*interneti çok dikkatli kullanınız!*

Şenol SEL

Forum Bağımlısı
Kayıt
27 Şubat 2009
Mesajlar
9.464
Beğeniler
9.023
Yer
Altıntaş Mudanya - Bursa
#1
*İNTERNETİ ÇOK DİKKATLİ KULLANINIZ!*


Bu haftaki konuğumuz olan İnan Taptık, 1961 İstanbul doğumlu. Ankara
İktisadi Ticari İlimler Akademisi mezunu. İlk bilgisayarını 1982'de aldı.
Hayatını uzunca bir süre yazdığı programlardan kazandı. Ancak, 40 yaşında
kendini emekliye ayırıp teknede yaşamaya başladığı günlerde bir sorunla
karşılaştı: Hobi olsun diye hazırladığı internet siteleri sürekli
hack'leniyordu. "Kendimi hacker'lardan nasıl korurum?" diye bir araştırma
yapınca, ABD'nin bilgisayar güvenlik firması Hacker Safe'le tanıştı.

Taptık, şirket merkezinin pek çok güvenlik araştırmasından geçtikten sonra
Türkiye temsilcisi oldu. Halihazırda büyük firma ve kuruluşların data
güvenlik sistemlerini koruyan Taptık'la günlük hayatımızı internetin son
tehlikelerinden nasıl koruyacağımızı konuştuk:

*Bilgisayarda ciddi bela var*

Sizinle buluşmadan önce telefonda konuştuğumuzda internet kullanıcıları için
ciddi bir beladan söz etmiştiniz. İsterseniz o konudan başlayalım?..

Bu, sadece internet kullanıcıları değil, bilgileri bilgisayar ortamında
kayıtlı olan, yani herkesin sorunu: Kimlik hırsızlığı. Kimlik bilgileriniz,
adresleriniz, numaralarınız, şifreleriniz, banka işlemleriniz, alışveriş
tercihleriniz, hepsi çalınıp, başkaları tarafından kullanılabilir.

*Bu eskiden de mümkün değil miydi zaten?*

Elbette, hacker'lar şifre kırarak yapardı. Ama, artık çok daha kolay. Hacker
olmayan, daha az yetenekli biri bile artık kimliğinizi çalabilir.

*Değişen ne?*

Çünkü, artık wireless (kablosuz internet) var ve kullanımı hızla artıyor.
Aldığınız ve yolladığınız e-mail'lerden bankacılık bilgilerinize kadar
ekranınızdaki her şey okunabiliyor.

*Kim okuyabiliyor?*

İsteyen herkes. Mesela, wireless'ı olan kahve zinciri dükkânlardan birine
girdiniz. Ya da havaalanındasınız. Veya otelde... Oradaki wireless'a
bağlandınız ve işlem yapıyorsunuz. Yaptığınız her şey arka masadaki ya da
yan odadaki biri tarafından rahatlıkla görülebilir.. Buna "blackberry" gibi
cihazlar dahil...

*Başkasının bilgisayarındaki bilgileri nasıl izliyorlar peki?*

Çünkü, bu wireless dediğiniz şey aslında zaten bir yayın. Ve herkes
tarafından çok kolay izlenebilir bir yayın. Sizin bilgisayarınızla wireless
router'ı arasında havadaki sinyalleri herkes izleyebilir. Üstelik bunu
yapmak öyle fazla bir yetenek de gerektirmez.

- Peki, acaba o bahsettiğiniz kafeler ya da havaalanlarında şöyle tipler var
mıdır; birilerinin gelip bankacılık işlemlerini wireless'tan yapmasını
bekleyenler... Yani avını bekler gibi?..

Tabii ki çok... Bazen kredi kartı kullanarak bir şey alanları beklerler...
Bazen de gizli aşığıyla yazışanları... Bu da bir tür kapkaç sonuçta.
"Wireless kapkaççılığı"... Ve bu tüm dünyanın da en yaygın siber suçudur.

*Wireless'e dikkat edin*

*Öneriniz?..*

Kesinlikle, wireless bağlantılı yerlerde bilgisayarınızdan sadece gazete
veya haber portallarına bağlanın, hiç değilse insanlarla sizin için risk
taşımayan bilgilerinizi paylaşmış olun.

*Açık alanlarda durum böyle, ya peki evlerimizdeki wireless'ı kullanırken?..
*

Sizi evinizde monitor edecek kimse yoktur, ancak, burada da çok başka bir
sorunla karşı karşıyasınız. O da yetkisiz kişiler tarafından sizin wireless
internet hattınızın kullanılarak suç işlenebilmesi...

Banka dolandırıcılığı, çocuk pornosu vs. gibi... Belki üst komşunuz, belki
de aşağıdaki lokantada oturan, hatta belki de arabasını sizin evinizin önüne
park eden biri sizin wireless'nızı kullanarak birtakım suçlar işleyebilir.

*Wireless şifremizin olması yetmez mi?*

Yetmez. Onu da çok kolay bir şekilde kırıyorlar. Hatta nasıl kırılacağını
bilgisayar dergileri ek olarak verdi. Google'a "wireless şifre kırma"
yazınca bile yüzlerce program bulunuyor.

*Ee o zaman evde de wireless kullanmayalım?..*

Yok, kullanabilirsiniz, ama internet dünyasındaki mantık hep aynıdır: Tolere
edebileceğiniz riskleri taşıyın. Çalınmasını tolere edemeyeceğiniz
bilgilerinizi kablolu internet üzerinden yazışın. Ayrıca, sadece yazışmamak
da yetmez, işiniz yoksa wireless'inizi kapatın. Programın içine girip
disable edin. Hatta şifrelemek için de birkaç önerim olabilir: Kablosuz
internet modeminizin ayarlarından bağlanacak bilgisayarınızın MAC (Media
Access Control ) numarasını tanımlayabilirseniz, başka bir bilgisayar sizin
sisteminize bağlanamaz.

Bir de üreticilerin verdikleri standart cihazlardaki IP numaralarını
değiştirirseniz hacker'ların işlerini çok zorlaştırmış olacaksınız. Daha
başka yöntemler de var, ancak, bu yöntemler herkes tarafından kolay
uygulanabilir ve her şartta standart şifrelemeden çok çok daha güvenlidir.

*Kablolu internetin olmadığı yerlerde GPRS ile bağlanmak?.. Biraz fazla
tuzlu oluyor, ama güvenli mi?*

Tabii daha güvenli. Çünkü şifrelenerek giden bir sistemi kullanıyorsunuz.
Onun için bunu scan etmek zor. İlla ki edilir de çok daha zor ve daha büyük
bir teknik yapı gerektiriyor.

Bilmeden suçlu olursunuz

*Peki, bu yüzden başına iş açılan insanlar var mı Türkiye'de?*

Az değil. Mesela bir adamın oğlu yurtdışına eğitime gittiği sırada çevreden
bağlanan birisi onların wireless'ıyla suç teşkil edecek materyaller
indirmiş. Tabii ki polisler IP'sini tespit edip adamın kapısına gelmişler.
Adam şok. Bilgisayarı açmayı bile bilmiyorken hakkında dava açılmış.

Mahkemeye birkaç kez gidip geldikten sonra gerçek ortaya çıkmış. O yüzden de
herkese wireless'larıyla ilgili güvenlik önlemlerini bir kez daha gözden
geçirmelerini tavsiye ederim.

*ANNEANNELER BİLE FACEBOOK'ÇU OLACAK*

Cumartesi günü itibariyle Türkiye'den Facebook'a üye sayısı 1 milyon 415 bin
768. Taptık, bu ilginin daha da devam edeceğini, çünkü kullanıcıların henüz
Facebook'un gerçek dinamiklerini keşfetmediklerini söylüyor. Mesela, henüz
aile ağaçlarının kurulmadığını belirten Taptık, "Bu demektir ki Facebook'a
daha anneanneler, babaanneler, dedeler de üye olacak" diyor.

*Size de bir 'Cookie' bırakılmış olabilir*

*Bu "cookie bırakmak" nasıl bir şey?*

Diyelim ki bir internet sitesine girdiniz. O site daha sonra yine
geldiğinizde sizi tanıması için, size hiç söylemeden bir "cookie" veriyor.
Sonra, bir daha ziyaret ettiğinizde o site size, "Merhaba bilmem kim" diyor.
Ama, bazı cookie'lerin işi bu kadarla da bitmiyor. Akıllı cookie'ler sizin
ne yaptığınızı, başka hangi sitelere girdiğinizi, hatta mouse'nızın tüm
hareketlerini takip edebiliyor. Böylece, o cookie hakkınızda epey bilgi
toplamış oluyor.

*Ne işe yarıyor bu bilgiler?*

Online mağazaların çok işine yarıyor. Kim olduğunuzu, ne aldığınızı, satın
alma alışkanlıklarınızı öğreniyorlar ve ona göre satış stratejisi
geliştiriyorlar.

*Peki bunu istihbarat kuruluşları da yapabilir mi?*

Eğer, istihbarat kuruluşlarının sitesine girerseniz ve onlar da sizin
bilgisayarınıza bir cookie koyarlarsa sizi izleyebilirler.

6 banka var

Bankalar ne kadar güvenli?

Türkiye'de bankaların data güvenliği biraz sancılı. Altı banka dışında
günlük güvenlik denetiminden geçen banka yok. Oysa, bankalar günde ortalama
30'a yakın güvenlik açığıyla karşı karşıyadır.

*O altı banka hangileri diye sorsak?*

Söyleyemem, çünkü Türkiye'de çok ağır bir Bankacılık Yasası var.
Hatırlarsanız, rahmetli Sakıp Sabancı bile kendi bankası için en güvenli
demişti ve ceza ödemişti.

*Güvenliği iyi olmayan bankalardaki müşterileri bekleyen tehlike ne?*

Hesap bilgilerinin ortaya çıkması ya da hesapların boşaltılması.

*O zaman hiç değilse şunu söyleyin: Tüketici neye göre banka seçmeli?*

Bu işte tüketicinin uzaktan anlayabileceği bir ayraç yoktur. Tek
yapılabilecek şey, banka güvenliğiyle ilgili haberleri yakından takip
etmektir.

*Hani, hiç hack'lenemeyen bir site vardı, o hâlâ ayakta duruyor mu?*

Evet, hâlâ hack'lenemedi. Amerikan deniz piyadelerinin "marines.com"
sitesi... Yıllardır, en çok atak alan sitelerin başında geliyor, ama hâlâ
indirilemedi. Çünkü güvenliği çok sağlam.

*Türk hacker'ların ünü sürüyor mu?*

Hacker'likten kazanç elde etme konusunda Ruslar bir numara, ama milliyetçi
tarzda davranış biçimi olarak hâlâ bir numara Türk hacker'ları.

*E-mail kaydediliyor*

Aslında, biz yazışmalarımızı ne kadar korursak koruyalım, bunlar zaten
görülüyor değil mi?

Hepimizinki görülmüyor, ama hepimizinki algoritmalı bir düzende izleniyor.

*Kim tarafından?*

ABD, TC ve her kim istiyorsa... Ancak, bu izleme ülkeler tarafından
elektronik, yani data boyutundaki progr*****lara yaptırılıyor.

*O nasıl oluyor?*

Temel olarak kullandığımız sistemi, bir telefon sistemine benzetirsek biraz
daha anlaşılır olur. Sizinle aramızda direkt bir hat olmadığı için
görüşmeleri erişim noktalarına yani santrallere bağlanarak
gerçekleştiriyoruz. Böylece, hem ulusal internet omurgamız üzerinden hem de
uluslararası internet omurgası üzerinden iletişim sağlamış oluyoruz. Tabii,
bu sırada da tüm yazışmalarımız geçici bir süre için sistem tarafından kayıt
ediliyor. Bu kayıtlar insan gözüyle değil, programlar tarafından yapılıyor.

Ama, ne zaman ki izleyenler, "A kişisinin e-mailleri okunsun, hesaplarına
bakılsın" der, ya da ne zamanki program o e-maillerin içinde bazı kelimelere
rastlar, işte o zaman insan gözüyle takip seviyesine geçer.

*Bu kayıtlar nerede yapılıyor?*

İnternet omurgasından hat alınan herhangi bir yerde.

*Böyle bir teknolojiye devletler mi sahip, yoksa canı isteyen herkes mi?*

Güç odakları ve otorite sahipleri. Canı isteyen ve yetenekli bir hacker,
ancak, iki kişi arasındaki yazışmayı kayıt edebilir, ama o omurgadan çıkan
bütün yazışmaları tarayamaz.

*Büyük güç otoritelerini kenara koysak, şirketlerde durum nasıl?*

Birçok şirkette patronlar, çalışanlarının iş yerinde kullandıkları tüm
ekranlarını izler. Üstelik, sadece şirketinizin e-mail adresinden yaptığınız
yazışmaları değil, başka bir e-mail adresiniz varsa, onu da izlerler. Ve bu,
emin olun, sanıldığından daha yaygın bir uygulamadır.

*Arama motorunu kandırabilirsiniz*

*Arama motorlarında, kişi ya da kuruluşlar hakkında çıkan olumsuz bilgileri
yok etmenin imkânı var mı?*

Yok edemezsiniz, ama arama motorunu kandırabilirsiniz. Çünkü, yapılan bir
araştırmaya göre, arama motorlarının ilk sayfasını açıp, ikinci sayfaya
geçmeyenlerin oranı yüzde 88. Dördüncü sayfaya kadar gelenler ise sadece
yüzde 1. Yani, hakkınızda istemediğiniz bilgileri yok edemezsiniz, ama 2'den
sonraki sayfalara ötelerseniz, gözden kaçırmış olursunuz. Çünkü, kimse
bakmıyor.

*Peki, bu öteleme kolay bir şey mi?*

Hiç değil. Üstelik pahalı. Çünkü istenmeyen bilgileri sonraki sayfalara
kaydırıp, ilk sayfayı temizleyebilmek için en az 100 farklı kritere uygun ve
en az 100 site, haberi yeniden kurgulamak gerekiyor.

*'Zede' uyarısı *

*'Facebook'zedeler başladı mı? *

Birkaç çeşit zede var. Birisi kendi adına başkaları tarafından adres
alınanlar. Böyle bir duruma karşı yapabilecek tek bir şey var, o da
kullanmasanız bile Facebook'a üye olmanız, kendi isim hakkınızı almanız.
Artık, başkaları isminizi kullansa bile gerçeği de orada durmuş olur.

*Başka zedeler? *

Fotoğrafı kullanılanlar var. Facebook'a konulan resimlerin üzerinde oynamak
mümkün. Ya da o resimleri başka ilişkilerin içine yerleştirmek... Bu

durumlarda yapacak hiçbir şey yok. Ne mahkemeye gidebilirsiniz ne de o
resimleri yok edebilirsiniz. Resimlerinizi her türlü kişi tarafından
kopyalanıp kullanılabileceğini düşünerek seçin.

*Kendi sayfanızı kapatsanız? *

Her zaman böyle bir hakkınız var, ama kendiniz Facebook'tan çıksanız bile
başkasının albümündeki fotoğraflarınızı silemezsiniz. Bu tamamen o kişiye
kalmış.

Aslında, kötülük yapmak isteyenler için internet inanılmaz güzel bir mecra.
Kadınlar, çocuklar, erkekler... İsteyen herkes için kötülük üretilebilir.

Sanki, "Facebook'a girmeyin" der gibisiniz, ama galiba siz de
Facebook'tasınız?

'Facebook'a girmeyin' demiyorum. Ama, riskleri bilin ve bu riskleri tolere
edebiliyorsanız, taşıyabiliyorsanız girin. Orada karşılaşabileceklerinizi
bilin. Fotoğraflarınızı ona göre koyun.

Facebook'taki konumunuzu belirleyin. Ama, yok, ben bu riskleri tolere edemem
ve riske de açığım diyorsanız o zaman meraklarınızı yenmenizi öneririm.
 
Yukarı