Yollardayız.. 17 ülke 10000 km.. Avrupa turu 2011

Konu, 'Uluslararası Gezi ve Tur Organizasyonları' kısmında Tamer Atay tarafından paylaşıldı.

  1. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Merhabalar
    Uzun süredir bu günü bekliyorduk. Aylarca hazırlık yapıldı. Rotalar belirlendi. Sonra alternatif rotalar oluştu. Edinilen bilgiler ve bu bölgeyi gezen motorcu dostların deneyimleriyle rotaya yeni yerler eklendi. Rota defalarca değişti.Yolda da değişmeye devam edeceği kesin.. Yola çıkş tarihimiz değişti. Çıkamayacak duruma geldik. Ertelesek mi dedik.. Bir kaç gün erteledikte. Neyse mutlu sonuç , geziye başlangıç tarihi 4 Haziran oldu ve o günden beri biz yollardayız..
    Elimizden geldiğince bu geziyi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Sizlerin gezilerinizle bizde yaktığınız ışığı bizlerde bizim gezimizi takip edenlerde yakmayı amaçlıyoruz. Zaman zaman yorumlarla ama çoğu zamanda bol bol fotoğrafla yazımızı destekleyeceğiz. Fırsat bulduğumuz sürece günlük eklemeler yapmayı hedefliyoruz. Gezinin sonunda genel bir muhasebe yapmayı amaçlamaktayız..

    Ve Başlıyoruz..

    .4 Haziran 2011

    Ben Çarşamba günü İstanbul’dan Kırklareli’ye geçmiştim. Kısa ve ıslak geçen bir yolculuktan sonra Kırklareli’ye ulaşmış ve kontağı Birtat köftecisinin önünde kapatmıştım. Adana’da kebap ne anlama gelirse Kırklareli içinde köfte o anlama gelir. Pek çok şehirde meşhur köftelerinden yemiş olmama rağmen Kırklareli’de yediğim köftenin tadını , yanında ki koyun yoğurdunun lezzetini başka hiçbir yerde bulamadım. Yolunuz Kırklareli’ye düşerse mutlaka denemenizi öneririm. Hatta özellikle köfte , yoğurt yemek için rotanıza Kırklareli’yi eklemenizi öneririm.
    Dün akşam Burak sıkıntılı bir yolculuktan sonra geç saatlerde Kırklareli’ye ulaşmıştı. Yolda kaskın vizörü neredeyse uçuyormuş. Bir de servisten yeni çıkan motorunun deposunu doldurduktan sonra alttaki borudan benzin akıtması sinirlerini iyice zorlamış. Neyse ki sorunu çözebilmiş. Aksak ve sorunluda olsa gezimiz bir şekilde başlama aşamasına geldi.



    [​IMG]

    Sorunlar derken; bu sabah yan çantaları hazırladım, çantaları motora takarken bende ilk sorunumu yaşadım. Çantanın kilit sisteminin önemli parçası olan bir plastik aksam kırılıverdi. Çanta açıldı ve eşyalarım neredeyse dökülüyordu. Kilit sistemi devre dışı kalınca çanta kapanmadı bu şekilde 10000 km nasıl gideceğim diye panik yaptım. İmdadıma babam yetişti. Bir yerlerden bakır kablo çıkardı. Çantayı boşalttı. Çantayı ocağın yakınına götürüp plastiği delerek kırılan parçayı kablo ile birbirine bağladı. Belki de eskisinden sağlam oldu.. Bende rahat bir nefes aldım. Bir gece önce bağa giderken kullandığı Scooter’ının kopan plastik aksamını aynı şekilde tamir ettiğini söylediğinde kendisine gülmüştük . Demek ki çok büyük konuşmamak lazımmış.
    [​IMG]

    Saat 08 yola çıktık . Edirne yönüne gidip Havsa, Uzunköprü, Keşan ve son olarak İpsala’dan geçip sınıra ulaştı. Bizim tarafta 10 dakika, Yunanistan tarafında 5 dakikada işlemlerimiz bitti ve Yunanistan’a geçtik. Suriye Ürdün gezimizde sınır geçişlerimiz 1-2 saati bulmuştu.
    Neredeyse boş depo ile Yunanistan’a geçmiştik. Hemen otoyoldan çıkıp ilk benzincide depoları doldurduk. Benzin fiyatları burada da artmış 1.71 Eurodan bize göre ucuz olan benzinle tanıştık.
    Depo fullenince Burak’ın motor yine benzin akıtmaya başladı. Hemen uygun bir yere çekip anladığımız kadarıyla sorunu çözmeye çalıştık. Bir yandan da İstanbul’daki servisle görüşmeler başladı. Benzin tahliye borusundan benzin akmaya devam ediyordu. Benzini boşa harcamak olmaz akan benzini hemen su şişelerine almaya başladık. Orasını burasını kurcaladık ama olmuyor akmaya devam ediyordu. Serviste sorunumuza çare olamıyordu. Bir süre sonra depodaki benzin azalmaya başlayınca akma kendiliğinden durdu. Sonra depoyu kontrol edince depo kapağının altından bir yerde çatlak olduğunu ve tahliye kısmına benzin kaçırdığını fark ettik. Bunu orada çözme imkanı olmadığı için toparlanıp yola çıktık. Artık 18 litrelik depoyu 12- 13 litre gibi kullanmaya başladık. Böyle olunca benzin akmıyor ama menzilde iyice azaldı. Sıkı sık durup çatlak mesafesine kadar benzin alıp yola
    devam etmemiz gerekecek. Tabi yol üzerinde bir çözüm bulabilmek umuduyla yola koyulduk
    [​IMG]

    [​IMG]
    45 km sonra alexandopoli ( Dedeağaç) ye ulaştık. Ufak sahil kasabasında o kadar çok motorsiklet vardı ki şaşırmamak imkansızdı. Devam edip Komotini ( Gümülcine ) ye ulaştık. Biraz dinlenmek için mola verdik.


    [​IMG]


    [​IMG]

    Burası Türk nüfusun yoğun olarak yaşadığı bir batı trakya kasabası. Fakülte yıllarından arkadaşlarım olmuştu. Acaba onları görebilir miyim düşüncesi ile park etmek için uygun bir yer ararken yanımıza bir motor yanaştı Türkçe konuşan biri kimi arıyorsunuz deyince arkadaşımdan bahsettim. Meğer ilkokuldan arkadaşıymış ve hemen telefon etti. 15 dakika sonra Dilek ve eşiyle Türklerin takıldığı Gençlerbirliği kahvesinin bahçesindeki ulu çınarın altında buluştuk. 22 yıl sonra arkadaşımı görmek beni çok mutlu etti. O’da çok sevindi beni gördüğüne. Bir süre dinlendikten sonra yola çıktık. Kalmamız için ısrar etse de yolumuzu ve planımızı öğrenince vedalaştık ve ayrıldık.

    Sıradaki varılması gereken yer Kavala. 96 km sonra Kavala’ya giriyoruz. İlk izlenim olarak çok güzel bir sahil kasabası algılıyoruz. Şöyle ufak bir şehir turundan sonra sahilde bir kafede oturup soğuk frappelerimizi, yudumlayarak yorgunluk atıyoruz. Keşke Osmanlı bu topraklara sahip çıkabilseydi diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Trakya illerimize ve İstanbul’a çok yakın bir sahil kasabasının nimetlerinden yararlanmış olurduk diye konuşuyoruz Burak’la. Belki o zaman İstanbul yerine buraya tayin isterdim .:)


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]

    Yola çıkıyoruz 135 km var önümüzde. Otoyoldan tempolu bir sürüşle Selanik’e varıyoruz. İlk iş otele yerleşmek ve üstümüzdekilerden kurtulmak oluyor. Motorları bırakıp yaya olarak sahile iniyoruz. Bir anda şaşırıyoruz yoksa biz yanlışlıkla İzmir’e mi geldik..?

    Sahilde yürüyoruz.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Büyük iskender.. Yunanlılarda bizim diyor. Makedonlarda.. Kim haklı?
    [​IMG]

    [​IMG]
    İnsanlar barları doldurmuş Her yer tıka basa dolu. Her yerde
    motorlar var . Bu kadar fazla motoru bir arada görmemiştim
    daha önce. Scooter dışında küçük hacimli motor görmedik
    desem yalan olmaz. Hep büyük motorlar sahilde cirit atıyor
    . Burada Honda’nın bariz bir üstünlüğü görülüyor.
    Honda Yunanistan piyasasına ciddi bir şekilde hakim olmuş. Büyük motorlardan 650 cc motorlar Transalp ve V-Stroom bol miktarda var.
    1000 cc ve üzerinde Varadero açık ara önde. Ben hiç bu kada
    r çok varaderoyu bir arada görmedim. Her köşe başı motor
    kaynıyor ve birkaç tane varedoro görmek mümkün.
    Büyük cc li motorların bu kadar çok olmasında benzin
    fiyatlarının düşük olması etken midir diye soruyorum kendime
    . Ben gezinin planlamasını yaparken Yunanistan için
    benzin fiyatı 1.55 Euro idi. Şimdi burada da fiyatlar artmış ve
    1.67 – 1.73 arasında değişiyor. Bakalım bu fiyatlardan sonra
    böyle motorlara binmeye devam edecekler mi?

    [​IMG]

    Yunanistan’da ekonomik kriz var. Yunanistan batma noktasında..
    Kocaman bir yalan… En azından biz öyle bir hisse kapılmadık.
    Sahilde ki tüm barlar cafeler tıka basa dolu. İçeceklerin biri
    geliyor biri gidiyor. Son model arabalar ve motorlar sahilde cirit atıyor.
    Beyler bayanlar en güzel kıyafetlerini giymişler. Selanik’te ki
    tablo bu.
    [​IMG]
    [​IMG]

    Biraz ileri gittiğimizde beyaz kule çevresinde tablo biraz değişiyor. Ortam bizim sahil şehirlerimizde ki gibi seyyar satıcılara kalıyor.
    [​IMG]
    Tabi beyaz kule çevresinde protestocu bir gençlik grubu
    çadırlarını kurmuşlar 24 saat protesto eylemine devam ediyor.
    Krill alfabesini anlamıyoruz ama görsel materyallerden
    hükümeti protesto ettiklerini anlamamak mümkün değil..
    Binlerce genç şehri dolaşıp protestolarını yapıyorlar

    [​IMG]
    [​IMG]
    Bizde protestoya katılıyoruz..
    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]
    Şen şakrak protesto
    Polisler nerede.? Neden müdehale etmiyorlar?
    Neden biber gazı sıkıp eylemcileri coplamıyorlar bunu anlamıyorum.
    Sanırım Yunanistan’da ileri demokrasi yok…Sadece demokrasi var..

    Yıllarca Avrupa birliğinin şımarık çocuğu olan Yunanistan gelen
    yardımların kesilmesi sonucu alışageldiği tatlı yaşamdan
    vazgeçmekte zorlanıyor. Ekonomik sıkıntı var deniyor ama
    herkes erkenden dükkanını kapatıyor, benzinciler belli
    saatlerde çalışmıyor. Herkes siesta yapıyor. Gençler
    çılgınca eğleniyor. Bakalım sonları nasıl olacak
     
  2. evren arat

    evren arat Yeni Üye

    Kayıt:
    30 Mayıs 2011
    Mesajlar:
    16
    Beğeniler:
    2
    Şehir:
    turkey
    Motosiklet:
    Kanuni
    Yazınızı ilgiyle ve beğeniyle takip ediyoruz... Einize sağlık...
     
  3. Ethem Doğru

    Ethem Doğru Site Bağımlısı

    Kayıt:
    8 Eylül 2010
    Mesajlar:
    1.112
    Beğeniler:
    399
    Şehir:
    Kartal İstanbul
    Motosiklet:
    BMW
    elinize, emeğinize sağlık. devamını bekliyoruz.
     
  4. Gökhan Yasdal

    Gökhan Yasdal Site Bağımlısı

    Kayıt:
    25 Şubat 2010
    Mesajlar:
    870
    Beğeniler:
    485
    Şehir:
    İstanbul
    Motosiklet:
    Suzuki
    Takipteyiz. Lütfen paylaşmaya devam edin. Gezmiş kadar oluyoruz.
     
  5. Yilmaz.Turac

    Yilmaz.Turac Aktif Üye

    Kayıt:
    2 Haziran 2011
    Mesajlar:
    100
    Beğeniler:
    41
    Şehir:
    viyana
    Motosiklet:
    Honda
    Cok güzel, süpersiniz yazilari okuyunca ayni hisleri gecen sene yasadigimi hatirladim.
    Gecen sene yazin guzel bir tatil icin arabayla cikmistim yola iki gunumude selaniye ayirdim, izmirdede iki sene yasamis bulundugumdan cok sevmistim oralari, otobandan degilde eski yoldan devam ederseniz müthis manzarasi vardir.. benim gittigim dönemde benzin istasyonlari grev yapiyor haberlerini almistik, korkuttular bizi ama sizin de dediginiz gibi selanik yasiyor. atinaya fazla yaklasmazsaniz herhangi bir olumsuzlukla karsilasacaginizi zannetmiyorum. en ufak bir olay bile medya tarafindan büyütülüp servis ediliyor..

    Keyifli geziler resimler süper, devamini bekliyoruz..
     
  6. Barış

    Barış Site Müdavimi

    Kayıt:
    12 Eylül 2007
    Mesajlar:
    5.247
    Beğeniler:
    3.060
    Şehir:
    ankara
    Motosiklet:
    Yamaha
    paylaşım için teşekkürler.
     
  7. Mehmet_Begec

    Mehmet_Begec Kıdemli Üye

    Kayıt:
    11 Nisan 2008
    Mesajlar:
    226
    Beğeniler:
    192
    Şehir:
    Bremerhaven
    Motosiklet:
    Suzuki
    Harika bir gezi, paylasim icin tesekkürler.
     
  8. Hakan Çıtır

    Hakan Çıtır Site Bağımlısı

    Kayıt:
    6 Şubat 2009
    Mesajlar:
    1.472
    Beğeniler:
    398
    Şehir:
    İSTANBUL
    Motosiklet:
    Kanuni
    Devamı gelmeli bencede
     
  9. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    5 Haziran 2001
    Bu günün tümü Selanik’i gezmekle geçecek. Motorlara binip doğuya doğru gittik.Sahilde oyalandık biraz.

    Sonra bir kafede oturup İnternet ile Türkiye ile bağlantı kurduk. Burak işlerini hallederken bende sevdiklerimle görüşme fırsatı buldum. Sahilde dolaştık..

    [​IMG]

    Sonra ilk işimiz Atamızın doğduğu evi ziyaret etmek oldu. Orada olmak beni çok duygulandırdı. Saygıyla anıyorum.
    [​IMG]
    [​IMG]

    Ardından Selanik kalesine gidip şehri tepeden izledik.
    [​IMG]
    [​IMG]

    Eski şehrin dar yollarından kıvrılarak geçerek kendimizi sahile attık. Kafelerden birinde soğuk frappeleri yudumladık..
    [​IMG]
    Bir gün önceki protestolar bu gece dahada alevlenerek devam ediyor.. Önde bir motorlu polis arkada en az 30000 kişilik protestocu grup eğlenerek protestolarını sürdürüyor. İnsanlar bisikletleri, motorları, köpekleriyle ellerinde tavalar kaşıklar eşliğinde hem eğleniyor hem de protesto gösterileri yapıyordu. Öndeki polis dışında bir tane polis görmedik..



    6 Haziran 2011
    Sabah erkenden yola çıktık. Hedefimizde Kalambaka ve meteora var.. Yola çıktığımızda Transalp’in benzin kaçağını çözmemiz gerektiğini biliyorduk Yoksa benzin almak için sık sık mola vermemiz gerekecekti. Bir istasyonda durup benzin tahliye borusunu sıkıca bağlayıp benzin boşaltmasını engelledik. Daha önce bunu yapmak istediğimizi İstanbul’daki servise söylemiş ve olumsuz yanıt almıştık. Depo hava almaz ise motora yakıt gitmez motor çalışmaz demişlerdi,. Denedik bal gibi çalıştı. Hiç problem yaşamadan yola devam ediyoruz..Meteoraya varınca ilk işimiz kendimizi bir kampinge atmak oldu. Burak 5 dakikada çadırı kurdu.

    [​IMG]

    Hemen üzerimizi değişip motorlarımıza atladık.

    [​IMG]

    Meteoranın eşşiz doğa yapısı ve kayaların üzerindeki manastırları ilgiyle izledik.Yüzlerce fotoraf çektik. Kalambaka’ya döndüğümüzde bayağı yorulmuştuk.

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]



    Kafede dinlenip bir şeyler içtik. Sonra doğruca kamping alanına.döndük. Bu benim ilk kamp maceramdı. Gerçi ortaokul yıllarında izci kamplarına katılmıştım ama, üzerine uzun yıllar geçince benim için değişik bir deneyim oldu..
     
  10. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    7 Haziran 2001
    Bu gün Yunanistan’dan çıkıp Makedonya’ya geçeceğiz. Uzun olmayan bir yolculuk yapacağız. Önce Yunanistan Makedonya sınırına kadar bol virajlı yollarda önce 1600 metreye çıkıp sonra süzüle süzüle Makedonya ya ulaştık.
    Yunanistan'da yol kenarlarında üzerinde haç olan içinde. dini semboller içeren ufak süslü yapılarla karşılaştık. Bunlar orada geçirdiği trafik kazasında ölenlerin anısına yapılıyormuş. Bunları görmek insanı daha temkinli sürüşe zorladığı kesin..Türkiyede böyle bir uygulama olsa sanırım yollarımız ufacık minarelerden geçilmezdi.
    [​IMG]

    Sınırdan geçmek yine çok kolay oldu.. Makedonyada ilk önce Bitola’ya ulaştık. Burası Osmanlı zamanında Manastır olarak bilinen önemli bir merkezmiş. Selanik manastıra bağlı bir ilçeymiş.. Osmanlı döneminden kalan yapılar dikkati çekiyor.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Manastırda bir saat kadar kaldıktan sonra depoları doldurduk. Burada benzinin fiyatı 1.21 euro, yunanistandaki 1.73 euroluk benzinden sonra bize bayağı ucuz geldi..

    65 km sonra Ohride vardık. Kırmızı ışıkta durmuş yeşilin yanmasını beklerken iki, üç kişi koşarak üzerimize gelmeye başladı. Ne oluyor derken anladık ki müşteri peşinde koşan otel sahipleriymiş. Bir tanesiyle anlaşmamıza rağmen diğerleri hala bizi vazgeçirmek için çaba sarf ediyorlardı. Bir ara itişip kakışmaya başladılar.. Sonunda adam başı 10 eurodan kahvaltı dahil harika bir apart oteli ayarladık.

    Ohrid Osmanlı zamanında önemli bir Türk yerleşim merkeziymiş. Bugün nüfusu 50000 civarında ve 8000 civarında Türk yaşıyormuş. Ohrid gölü kenarında çok sakin ve çok güzel bir şehir. Biz çok beğendik bakalım sizde beğenecekmisiniz…


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
  11. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
  12. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    8 Haziran 2011
    Bu gün iyi bir uyku sonrası erkenden kalktık. Motorlara atlayıp şehri dolaşmaya çıktık gölün çevresinde dolaştık. Galicica Milli ,parkına gittik ve çok keyifli yollardan 1900 metrelere kadar çıktık.

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]



    Şehre döndüğümüzde hava kararmıştı..Ohrid gölünde yetişen meşhur balığı ve bira eşliğinde akşam yemeğimizi yedik.. Keyifli bir gündü. Otele dönünce ertesi günün hazırlığını ve detaylarını konuştuk.
     
    Doğan PARILTI bunu beğendi.
  13. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    9 Haziran 2011
    Sabah göl kıyısında kahvaltımızı yaptık.
    [​IMG]

    Sonra Struga yönüne gidip 25 km de Arnavutluk sınırına ulaştık.. Girişte gözümüze ilk çarpan soğuk savaş dönemlerinden kalan doğu bloku ülkelerinde sıkça rastlanan mevzilerdi. Bir birine yakın bir sürü mevzi vardı.

    Kısa bir sürüşten sonra Elbasan şehrine vardık. Çok bakımsız ve fakir bir şehir ile karşılaştık. Wc molası için bir parkta durduk wc ye gittiğim içeride tuvaletlerin kapılarının olmadığını gördüm. Ben işimi ayakta halledip dışarı çıkarken bir Arnavutun büyük abdestini kapısı olmayan tuvalette yaptığını ve ben çıkarken bana selam bile verdiğine şahit oldum. Afalladım.. Suriye ve Ürdün’de böyle bir şey görmedim..

    Elbasan’dan çıktık. Elbasan ile Tiran arasında motor tutkunları için inanılmaz keyif veren bir yol var. Bir viraj bitmeden diğerine giriyorsunuz. Sürekli yükseliyorsunuz. En üst noktaya çıktığınızda solunuz ve sağınızda müthiş bir uçurum oluyor. Karşıdaki dağlar tüm heybetiyle sizi selamlıyor sanki. Sonra iniş başlıyor. Dar virajlar ardı ardına gelmeye başlıyor. Çok keyifli. Bu yolu herkese tavsiye ediyorum..
    [​IMG]

    Tiran’dayız. Eski doğu bloku ülkeler içinde gelişimi en yavaş olan ülke Arnavutluk. Eski sosyalist mimari tarzı her yerde kendini gösteriyor.

    [​IMG]
    [​IMG]


    Yenilenme çabası var ama yeterli değil. Yollar çok kötü. Viran bir ülke burası.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    .
    Yemekten sonra şehri şöyle bir dolaşıyor ve burada kalmaktan vazgeçiyoruz. Karadağa gitmek için kontağı açmadan önce depoları dolduruyoruz. Burada da benzin 1.22 Euro.
    [​IMG]

    [​IMG]

    Şhokder ( İşkodra ) girişinde Buna nehri üzerindeki köprüyü geçip sola dönünce 12 km sonra Karadağ sınırına ulaştık.
     
    öner coskuner bunu beğendi.
  14. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Karadağ sınırından geçişimizde çok kolay oldu. Dar bir yoldan devam edip önce Bar şehrine ulaştık. Buranın kalesinin yakınına kadar motorlarla gittik.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    Polonyalı Transalp'çiler

    [​IMG]
    [​IMG]


    Sonra görmeyi çok istediğim Sveti Stefan’a vardık. Burası ana kara parçasına 50-100 metre mesafede bir ada üzerine kurulmuş bir yerleşim yeri.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Zamanında bir köymüş. Ama şimdi Avrupa’nın jet sosyetesine hizmet eden bir otel olmuş. Maalesef gezmek için bile içeri giremedik.


    Sonraki durağımız Budva şehri. Çok güzel bir şehir. Burasıda Avrupa’nın gelişen eğlence merkezlerinden biri. Otellerin pahalı olduğunu bildiğimiz için hemen bir kamp alanı buluyoruz. İki kişi iki motor ve bir çadır yeri 10 Euro. Bu ikinci çadır denemem. Burak hemen çadırı kuruyor. Üzerimizi değişip şehirde bir şeyler yemeğe gidiyoruz.
    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Şehirde halk dansları festivali var. Her yer dolu. Her yer canlı.. Old city denen kale içine giriyoruz. Daracık sokaklarıyla , nezih mekanlarıyla çok güzel bir yer burası. Tabii barlarda eğlence de had safhada. Biraz dolaştıktan sonra sabah gündüz gözüyle de buraya gelmeye karar vererek kamp alanına dönüyoruz.

    [​IMG]
    Burak yine dışarıda motorunun yanında yatıyor. Ben bu sefer uyku tulumunun içine girebilmeyi başarıyorum.. Şimdilik işler iyi gidiyor.


    10 Haziran 2011

    Sabah güneş ışıkları ile uyanıyorum. Evet bu gece rahat bir uyku uyudum. Burak erkenden uyanmış denize gitmeye hazırlanıyor. Bende ona katılıyorum.. Güneş daha yeni doğuyor ve biz denizdeyiz. Mavi bayraklı bir koy ve denizde kıpırtı yok. Çarşaf gibi..

    [​IMG]

    Motorlara binip Budva şehrine özellikle kale içine gidiyoruz. Evet gerçekten çok güzel bir yer burası..

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    Şimdi sırada Kotor var. Burası dar bir boğazla Adriyatik’e açılan bir küçücük iç deniz etrafına kurulmuş Kotor şehri ve yakın yerleşim alanlarından oluşuyor Bir iç deniz olmasına rağmen tertemiz ve müthiş bir doğası var.. Yol bu iç denizin çevresini dolanıyor. Modern şehrin içinde 1000 yıllık bir kale şehir yaşıyor. Evet burası eğlence alanları, cafeler, barların yanı sıra burada ikamet edenlerle yaşayan bir şehir. Çok güzel bir mekan burası…
     
  15. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]


    Kotordan çıkıp iç denizi çevreleyen yoldan yavaş yavaş ilerliyoruz. Çok keyifli bir yolculuk yapıyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Bu arada ben güzel fotoğraf karesi yakalamak için duruyorum. Burak heyecanla bana yaklaşıp az önce arkamdaki araba bana vuruyordu aynadan gördüm, Araba kontrolü kaybedip bankete düştü deyip hızla motordan inip arkada kensine çarpmak üzere olan sürücünün yardımına koştu. Neyseki kimseye bir şey olmadı. Arabanın bayan sürücüsü bir an önündeki motorları görememiş. Fark ettiğinde Burak'a çarpmamak için direksiyonu sağa kırıp bankete düşmüş. Çamurlukta hafif hasar var. Ama kimseye bir şey olmadığı için herkes haline şükrediyor.




     
    Doğan PARILTI ve öner coskuner bunu beğendi.
  16. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    Karadağ’dan sonra sırada Hırvatistan var...

    [​IMG]
    Hırvatistana girdik..
    [​IMG]

    En yakın şehir Dubrovnik.. Burayı görmeyi çok istiyordum. Kısmet bu güneymiş ve motorla yapılan bir geziyleymiş. Çok mutluyum.. Hemen bir kalacak yer bulup üzerimizi değiştirip kendimizi Kaleiçi diyebileceğimiz old city’ye attık

    . İnanılmaz güzellikte bir mimari, estetik, tarihi yapılar. Çok etkilendik… Anlatmakla olmaz .. Buyurun fotolar….


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]


    [​IMG]


    Akşam limanda gezerken bir restaurantta insanların önlerindeki kara bir tencere içinden birşeyleri yemeye çalıştığını görünce merak edip bizde aynısından istedik. Garson kız içinde balık, karides, midye, kalamar olduğunu söyleyince siparişimizi vermiştik. Bir süre sonra kara tencere önümüze geldi. Birkaç ufak balık bol midye ve ıstakoz ve kalamar geldi. Hepsi birlikte ve kabuklarıyla pişirilmişti.

    [​IMG]
    Kara tenceremiz..
    . Bunları yemek için bir hayli debelendik. Çevredeki masadakilerde aynı şekilde debelenerek yemeye çalışıyordu. Burak erken pes etti.. Kalamarları ve midyeyi pas geçip balık ve karideslerle mücadele edip sonra bende pes ettim ve masadan yarı aç kalktık.. Fiyatı da ucuz değildi..
     
    öner coskuner ve Doğan PARILTI bunu beğendi.
  17. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    11 Haziran 2011

    Sabah erken kalkıp hemen dışarı fırladık. İlk işimiz teleferiğin çıktığı tepeye çıkmak oldu. Dün gece ben odada yazılarımı yazarken Burak buraya çıkıp yolu öğrenmişti bile. Tepeden Dubrovnik’e bakmak çok güzeldi. Bol bol foto çektik.

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]

    Sonra tekrar kale içine döndük.. Yine foto. Yine foto.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    .Nereye baksanız güzelliklerle karşılaşıyorsunuz… Bütün günü Dubrovnik’te geçirdik. Hırvatlar Turizmi iyi çözmüşler.. 20 yıl önce bu şehir Sırplar tarafından top ateşine tutulup abluka altına alınmış. Şehir halkı zor günler geçirmiş. Ancak bu şehir için yeni bir başlangıç olmuş. Hızlı bir yenilenmeden sonra daha önce yüzüne bakılmayan şehir Avrupa sosyetesinin göz bebeği oluvermiş. Tabi fiyatlarda tavan yapmış bu arada. Kaldığımız odanın Pedagog olan sahibesi ve eşi, bu hayat pahalılığından çok rahatsızlar. Geçinebilmek için evlerinin iki odasını turistlere kiralamaya başlamışlar.
     
    öner coskuner ve Doğan PARILTI bunu beğendi.
  18. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
    12 Haziran 2011
    Dubrovnik’ten yola çıkıyoruz. 40- 50 km sonra Bosna Hersek sınırına vardık .Girişte iki geçiş vardı transit yazanına girdik Orada duran görevli motorlara şöyle bir baktı ve geçin der gibi işaret yaptı. Pasaport falan soran olmadı. Artık Bosna Hersekteyiz.

    Bir 40 – 50 km daha gittik bu sefer Bosna Hersekten çıkıp yeniden Hırvatistan’a girdik. Yine pasaport soran yok.. Metkoviç şehrine doğru gidip tekrar Bosna Hersek sınırına vardık. Pasaport sorulmadan kolayca Bosna Hersek’e girdik.

    [​IMG]


    [​IMG]


    İlk hedefte tarihi Mostar şehri var. Şehre girdiğimizde ilk kez Burak’la birbirimizi kaybediyoruz. Ufacık şehirde olmaması gereken bir şey bu ama oluyor işte. Zaten burada görülecek tek yer Mostar köprüsü deyip oraya gidiyorum. Burak’ta aynı şeyi düşünmüş . Yolda bulduk birbirimizi. Motorları uzakta bir yere bırakıp yürüyerek eski köprü dedikleri mostar köprüsüne ulaştık.

    Burası tamamen Türk kokuyor. Her şeyiyle bize ait olduğunu hissediyorsunuz.. Bu köprü Neretva nehri üzerine 15 yy da Kanuni Sultan Süleyman yaptırılmış. Ama Yugoslavyanın bölünmesi sırasında çıkan iç savaştan nasibini almış ve Hırvat topçularının hedefi olmuş bu köprü. Savaştan sonra Türkiye ve Unesco tarafından orijinaline uygun olarak yeniden yapılmış.. Sonrasında bir turizm merkezi haline gelmiş yılların eskitemediği ama silahların yıktığı bu köprü.

    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Tekrar yoldayız.. Keyifli bir yolda ortalama 70- 80 km hızda giderken birde önümüze bir polis fırladı. Meğer radarla kontrol varmış ve biz meskün mahalde yani, hız sınırının 50 km olan bölümünde 70 ile girmişiz. Burak polislere motorların düşük hızda hararet yapacağını bu yüzden bu hızda olduğumuzu anlatıp işi kurtarmaya çalışırken polisler Türk olduğumuzu anlayınca ceza yazmadı ve dikkat etmemizi öğütleyerek gitmemize izin verdiler..


    Saraybosnadayız. Geniş caddeli modern binaların bulunduğu bölümden geçerek Başçarşı denilen bölgeye ulaşıyoruz. Burada tablo birden değişiyor kendimizi daha rahat hissediyoruz. Daha güvende hissediyoruz. Çevremizde bir sürü cami var En fazla iki katlı ahşap yapılar, Osmanlı tarzı mimari eski küçük Osmanlı kasabalarını hatırlatıyor. Hemen kalacak yer aramaya başlıyoruz..Bir Türk’ün sahibi olduğu Zemzem Hostelde yer buluyoruz. Burada iki gün kalacağız. Hemen yerleşip temizlendikten sonra aç olduğumuzu hatırlayıp bir şeyler yemeye gidiyoruz.

    Bir restorantta tavuk suyu çorba ve cevapci dedikleri köfteden söylüyoruz.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Günlerdir yollarda fast food ve bizim damak tadımıza uygun olmayan yemekler yemek zorunda kalan bizler sonunda karnımız doyarak masadan kalkıyoruz. Cevapci bizim bildiğimiz İnegöl köftenin aynısı, Sıcak pidenin içine konularak servis ediliyor. Çok lezzetliydi. Bildiğimiz pek çok yemeği bulmak mümkün burada Fiyatları da son derece makul. Yemekten sonra şöyle bir kısa yürüyüş yapıp otele dönüyoruz.

    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  19. Tamer Atay

    Tamer Atay Kıdemli Üye

    Kayıt:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    133
    Beğeniler:
    184
    Şehir:
    Mardin
    Motosiklet:
    Honda
  20. o.somuncu

    o.somuncu Organizatör

    Kayıt:
    6 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.258
    Beğeniler:
    846
    Şehir:
    Dikili - İZMİR
    Motosiklet:
    Yamaha
    Paylaşım için teşekkürler Tamer bey,ilgiyle takip ediyoruz!..Turunuzu keyifle tamamlamanız dileğiyle..
     
    Mert bunu beğendi.