viranşehir - gaziantep - halfeti gezisi...

Konu, 'Güney Doğu Anadolu Bölgesi Gezi ve Turları' kısmında Ali Emre Sakarya tarafından paylaşıldı.

  1. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    batıdaki arkadaşların bana nazire yaparcasına toplantıları ve gezip tozmaları neticesinde :)D), artık havalar da müsait olmaya başlayınca, yaşadığım yer olan viranşehirden gaziantep ve geri dönüşte birecikde bulunan halfetiye gezi yapmaya karar verdim. TA ile bu ilk uzun gezmemiz ve birbirimize ısınma turumuz olacak. cumartesi sabahı motosikletime gerekli malzemeleri yükleyerek saat 11 civarında viranşehirden yola çıktım. hazırlık aşamalarının fotoğraflarını çekmeyi unuttuğum için yayınlayamıyorum.:)()

    hava hafiften bulutlu, meteorolojiye göre sağanak yağışlı görünüyor ama yağmurluğum var ve ıslanmaktan bir şey olmaz diyerek yola düşüyorum.

    viranşehir urfa arasındaki yol ipek yolu olarak adlandırılıyor (tarihi ipek yoluda buradan geçiyor) ufak tefek tepe geçişleri dışında dümdüz bir yol, habur sınır kapına ve ırak'a bu yol üzerinden ulaşılıyor. bölge ve ülke ticareti açısından oldukça önemli bir yol burası. şu şekilde genel olarak söyleyeyim; akdeniz limanları üzerinden gelen mallar, araçlar, malzemeler adana üzerinden antep'e, urfaya ve mardin il sınırlarından şırnak silopiye yani habur sınır kapısına ulaşıyor. tır trafiği çok yüksek bir yol (tahmini günde 1000-1500 tır geçtiği söyleniyor! rakam ne kadar doğru bilmiyorum ama çok olduğundan eminim :D)

    yoldan manzaralar:
    (fotoğraf konusunda biraz beceriksizim, affola!)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    burada hiç farketmeden aynadan kendimi yakalamışım! :D

    [​IMG]
    bahsettiğim tepe geçitlerinden birisi: çoban geçiti.

    [​IMG]

    [​IMG]
    iki tepe arasından geçen çift virajdan oluşuyor. :D

    [​IMG]
    motorumuda çekeyim, havası olsun! :)
    buradaki toprak yola girmemek için kendimi zor tuttum ama çok kısa bir mesafeden sonra tekrar asfalt başlıyor onun için hiç uğraşmadım.

    [​IMG]
    viranşehir urfa arasında duble yol çalışmaları halen daha devam ediyor. büyük bir kısmı bitmiş durumda.

    [​IMG]
    bu da aynadan kendi fotoğrafını çekememe beceriksizliği! isteyince olmuyor, istemeyince oluyor!

    [​IMG]
    yaklaşık bir 40 kmden sonra erken bir benzin molası veriyorum, çünkü motosiklet 100 kmye ulaşıyor. bu da ne kadar benzin yaktığını hesaplamak için benzin ikmali yapmam demek. litresi 4,31 lira üzerinden 112 kmde 7 litre benzin tüketmişim. buda km başına yaklaşık 28 kuruş yakması demek benim TA'nın.

    [​IMG]
    sağolsunlar görevli arkadaşlar ilgileniyorlar, çay söylüyorlar ve fotoğrafımı çekiyorlar (evet opet tabelası reklam olsun diye özellikle çekildi! :D).

    [​IMG]
    görevli arkadaşlar (ne yazık ki isimleri unuttum, isim konusunda çok zayıfım!). motosikletforum'un reklamını da ben yapıyorum ve fotoğrafları buraya koyacağımı söylüyorum.

    viranşehirden çıktıktan yaklaşık 70 km sonra (mesafeden emin değilim) otoban bağlantı yolu geliyor. bu bağlantı yolu yeni yapıldı ve otobanın resmi açılışı da henüz yapılmadı. önümüzdeki aylarda Sayın Başbakanın açılışını yapması bekleniyor.

    ne yazık ki acemiliğimden ve birkaç kere istemeden navigasyon cihazımı sıfırladığım için molalarda ve aralarda kaç km yol yaptığımı bilmiyorum. toplamda viranşehirden antep'e devlet yolundan 250 km civarı bir mesafe var. otoban üzerinden sanırım bu mesafe 300 km civarına ulaşıyor ancak duble yolda çalışması olduğu ve yoldaki tır trafiğinin çok çok yüksek olmasıyla beraber otobanın rahatlığı düşünülürse fazladan 100 km bile gitsem farketmiyor...

    [​IMG]
    uzunca bir bağlantı yolundan sonra otoban girişine ulaşıyorum. ziraat bankasının viranşehir şubesinde kgs olmadığı için burada bulunan satış noktasından kgs alıyorum. ancak ellerinde 6.sınıf için kgs bulunmadığından mecbur 1.sınıf için kgs alıyorum.

    [​IMG]
    çiçek böcek otoban kenarında bolca!

    [​IMG]
    aslan TA...

    [​IMG]
    bu da ben oluyorum... :D

    [​IMG]
    fazla yüküm yok ama lastiklerimi henüz değiştiremediğim ve güvenmediğim için lastik malzemelerim, uzun yolda lazım olabilecekler vb. şeyler yanımda. tek bir çantaya sığdırmaya çalışmaktansa geniş geniş bütün çantalara yaydım malzemeleri. :D

    [​IMG]
    gişelerin çıkışı...

    [​IMG]
    hava hafiften bulutlu ancak henüz yağmurla karşılaşmadım.

    [​IMG]
    bu da otobandan çevre manzaraları. her yer alabildiğine düzlük, sadece ufak tefek tepeler var...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    otobanda belirlenen yerler dışında durmak yasak olduğu için hemen fotoğraf çekip yola devam ediyorum...

    fotoğraf sınırlaması olduğu için burada ara veriyoruz...
     
    Hakan.Ulukavak bunu beğendi.
  2. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    devam ediyoruz:

    [​IMG]
    otobanda karşılaştığım ilk park alanı tesislerinde mola veriyorum. ağırlıklı olarak kamyoncuların kullandığı bir tesis. rahmetli amcamın hep söylediği bir şey vardır: "kamyoncuların yemek yediği yerde her zaman yemekler güzeldir, çünkü kamyoncu adam kötü yemek yemez, kimse de onlar kötü yemek satmaya cesaret edemez" diye. amcamın bu teorisini test ediyorum.

    [​IMG]
    rahmetli haklı bence! :D
    bu resim biraz da hakan hocama nazire olsun, tekniği ondan çaldım! :D

    [​IMG]
    işin keyif kısmı...

    bundan sonrası otobanda düz bir seyir halinde geçiyor. antep'e yakın son bir mola veriyorum.
    [​IMG]

    [​IMG]
    bulutlar iyice kapatmış durumda...

    [​IMG]
    yine bir park tesisi, ancak bu sefer tesise girmiyorum, kenarında kısa bir süre konaklıyorum.

    [​IMG]
    güvenmediğim ve güvenmemekte de haklı olduğum, artık bir hayli yıpranmış bridgestone trailwing arka lastiğim. TA yı aldığım artvinden ufuk abi, bu lastikleri ısrar üzerine aldığını ancak hiç memnun kalmadığını ve metzeller tourancedan bir daha şaşmayacağını söylemişti.

    antep'e yaklaşık 50 km kala hafif bir çiğselti farkediyorum ve ne olur ne olmaz diye yağmurluğumu giyiyorum. üç dört km sonra da birkaç dakikalık bir sağanak altına kaldım. pimpirikli davranıp :))) yağmurluğu giymemiş olsam o birkaç dakika içinde sucuk gibi olurdum! :D

    en sonunda antep'e ulaşıyorum. antepte bütün gün yağmur yağmış ama ben ulaştıktan sonra yerler ıslak olsa da yağmur yok. yabancı olduğum bir şehirde yağmur altında motosiklet sürmeyecek olmak sevindiriyor beni. şehir içi ufak bir turdan sonra öğretmenevini buluyorum ve yer olmadığını öğreniyorum :)(). bir önceki gün rezervasyon yaptırmak için aramıştım ancak kafile gelme ihtimali nedeniyle yapamamışlardı. sağolsun öğretmenevinin girişinde çalışan abilerden biri yardımcı oluyor ve karşıdaki otelde (öğretmenevine göre biraz pahalı da olsa) yer buluyorum. odaya yerleştikten sonra antepte motosiklet çizmesi bakmaya niyetli olduğum iki motosiklet dükkanın buluyorum, biri honda bayisi ve servisi zaten. ne yazık ki tahminlerim beni yanıltmıyor ve bir dükkanda satılmadığı için çizme yok, diğerinde ise benim işime yarayabilecek bir şey yok. koruma aksesuarlarında falan bahsediyoruz biz ama mesela dükkanlardan birinde bir dünya clover marka ceket bulunurken tek bir motosiklet pantolonu dahi yoktu. nedeni de kimsenin almayışı! iki firmada mototal bayisi olduğu için istediğim herhangi bir ürün varsa internetten beğenirsem istetebileceklerini söylüyorlar ancak bu benim bir işime yaramıyor çünkü daha önce bunu denedim! denemeden çizme alınmıyor...

    bu işer bittikten sonra arkadaşlarla haberleşiyorum, biraz zamanım var. bu zamanı antep kalesi etrafında dinlenerek geçiriyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]
    turistik mekanların yolları ve çevre düzenlemesi çok hoşuma gitti...

    [​IMG]

    [​IMG]
    bu ertesi günden bir fotoğraf ama yine de buraya koydum...

    [​IMG]
    arkadaşlarla buluşup yemek faslını hallediyoruz.

    [​IMG]
    yine ben! :D motosikletimi otel'in otoparkına çektiğim için artık dört teker geziyoruz. antep çok güzel ve bir o kadar da büyük bir şehir. büyükşehir trafiğinin nasıl bir şey olduğunu unutmuşum. Allah'tan dükkan aradığım uzun saatler boyunca TA bana hiç sıkıntı çıkarmadı ve dur kalklarda herhangi bir problem yaşamadım. TA, en tedirgin olduğum konulardan biri olan motor sıcaklığı konusunu da yaklaşık 6 kere fan çalıştırarak hiç sorun yaşamadan giderdi...

    şehir içinde asıl eğlenecek mekanımıza gitmeden önce turluyoruz. antep tren garını orada tesadüfen konser hazırlıkları ve kalabalık görünce festival olduğunu öğreniyoruz ve dalıyoruz içeri! :D
    festival de şu: http://www.gapgenc.org/

    etrafta bir dünya yabancı turist ve öğrenci var.

    [​IMG]
    oldukça keyifli ve hareketli bir konser oldu. grubun ismi sanırım "güneşe doğru"ydu. fotoğraflar çok kötü ama fikir olsun diye koyuyorum.

    [​IMG]

    [​IMG]
    ibrahim hoca ve ben. biraz yamuk çıkmışım ama! :D

    [​IMG]
    arkadaşlarım urfalı ve urfalılar halay çekmese olmaz. :D

    gezinin antep kısmı için paylaşacaklarım bu kadar. gece 1 gibi otele dönüyorum ve sabah 9 gibi hafif bir kahvaltıdan sonra geri dönüş yani birecik - halfeti - viranşehir yoluna çıkıyorum...
     
  3. Ekrem Kalafatoglu

    Ekrem Kalafatoglu Moderator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    18 Aralık 2010
    Mesajlar:
    1.708
    Beğeniler:
    561
    Şehir:
    BAŞKENT
    Motosiklet:
    Honda
    Ali abı eğlencelı bır gezı olmuş navıgasyonda motora yakışmış maşallah :)
    TA yı iyice deneme fırsatınız olmuş sizede bir sıkıntı yaşatmamış anladıgım kadarıyla
    daha nice eğlenceli gezilere inşallah :)
    (Hocam yazım hatalarım olmuştur kusuruma bakmayın :D )
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  4. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    pazar günü, her yer günlük gülistanlık ve tek tük bulutlar dışında çok güzel bir bahar-yaz havası var. bölgenin coğrafi avantajı kendini hissettiriyor. havnın güzelliği keyfimi bir hayli artırıyor. antepten çıkarak tekrar otobana giriyorum ve ufak tefek molalar dışında durmadan birecik sınırlarına ulaşıyorum. otoban üzerinden gişelerden çıktıktan sonra birecik merkeze girmeden doğrudan halfeti yol sağağı var oraya giriyorum. halfetinin bir cazibe merkezi olduğu düşünülürse akıllıca bir yol sistemi tasarlanmış, yapanları ve düşünenleri takdir ettim.

    halfeti yoluna gelmeden önce:

    türkiye'nin saymakla bitmez nedenlerle en önemli akarsularından biri olan fırat üzerindeki "fırat viyadüğü":
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    viyadük önünde muhtemelen fırat'ın akışını kontrol edebilmek için ufak bir set var. tam olarak nedir ne değildir bilmiyorum ancak en yakın zamanda araştırıp öğrenicem...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    halfeti yolu:

    bu fotoğraflardan bazıları aslında dönüş yoluna ait ama konu bütünlüğü açısından halfeti yolunu anlatabilmek adına buraya koyuyorum.

    [​IMG]
    uzunca bir süre dümdüz devam eden halfeti yolu.

    [​IMG]
    yine alabildiğine düzlük. bu kadar düzlük benim gibi deniz ve dağ arasında yaşamaya alışkın bir insana biraz fazla geliyor! :D

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    bu yol sağlı sollu o tadına doyum olmayan antep fıstıklarının ağaçlarıyla dolu. çeşitli kurumların ve kuruluşların bu konuda çalışmaları da var. birçok tabela gördüm bilgi veren...

    [​IMG]

    halfetiye doğru devam ediyorum. bu noktada şu notu düşmem gerekiyor. halfeti "yeni halfeti" ve "eski halfeti" diye ikiye ayrılıyor. "eski halfeti" birecik barajının suları altında kalmaktan kurtulan ve birçok tarihi mekanıyla artık turistik amaçlarla kullanılan yerin ismi. "yeni halfeti" ise "eski halfeti"de yaşayan insanların taşındığı ve yerleştirildiği yer. "eski halfeti" suyun kenarında ve tepelerin arkasında aşağıda kalan bir bölge, "yeni halfeti" ise "eski halfeti"nin güneyinde bir tepe üzerine kurulu...

    yeni halfetiye ulaşıyorum ve öğle saatlerinde karnım acıkmaya başladığı için hafif kahvaltımın üzerine ek yapıyorum. :D

    [​IMG]
    park - aile çay bahçesi - restorant arasında bir yer. sevimli bir yer. oturup dinlenebilecek bu kıvamda başka bir yer de gözüme çarpmadı açıkçası. arkada görünen inşaatta yeni hükümet konağı inşaatı...

    [​IMG]
    palmiye altındaki masam...

    [​IMG]
    ek kahvaltım. :D

    [​IMG]
    bayıldım bu palmiyeye...

    [​IMG]
    keyif yaparken... tom hank'in bir filminde (cast away) voleybol topuna surat çizip arkadaş olması gibi ben de kaskımı her gittiğim yerde masada karşıma alarak bir nevi onunla arkadaşlık yapıyorum. :D

    dinlenme bitip tam eski halfetiye doğru yola çıkacakken orada oturan birkaç genç arkadaşın uyarısıyla "mesutech led farlarımdan" birinin civatanın başını kırdığı havada serbest sallandığını farkediyorum. (bu noktada iki kişiye içten teşekkürlerimi sunmam gerekiyor, birincisi led farlarımın yapımcısı ve geliştiricisi mesut hocam, ikincisi de montajı yapan ahmet abim. mesut hocam led farlar konusunda o kadar kaliteli bir iş çıkarmış ki kim bilir kaç km boyunca havada kablosuna asılı duran far ve kablo sağasağlam kaldı, aynı zamanda montaj da bir o kadar sağlammış ki kablolar yuvalarından çıkıp yerde parçalanmadı). aslında ben farketmiyorum onlar söylüyor ve bu bana aslında bildiğim ama bu seferlik uygulamayı unuttuğum çok temel bir kuralı hatırlatıyor; bu "bir araca binmeden önce etrafında gezerek sağını solunu mutlaka kontrol etmek gerekir" kuralı. çok güzel başlayan ve devam eden pazar günüm, ufak bir tatsızlıkla hafiften tatsızlaşıyor böylece. bir kaç yüz metre ileride yol üzerinde birkaç tamirci ve araba yıkamacısı gözüme çarpmıştı. birinin önün çekiyorum.

    önüne çektiğim yer "karataş yıkama ve otomotiv". reklamı sonuna kadar hakediyorlar çünkü bu kadar içten ve samimiyetle yardım edip, ağırlayıp ısrarıma rağmen tek kuruş almadan beni yolcu ettiler. bu satırları okurlarsa eğer tekrar sonsuz minnettarlığımı ve teşekkürlerimi iletiyorum onlara...

    gelelim tamir hikayesine:
    öncelikle ailenin tanıştığım en küçük ferdi (ismini hatırlayamıyorum ve kendisinden çok çok özür diliyorum bunun yüzünden, tahminimce 10-12 yaşlarında, nasıl unuttum sormayı! nasıl unuturum ismini! ah şu isim hafızam! :() gelip neye ihtiyacım olduğunu soruyor. durumu anlatıyorum ve içeri gidip led'in sabitlemeye uygun bir civata bularak beş dakikada led farı yerine sabitliyor. benim hiç el atmama fırsat bile bırakmıyor bana.

    buraya kadar bir sıkıntı yok ve her şey güzel gidiyor ancak bu arada ön aksamı yakın zamanda söktüğüm için arada sırada ön lastik milinin sol tarafta çat bağlantısına sabit tutan kapaklı 4 çift taraflı civatanın sıkılıklarını kontrol ediyorum. 4 adet civatadan birini hafif gevşek geldiği için sıkayım derken acemilikten dolayı çift taraflı civatayı kırıyorum! :( asıl iş bu noktada başlıyor. riske atamam bu durumu. üç civatalı bağlantı muhtemelen yeter ama mevzu bahis ön teker olduğu için riski göze alamıyorum. ağırlık kırık olan civatanın ve sağlam tek civatanın üzerine biniyor çünkü. bu noktada devreye "abi" ailenin büyük ferdi mustafa (umarım doğru hatırlıyorumdur) giriyor. hemen akabinde de "baba" mehmet karataş imdada koşuyor. kırık civatayı yerinden sökebilmemiz ve yerine geçici bir süre civata uydurabilmemiz için TA'nın ön lastiğini sökmemiz gerek. orta sehpam olmadığı için de bunu TA'yı kaldırıp altına takoz koyarak yapabiliriz ancak. zar zor takoz bulup çevredekilerinde yardımıyla TA'yı yerden yükseltip sabitliyoruz, ön lastiği söküyoruz. mehmet usta, boru anahtarı yardımıyla kırık civatayı bir hayli uğraşarak söküyor (pas spreyide kullanıyoruz ama fabrikadan beri yerinde oynamayan bir civata bu).

    [​IMG]
    tamir aşamaları...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    en sonunda uygun bir civata ile tekrar topluyoruz ön aksamı. lastik yerinde herhangi bir sıkıntı yok. ama mutlaka dönüşte orjinal çift taraflı civata bulmam gerekiyor. iş bittikten sonra dinlenme ve muhabbet kısmına geçiyoruz. havadan, sudan, coğrafyadan, yeni ve eski halfetiden konuşuyoruz çaylarımızı içerken...

    [​IMG]
    "abi"... :D

    [​IMG]
    "kardeş" :D

    [​IMG]
    karataş ailesi...

    [​IMG]
    çirkin çıkmışım ama...

    tekrar teşekkür edip helallik isteyip artık yanlarından ayrılıyorum. eski halfetiye doğru yola çıkıyorum.

    Allah'tan akıl edip kartlarını almışım. tekrar minnettarlığım göstergesi olarak reklamlarını yapma ihtiyacı hissettim, sonuna kadar da hakediyorlar:

    karataş otomotiv
    mehmet karataş
    fiat traktör-filtre çeşitleri-oto aksesuar ve civata
    tel:0414 751 11 76 yeni halfeti/ş.urfa

    bu seferlik bu kadar, eski halfeti ve geri dönüş yolculuğu ile devam edecek...
     
    Hakan.Ulukavak bunu beğendi.
  5. Umut Karkın

    Umut Karkın Organizatör

    Kayıt:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.760
    Beğeniler:
    980
    Şehir:
    ANKARA
    Motosiklet:
    Aprilia
    Güzel gezmişsin tebrik ederim.. bir dahaki sefere kendine biraz daha virajlı yol bul Ali hocam :) Nerden bulursun bilmem :)

    Sıcak bir coğrafyaya çok uygun motordur TRANSALP. Bazıları çok ısındığını söyler ama ben daha TA gibi geç ısınan motor görmedim...
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  6. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    eski halfeti yolu biraz virajlı bir yol var ancak özellikle arka lastiğim yüzünden çok tedirgin oldum ve çok yavaş hızlarda virajları dönebildim. arka lastiğim birkaç kez tutunmakta zorluk yaşadı ve konumlamamı değiştirmek zorunda kaldım. tabii virajlı yol derken birkaç kmlik bir yoldan bahsediyorum! bundan iyisi için doğu anadoluya girmem gerekiyor! (niyetim de var ama! :D) :D:D
     
  7. Hakan.Ulukavak

    Hakan.Ulukavak Moderator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    4 Ocak 2011
    Mesajlar:
    1.219
    Beğeniler:
    504
    Şehir:
    ankara/polatlı
    Motosiklet:
    Honda
    Hocam haber verseydin biz de gelirdik..

    Deermişim :D

    Güzel fotolar, teşekkürler. Yemek resimlerindeki telif haklarım saklıdır ama ona göre. Bi ara detayları hallederiz, sekreterime aratırım :D
     
  8. Umut Karkın

    Umut Karkın Organizatör

    Kayıt:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.760
    Beğeniler:
    980
    Şehir:
    ANKARA
    Motosiklet:
    Aprilia
    Hocam sana bir tavsiye... kesinlikle lastiğini değiştir...

    Çünki

    Motor kilitlenir, bozulur, arıza yapar, çalışmaz, tekler vb. bir sürü şey gelir başına.. atarsın kamyonete götürürsün tamirciye sana birşey olmaz ama yolda giderken 300 liralık lastik patlar (Allah Korusun) birdaha motora binemezsin.. ki bu şekilde vefat edenleri biliyorum...

    Onun için gerekirse başka bir ekipmandan taviz vererek lastik alman gerekiyor. Bu lastik olayının bizim gibi oldukça amatör kullanıcılar için psikolojik etkiside çoktur. .örneğin güvenmediğiniz bir lastikle virajlara girdiğinizde heyacanlanır ve korkarsınız başıma bir işmi gelecek acaba diye...ama güvendiğiniz ve sağlamlığından emin olduğunuz bir lastikle çok daha rahat girersiniz virajlara..

    Araçlarda da aynı şey söz konusu, insanlar araçlarına çıkma lastik takıyorlar hiç ama hiç önemsemiyorlar ama kabortada en ufak boya hatasını hemen gidip yaptırıyorlar halbuki o aracı yolda tutanda içindekileri taşıyanda o önemsemedikleri lastikler...

    Neyse konu biraz uzadı...
     
  9. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    umut hocam, tavsiyelerin için teşekkür ederim. lastik konusunda hassas olduğum için motosikleti alır almaz lastikte aldım ama düne kadar lastiklerim gelmemişti. taze olsun diye yeni lastik isteyince brezilyada nisan ayında üretilip ancak dün itibariyle elime ulaştı. dün akşam değişimi de tamamladım ve içim rahat etti artık. çıkan lastikler inanılmaz sertleşmiş ve çok kötü durumdaydı. rodajda olmasına rağmen bile çok büyük fark var yeni lastiklerde. sizin ve daha önceki TA için lastik konusundaki yazışmalarda diğer arkadaşların söyledikleri sürekli aklımın bir ucunda. zaten onun içindir ki parasını hiç düşünmeden metzeller tourance aldım. ön lastik arkaya göre çok kötü durumda olmasa da (değiştirmesen de olur dense de!) ön-arka takım olarak değiştirdim. bundan sonra da her daim takım olarak değiştirmeyi düşünüyorum. tekrar uyarılarınız ve hatırlatmalarınız için teşekkür ederim. sizin ve özgür, diğer abi ve kardeşlerimin uyarıları, tavsiyeleri her zaman aklımda... :D

    not: gezi hikayemin geri kalan kısmında bu lastik konusuna detaylı değinecektim ama sayenizde biraz daha erken oldu. :D
     
  10. Ethem Doğru

    Ethem Doğru Site Bağımlısı

    Kayıt:
    8 Eylül 2010
    Mesajlar:
    1.112
    Beğeniler:
    399
    Şehir:
    Kartal İstanbul
    Motosiklet:
    BMW
    çok güzel bir gezi olmuş hocam. elinize, emeğinize sağlık. yardımsever vatandaşları da tebrik emek gerek.
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  11. Umut Karkın

    Umut Karkın Organizatör

    Kayıt:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.760
    Beğeniler:
    980
    Şehir:
    ANKARA
    Motosiklet:
    Aprilia
    pardon :):)
     
  12. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    gezimizin son kısımlarını da yayınlayıp bu gezi raporunu sonlandıralım.

    gezimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. yeni halfetide yaşanan problemleri hallettikten sonra eski halfetiye doğru yola çıkıyorum.

    hafif birkaç virajdan sonra son yıllarda gördüğüm en güzel manzaralardan biriyle karşılaşıyorum ve hemen sağa çekip ufak bir kafa dinleme molası veriyorum (tek tük araç geçmese karşılaştığım en sessiz yerlerden biri olur burası, tek bir kuş sesi bile yok!)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    burada görünen gölet eski halfeti işte. sular dağlar arasından gelip yine dağlar arasından devam ediyor. daha sonra öğrendiğim kadarıyla suların şu anki seviyesinden yedi sekiz metre daha yükseldiği zamanlar oluyormuş (halen oluyor mu bilmiyorum). sağ tarafta görünen yerleşim, eski halfetiden geriye kalanlar ve yeni turistik tesisler.

    [​IMG]
    TA bu yola çok yakıştı. :D

    biraz keskin sayılabilecek virajlı bir iniş sonrasında aşağıda görünen yapılara ulaşıyorum. o manzaradan sonra ve suya yaklaştıkça derdim tasam, o gün yaşadığım aksiliklere dair hiç bir şey kalmıyor içimde. keyif katsayım bir anda fırlıyor, uygun bir yere TAyı park ediyorum. park görevlisi bir abi geliyor ve halfeti, gezilecek yerler, konaklama imkanları gibi konular hakkında yürürken iki çift laf ediyoruz.

    bu noktada bir parantez açarak halfeti ve halfetide yapılabileceklere dair genel bir bilgi vereyim. halfeti çok güzel bir yer! :) gidip kafa dinlemek için çok ideal bir yer. herkese kesinlikle tavsiye ederim. halfeti yakınlarında "rum kalesi", tarih öncesinden gelen yerleşim yerleri, mağaralar vb. gibi tarihi yerler var. bunlara ulaşımın en kolay yolu halfetiden yapılan baraj gölü üzerinde bir saat süren tekne turları. ücretler grup olursa kişi başı 20 lira civarında oluyor. planlarım dahilinde olmadığı için çağrılmış olduğum halde :))) tekne gezisine katılmadım ve (gelmeden duramayacağım düşünülürse) bir daha ki gelişime bıraktım bu geziyi. aynı zamanda teknenin gittiği yerlere başka bir ulaşım şansı olup olmadığını sordum ve yol olmadığını ve gidilemeyeceğini söylediler. biraz aşağıda tanışacağınızı oğuzhan ile sonradan yaptığımız bir konuşmada, oğuzhan motosikleti de gördüğü için, patika tarzı toprak bir yol olduğunu ve oradan gidelebileceğini ifade etti.

    ayrıca halfetide turistlere yönelik, biri kuzeye bir güneye giden iki parkur üzerinde atv turları da yapılıyor (bu tur, haritayı yanlış okumadıysam eğer, tekne gezisinin yapıldığı alanlara ulaşıyor,yani su dışında bir ulaşım imkanı da var, atv ya da enduro ile! diğer motosiklet türleri sahipleri heveslenmesinler :)). yanlış hatırlamıyorsam eğer 20 lira da bu turun ücreti. bu hat üzerinde TA ile gidip gidemeyeceğimi sormadım çünkü istesemde lastik sıkıntısı ve vakit darlığı nedeniyle gidemezdim. bu da bir dahaki sefere kalıyor. konaklama imkanları var dedim, pansiyon ve konaklar mevcut. toplam kapasitelerine ve ücretlere dair bir bilgim yok. kamp konusunu da oradaki abilerden biri ile yaptığım konuşmada kamp için özel bir alan olmadığını ama şelaleler vb. coğrafi güzelliklerin olduğunu ve birçoğunda isteyenin kamp yapabileceğini öğrendim. ilerleyen zamanlarda parkuru ve bölgeyi iyice gezdikten sonra kamp kurulabilecek alanları da belirlemeyi düşünüyorum, tabii bir de bölge karakoluna sormak gerekir bir sakıncası var mı diye.

    park görevlisi abinin tavsiyesi üzerine girişe yakın yerdeki balık restoranına giriyorum ve yayılıyorum keyiften. :D

    [​IMG]
    kaskla muhabbete devam. :D

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    bu manzara karşısında huzur bulmamak elde değil (gerçi ne yazık ki çevreden gelen müzik sesleri nedeniyle tepedeki sessizliği burada bulmak biraz zor)

    [​IMG]
    mekana ilk adım attığım andan itibaren benimle ilgilenmeye başlayan ve beni resmen evimde hissettiren kardeşim oğuzhan. kendisi halfeti lisesinde okuyor ve boş zamanlarında burada garson olarak çalışıp harçlığını kazanıyor. ileride kaymakam olmak istiyor. bu kadar pırıl pırıl, saygılı, efendi ve işine sadık olduktan sonra istediğine ulaşmaması için bir neden göremiyorum. Allah yolunu açık etsin. bu satırları okuyorsa tekrar tekrar teşekkür ederim...

    [​IMG]
    bu da oğuzhan'ın tavsiyesi üzerine denemek istediğim ve fırat nehrinde yetişen "şabut" denilen bir tatlı su balığı. tatlı su balıklarıyla aram pek iyi değildir, trabzonlu olmam münasebetiyle:))) ancak tatmadan da gitmek olmaz diyorum. şabut balığı ızgarada ya da tavada yapılıyor. fena bir balık değil. benim damak tadıma pek hitap ettiği söylenemez ama denemek lazım kanımca.

    [​IMG]
    karnım doyunca ve huzura erince surat da keyiften mayışıyor! :D

    karnım doyduktan ve keyfimi yaptıktan sonra ufaktan bir kıyı şeridi turu atarak yavaş yavaş geri dönüş yoluna çıkıyorum. oğuzhan ile vedalaştıktan sonra halfetiye selam edip basıyorum marşa...

    viranşehire ulaşmak için yaklaşık 160 kmlik bir yolum kaldı. halfeti yolunun sonunda doğrudan otobana girmek yerine en azından bir görmüş olayım diye birecik içerisine bir giriyorum ve fırat kenarında bir kaç dakikalık bir fotoğraf molası veriyorum.

    fırat nehri üzerindeki birecik köprüsü (bu köprü otoban açılmadan önce ipekyolunun hayati bağlantı köprülerinden biriydi. halen daha önemli olsa da eski kıymetinde azalma oldu.)

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    otoban bağlantı yoluna dönerek, otobana giriyorum ve sabit hızla (enteresan bir şekilde, muhtemelen çantaların da etkisiyle, benim TAnın en rahat sabit hızı aynı zamanda otoban hız limiti olan 110 km oldu :D) urfaya doğru yollanıyorum.

    yine bir park alanı tesislerinde mola veriyorum, bu planlı son molam oluyor...

    [​IMG]
    yorgunluk kendini hissettirmeye başladı...

    [​IMG]
    yine bir otoban park tesisi...

    [​IMG]
    keyif böyle bir şey...

    burada yine bir parantez açarak bu moladan hemen önce tanık olduğum ufak bir olayı anlatayım. sabit bir şekilde orta şeridin sol tarafında seyrederken rutin ayna kontrollerimden birinde arka tarafta bir duman bulutu gördüm ve bir araba sağa sola öne geriye savrularak hiç bir yere çarpmadan düzlendi, en sağa çekip durdu. hemen ben de sağa çekip emniyet şeridi üzerinden ters şeritte 100 metre kadar ilerledim. başka bir araç daha durmuştu. kazayı atlatan araçta ya da tek başına seyahat eden erkek sürücüsünde herhangi bir hasar yoktu(çok şükür). o savrulmalar çok ucuz atlatılmıştı ve ciddi bir kaza yaşanmadan, hadise sona ermişti. daha sonra molada sürücü ile karşılaştık ve olayın gelişimini anlattı sağolsun bir çay da ısmarladı. telefonunun çaldığını ve ona bakmaya çalışırken bir anda hızlı da gittiği için önündeki pikapı önünde gördüğünü çarpmamak için direksiyonu kırınca da aracın savrulup sağ taraf üzerine yan yattığını, daha sonra çeşitli manevralardan sonra nihayet düzlenebildiğini anlattı. son kararımız, her zaman gittiğiniz ve bildiğiniz bir yol olsa da uzun süre kesintisiz araç sürmemek gerektiği ve sık sık (benim de yaptığım gibi) kısa kısa molalar verip kan dolaşımını toparlamak gerektiği, konsantrasyonu toplamak gerektiğini yönünde oldu.

    hazır konusu açılmışken mesleki bir bilgi de vereyim: yüksek dikkat ve konsantrasyon gerektiren işlerde, uğraşlarda bir noktadan sonra beyin kabaca yorulmaya ve amiyane tabir ile dalmaya başlayacağı için mola vermek beynin ve vücudun kendisini toparlayabilmesi açısından önemlidir. dikkat süreleri dikkate alınarak bu süreler mesela gençler için 40, 50 dakika civarındadır. yetişkinlerde bu süre biraz daha uzundur ancak bir buçuk saat sonrası genelde dikkat ve konsantrasyon üzerindeki kayıp artmaktadır. bunlar çok genel rakamlar olmakla beraber benim tavsiyem, iki saatten uzun süre özellikle otoban tarzı yollarda kesintisiz araç sürmemek yönünde olur (bir kaç dakikalık molalar bile yeterli olabilir)...

    bu faslı da burada kapatarak yola devam ediyorum. urfayı geçerek otoban üzerinden viranşehire doğru yol alıyorum ve son çıkış gişelerini geçiyorum. bu noktadan sonra viranşehir urfa arasındaki duble yola kadar başka bir çıkış ve düz bir yol dışında hiç bir şey yok. bu noktada km hesabında bir yanlışlık yaptığım için benzinimin azalmış olduğunu farkediyorum. güneş arka tarafımda yavaş yavaş batıyor, aynalardan gözüme çarpıyor ve depodaki benzinim ile ne kadar yol yapabilirim, ilk benzinliğe ulaşabilirmiyim bilmiyorum. biraz huzursuz oluyorum. genelde 110 km olan sabit hızımı (navigasyon cihazım kimi bölümlerde ortalama hızımın 104 km olduğunu bile söyledi!) benzin sarfiyatını azaltma maksadıyla 80-90 km arasına düşürüyorum. nihayetinde devlet yoluna ulaşıyorum ve bir oh çekiyorum. birkaç km sonrada bulduğum ilk benzinliğe girerek ikmalimi yapıyorum. artık hava kararmak üzere ve yorgunluk iyice artmış durumda. yaklaşık 60 km lik bir yol kaldı önümde.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    yoruldum mu ne! :D

    [​IMG]
    poz vererek fotoğrafımı çektikten sonra enteresan bir şekilde farketmeden bir kare daha yakalamışım! :D
    ayrıca bu fotoğrafı çektiğim sırada yan çantaları ters taktığımı farkettim ve düzelttim. meğerse bütün gezi boyunca ters takmışım, hiç dikkat etmemişim! :D:D

    viranşehire doğru yol alırken gecenin son aksilikleri beni buluyor. yol yapımı nedeniyle tek şeritli gidiş geliş bir yolda tırların arasında ilerlemek zorunda kalıyorum, yorgunum, buna bir de önümde üç tane tır varken ve karşı şerit doluyken benden yol isteyen hatta sağımdan geçmeye çalışan, geçen (affınıza sığınarak) ve bu nedenle beni sıkıştırıp riske atan gerizekalı sürücüler de eklenince tadım tuzum iyice kaçıyor. büyük bir motosiklet alma isteğimde haklı olduğum bir nevi bir daha ortaya çıkıyor. TA gibi bir motosiklete böyle davrandıkları düşünülürse ybryle olsam neler yaparlardı kim bilir! ama motosiklet sürücüsü efendidir, sabırlıdır şiarından vazgeçmeyerek yol veriyorum, yavaşlıyorum, kendimi koruyorum ve sadece içimden küfür ederek (yine affınıza sığınarak) yoluma devam ediyorum.

    birkaç km gittikten sonra da led farlarımdan sağlam olanın havada sallandığını farkediyorum. duracak bir şerit ya da yol yok, halen daha yapım aşamasında olan diğer çift şerit var sadece. yavaşlıyorum ve ufak bir toprak geçiş bulunca diğer şeride kaçarak duruyorum. gündüz kopan led far hala sağlam ancak daha önceden sağlam olanın civatası ilk far gibi kafadan kopmuş ve led farı yine sadece kablosu tutuyor. ihtiyatlı yola çıktığım için yanımda bulunan plastik kelepçeler ile sağlam bir şekilde led farımı koruma demirine sabitliyorum. hava artık tamamen karanlık. reflektif yeleğim üzerimde, led farlarımı kapatmak zorundayım ama artık. tırların ve kamyonların farları ciddi olarak gözlerimi rahatsız ediyor. tam yola çıkmadan önce yıllar önce ilk motosikleti aldığımda yaptırdığım anti-far gözlüklerim geliyor aklıma. yanımda olması lazım, almış olmam lazım diyorum, çantalar içinde ufak bir araştırmayla seviniyorum. gözlüklerim yanımda ve artık yolu görmek daha kolay. yola çıkıyorum ve ikinci bir aksilik dikkatimi çekiyor. bu zorunlu duruşa kadar km göstergem sorunsuz çalışıyordu ancak artık çalışmıyor! ilk başta lastiğin montajını yaparken bir hata mı yaptık acaba diyorum. yine kenara çekip ufak bir kontrolden sonra herhangi bir sıkıntı olmadığını görüyorum, bu arada çevredeki muhtelif börtü böcek de fenerimden ve farlarımdan çıkan ışığa hücum ediyor! aklıma km telinin atmış olabileceği geliyor, şimdilik bir şey yapamayacağımı düşünerek yola devam ediyorum. iyice yorulmuşum ve dikkatim dağılıyor. çok az bir yolum kalmış. duble yolun tamamlanmış kısmına gelince biraz rahatlıyorum ve navigasyon cihazımın yardımıyla hızımı 70-80 arası sabitleyerek başka herhangi bir aksilik yaşamadan viranşehirdeki evime ulaşıyorum...

    toplamda 650 km civarı bir yol yapmış oldum.

    dün akşam rolende, lastikli somun, uygun uzunlukta çelik civatalar alarak led farlarımı daha iyi bir şekilde monte ettim. ayrıca akşam üstü bir sürpriz yaşadım ve yaklaşık bir buçuk ay önce almış olduğum ancak taze olsun diye yeni istediğimiz metzeller tourance lastikler kargo ile bana teslim edildi. nisan ayında brezilyada üretilmiş taptaze lastikler. lastikleri değiştirmek için gittiğimde sanayiden bulduğum çift taraflı uygun civatayı, ön aksamda kırılan yerine taktım. lastiklerimi değiştirdim ve yeni lastiklerle biraz dolaşınca rodajda olduğu halde, eski lastiklerimle o kadar yolu nasıl yaptığımı hatta nasıl motosiklet sürdüğümü merak ettim! :D eski lastiklerim artık taşlaşmış haldeydiler. lastik çok mühim. km telini kontrol ettim, ne yazık ki kesilmiş, artık ya çin motorlarından uyan varsa onlardan bir tane uydurucam ya da internetten bulursam sipariş vericem...

    iyisiyle kötüsüyle ufak da olsa bir gezi yapmış oldum. benim açımdan çok keyifli ve öğretici bir gezi oldu. sizinle de paylaşmak istedim bütün bunları. bu hafta artık lastiklerim yüzünden stabilize yola girmeye korkmama gerek kalmadığı için de urfanın harran bölgesini ve oradaki tarihi eserleri, yerleşimleri (birçok yer var) ve tek tek dağları milli parkı denilen bölgeyi gezmeyi düşünüyorum. bir aksilik olmaz ise yine buralarda paylaşırım, gezip gördüklerimi...

    sürç-i lisan ettiysek affola...
     
  13. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    sekreterinden telefon bekliyorum hala! :D:D:D aramazsa yatarım telif haklarının üstüne, haberin olsun! :D:D:D

    umut hocam, ne demek lafı mı olur... :D:D:D
     
  14. Umut Karkın

    Umut Karkın Organizatör

    Kayıt:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    1.760
    Beğeniler:
    980
    Şehir:
    ANKARA
    Motosiklet:
    Aprilia
    Güzel anlatımın ve paylaşımın için çok teşekkürler...

    km teli içinde uğraşma, hondayı ara siparişini ver. TA nın parçaları çok pahalı olmuyor...

    Benim elimdede sol sinyal, korna falan filanın olduğu kütük sviç adı her neyse, debriyaj teli komple, gaz kolu ve telleri komple, sıfır kutusunda debriyaj balatası var bilgin olsun :)
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  15. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    eh hocam, sen bir fiyat ver o zaman, uygun bir zamanda alayım ben senden onları, fazlalık yapmasın senin garajda, neme lazım capo üzülür falan sonra! :D:D
     
  16. Metin

    Metin Site Müdavimi

    Kayıt:
    19 Nisan 2008
    Mesajlar:
    4.039
    Beğeniler:
    1.618
    Şehir:
    istanbul
    Motosiklet:
    Honda
    Eline ayağına sağlık,çok güzel bir gezi olmuş...Paylaşım için teşekkürler...:)
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  17. Hakan Çıtır

    Hakan Çıtır Site Bağımlısı

    Kayıt:
    6 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.472
    Beğeniler:
    398
    Şehir:
    İSTANBUL
    Motosiklet:
    Kanuni
    Maşallah sanada motorunada paylaşımiçin teşekkürler
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  18. Hakan.Ulukavak

    Hakan.Ulukavak Moderator Yetkili Kişi

    Kayıt:
    4 Ocak 2011
    Mesajlar:
    1.219
    Beğeniler:
    504
    Şehir:
    ankara/polatlı
    Motosiklet:
    Honda
    Acelen ne kardeşim arayacak işte bekle biraz.. Hele bi işe alalım sekreteri dimi? ;):D
     
    Ali Emre Sakarya bunu beğendi.
  19. Ali Emre Sakarya

    Ali Emre Sakarya Kıdemli Üye

    Kayıt:
    18 Şubat 2011
    Mesajlar:
    521
    Beğeniler:
    233
    Motosiklet:
    Honda
    oh oh, iyi oldu bu, sen daha sekreteri işe alıp telif ücretini hesaplayana kadar, ohhooooo, kuş kadar kalır o telif ücreti! rahat rahat öderim vallahi! :D:D:D:D


    ayrıca: teşekkürlerini dile getiren tüm abi ve kardeşlerime ben de teşekkür ederim. elimizden geldiğince paylaşıyoruz işte... :)