının kalite açısından bazı şişe sularından daha fazla takip edilebildiği durumlar da söz konusudur.

    Tek kullanımlık su şişeleri genellikle PETE ya da PET (polietilen tereftalitik) olarak bilinen plastiklerden yapılmaktadır. Geri dönüşüm kodları genellikle, plastik malzemenin alt kısmına basılmakta ve plastiği tanımlama ile geri dönüşümü daha efektif bir hale getirmeye yardımcı olmaktadır.

    İnsanlar, tekrar kullanılan plastik su şişeleri konusunda daha dikkatli davranmalıdır, çünkü iyi temizlenmedikleri ya da kurutulmadıkları takdirde, ya da zararlı mikroorganizmaların gelişmelerine sebep olabilecek sıcak ortamlarda bırakıldıkları zaman tehlikeli hale gelebilmektedirler. Bu mikroorganizmalar, insanlara bulaştıklarında hastalıklara, kusma ve ishale sebep olabilirler. Bu durum sadece tek kullanımlık şişeler için değil diğer şişeler için de geçerlidir. Ancak, tekrar kullanılabilir plastik su şişelerinin kansere sebep olduğuna dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır.

    Ambalajlı Suları nasıl kullanmalıyım?

    • Ambalajlı suları (pet, damacana), olumsuz tad ve koku verebilecek her türlü ortamdan ve gıda maddesinden uzak tutmaya özen gösteriniz.

    • Ambalajlı sularınızı; kalorifer yanında, direkt güneş ışığı altında tutmayınız.

    ? Boş damacana şişe içerisine herhangi bir şey kesinlikle koymayınız, yabancı maddeler atmayınız.

    ? Damacanayı pompa ya da sebilsiz kullanıyorsanız, kapağını açık bırakmayınız.

    ? Damacana kapaklarını atmayınız. Boş damacanalarınızı teslim ederken kapağını kapatarak veriniz.

    Suları Kim ruhsatlandırmakta?

    Türkiye’de şişelenen sular Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılmakta ve tesisler senede bir defa Sağlık Bakanlığı merkezi birimince, üçer aylık periyotlarla da Sağlık Müdürlükleri tarafından denetlenmekte, sağlığa aykırı bir durum tespit edildiğinde tesis kapatılmaktadır. Ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı su damacanalarında kullanılan polikarbonat dahil bütün ambalaj maddelerine izin vermekte ve yılda en az iki defa kontrollerini yapmaktadır.

    DAMACANA SEBİLLERİNİ NASIL KULLANMALIM?

    19 litre damacana sular, polikarbonat şişe içerisinde tüketime sunulmaktadır. Polikarbonat ambalaj gözle görülmeyen gözenek çaplarına sahiptir ve dışarıdan hava alışverişi yapar.

    Damacana sebili, 19 litrelik ambalajların tüketilmesine yardımcı bir ekipmandır. Sebil muslukları ve iç kısım; ortamdaki hava ile temas ederek çalışmaktadır.

    Dış ortam, soyunma odaları, spor salonları, sauna vb. buharlı, nemli ve kirli tüm ortamlar; mikropların üremesine, çoğalmasına, var olmasına yardımcı olurlar.

    Kısacası dış ortamdaki çeşitli uygunsuzluklar (yoğun koku, toz, vb. kirler); suda olumsuz etkilere zaman zaman yol açabilmektedir.

    Sebil;

    ? Direkt güneş ışığına konulmamalıdır.

    ? Nemli, buharlı ortamlarda tutulmamalıdır.

    ? Toz, toprak akışının çok olduğu bölümlerde tutulmamalıdır.

    ? Temizliğine dikkat edilmelidir.

    ? Dış yüzeyi, her gün tozlardan uzaklaştırılmalıdır.

    ? Musluk ağızları gelişi güzel, temiz olmayan bezler ile temizlenmemelidir.

    DAMACANA POMPALARINI NASIL KULLANMALIYIM?

    Pompalar kullanılmadan önce mutlaka yabancı koku içerip içermediği ve temiz olup olmadığı kontrol edilmelidir.

    Pompa musluğundaki tıpa sürekli kapalı tutulmalıdır.

    Pompa temizliği önerisi:

    • Su pompası damacanadan sökülür.

    • Bir su bardağı kaynar su hazırlanır.

    • Damacana içerisine giren borunun önce iç ve dış kısmı; temiz bir fırça ile temizlenerek varsa görünür kirler uzaklaştırılır.

    • Sonra kaynar su içeren bardağa daldırılır ve kaynar su pompaya çekilir, musluğundan akıtılır.

    • Bu işleme bardak içindeki kaynar su bitene kadar devam edilir.

    • Pompanın dış yüzeyi de temizlenerek, damacanaya geri takılır.

    Sebil ve pompalarınızı deterjan ile yıkıyorsanız, bolca durulayınız. Unutmayın yetersiz durulama sonucunda deterjan kokusu ve tadı suya geçecektir.


    ALINTI:www.tgdf.org.tr
     
    ANIL bunu beğendi.